ANITKABİR –III–

Anıtmezar’ın Anlamı ve Kapsamı

Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimlerin belki de en önemlisi olan laiklik şüphesiz Türk insanına özgür ve çağdaş düşünmesini, skolastik zihniyetin yerine bilime açık, dogmatik unsurlardan uzak evrilebilir bilgiye ulaşmasında köprü olacak eğitim ve öğretimi sistemine yer veren, toplumun bilhassa kamusal alanda dini, uhrevi kaygılardan arındırılmış bir yaşama kavuşturan yaşam biçimini getirmiş, sağlamıştı.

Osmanlı devri Ziya Gökalp’in de dediği gibi bir “ümmet devri“nden çok tarihte onca devlet kurmuş Türkler için bir ‘millet devri olmalıdır. Zira tarihimiz hem Orta Asya menşeili hem de Ön Asya ve Ortadoğulu hem de Kuzey Afrika ve Anadolulu ve de Rumelilidir. Sonuçta Akdeniz i neredeyse çepeçevre yarısını kuşatan üç kıta devleti Osmanlı böyle içine kapanık bir eğitim-öğretim ile birlikte dar kapsamlı Osmanlılık tanımına sıkışıp kalmamalı, Sümerlerden ve Hititlerden başlayan tarihi geçmişi ve 5,2 milyon km kare toprağa hükmetmiş bir imparatorluğun mirasçısı olan Türklerin ufku da, uzak görüşlülüğü de daha geniş olmalıydı.

Gerçek milliyetçilik, Atatürk milliyetçiliği, içe kapanık bir ortaçağ gelenekçiliğinden çok asıl köklere ortak geçmişe, uygarlıklarla olan ilişkilere ve benzerliklere, medeniyet kaynaşmasına ve tarihin derinliklerine inmekle canlanabileceğini ortaya koydu, gösterdi. Türk milliyetçiliği, hem kendi milliyetçiliğine sahip çıkmak hem de başkalarının milliyetçiliğine saygı duymaktı. Milletler başka milletlerle ilişkilerini yüksek tutmak, çağdaş ülkelerin birliklerinde, beraberliklerinde dışarıda kalmamak demekti. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak, demek buydu. O yüzden Ata’nın Anıtkabir i bir veli kabri veya bir ruhani türbesi değil, bir liderin ebedi istirahatgahı olduğu kadar ulusun belleği, buluştuğu merkez, ortak kıblesidir.

Kabrin uzun yıllar ayakta kalabilmesi, doğa şartlarına dayanabilmesi için taştan yapılması elzemdi. Kabri mekânı yani Şeref Holü nün ise dikkat çekici ve diğer mekânlardan ayırt edici özelliğinin göze çarpması içinde yan ve arka plana göre daha yukarıda, farklılaştırılmış ve de ön plana çıkarılmış olmasına dikkat edildi. Abidevi mezar holü müzelerle, Ata nın devrimleri, fikirleri, hatıraları ve fotoğraflarıyla sarıldı. Gölge ve ışık hareketleriyle de alelade bir mezar olmaktan çıkarılarak azamet ve kudret verilmeye çalışıldı. Anıt mezara, İstiklal Savaşı ve Türk İnkılaplarını anlatan rölyeflerle süslenerek adeta bunlar üzerinde yücelen bir değer timsali ayrı bir anlam kazandırıldı.

Anıta doğudan giriş, Aslanlı Yol ile yapılır. Yolun başına iki nöbetçi ile desteklenmiş, dört metre yüksekliğinde bir ön merdivenle çıkılır. Kısa istinat niteliğindeki çepçevre kuşatan sargı duvar sayesinde etraftan yüksek kaideyle desteklenmiş bir mekân ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca birbirini kesen iki güçlü mihverle de hem Ankara Kalesi hem de TBMM ile ilişkilendirilmiştir. Bu iki mihver ortada Tören Alanı nda buluşur ki bu da simgesel olarak Çankaya yı işaret etmektedir.

Şeref girişinden itibaren 180 m uzunluğundaki platform ve etrafında dikili kavaklar, yerdeki belli aralıklarla döşenmiş parkeler ve dizilişleri ziyaretçileri vakarlı bir yönelişe, sessizliğe ve ciddiyete davet etmektedir. Aslanlı yol, 24 Türk boyu ile Hititlerden beridir bu topraklarda kaim oluşumuzu simgeler. Aslanlı Yol un sonundaki döşemeli ön avlunun özel konumu sayesinde Bakanlıklar, Çankaya ve Meclis rahatlıkla görülmektedir ki Ata mızın bolca mesaide bulunduğu mekânlardır.

Avlunun sol tarafında ise Ankara Kale si yönünde Anıtkabir’in platformuna giden geniş bir merdiven başlamaktadır. Buradan Şeref Holü’ne girilir. Asıl anıtsal mezara gelmeden önce de ziyaretçilerin ruhlarında uyanmakta olan sabırsızlık ve biran önce görme arzusu yaratan bir geçiş ve ara bir fasıla vardır. Bekleme evresi birdenbire çok dik yamaçlı bir çıkışa devrolur. Sonra yüksekçe bir ormanı meydana getiren ağaçların arasından yürür nitelikte ilerdeki kabre uzanır büyük bir boşluk içinde, sanki anne rahminde atamız yeniden dünyaya gelecekmiş hissine kapılarak O na yaklaşılır, huzuruna varılır.

Anıtkabir’in yapımı istenilen duruma gelince, Başbakanlıktaki komisyona bağlı yeni bir komisyon tarafından Anıtkabir’e konulacak heykel, kabartma ve yazıların konuları, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki hayatı ve Türk inkılapları ile Atatürk ün devrimlerini anlatacak temalı panoların seçimi yapılıp, sanatçılara verilecek üslup direktifleri için bir diğer sanatçılar komisyonu oluşturuldu. 1 Eylül 1951’de hazırlanan rapor gereği; Anıtkabir’de yapılacak heykel ve kabartmalar, yapının mimari özelliklerine uygun olacak; kabartmalar, istenilen konuyu olduğu gibi değil özetle anlatacak, yani alegorik olacak; kulelere yapılacak kabartmalar kule isimleriyle uyumlu duracaktır.

Aslanlı Yol un başında yer alan heykel grubu da Türk Milletinin ve Atatürk’ün kurtardığı nesillerin O’nun ölümüyle duydukları derin acıyı, niteler şekilde yapılacaktır. Aslanlar yatar ve sakin pozisyonla olacaklar, ikişerli grup şeklinde temsil edileceklerdir. Şeref Holü’ne çıkan merdivenin iki yanındaki kabartmalar ise Sakarya Meydan Savaşı ndan Başkomutanlık Meydan Savaşı na değin geçen evreyi, Kurtuluş Savaşı nın son safhasını ama en önemli kısmını temsil edecektir.

Panolarda “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır...“ ile “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri“ emirleri işlenecektir. Şeref Holü’nün yan duvarlarına ise Atatürk ün devrimlerini anlatan büyükçe iki kabartma yapılacaktır. Bu kabartmalar aynı zamanda “Türk! Öğün, çalış ve güven '' hissini vermelidir. Kadın-Erkek olarak da milletçe birlikte doğma ve dayanışma ile yine beraber el-ele ilerlemenin ifadesidir.

Anıtkabir yalnızca bir mezar değildir; ortak belleğimiz ve benzer hislenişimiz aynı duygusallaşmamız, düşünmemizdir. Bu ortak tarih ve aynı ülküdaşlıkla Şeref Holü’ne giriş kapısının iki yanına, Ata mızın Gençle Hitabesi, Cumhuriyetimizin 10.yılı şerefine bestelenmiş “Onuncu Yıl Nutku '' kazınmıştır. Bu tek duvarda değil aklımızda dimağımızda ve yüreğimizdedir. Dolayısıyla Anıtkabir in her köşesi ve her kulesi hem tasarım hem isimlendirme yönüyle çok özel anlamlar yüklenmiş olup ve bu anlamı ziyaretçilerine taşımaktadır. Anıtkabir’deki mevcut on kuleye şu adlar verilmiştir: 23 Nisan, Barış, Cumhuriyet, Hürriyet, İnkılap, İstiklal, Mehmetçik, Misak-ı Millî, Müdafaa-i Hukuk ve Zafer.

Türk mimarlığında 1940-50 arası, “İkinci Ulusal Mimarlık Dönemi“ olarak adlandırılmıştır. Bu dönem Türk Mimarisi için özel bir önem olup 1938 de Atatürk ün ebediyete intikal etmesinden defnedilişine değin geçen sürede yaşanan tüm önemli olaylar, Atatürk ümüze milletçe bir anıtmezar arayışına girişmemiz mimarimize de derinden etkilemiş, anıtsal yönü ağır basan, simetrik görünüm arz eden, taş malzeme ağırlıklı, büyük boyutlu, gösterişli ve heybetli binalara yöneltmiştir. Atatürk başta olmak üzere o dönemin yöneticileri çağdaş, özgün ve ananelerimize uygun, kültürümüzü simgeleyen ulusalcı düşünce, tarz ve yöntem taraftarıydılar.

Anıtkabrin mimarlarından Emin Onat, 1908 de İstanbul da doğdu. 1934 yılında Mimarlık Bölümü nden birincilikle mezun oldu. 1935 te Yüksek Mühendis Okulu Mimari Bölümü nden Doçent ve 1938 de de Profesör oldu. 1942 de Uluslararası Anıtkabir Proje Yarışması nda birinci seçildi. 1954 te milletvekili seçildi. 1957 yılına kadar bu hizmeti yaptı. 1957 seçimlerine girmeyerek milletvekilliğinden ayrıldı ve Mimarlık Fakültesi ndeki görevine döndü. Emin Onat ın akademik kariyeri dışında, başta Anıtkabir olmak üzere İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakülteleri, İstanbul Adalet Sarayı, İTÜ Merkez Binası (Taşkışla), Uludağ Sanatoryumu, Ankara Emniyet Sarayı gibi birçok eserleri vardır. Emin Onat, 17 Temmuz 1961 de geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul da vefat etmiştir.

Orhan Arda ise 19 Mayıs 1911 de Selanik te doğdu. 1936 da Yüksek Mühendis Mektebi nden mezun oldu. 1938 de İnşaat Şubesi nde asistan oldu. Mart 1941 de Anıtkabir için açılmış olan uluslararası yarışmaya Prof. Emin Onat ile birlikte katıldı ve birincilik aldı. Üniversitedeki görevinden izinli olarak şantiye çalışmalarına katıldı. 1960 da ITÜ Mimarlık Fakültesi İkinci Bina Kürsüsü profesörlüğüne atandı. Bir süre sonra aynı kürsünün başkanlığına getirildi. ITÜ Mimarlık Fakültesi Çevre Analizi ve Endüstrileşmiş Bina Tasarımı Kürsüsü Profesörlüğü görevinde bulundu. 4 Temmuz 2003 te İstanbul da vefat etti.

Sürecek…



          |                              

Asil S. TUNÇER
Profesyonel Turist Rehberi
21 Ocak 2018 Pazar
Mesaj Gönder 733



 Yorumlar

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
BARBAROS ŞEHİTLİĞİ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM GEZGİNLERİNİN TERCİHİ KÖYLERDEKİ EŞSİZ DENEYİMLER

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAZEN TEK BİR YAPRAK YETER…

Serdar Taştanoğlu
Yazara Mesaj gönderin
HOŞGELDİN BABACIĞIM II Yorum VAR !

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
ALMAN TURİZMİNDE DİJİTALLEŞME

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
YOZGAT'TA BİR HAFTA SONU Yorum VAR !

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
GAP YTK BAŞKANLIĞINA KADIN ADAY OLURSA...

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .