ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -5:

KÜÇÜK AYASOFYA CAMİ ve HAZİRESİ

Küçük Ayasofya Cami, Fatih ilçesi Cankurtaran semtinde tren yolunun kıyısında, Kadırga ile Cankurtaran semtleri arasında yer alır. Cami, Ayasofya ’ nın da kurucusu olan Justinianus tarafından 530 yılına doğru inşa ettirilmiştir. İki eserin plan bakımından bazı benzerlikler taşıması sebebiyle buraya Türk devrinde Küçük Ayasofya denilmiştir. Bir efsaneye göre 1. Justinianus, amcası 1. Justinos un aleyhine bir ayaklanmaya karıştığı için cezalandırılacağı sırada azizlerden Sergios ve Bakkhos’un ,Justinos’un rüyasına girerek lehinde tanıklık etmeleriyle kurtulmuş ve imparator olunca da şükran borcunu ödemek üzere bu azizlerin adına bir kilise yaptırmıştır. İstanbul un fethinden sonra bu arazi satın alınır ve kilise sultan II. Bayezid in Babüssade Ağası Küçük Hüseyin Ağa bin Abdülhay tarafından 1510 yılında camiye çevrilir. (1) Cami merkez alınarak türbe, zaviye, medrese, sıbyan mektebi, dükkânlar ve hamamdan meydana gelen büyük bir külliye oluşur. Külliye 1740 yılında Sadrazam Hacı Ahmed Paşa tarafından büyük ölçüde tekrar yenilenir. 1758 yılındaki yangından sonra bir kez daha elden geçirilir. 19. yüzyılın sonunda inşa edilmiş tren yolu yapıya çok zarar verir ve 20. yy da buraya Balkan savaşlarından kaçarak sığınan mültecilerin yerleştirilmesi ciddi hasarlara yol açar. Yapı oktagonal planlı olup üzerindeki kubbe, tam olarak dörtgen oluşturmayan duvarlara oturtulmuştur. Yapının üç yanındaki galeriler sekiz köşeli bu kubbeli mekanı çevreler.

Küçük Ayasofya erken Hıristiyan döneminin merkezi planlı, çevre dehlizli, galerili yapılarının en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Binanın bugün ön cephesini çevreleyen zaviye odaları ile çevrelenmiş avlusunda bir de 18. yy da inşa edilmiş olan şadırvan yer almaktadır. Bizans dönemindeki avlusunun yerinde bugün Osmanlı döneminde eklenmiş klasik bir beş bölmeli ve her bir bölmesinin üstü kubbe ile kapatılmış bir son cemaat yeri bulunmaktadır. (1-2-3-4 nolu resimler )




Türbe
Küçük Ayasofya Camii’nin kuzey tarafında, kesme taş ve tuğladan inşa edilmiş sekizgen planlı ve üstü çatıyla örtülü türbe Kapı ağası Hüseyin Ağa’ya aittir. Ayvansarayi onun idam edilerek hayatına son verilmiş olduğunu bildirir. II. Beyazıt döneminde haremde görevli olan Babüssade Ağası Hüseyin, vergi kaçırmakla suçlanmıştı. Padişah ağanın kellesini istedi. Bostancılar Hüseyin Ağa yı Küçük Ayasofya Camii nin avlusunda yakaladılar. Hüseyin Ağa kiliseden camiye çevirdiği Küçük Ayasofya ya sığınmak istemiş ve belki de Allah a yalvararak durumdan kurtulmayı dilemişti. Bostancılar Hüseyin Ağa nın başını Küçük Ayasofya nın avlusunda kestiler. Hüseyin Ağa nın bedeni başını kolunun altına alıp yürüdü. Bostancıların şaşkın bakışları arasında bir süre yürüyen ağanın bedeni yere yığıldı. Düştüğü yere türbesini yaptılar. Halk tarafından türbeye konulan bir levhada Kesikbaş Hüseyin Ağa yazılıdır. Klasik üslupta gösterişsiz bir yapı olan türbenin bir cephesinde hacet penceresi olarak düşünülen muntazam kesme taş kaplamalı bir kemer yapılmıştır. Esas giriş bunun yanındaki cephede açılmıştır ve mermer sövelerle geçmeli bir kemere sahiptir. Türbe son yıllarda camiyle birlikte tamir görmüş cepheler elden geçirildiği gibi üst pencerelerinin alçıdan fil gözü dışılıkları yenilenmiştir. Bu küçük yapının saçak silmesi dört kademeli bir korniş halindedir. Çatının tepesinde ise boynuz biçiminde tunç bir alem vardır. içeriden türbenin üstü ahşap bir çatıyla kaplıdır. Türbenin içinde yanyana iki sanduka bulunmaktadır. Bunlardan biri Hüseyin Ağa ’ya, diğeri ise Halvetiyye tarikatının Şabaniyye kolundan Şeyh Hacı Kamil Efendi’ye aittir.


Zaviye—Medrese
Cami şadırvan avlusunun batı kısmını sınırlayan zaviye sonraları medreseye dönüştürülmüştür. Ayvansarayi ‘nin otuz altı hücreli olduğunu bildirdiği zaviyenin otuz iki hücresi tespit edilmiştir. Planı Pervititich’in sigorta planlarında yer alan medresede 1918 tarihli kayıtlardan askerler tarafından işgal edilmiş yirmi dört hücre bulunduğu anlaşılmaktadır. Zamanla harap duruma gelen medrese düşkün vaziyetteki ailelere barınak olmuş ve 1950’1erde bir restorasyon görmüş. ancak arkasından eski durumuna düşmek üzereyken Ahmet Yesevi Vakfı tarafından 1993 yılında temizlenmiş ve onarılarak vakıf merkezi haline getirilmiştir.

Küçük Ayasofya Cami Haziresi

Küçük Ayasofya Caminin kuzeyinde ve doğusunda oldukça geniş bir hazire yer almaktadır ancak bu hazirenin geçmişte bugünkü halinden en az 5-6 kat daha fazla olduğu bilinmektedir. Geçmişte büyük bir mezarlık olan cami haziresi İstanbul un yoğun göç almasına dayanamamış ve Küçük Ayasofya Cami haziresi de bu yağmadan payını almıştır. Bilhassa tren yolu yapımı, butik otellerin işgali, Sultanahmet camisine çok yakın bir konumda olması ve vb nedenlerden dolayı hazire gittikçe küçülmüş ve bugünkü halini almıştır. Altı yüz yıla yaklaşan tarihi bir camide bu kadar az mezar taşı olması bu tezimizi doğrulamaktadır. Bu hazire gerek Sultanahmet Camine yakın ve denize nazır bir konumda olması, gerekse bu caminin yer aldığı külliye içerisinde Osmanlı nın önemli tarikatlarından biri olan Halvetiyye tarikatının Şabani koluna ait bir medresenin bulunması nedeniyle yoğun ilgi görmüştür. Sadece Halvetiyye tarikatının müntesiplerinin gömüldüğü bir yer değildi bu hazire ayni zamanda bu tarikata gönül vermiş saray-ı hümayun ağalarının, Yeniçeri ocağına mensup bazı birlik komutanlarının ve erlerinin, Küçük Ayasofya semtindeki dükkânları olan esnafların ve ulemanın da medfun olduğu bir yerdi ve tabi bu seçkin kişilerin defnedilmesine elbette cami mütevelli heyeti karar vermiştir. Caminin banisi Kesikbaş Hüseyin , Sultan II. Beyazid döneminde yaşamış bir harem ağası idi. Bilindiği üzere Harem ağaları ile Enderun teşki¬lâtında Babüssade cemaatine men¬sup ağalar tavâşî (hadım) idi. Ortaçağ da Müslüman ve Türk devletle¬rinde mevcut olan tavâşî veya hadım ağalar Çelebi Sultan Mehmed zama¬nından itibaren Osmanlı sarayında da görevlendirildiler. Bunlar beyaz hadımlar (akağalar) ve zenci hadım¬lar (karaağalar) olmak üzere iki ayrı sınıftı. Akağalar sarayın Enderun bölümünün başladığı yer olan ve Babüssade denilen kapısında gö¬revli olduklarından kendilerine Babüssade ağaları unvanı verilmişti. Amirleri olan Babüssade ağası, ay¬nı zamanda bütün Enderun ve Ha¬rem görevlilerinin amiriydi. (2) Kapı ağaları, padişahlarının savaş¬ta ve barışta ve câmiye geliş-gidişlerinde yanında bulunurlar, göçlerde ve ava çıktığı zamanlarda saraydan ayrıl¬mazlardı.

Küçük Ayasofya cami haziresinde tarikat mezar taşları, Yeniçeri ocağın üst düzey görevlilerinden bazılarının şahideleri, harem ağalarının görkemli mezarları, bilhassa çok zarif bir şekilde hakk edilmiş kadın mezar taşları vardır. Bu hazirenin bir özelliği de öğretilerini gizli icra eden, hiçbir zaman açığa çıkmayan “ Melami '' lerin kendilerine has ve toplu olarak gömüldükleri özel bir “ Melami sofasının “ olmasıdır. Melâmet, sözlükte kınamak, ayıplamak ve sitem etmek manalarına gelir. Melamilik yoluna bağlanan kimseye de “Melâmî“ denir. Melamiliğin bir tarikat olduğunu söyleyenler yanında; kuralları belli bir tarikat olmadığını, her türlü gösterişten ve dünya kaygısından uzak kalmayı benimseyenlerin genel adı olduğunu ileri sürenler de vardır. Bir diğer özellik ise bu hazirede çok sayıda “ Saray kapıcı başılarının ve saray-u hümayun arabacılarının “ defnedilmesidir. Bu durum at meydanının (Sultanahmet ) , Sadrazam İbrahim Paşa Sarayı, Topkapı Sarayı ve Yeniçeri Ocağının kışlalılarının buraya yakın olması ile izah edilebilir. Küçük Ayasofya Cami haziresinde açık olunca mutlaka görülmesi gerekli önemli mezar taşları ise şunlardır: Kesik Hüseyin baş türbesinin önünde yere alan 1222/1807 tarihli Babüssadetüş-şerife ağalarından Has Odabaşı Sofyalı Ahmet Ağanın şahidesi

, 1227/1811 tarihli ve katibi serpuşlu Harem ağası Yusuf Ağa nın zarif şahidesi,

1220/1804 tarihli cephane-i amire ocağının ikinci halifesi Kör Hüseyin Efendi nin yeğeni derdine derman bulamayan 52. Bölüğün çorbacısı (yeniçeri komutanı ) merhum Halil Ağanın çatal kalafat serpuşlu şahidesi önemli taşlardır.

Türbenin önünden Sultanahmet yönüne doğru yürüdüğünüzde yeniçeri komutanlarının ve arabacıların giydiği “ çatal kalafat “ adlı serpuşlu üç şahideyi yanyana görürsünüz. Cami haziresinde yer aldığını düşündüğümüz Melami Sofasına ait taşlardan 1169/1753 tarihli Başbakulu Süleyman Ağa,

1130/1714 tarihli Hacı Muhammed Ağa ve 1148/1732 tarihli mühürdar Hacı Mahmut Ağanın Melami formlu taşları görülmeye değerdir. Melamiler farsça “ bi-ser ü-pa “ ve güzel Türkçemize “başsız-elsiz-ayaksız '' diye çevrilebilecek bir deyim kullanırlardı. Bu üç Melami taşı da bunu doğrular nitelikte başsız (serpuşsuz ) kolsuz ve ayaksız imal edilmişlerdir. Kadın şahidelerinden en güzel iki tanesi yine haziredeki 1263/1847 tarihli gelin tacı formlu Hüma Letafet Hanım

ve 1175/1759 tarihli ve mukarnas desenli Zübeyde Hanımın harika mezar taşlarıdır.

Küçük Ayasofya Zaviyesinde postnişin olan sagir şeyhi Muhammed Efendinin 1186/1770 tarihli mezar taşı ise hazire dışındaki yeşil renkli ve Halveti tarikat serpuşlu olarak imal edilmiş şahidesi ise bahçenin sağ tarafındadır.
(devam edecek )

Mahmut Ökçesiz

13.10.l 2017

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
1. Semavi Eyice, Semavi Eyice, “Küçük Ayasofya Külliyesi '' , DİA, c. 26.
2. http://ahmetsimsirgil.com/harem-agalari/
          |                              

Mahmut Ökçesiz
Profesyonel Turist Rehberi
13 Ekim 2017 Cuma
Mesaj Gönder 697




 Yorumlar
AHMET BALTA yorum yaptı... Yorum Ekleyin
küçük ayasofya 20.10.2017

Sevgili Mahmut Hoca'm, Bu yazı dizisinden çok yararlanıyorum. Emeğine sağlık. Ne çok şey öğreniyorum. Bu yazı dizisi sonunda kitaplaşacaktır umarım. İyi bir kaynak olur. Çalışmalarınızın devamını bekliyorum. Yalnız bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Ben zevkle ve ilgiyle okuyorum ama bu konuya bizim kadar ilgi duymayanları tarihi kısımlardaki ayrıntı bilgi sıkabilir. Tabii ki bu benim düşüncem. Kolay gelsin.

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ANRO TURİST REHBERLERİ ODASI, YENİ YERİNDE

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
HES CENNETİ GİBİ GÖSTERDİLER, CEHENNEME ÇEVİRDİLER!

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
MACARLAR VE TÜRKLER -I-

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
LÜBBEY KÖYÜ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GELECEĞİNDE 55 YAŞ ÜSTÜ TURİSTLER VAR

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
BENİM BABAM ATATÜRK'Ü GÖRDÜ...

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
GASTRO TURİSTLER

Recep YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
2017 TURİZM İSTATİSTİKLERİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .