TÜRKİYE'NİN CARİ AÇIK SORUNUNA BİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ:

SAĞLIK TURİZMİ

Turizm döviz getiren bir aktiviteden olmaktan, çıkıp başlı başına bir ihracat kalemine dönüşebilir mi?
20.yüzyılın son çeyreğinde başlayan Küreselleşme süreci sonucunda yeniden şekillenen 'Yeni Dünya' ekonomilerine baktığımızda; bir ülkeye ait ödemeler bilançosunda giderlerin, gelirlerden daha fazla olması anlamına gelen 'Cari Açık' kavramının sadece Türkiye'de değil aynı zamanda birçok ülkede ekonomik bir gerçeklik olduğunu görüyoruz. Ancak Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler grubunun bu konuda yaşadığı sorunun önemi; Cari Açığın, Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının artış eğiliminde olması sonucunda cari açığın başlı başına bir ekonomik sorun olmasının yanı sıra diğer bir çok ekonomik sorunun da tetikleyicisi konumunda olmasından kaynaklanıyor.

Örneğin cari açığın finansmanı için kamu kaynakları üzerinden daha fazla harcaması yapılması bütçe açığını doğururken, bütçe açığının finansmanı için kamu gelirlerinin artırılması gerekliliği ise yurt içi tasarrufları (domestic savings) düşürüyor. Düşen yurt içi tasarruf miktarı ise büyüme oranını düşürerek, yatırım ve istihdamı olumsuz etkiliyor. Düşük yatırım ve istihdamın sonucu olarak devletin beklediği bazı gelirlerden mahrum kalması ise cari işlemler dengesi üzerinden tekrar cari açığa sebep oluyor. Kısaca oluşan bu kısır döngüde cari açık, hem sebep hem de sonuç olarak işlem görüyor.

Türkiye'nin sanayiye dayalı üretim aşamasında kullandığı ara malı girdilerinin büyük bir kısmını ithal etmekte olduğu gerçeği, Türkiye'yi cari açık sorununa kısa vadede çözüm bulmak için sanayi sektörü yerine hizmet sektörünü ön plana çıkarmak zorunda bırakıyor. Hizmet sektörü dalları arasında ise tarihsel tecrübe, sahip olunan coğrafi-iklimsel avantajlar, karşılaştırmalı maliyetlerdeki avantajlar ve sahip olunan fiziksel-beşeri altyapı gibi sebeplerle yurt dışı kaynaklı turizm, Türkiye için cari açığın azaltılması sürecinde efektif bir alan olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye'de turizmin gelişmesine nispeten olumlu etki eden etkenlerden birisi, genel olarak 'orta gelirli-orta eğitimli-orta kademe çalışan' yabancı turist grubuna hitap eden bir turizm anlayışının Türk turizm pazarlamasına egemen olduğu gerçeğidir. Bu durumun nicelik olarak turist sayısını artırdığı; ama yabancı turistin ülkeye sağladığı ekonomik katma değer anlamında nitelik sorununa cevap veremediği düşünüldüğünde katma değeri düşük 'geleneksel turizm' seçeneği yerine katma değeri yüksek 'alternatif turizm' seçeneğinin pazarlanmasının daha akıllıca olacağı tartışılmaz bir sonuçtur.

Alternatif turizm genel olarak; kongre turizmi, yayla turizmi, kültür turizmi, inanç turizmi, golf turizmi ve sağlık turizmi vb şeklinde alt başlıklara ayrılabilir. Bu alt başlıklar içinde sürdürülebilir olması, ekonomik koşullardan nispeten daha az etkilenmesi, ekonomik getirinin daha fazla olması ve markalaşarak pazar payı oluşturma sürecinin daha nesnel koşullara bağlı olması bakımından sağlık turizmi diğerlerine göre bir adım öne çıkmaktadır.

Kişilerin sağlığına kavuşmak ya da mevcut sağlık durumunu sürdürmek için bulunduğu yerden, oradaki sağlık imkanlarını kullanmak amacıyla başka bir yere gitmesi şeklinde ifade edilebilecek olan 'sağlık turizmi' başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada son yıllarda sürekli büyüyen bir sağlık turizmi ekonomisini de ortaya çıkarmıştır. Özellikle yaşlı nüfusa sahip gelişmiş ülkelerde; yaşlı nüfusun artan sağlık maliyetlerinin karşılanmasında bu ülkelerdeki sosyal güvenlik kurumlarının yetersiz kalması sorununa çözüm olarak, bu ülkelerdeki özel kuruluşların sağlık hizmetlerinin nispeten daha ucuz olduğu ülkelerdeki sağlık kuruluşları ile paket anlaşmalar yaparak maliyetleri daha makul seviyelere düşürme yolunu tercih ederek doğurduğu yeni bir ekonomi şeklinde tanımlanabilecek sağlık turizmi ekonomisi, gerek sahip olduğu ekonominin büyüklüğü bakımından gerekse Türkiye markasının bilinirliğine yapacağı katkı sonucu oluşturacağı dolaylı ekonomi bakımından Türkiye için önemli ihracat kalemlerinden birisi haline gelebilir ve cari açığın azaltılması sürecinde önemli katkı sağlayabilir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUIK) verilerine göre, Türkiye'ye 2013 yılında gelen yaklaşık 40 milyon turistin Türkiye'ye sadece yaklaşık 32 Milyar Dolar tutarında bir katma değer bıraktığını yani kişi başına bırakılan rakamın 1000 Dolar sınırına dahi ulaşamadığını düşündüğümüzde Türkiye'nin Turizm ekonomisinden aldığı payın ne kadar yetersiz bir seviyede olduğu anlaşılacaktır.

Bu konuda yapılan diğer istatistikler ise bize 3-S turizm olarak adlandırılan (Sea-Sun-Sand/Deniz-Güneş-Kum) geleneksel turizm gelirleri ile sağlık turizmi gelirleri karşılaştırıldığında aradaki farkın 4 kata kadar çıktığını başka bir değişle sağlık turizmi için gelen bir hastanın Türkiye için, 3-S turizmi için gelen bir turiste göre 4 kat daha fazla ekonomik değer yarattığını gösteriyor. Bunun sebebinin 3-S turizmin hedef kitlesi ile sağlık turizminin hedef kitlesi arasındaki yaş farkı olduğu bir diğer ifadeyle sağlık turizminin ekonomik problemlerini çözmüş ve sağlığı için para ayırabilecek (genelde 45 yaş üstü) müşteriye hitap ederken, 3-S turizmin genellikle genç ve öğrenci olan kesime yani ekonomik açıdan kısıtlı bir bütçeye sahip müşterilere hitap ettiği gerçeği olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Uzun yıllardır koalisyon hükümetleri tarafından yönetilen Türkiye'de; 2002 yılında yapılan genel seçimlerle, çok partili/parçalı koalisyonlardan oluşan siyasal yapının yerini tek partili/bütüncül bir siyasal yapı almıştır. Bu sayede yakalanan siyasal istikrar, kısa sürede ekonomik istikrarı da tesis etmiş ve Türkiye'yi dengeli ve öngörülebilir bir ekonomik iklime büründürmüştür. Oluşan bu 'Yeni Türkiye' ile diğer alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da olumlu bir ivme kazanılmasının bir sonucu olarak sağlığın planlanması ve uygulanması alanındaki başarılar, Türkiye'yi sağlığın pazarlanması aşamasına geçirmiştir.

Dünya üzerindeki sağlık turizminin yarattığı ekonomi pastasından daha büyük bir pay alabilmesi için; Türkiye'nin sağlık turizmi pazarlaması; Medikal Turizm, Termal/SPA Turizmi ve Yaşlı/Engelli Turizmi alt başlıklarında ayrı ayrı değerlendirilmeli ve bu üçlü yapı birbirini tamamlar bir şekilde tasarlanmalıdır. Yurtdışı kökenli hastalarının Türkiye'deki hastanelerden hizmet alması şeklinde tanımlayabileceğimiz Medikal Turizm, Kaplıca ve diğer doğal kaynaklara dayalı turizmi ifade eden Termal/SPA Turizmi ve dezavantajlı gruplara bakımın yanı sıra rehabilitasyon hizmetini de kapsayarak 2050 yılında dünya Turizm pastasının yarıya yakınını oluşturması beklenen yeni trend turizmi niteleyen Yaşlı/Engelli Turizmi konularında Türkiye'nin en güçlü olduğu sektörlerden ikisi olan sağlık ve turizm sektörlerinin güç birliği yaparak bu alanda ortak politikalar yürütmeleri ve Sağlık, Kültür-Turizm, Maliye ve Ekonomi Bakanlıkları'nın dahil olduğu bir üst koordinatör kurum kurulması Türkiye'nin sağlık turizmi politikasının kurumsallaşmasına ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına çok ciddi kazanımlar sağlayacaktır. Ayrıca sahip olunan sağlık turizmi imkanlarını ülke bazında pazarlama yerine şehir bazında pazarlaman tercih edilmesi, kaynakların koordinasyon ve denetiminin daha hızlı-kolay olmasının yanı sıra bu alanda altyapısı olan şehirlerde kurulacak koordinasyon-irtibat büroları marifetiyle tek elden yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin etki alanı da daha geniş olabilecektir.

Şehirlerin sağlık turizmi politikalarını yönetebilecek organizasyonlara Ankara Ticaret Odası (ATO) bünyesinde kurulan Ankara Kongre ve Ziyaretçi Bürosu güzel bir örnek oluşturmaktadır. Türkiye'de ilk defa bir ticaret odası tarafından kurulan bu büro, Ankara'nın sahip olduğu 'kongre turizmi' imkanlarına sağlık alanındaki altyapısını da ekleyerek uluslararası akredite belgesine sahip 17 hastanesi bulunan Ankara'yı sağlık ve turizm kongrelerine ilişkin projeleri ile Türkiye'nin sağlık turizmi merkezlerinden birisi yapma hedefine katkı sağlamaktadır. Bu tür koordinatör noktaların diğer şehirlerde de artması Türkiye'de sağlık turizmi merkezlerinin belirli bir plana uygun olarak oluşması ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması amacıyla dengeli bir coğrafi dağılım esası gözetilerek konumlandırılmasını sağlayacaktır.
Türkiye'nin sağlık turizmi ile yüksek gelir elde ederek cari açığını azaltması sürecinde üzerinde durulması gereken bir diğer örnek olarak Sağlık Serbest Bölgeleri kurulması verilebilir.

Şu anda Dünya'da sadece Dubai'de bulunan ve Dubai ekonomisine ciddi gelir sağlayan Sağlık Serbest Bölgesi, Türkiye için güzel bir model olabilir. Sağlık Bakanlığı tarafından önümüzdeki yıllarda hayata geçirilecek bir proje olarak duyurulan Sağlık Serbest Bölgeleri, vergisiz ticaret yapılan Gümrük Serbest Bölgelerine benzer bir yapıda kurulacak ve sunduğu vergi muafiyeti ya da düşüklüğü ile yabancı hasta çekmek için cazibe merkezi yaratmayı hedefleyecektir.

Belirtilen sebep-sonuç ilişkileri açısından, Türkiye için geleneksel turizmin yerini alternatif turizmin alması gerektiği, alternatif turizm türleri arasından da yüzde 80'lere çıkan kar marjıyla Sağlık Turizmi'nin adeta bir ihracat ürünü gibi etki yaparak cari açığın azaltılmasında olumlu etki yapacağı açıktır.
      |                              

Göksel ŞENGÖR
Siyaset Bilimci - Ekonomist
25 Temmuz 2014 Cuma
Mesaj Gönder 5460




 Yorumlar
HANDAN DEMIRCI yorum yaptı... Yorum Ekleyin
Güzel bir değerlendirme olmuş 27.07.2014

Yazar tarafından,hepimizden gözünden kaçan ama Türkiye'ye önemli faydaları olacak bir konuda güzel bir değerlendirme yapılmış.

Hikmet TOSUN
Yazara Mesaj gönderin
ALAADDİN KÜLLİYESİ'NİN SİNOP TURİZMİNDE VE GELECEĞİNDE YERİ VE ÖNEMİ

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAKANLIK ÇED RAPORLARINI OKUMADAN MI ONAYLIYOR?

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
ÇİN PAZARINDA KIRMIZI TURİZM

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ULUSAL DEĞERLER, YEREL KATKILAR

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
ALZHEİMER HASTALARI İÇİN GÜZEL VE KOLAY 50 AKTİVİTE

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE TAM ERİŞİLEBİLİRLİK

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
HAVALİMANLARI TAŞIMACILIĞINDA TEKELLEŞME TARTIŞMASI... Yorum VAR !

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
KİBYRA ANTİK KENTİ

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .