TURİZM VE SOSYAL MEDYA...

İlk önce satış vardı.

Şimdi satış ve pazarlama var. Gelecekte ise yalnızca pazarlama olacak…

Sunulan ürün ve hizmetlerin hızla çoğaldığı, giderek birbirine daha çok benzemeye başladığı bir zamanda yaşıyoruz. Her geçen gün seçenekleri artan ve kafası daha fazla karışan insanlar hâliyle doğru seçimi yapabilmek için yeni yöntemlere başvuruyor.

Küreselleşen dünyamızda sizinle aynı veya daha cazip bir hizmeti sizden daha uygun fiyatlarla sunacak birilerinin ne zaman ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Yeni girdikleri pazarlardan daha fazla pay almak isteyen büyük sermayelerin gerektiğinde bir süre zarar etme pahasına da olsa iyi hizmet vererek rakiplerini nasıl zorladıkları ortada. Böyle bir gücünüz olmadığı halde rekabet stratejinizi fiyatlar üzerine kurduğunuz takdirde er veya geç maliyetlerinizi kaliteden taviz vereceğiniz ölçüde düşürmek zorunda kalabilirsiniz.

Fakat kusurlu bir hizmeti saklamanın imkânı kalmadı. Her türlü haberi sosyal medya üzerinden anında tüm dünyaya ulaştırmak mümkün. Bilgi paylaşımındaki bu özgürlükten dolayı bir ürün veya hizmeti satın almadan önce hepimiz sosyal paylaşım platformlarındaki yorumlara bakma ve diğer seçeneklerle kıyaslama ihtiyacı duyuyoruz. Sizi tanımak isteyenlerin bakacağı bu platformlara memnun müşterilerinizi yönlendirilerek olumlu görüşlerini diğer insanlarla paylaşmalarını sağlamak bu açıdan önemli. Sizinle olumlu bir tecrübe yaşamış bir kişiyi tekrar müşteriniz olmaya ikna etmenin maliyeti de sizi hiç tanımayanları ikna etmekten daha düşük. Ancak kaliteli hizmet vermek tek başına yeterli değil. “Ben üreteyim, pazarlamasını başkası yapar '' anlayışı üzerine kurulu olan tekstil sektörümüzün Çin in devreye girmesiyle yaşadıklarını unutmayalım.

Açıkça görülüyor ki insanların özellikle sizi tercih etmelerini sağlayabilmek gün geçtikçe sertleşen rekabet koşullarında en önemli husus hâline geldi. Kısacası katma değeri olan ve fark yaratan özgün bir marka ortaya koymak şart. Bir ürünün fiyatını herhalükarda o ürünün insanlar için ifade ettiği değer belirliyor. Dolayısıyla iyi bir pazarlama stratejisine de ihtiyacınız var. Revlon un “Fabrikada kozmetik üretir, mağazalarda umut satarız '' sözü herşeyi özetliyor aslında. Birçok seçeneği olan ve bakımlı yollardan çıkmayan insanlara 4x4 araçlar başka nasıl satılır ki?

Oyunun kuralları değişiyor ve kartlar yeniden dağıtılıyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yol açtığı dönüşüme ayak uyduramayan tur operatörlerinin otellerin doluluğunu sağlaması da gittikçe zorlaşacak. İnsanlar artık hiçbir katma değer üretmeyen aracılar istemiyor. Dünya genelinde seyahat amacıyla yurt dışına çıkanların sayısında ciddi artışlar yaşanmasına rağmen tur operatörleri arasında yaşanan iflaslar, satın alma ve birleşmeler sadece bir başlangıç. Turist nasıl olsa bende konaklıyor diyen oteller veya ben taşıyorum diyen havayollarının yakın zamanda tur operasyonunu da üstlenmelerine şaşırmayalım.

En kısa hâliyle talep yaratma olarak tanımlayabileceğimiz pazarlama ile yaratılan talebin aksiyona dönüşmüş son safhası olan satış birbirine karıştırılmamalı. Hepimiz satın almadan önceki karar verme aşamasında kontrolün tümüyle kendimizde olduğunu hissetmek istiyoruz. Pazarlama esnasında insanları doğrudan satın almaya yönlendirmek ters tepebilir. Oldubittiye gelmek istemeyenler korunma içgüdüsüyle sizinle aralarına bir duvar öreceklerdir. İnsanlara kendinizi anlatma ve mesajınızı iletme imkânını kaybedebilirsiniz. Talep yaratabildiğiniz ölçüde satış dijital teknolojiler sayesinde zaten teferruata dönüşmekte.

Geniş kitlelere ulaşabilmek için uzun bir süre televizyon, radyo, billboard, dergi, katalog veya gazete gibi geleneksel mecralar kullanıldı. Sonrasında telepazarlama ve sms ler de buna eklendi. Fakat dünya artık online ve daha da önemlisi mobil. İnsanların internet ve özellikle sosyal medya platformlarında geçirdikleri vakit artıyor. Tüm dünyayla iletişim kurabiliyoruz. Dijital dünyada güçlü bir şekilde temsil edilmenin önemini kavrayan firmalar dijital pazarlamaya ayırdıkları bütçeleri her yıl ciddi oranlarda arttırmakta.

Fakat ister geleneksel olsun ister dijital pazarlama olsun, şimdi gelelim asıl meseleye…

Hangimiz televizyonda reklamlar başladığında kanalı değiştirmiyoruz ki? Reklam amaçlı e-posta veya sms leri kaç kişi alıcı gözle inceliyor? Youtube daki bir videonun başında çıkan reklamları kim sonuna kadar izliyor? Doğru mecralarda doğru işler ortaya koymak kaydıyla bu yöntemlerin tabii ki bilinirliği ve satışı artırmaya yönelik katkıları var. Fakat insanlar gün geçtikçe daha yoğun bir şekilde maruz kaldıkları reklam bombardımanından iyice sıkılmış durumda. Araştırmalar her geçen gün daha fazla markanın çeşitli yollardan insanlara ulaşarak ürün veya hizmetlerini pazarlamaya çalıştığı geleneksel yöntemlere giderek duyarsızlaştığımızı, bu şekilde iletilmeye çalışılan mesajlara olan güvenin hızla kaybolduğunu gösteriyor. Bunun nedenlerine hiç girmeyelim. Ancak güven ve samimiyet kavramları bile artık başlıbaşına pazarlanabilecek birer unsur.

İlk bakışta eşit şansa sahip görünen on erkeğin aynı kadınla evlenmek istediklerini düşünelim. Dokuz aday hanımefendinin karşısına dikilip sahip oldukları olumlu özelliklerinden bahsediyor ve kendisine evlenme teklifinde bulunuyor. Bir aday ise önce hanımefendinin nelerden hoşlandığını öğreniyor ve ilgisini çekecek, onu etkileyecek her fırsatı en iyi şekilde değerlendiriyor. Kendisini romantik bir akşam yemeğine çıkarıyor, çantasını taşıyor, kapıları açıyor ve sandalyesini tutuyor. Üşüdüğü zaman ceketini çıkarıp veriyor. Sizce hangisinin şansı daha fazla? İşte geleneksel pazarlama ile yeni pazarlama anlayışı arasındaki farkı bu şekilde özetleyebiliriz.

Olur olmaz yerlerde insanların karşısına çıkarak birşeyler pazarlamaya çalışmak yerine önce dikkatlerini çekmek ve merak uyandırarak kendi istekleriyle size gelmelerini sağlamak çok daha iyi sonuçlar vermeye başladı. Bilgi ve iletişim teknolojilerini ürün veya hizmetlerinizden önce kendinizi pazarlamak için kullanmayı öğrenin. Fakat bunun için kapsamlı bir içerik pazarlamasına ihtiyacınız var.

Seyahat etmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seviyorsunuz diyelim. Düz bir şekilde sadece kendi turlarını pazarlayan bir acentanın mı yoksa farklı ülkeler, şehirler ve kültürler hakkında ilginizi çeken bilgiler, seyahat yazıları ve görseller paylaşan bir acentanın mı web sitesi ile sosyal medya platformlarında daha fazla vakit geçirir, ürünlerini inceler ve içeriklerini paylaşırdınız? İstediğiniz kadar web sitenizden, blogunuzdan ve sosyal medya hesaplarınızdan bahsedin; insanların ilgisini çeken ve geri gelmelerini sağlayan asıl husus bunların içinde ne olduğu ve nasıl sunulduğu.

İçerik pazarlaması ulaşmak istediğiniz insanların ilgisini çekecek bilgilendirici ve eğlenceli içerikleri makale, fotoğraf, video, infografik, e-kitap, e-bülten, ses yayınları ve benzeri şekillerde üretip paylaşmaktır. Bilgi içeren içerikler sizi insanların gözünde yaptığınız işte bir otorite haline getirebilir. Eğlenceli içerikler ise bilinirliğinizin yanısıra markanıza duyulan sempatiyi arttırır. İnsanların katılımını sağlayan ve kendi aralarında da paylaşmak isteyecekleri içerikleri üretebildiğiniz ölçüde onları gönüllü elçileriniz hâline getirirsiniz. Bu şekilde viral bir etki yaratarak milyonlarca kişiye ulaşmak mümkün. İçerik pazarlaması insanların sizi merak etmesini sağlar ve onları sizin hakkınızda daha fazla bilgi edinmeye teşvik eder. Satın alma dürtülerini uyandırır ve marka sadakati oluşmasında önemli katkıları olur. Geleneksel pazarlama yöntemlerine göre daha iyi geri dönüşler sağlayan içerikleri oldukça düşük maliyetlerle üretmek mümkün olduğu için yüksek pazarlama bütçesi olmayanlar için de çok büyük bir fırsat.

Google kaliteli içeriğe sahip sayfalara arama sonuçlarında öncelik vereceğini açıkladı. Kullanıcılarına daha iyi hizmet vermek isteyen Facebook da benzer bir sistemin peşinde. Meselâ antik kentlere kültür turları düzenliyorsunuz. Antik döneme ilgi duyan ve hedef kitlenizin başında yeralan insanların internette bu konularla ilgili çeşitli aramalar yaptıklarını ve içerikler paylaştıklarını tahmin etmek hiç zor değil. Hedef kitlenizin ilgisini çekecek kaliteli içerikler üretip yayınlamış olmanız sizi farketmelerini kolaylaştırır. Üstelik yayınladığınız içerikler siz kaldırmadığınız sürece reklamınızı yapmaya devam eder. Arama motorlarında üst sıralarda yer almanızı kolaylaştıracak doğru anahtar kelimeleri kullanmayı da ihmal etmemelisiniz tabii. Paylaşımlarınızın kalitesi sizi rakiplerinizden farklı bir konuma taşır ve daha çok kişi ürünlerinizi merak etmeye başlar. Hiç akıllarında yokken insanlar müşteriniz olmak isteyebilirler.

Birçok konuda kafamız karışmış durumda. İşinizle ilgili alanlarda insanlara yol göstererek yardımcı olan paylaşımlar güven verir. Bebek ürünleri satan yeni kurulmuş bir marka sadece bebek bakımı ile ilgili kaliteli içerikler paylaşarak çok kısa bir sürede piyasanın en önemli oyuncuları arasına girdi. Sağlık turizminde hizmet veren bir acenta ulaşmak istediği kişilerin sağlıkla ilgili en çok merak ettiği konularda doyurucu ve anlaşılır içerikler paylaşabilmeli.

Sonuç alacak bir içerik pazarlaması için herşeyden önce kimlere ne şekilde ulaşmak istediğinizi iyi bilmelisiniz. Paylaştığınız içerikler kesinlikle marka imajınız ve insanlara vermek istediğiniz mesajla uyumlu olmalı. Klasik müzik dinleyenler için arabesk şarkılar paylaşmayın. Hedef kitlenizi yakından tanıyıp onlar gibi düşünebilmeli ve paylaşımlarınızın nasıl bir algı oluşturacağını önceden görebilmelisiniz. İçeriklerinizi ulaşmak istediğiniz insanlar için oluşturduğunuzu unutmayın. Hedef kitlenizin ilgi alanları, beğenileri, takip ettiği mecralar ve konulara yönelik paylaşımlar daha fazla etkileşime yol açar. Özellikle sosyal medya bu konularda ve hattâ insanların hangi gün hangi saatlerde daha fazla online oldukları hakkında somut veriler sunuyor.

İçerikler ilgi çekici, kaliteli ve özgün olmalı. Olduğu gibi başka bir yerden kopyalanmış, diğerlerinden hiçbir farkı olmayan paylaşımların bir getirisi olmaz. Vereceğiniz bilgiler başka yerlerde geçebilir. Fakat bu durum konuları özgün bir üslupla kendinize has bir şekilde yansıtmayacağınız anlamına gelmiyor. Konuyu nasıl aktardığınız, hangi hususları öne çıkardığınız, nasıl bağladığınız, ne gibi görsellerle desteklediğiniz gibi birçok ayrıntı özgün olmanız ve farkınızı ortaya koymanız için yeterli.

Birkaç paylaşımla sonuç almayı beklemeyin. İçeriklerin çeşitliliği, hangi saatlerde hangi mecralarda neler paylaşacağınız gibi birçok ayrıntıyı göz önünde bulunduran kapsamlı bir stratejiniz olmalı. Yeri geldiğinde bir yazı paylaşırsınız, yeri geldiğinde bir haber veya fotoğraf. Bazen de etkileşimi arttırmak için hedef kitlenizin ilgisini çekecek bir soru sorarsınız. İçerik pazarlamasıyla oldukça başarılı sonuçlar aldıklarını gören markalar bu iş için profesyonel kadrolar oluşturmaya başladı bile.

Ulaşmak istediğiniz kesimlerin gündemini de takip etmelisiniz. Travel and Leisure dergisinin Kasım sayısında yayınlanan habere göre Kapalıçarşı dünya genelinde turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında yeralıyor. Sadece bu haberden sonra bile internette Kapalıçarşı ile ilgili yapılan aramalarda ciddi artışlar yaşanmıştır. İstanbul programı olan bir acenta bu ve benzeri fırsatları kaçırmamalı. Yurt dışı turları pazarlayan bir acentanın bedelli askerliğin tartışıldığı şu günlerde “Diğer ülkelerde zorunlu askerlik hizmeti nasıl? '' başlıklı bir yazı paylaşmış olması gibi. Göbeklitepe ye olan ilgi tüm dünyada hızla artmakta. Göbeklitepe ye tur düzenleyen bir acenta bu ilginin daha çok insan tarafından farkedilmek ve ilgilerini çekmek için önemli bir fırsat olduğunu görebilmesi gerekiyor.

İçeriklerinizde insanları samimi bir şekilde ürün veya hizmetlerinizin tanıtıldığı mecralara yönlendirmenizde hiçbir sakınca yok. Fakat rahatsız edecek şekilde kendinizi ön plana çıkarmayın. İnsanlar reklamlardan zaten sıkılmış durumda ve paylaşımlarınız spam etkisi yaratmamalı. Ya bırakın içeriklerinizin kalitesi farkınızı ortaya koysun ve reklamınızı yapsın veya yapacağınız reklamı içeriklerinize yaratıcı ve ince bir şekilde yerleştirin. Üstünden marka etiketini kaldırdığınızda o içerik halâ ilgi çekiyorsa doğru yoldasınız.

İçerik pazarlamasının önemli bir özelliği de insanların katılımını sağlayabilmesi. Sosyal medyada en çok beğeniyi alan tatil videosu veya fotoğrafını çeken müşterilerinizi ödüllendireceğiniz çeşitli yarışmalar düzenleyerek hem daha fazla insana ulaşır hem de kaliteli tanıtım görsellerine sahip olabilirsiniz.

İnsanlar her zaman hikâyeleri sevmişlerdir. Eğer iyi bir hikâyeniz varsa sizi dinlerler. Biz özeliz demek kimseyi etkilemiyor. Kendisi hakkında aksini iddia eden yok zaten. Sizi diğerlerinden farklı kılan ne? Hedef kitlenizi etkileşime geçirecek, onların katılımını sağlayacak dürüst hikâyeler yazıp anlatabilirsiniz. İnsanları hikâyelerinize dâhil edin. Müşterilerinizin sizinle ilgili kendi hikâyelerini anlatmalarına izin verin ve bunu diğer insanlarla paylaşın. Takipçilerinizin ne kadar arttığına siz bile inanamayacaksınız.

Basit görünen tek bir fikrin büyük bir etkiye yol açabildiği bir zamanda yaşıyoruz. Konser vermek üzere İstanbul a gelen Lady Gaga köpeği Asia ya hitaben odasına bırakılan “hoşgeldin '' notunu oteli öven ifadelerle birlikte sosyal medyada paylaşınca Raffles İstanbul u bir anda tüm dünya öğrendi. Yeni açılmış olan otelin sadece bu paylaşımla ulaştığı bilinirliği ve sempatiyi düşünün. Yarattığı farkındalığın yanısıra bir önceki döneme göre yaklaşık kırk kat daha fazla bağış toplanmasını sağlayan Ice Bucket kampanyası da başarılı bir içerik pazarlamasıydı aslında.

Labrador cinsi sevimli bir köpeğin koşarak denize atlamasını sırtına yerleştirilen GoPro kameranın gözünden gösteren kısa bir video sadece yedi günde yaklaşık on bir milyon hit aldı (http://goo.gl/Gif2a1). Uygun bir yerinde isminin göründüğü buna benzer bir video çeken bir otel izleyicileri web sitesi ile sosyal medya platformlarına yönlendirerek çok ciddi bir ziyaretçi artışı sağlayabilirdi.

Videolar insanlara en çok ulaşan iletişim aracı olmaya başladı ve trend hızla bu yönde yükseliyor. Özellikle bir dakika veya daha kısa süren videolar. 2017 de paylaşılan içeriklerin yüzde 70 inin video olacağı öngörülüyor. Online video izlenme oranları şimdiden televizyonu geçmeye başladı. Daha çok kişiye ulaşmak isteyen markaların iyi kurgulanmış ve profesyonelce çekilmiş kısa videolara ihtiyaç duyacağından kimsenin bir şüphesi kalmadı. Google ın Youtube satın alması ve arama sonuçlarında Youtube videolarına da öncelik vermeye başlaması, video paylaşımı konusunda Facebook ve Youtube arasında yaşanan savaş bu yüzden.

İddialı bir acenta meselâ müşterilerine Topkapı Haremi ni gezdiren rehberlerinin bir anda Kanuni veya Hürrem e; Troya da Priamos, Hektor veya Helena ya dönüştüğü kısa bir filmle “Bizimle gezmekle kalmaz, yaşarsınız '' mesaj iletebilir. Esprisi olan bu ve benzeri kısa videolarla bir anda tüm dikkatleri üzerinize çekebilirsiniz.

Yeni tanıştığımız insanlar üzerinde dış görünüşümüz, vücut dili ve ses tonumuzla birkaç dakika içerisinde ilk izlenimi oluştururuz. Gerçekte kim olduğumuz ve ne söylediğimiz hep bu izlenim üzerine kurulur. İlk izlenimi sonradan değiştirmek oldukça zordur. Bir markanın görsel kimliği de bundan farklı değil. Logonuz, web sitenizin görsel tasarımı, kurumsal renkler ve paylaştığınız görsellerin kalitesine dikkat etmelisiniz. Daha çok insana ulaşmak istiyorsanız yakın zamanda video içerikleri üretmekten kaçamayacaksınız fakat laf olsun diye çekilmiş kötü videolardan da uzak durun. Bilgi içeren videoların doyurucu olması, kısa olması ama hiçbir şey ifade etmemesinden önemli. Tansiyonu düşürmedikleri sürece tanıtım videolarının da çok kısa olmasına gerek yok. Ama geri kalan videoların bir dakika veya altında olmasında yarar var.

Kedi paylaşımlarının ne kadar popüler olduğunu hepimiz biliyoruz. Sevimli bir kedinin misafir olarak ağırlandığı yirmi dört saati eğlenceli bir şekilde ele alan kısa bir film veya fotoroman tarzı seri bir çalışma bir otelin etkileşimini ciddi bir biçimde arttırabilir. Vestel in Youtube üzerinden paylaştığı “Kedi kazanır '' reklamında sokak ve barınaktaki kedilere dikkat çektiği gibi sosyal bir mesaj vererek hayvanlara duyulan sempatinin suistimal edildiği yönünde gelebilecek eleştirilerin önünü de kesebilirsiniz.

İletişim çağındayız. Stratejik iletişimin önemini anlamaz ve günümüzün tüm iletişim imkânlarını sonuna kadar değerlendirmezseniz kaybedersiniz. Bilgi üretme ve diğer insanlarla paylaşma boyutu sivil toplumun gücü ile birleşince online itibar bir zorunluluk haline geldi. Bu alanlarda bıraktığınız boşlukları başkaları her an sizin adınıza istedikleri şekilde doldurabilir. İletişim imkânlarını ancak bir saldırı olduğunda gard alıp savunmaya geçmek için kullanmak bir işe yaramıyor. Şirketler için sürdürülebilir bir gelecek planının ancak toplumun duyarlılığı ve değerleri ile birlikte oluşturulabileceği artık çok açık. Sosyal sorumluluk bir hayırsever işi olmaktan çıktı.

Turizm ve sosyal medya konusunun ele alındığı bir panelde katılımcılardan biri kedileri zehirlediklerine dair TripAdvisor da otellerine atılan bir iftiradan bahsetmişti. Tahmin edeceğiniz üzere yorumun silinmesi sağlanmış. Aktif bir iletişim stratejisi olmayan bir firma ile ilgili olarak sosyal medya platformlarında karşılaştığımız olumsuz yorumlar kötü bir izlenim bırakıyor. Böyle bir durum karşısında yorumların silinmesi ters tepiyor ve iftira dâhi olsa insanlar birşeylerin saklanmaya çalışıldığını düşünmeye başlıyorlar. Artık dijital dünyada var olmanız değil nasıl var olduğunuz önemli.

Kedileri zehirledikleri iddia edilen otelin yetkilileri “Bugün tüm kedilerimizi aşılattık '' veya “Artan yemekleri hayvan barınaklarına ulaştırdık '' benzeri paylaşımlarla sokak hayvanlarına karşı kurumsal duyarlılıklarını usulüne uygun bir şekilde duyurabilselerdi atılan iftiranın inandırıcılığı da olmayacaktı. Fakat iletişimin asıl görevinin algılanan gerçeklik ile mevcut hakikati uzlaştırmak olduğunu da unutmayalım. İletişim gerçekler üzerine kurulduğunda başarıya ulaşıyor. Gerçeklerle örtüşmeyen çalışmalar ise vaziyeti bir süreliğine idare edilebilse de eninde sonunda ters tepiyor. KLM nin “Lost & Found Dog '' fiyaskosu buna güzel bir örnek.

Kısa sürede güncelliğini yitirmeyecek bilgiler içeren yazılarınızı, hikâyelerinizi, sosyal sorumluluk projelerinizi web siteniz veya kurumsal blogunuzda yayınlayabilirsiniz. Fakat insanlar için web siteniz genellikle kararlarını verdikten sonra hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan ürünlerinizi satın alabildikleri son durak. İnsanlara çok daha kolay bir şekilde ulaşılabildiğiniz sosyal medya platformları ve hedef kitlenize yönelik niş sosyal ağlar içerik pazarlaması için en stratejik mecralar. Diğer platformlarda yayınladığınız içeriklerinizin bağlantılarını ilgi çekici başlıklarla sosyal medyada paylaşıp insanların dikkatlerini çekerek ziyaretçi sayınızı arttırmalısınız. Bu aşamada karşılarına iddianıza yakışır bir web sitesi çıkaramıyorsanız işiniz zor zaten. İyi bir site tek başına müşteri getirmeyebilir ama yanlış bir site kolaylıkla müşteriyi kaçırır.

Başkalarının sizin yerinize bir hesap oluşturmasını engelleyebilmek için tüm sosyal medya platformlarında kurumsal birer hesabınız olmasında fayda var. Ancak birden fazla markanız ve markalarınızın farklı hedef kitleleri yoksa her platformda birer hesabınızın olması yeterli. Sosyal medya “herhangi bir şey paylaşalım '' denemeyecek kadar hassas bir alan. Sonuç alınmak isteniyorsa hesaplar iletişimi bilen kişilerin kontrolünde olmalı. Daha çok hesap daha çok kalifiye elman demektir. Aynı platformda birden çok hesabınızın olması insanların sizi takip etmesini de zorlaştırır.

Hangi platformları daha aktif kullanmanız gerektiği ise tamamen ulaşmak istediğiniz kitle ile alâkalı. Meselâ Twitter Amerikalılar için önem kazanırken Almanlar için aynı şey geçerli değil. Y ve Z kuşağına İnstagram ve Whatsapp la ulaşmak daha kolayken özellikle alım gücü yüksek Boomer ve X kuşağı Facebook u favori olarak görüyor. Facebook bizim favorimiz ancak burada daha aktifiz diyen beyaz yakalılara ulaşmak isteyenler LinkedIn i de ihmal etmemeli. Turizmciler için tabii ki TripAdvisor da olmazsa olmazlar arasında. Sıklıkla karşılaştığım hatalı bir yaklaşıma da kısaca değinmeliyim. Kişi profilleriyle veya grup kurarak Facebook ta kurumsal bir algı oluşturamazsınız. Her halükarda kurumsal bir Facebook “sayfa '' nız olmalı. Google a girişilen yoğun bir rekabetten sonra Facebook un 19 milyar dolara satın aldığı Whatsapp ın bir süre sonra iddialı markaların müşteri iletişimi için kullandığı en önemli araçlarından biri hâline geldiğini görürsek şaşırmayalım. Whatsapp ın şu an nasıl kullanılabileceği konusunu ise hayal gücünüze bırakıyorum.

Ne demişler; sosyal medya kullanmayanı sefil, doğru kullananı vezir, yanlış kullananı rezil ediyor. Kimisine göre altın yumurtlayan tavuk, kimisine göre ise zehirli elma…

E-Posta:sahinulukanligil@gmail.com
Facebook:https://www.facebook.com/shahinulukan
Twitter:https://twitter.com/SahinUlukan
          |                              

Şahin ULUKANLIGİL

10 Aralık 2014 Çarşamba
Mesaj Gönder 5098



 Yorumlar

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
SOSYAL MEDYADA TURK TURİZMİ

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
MİLLİ PARK'I YAPILAŞMAYA AÇAN PLANI YARGI İPTAL ETTİ!

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
GAP YTK BAŞKANLIĞINA KADIN ADAY OLURSA...

Hikmet TOSUN
Yazara Mesaj gönderin
İNANÇ TURİZMİNDE SEYİT BİLAL İBRAHİM HAZİRESİ

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
BESLENME ENGELİYLE SEYAHAT ETMEK...

Serdar Taştanoğlu
Yazara Mesaj gönderin
HOŞGELDİN BABACIĞIM I Yorum VAR !

Dursun YILDIZ
Yazara Mesaj gönderin
ÇORLU TREN KAZASININ FAİLİ SU'YUN KUVVETİ Mİ.?

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
SELANİK TÜRKLERİNDİ –I-

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ANADOLU SU KÜLTÜRÜ MERKEZİ Yorum VAR !

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .