Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly

TIPKI HAYATIM GİBİ BU BAŞLIKTA BİR KLİŞE:“ASLOLAN YOL”

Kaybedişlerimin kronolojik olarak kendime ispatı.

Sen 20.yy da Anadolu da dünyaya gelmiş bir kadınsın. Hayır, sen hala ne diye umutlar beslersin? Sana daha kaç işaret lazım? O bardan hiç çıkmayacaktın kızım sen. Senin gibilerle kalıp, güvenli sularda ilerleyebileceğin tek limandı orası. Duvarları senin resimlerinle doluydu aslında, sen göremedin; hikayelerin hepsi senin hikayendi, fark edemedin. Şimdi üzerinden on üç yıl geçtikten sonra idrak ettiğin loserlığının kronolojik ispatını yazıyorsun. Yazıyorsun ya gönderemeden dergi kapanır diye de öyle çok korkuyorsun ki. (THA Editörünün okura notu: dergi kapanmadı ama editör işten ayrıldığından bu muhteşem yazıyı kahkahalarla gülerek yayınlama keyfi bana kaldı.)

Sabah beş, Eskişehir de bir otelde kahvaltıcıyım. Üniversitede okuyorum ama derse hiç giremiyorum. Bu otele kahvaltıcı olarak girebilmek için henüz otel yapımına başlanmamış sahada kurulan küçük şantiyeye girip; “beni bu işe almalısınız, turizm okuyorum, bu iş için biçilmiş kaftanım '' diyorum. Çalışmam gerek, nedeni; para yok. Üniversite kampüsünün dışına atılmış Turizm Fakültesine gitmek için kilometrelerce yol kat etmekte hiç cazip değil hani. Bu da varmış bilinçaltımda demek, on üç yıl sonra kavrıyorum.

Neyse oradan çıkıyorum saat 14.00 de, 18:00 a kadar boş zamanım var. 18:00 de o bara gideceğim çalışmaya. Evet, evet azmin bu kadarı, bravo çalışkan kız, böyle devam et. O mendebur ifade suratına gelip çökene kadar çalış, milyoner olacaksın çünkü. Bırak, meymenetsiz kalsın suratın, gülüşün damağına kaçsın, kahkahan diyaframını şişiremeyen cılız bir nefese dönüşsün, boş, boş feveran etsin vücudunda, oksijen diye taşıdığın.

İspanya dan mektup geldi otelde çalışırken. Zincirin İspanya daki oteline başvurmuştum kahvaltı şefi olarak, kabul etmişlerdi beni, okul bitmeden gidecektim. Ulen, aferin kızım sana.
Çağırdı beni otel müdürü, bir çay söyledi. Başladı konuşmaya; bende deli cesaret, heyecan, yaparsın kızım söylemleri.

Adam önce tebrik etti, sonra bana ‘balık dedi. Adam resmen bana “balık“ dedi. “Bak Sezen; büyük denizde küçük balık olmak var, bir de küçük denizde büyük balık olmak. Sen küçük denizde büyük balık olacaksın. Burada kalmalısın. ''

Yollamadı adam beni, ben de ısrar etmedim. Balıktım çünkü, gerçekten karada yaşayan bir balıktım. Şimdi küçük denizde mal gibi bir balinayım, havuzda bir yunus; sığamıyorum kabıma.

Otelde devam ederken çalışmaya, eğlenelim diye yaptığımız, sadece personelin okuduğu bir fanzinin editörlüğü düşmüştü bana. Karanlık bir oluşumdu, otelde dönen dolaplar gizli mesajlarla yazılırdı. Kıs, kıs gülerdik okurken.

Çamaşırhanede dağıtımı yapılırdı el altından, kendimize eğlence yaratmıştık. Bir gün bu dergi otelde devamlı kalan bir müşterinin eline geçti. AVM de açılacak bir teknoloji mağazasının müdürünün eline. Adam beni çağırdı; “sen gel, bizim şirkette reklam departmanında çalış '' dedi. Hemen yarın başlayacaktım, “şaka mı bu“ dedim, heyecan yaptım, gittim müdüre.

Adam bir çay söyledi ve başladı yine konuşmaya; “Bak Sezen, sen turizm okudun, herkes kendi bildiği uzmanlaştığı işi yapsa bu ülkede ne kadar ilerlerdik, maymun iştahlı olma, mesleğine devam et. ''

Evet ben kahvaltı uzmanıyım, peynirlerin kraliçesi, reçellerin She-Ra sıyım. Nereye gidip reklamcı olacaksın kızım. Ne anlarsın sen reklamdan.
Sonra bana bu nasihatleri veren şerefsiz, gitti aynı mağazaya müdür oldu. Turizm sektöründe de uzman değildi demek ki, insanlıkta olamadığı gibi.

O gün, hayatımın yedi yılını geçirdiğim, canım Eskişehir den gitmeye karar verdim. Başka şehirlerdeki teknoloji mağazalarına başvurdum. Ankara dan cevap geldi. Görüşmeye gittim, hiç heyecanlı değildim artık. Ömrümün üç yılını o mağazanın rafları arasında PS3, Nintendo ve X Box oynayarak, kendim gibi balıklarla geçirdim, yaşadıklarını hemen unutan, unutmazsa mendeburluğu kabul edeceğini bildiğinden, umursamaz, başka balıklarla, oyun ve eğlence departmanında, tozlu film ve müzik DVD lerini temizleyerek.

Bir balık olarak Ankara da yaşamanın ekstra kasveti çöktü üzerime. İzmir e dönmek için kullanmalıydım son enerjimi, annemi de özlemiştim. Farklı bir heyecan lazımdı bana hayatta, sektör değiştirmeliydim.

Bir havayolu şirketine başvurdum. Bir santimetre ile kaybetmedim bu sefer. 1.60 tı boyum. Diyar diyar gezecektim. Alice Harikalar Diyarında yı yeniden okumaya başlamıştım. İçimde uçacak olmanın dayanılmaz hafifliği vardı. Ağır eğitimler ve “Uçak Kazası Raporu '' dolu aylar sonrasında kabul edildim.

- Evet gençler; nereye uçuyoruz, Fransa, o çok içimde kalan İspanya, Monaco prensliği, Andorra krallığı, Peru, Şili, Küba… Hangisi?
- Neeee Diyarbakır mı?
- Sabah üç mü?
- İlk uçuş ulan bu, naptınız…
- Dört bacak Diyarbakır mı?
- Diyarbakır ın nesi meşhur?
- Sigara içecek yer var mı orada?
- Kaptan kim? O suratsız mı?


Psikologdan, uçamaz, uçuş fobisi vardır, raporu alana kadar dört yıl devam etti Diyarbakır uçuşları. Yok, bu da gol değildi. Olmadı yine.
İnsanlara bir şeyler anlatsam, masal falan, kırsala mı yerleşsem, bir STK da mı çalışsam acaba, aslında şöyle güzel bir masa başı işi olsa.

Bir sürü Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri okulu açılıyormuş, duydun mu Sezen? Eğitmenlik tam senin işin, zaten gönüllü bir sürü eğitim de verdin şirkette, motivasyon falan anlattın. Ales mi lazım ne lazım? Turizm okumanın faydasını şimdi göreceksin kızım. Bir sürü gençle bir arada cıvıl, cıvıl öğrenip duracaksın. Okumak işin olacak. Zaten yaş oldu otuz bir, artık çırpınıp durma, aslında sen bir balıksın hem, unutma.
İnsanın sahip olduğu en büyük ceza olabilir umut etmek. Ya da bana özel olabilir…

YÖK kararıyla, Türkiye de belki de ilk kez olarak, üniversiteye öğrenci alımı durduruldu. Kaldık Ediler ve Büdüler. Boş koridorlarda kısa metrajlı gerilim filmleri çektim ikinci senenin sonunda.
Bu yazıyı yazana kadar bir loser olduğumu hiç kabul etmedim ben. Bu hikayelerin, taşı sıksam suyunu çıkarırım, pazarda limon satar yine kazanırım, azim ve kararlılığıyla ilgilendim. Ulan zaten buymuş bütün mesele. Ta en başta, o barda çalışmaya başladığımda bir kabullenseymişim her şeyi…

Sonra o adama âşık oldum. Çok pis âşık oldum. İnsan zaten bir kez âşık oluyor sanırım hayatında. Gerçi ben balıktım ama yine de o adama âşıktım.
O henüz bir loser olduğunun farkında değil. Oysa hayatındaki en büyük şansın beni tanımak olduğunu söylemesi, onun da bir loser olduğunun ispatı değil mi?

Şimdi biz bir dünya seyahatine karar verdik. Azimle taşı delecektik, sistemden çıkacaktık, ait olduğumuz sulara dönecektik. Bütün hazırlıkları yaptık, dosyaları hazırladık. Gönüllülük esasına dayalı ömrümüzün, yarısının fotoğraflarını ekledik dosyaya. Motorlarımızla, saçlarımızda rüzgâr, altı kıta, dünya yansın, losersam loserım, gidiyorum ya lan sonunda. Bir üniversite destekledi projeyi. ‘Altı kıtadan ilham veren kadın hikâyeleri toplayacaktık. Benim hikâyelerimin anlamsızlığının aksine, güçlü kuvvetli hikâyeler olacaktı içinde. Belki birileri okur da güç olurdu, kuvvet olurdu ruhuna. Mesela dört yüz yıllık bir ağaç kesilmesin diye iki yılını o ağacın üstünde yaşayarak geçiren Julia nın hikâyesini yazacaktık.

O hafta sonu Eskişehir e, o üniversite kampüsünün dışına atılmış fakülteye bir kere daha yolum düşmüştü. Gözlerimin ışıltısı baktığım her yere yansıyordu, kalbim yerinden çıkacaktı. Daha önce gittiklerimi, kaçtıklarımı, yazdıklarımı duyan hocalarım desteklemişti projeyi. Yola çıkacaktık. Darbe dediler, TBMM yi vurdular, bir şeyler oldu, nöbete durdu insanlar. OHAL geldi. Biz yine kaldık.

Okul ile görüşmeler hoş sohbet, muhabbete döndü, rektörler gitti, yenileri henüz gelmedi, okullarda proje onaylayacak dekanlar gitti. Herkesler can derdinde, koltuk savaşları gösterimde… Ulan herkes gitti biz yine kaldık.
Şimdi böyle diyorum ama kaybetmeye katlanma eşiğim ne kadar yüksekse artık, hiçbir şey beni denemekten yıldıramıyor. Yoksa daha önceki seyahat tecrübelerimden ders alır dünyayı dolaşmaya falan kalkmazdım.

Mesela on dört yaşımda Avrupa ya gitmenin o dönem en ucuz ve en popüler yolu olan folkloru keşfetmiştim. Dünyalar tatlısı canım ananeceğim buldu buluşturdu parayı yolladı beni. Bütün arkadaşlarımdan farklı olarak yamuk Pisa yı, paslı Eyfel i ve absürt İspanyol merdivenini görmek yerine tek isteğim Louvre Müzesini görmekti. Uzun yolculukta uyumuşum, gözlerimi açtığımda karşımda müze vardı ama otobüste kimse yoktu. Öyle bir uyumuşum ki kimse uyandıramamış, onlarda beni otobüse kilitleyip şehri gezmeye gitmişler. Cama yapışık ufak bir vatoz gibi Louvre Müzesi ni izleyerek insanların dönmesini bekledim.

Tayland a gittiğim o yıl tarihinin en büyük seli oldu. Khao San Road ta yüzen bir lastiğin içinde şehri gezdim.

Nepal de deprem oldu. Fay yuttu şehri, canımı zor kurtardım.

Guatemala da Fuego yanardağı patladı, kaldığım şehre tahliye verildi. Küllerin arasında ızgarada pişmiş balık gibiydim.

Kaliforniya da doğalgaz ana hattında patlama oldu, bütün bir tatili oğlum hanginiz ossurdu esprisine maruz kalarak geçirdim.

Sicilya da Ağustos ortasında yanardağa tırmanırken inanılmaz bir fırtınaya yakalandım. Yıldırım çarptıysa da hissetmedim artık.

Daha önceki seyahatlerimde başıma gelen talihsizliklerin tek başıma seyahat etmemden kaynaklandığını düşünerek Amerika ya üç kız arkadaşımla gittim. Bütün seyahati AVM otoparklarında seviyor, sevmiyor yaparak geçirdim. Son gece gönlüm olsun diye gittiğimiz mekanda, barın üstünde isyan dansı yaparken ayağımı kırdım.

Hopi rezervasyonunu bulduk Arizona da. En büyük hayallerimden biriydi yerlilerle temas; belki kalırdım be abi orada. Peyote seremonisi peşine, geçmişimin lanetinin sır perdesini aralamak üzere düşmüştüm. Kara ile karşılaştım. Uzun uzun sohbet ettik. Tepee çadırına, Peyote seremonisine davet etti bizi. Oğlum imkansız, bu bir mucize, bu kadar kolay olmamalıydı, var bir şey hadi hayırlısı dedim.

Kiraladığımız dev Jeepi bildiğin çölün ortasına mıh gibi sapladık. Yine kaldık. Uzun uğraşlar sonunda kurtardığımız jeepin arka koltuğuna oturduğumda; meyve falan keser, yeriz diyerek havlunun arasına sarıp sarmaladığımız bıçağın soğuk çeliğinin; “ben, arka koltukta gideceğim biraz '' dememle popoma saplanması bir oldu. Tabi çelikle tanışmam, bir Kızılderili şifacısıyla tanışma ihtimalimi tüketti.

Aslına bakarsanız talihsizlikle sonuçlanmamış bir hikâyemin de var olması sebebiyle hala hayata dair umudumu koruyorum. Şöyle ki; Chang Mai de günlerce sırt çantamla yersiz yurtsuz dolaşmanın yorgunluğunu atmak için girdiğim, inin, cinin top attığı masaj salonunda bir saat masaj için ablalarla anlaştım. Mumlar ve tütsüler yakıldı, perdeler çekildi, kıyafetler komple çıktı. Kendimi büyülü Thai masajına teslim ettim. Salya akıta akıta uyumuşum. Kimse uyandıramamış, bırakmış gitmiş ablalar. Sabah uyandığımda, çırılçıplak vaziyette, bir yer yatağında hiç bilmediğim bir dükkânda uyumuş ve yepyeni bir güne kazasız belasız başlamıştım.

South Park ın Kenny siyim ben, her bölümde ölürüm. Ben ölmeden bölüm bitmez.
Nasıl yaşadım lan ben bu hayatı, yazarken daraldım. Hani okumazsan haklısın. Üzülmem yani niye okumadı şimdi bu yazıyı diye.

Öyle anlamlı sanıyoruz ki varlığımızı; ne kadar saçma. O barda kalacaktım ya da hala kaybedecek enerjim var. Bu bir seçim. Neyi seçtiğinin önemi yok, asıl olan yol… Bu resme baksam anlarmışım zaten her şeyi uğraşmadan.
          |                              

Sezen SEÇGİN
Gezi Yazarı
14 Nisan 2017 Cuma
Mesaj Gönder 1105



 Yorumlar

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
OLAY SALCAN'DAN BURAM BURAM ANADOLU FOTOĞRAFLARI

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
İBRADILI ÇANAKKALE KAHRAMANI UNUTULMADI

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
SEZON BAŞLIYOR –II

Fatih DEMİRHAN
Yazara Mesaj gönderin
ENDONEZYA NOTLARI-1

Dursun YILDIZ
Yazara Mesaj gönderin
TRANS KAFKASYA'NIN SINIRAŞAN SU YÖNETİMİ

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
BURAM BURAM ANADOLU-33 Yorum VAR !

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM HAFTASININ TÜM OKULLARDA KUTLANMASINI ÖNERİYORUZ

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
BOOKİNG.COM KONUSUNDA Yorum VAR !

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları

Türkiye iç hat uçuşlarda biletbayisi uçak bileti servisini tercih edebilirsiniz


. . .