HOBBİT KÖYÜ

HOBBİT KÖY Bu haftaki pazar günü turumda, aydın, sanata ve kültür âşık ve doğa ile bütünleşmiş insanlarımızın yaşadığı muhteşem bir köyü gezdim.


İlk gelenler önce birer ikişer çadırlar kurmuşlar ardından kocaman doğa ile dost bir KÖY.
Metin Erksan ın 1963 yılında SUSUZ YAZ filmini çektiği köy ve yıllardır Türkiye nin en temiz köyü olarak liste başı olan ve de en ilginci Türkiye de Camisi olmayıp fakat beş yüz koltuklu tiyatrosu olabilen tek köy.

1930 lardan beri oyunlar sahneleyen tiyatrosunun tüm oyuncuları da köylülerden oluşuyor 76 yıllık bir kütüphanesi olduğu gibi bir de oyuncak müzesi olsun; bakkalında, berberinde Deniz Gezmiş in, Albert Einstein ın resimleri, sözleri asılı, ambalaj atıkları ayrıştırılarak toplanıyor, altyapı sorunu yok herkes okuma yazma biliyor ve hiç kimse suç işlemiyor. Köylüler kendi aralarında sahne tekniklerini, oyunları tartışıyor, edebiyat ve felsefe üzerine konuşuyor ama bir yandan da tarlasında ekip, biçiyor.

Bütün bunlar hayal değil gerçek Türkiye de bir köy. Tüm bu ipuçlarından sonra bazılarımız burasının Urla nın ünlü Bademler köyü olduğunu anlamışınızdır. İzmir in yanı başındaki bir Alevi -Tahtacı köyü olan Bademler köyü.
Ormana girerken önündeki ilk ağaca elleriyle nazikçe tık tık vurarak ormandan içine girebilmek için izin isteyen özel insanların yaşadığı köy. İzmir in Hobbit leri...

Yol üstü, gezilmesi görülmesi kolay bir yer; İzmir Çeşme otobanının Seferihisar Kuşadası ayrımından çıkınca Seferihisar Teos yoluna varmadan sağa dönün, tepedeki bu farklı insanların yaşadığı köye hemen ulaşmak mümkün.

Altın Ayı ödüllü Susuz Yaz filminin neden burada çekildiği, köyde hala su sıkıntısı olduğundan hemen anlaşılıyor. Hala SUSUZ YAZ ı yaşayan bir belde olduğunu söylüyor köylüler.

Halkın çoğunluğu, seracılık ve çiçekçilikle geçiniyor. Köyde bugünlerde her yer kazınmış sanırım doğal gaz gelecek. Her yer kazılı olmasına rağmen her ev beyaz badanalı ve herkes kapısının önünü yıkıyor ve temiz tutuyor. Havada yine de pis kokular, yollarda çöp dağları yok. Onun dışında köyün ortasında bir köy pazarı kuruluyor ama bir Sığacık pazarı kadar iddialı değil.

Bu köyde asıl olan şey Türkiye de Camisi olmayan, tiyatrosu ve kütüphanesi olan tek köy olması. Bunun nedeni sadece halkın çoğunluğunun Alevi olması değil diğer nedeni sanata ve kültüre olan yakınlık ve düşkünlük.
Bir kere sokaktaki herkes tiyatro ile ilgili ve oyuncu, Kıraathanelerde erkekler tiyatro ve dramaturgi konuşuyor, replikler ezberliyorlar.

İzmir devlet tiyatrosunda oyunlar oynanmaz iken burada tiyatro gösterileri yapıyorlarmış. İzmir e turneye gelen tüm tiyatrocular genelde bu sahneyi seçiyorlar. Köy tiyatrocularının hazırladıkları oyunlar ise İstanbul a turneye gidiyor. Bu köydeki insanlar hayata ve sanata dair bir şeyler söylemek istiyorlar ama seslerini kısıtlı bir çevreye duyurabiliyorlar.

Köyün bazı sorunları var.
Bir kere turizmden yeteri kadar pay almıyorlar
Tiyatro binasına gelen tur grupları ziyaret etmeyi ihmal ediyorlar.Şehirde otel ve pansiyon yatırımı yok.Birkaç mahalli festival dışında köyde aktivite yok.Bu köy, tiyatro ve sinema festivali yapılmasına çok uygun ama yok

Metin Erksan ve Susuz Yaz filmine atfen bir Sinema Müzesi yapılabilir çünkü Berlin de Altın Ayı ödülünü aldığımız yegâne filmlerden biri çok özel bir sinematografisi olan sanat şaheseri.
Şirince de olduğu gibi Nesin Vakfı ve diğer vakıflar buraya acilen tiyatro ve felsefe okulu açmalıdır.

Urla tarafından deniz kıyısı bağlantısı olan bir beldede dolayısıyla deniz turizmine de yatırım yapılmalıdır.

Köye verilmek istenen Yüzükler Efendisi filmindeki Hobbit imajı her ne kadar çakma bir imaj olsa da, burada yaşayan köylünün doğa dostu ve eğlenceye sanata olan yakınlığı bu iddiayı güçlendiriyor ve bu yoldan yürünerek gezginlerin ayağı buraya alıştırılabilir.
Hobbit köy ve Hobbit evi gibi birkaç turizm girişimleri yapılmak isteniyor fakat biraz cılız deneyimler olarak kalmış görünüyor.

Köyün tiyatrosuna özelikle gezdirdiğim grubumu götürdüm. Oradaki gönüllü tanıtım görevlisi olan İbrahim abimiz, önce bizim nereden geldiğimizi sordu İzmir den deyince, “nihayet bir İzmirli grup tiyatromuza ilgi gösterip geldi“ deyince şaşırdık. İstanbullu ve Ankaralı gruplar tiyatroyu ziyaret ederken İzmirliler hiç ilgi göstermiyorlarmış.
Bu ön yargının sebebini hiç anlayamadık ama herkes alışveriş ve yemek meraklısı öncelikle Sığacık pazarına hücum edilir, kültür ve sanat çok ikinci planda.

Üzeri biraz eskimiş koltukların arkasını sökerek zarar verenler var; bağış ve desteklerle tiyatroyu onarmaya çalışıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi nden destek var fakat büyük şehirlerde bile devlet ve özel tiyatrolar ayakta kalamayıp kapanırken bir köy tiyatrosunun çeyrek asırdan fazla böyle ayakta kalmasının sırrı AYDINLANMA VE SANAT SEVGİSİ olduğunu düşünüyorum.

Şimdi bir turizm profesyoneli olarak tüm turizm yatırımcılarına ve çalışanlarından bir ricam olacak:
HERKES DERHAL BU KÖYE SAHİP ÇIKMALI. Bir kere biz turist rehberleri gruplarımızı bu köye getirmeli ve her noktayı özellikle tiyatro binasını gezdirmeli ve makbuz karşılığı bağış yaptırmalıyız.
ÇÜNKÜ BURASI TÜRKİYE NİN TEK KÖY TİYATROSU ADETA BİR MÜZE. Giriş parası bile alınabilinir. Mesela 2 TL gibi.

Sanat ve kültür festivalleri yapılmalıdır. Alaçatı Ot festivalinin aldığı ekonomik payın yüzde birini bile bu köy alamıyor ama daha çok kültür var burada aslen. Hobbit imajına uygun turizm yatırımları yapılmalıdır.

Tahtacı kültürü ve şaman kültürüne uygun bir müze Kazdağlarında olduğu gibi burada açılmalıdır.

Bir Metin Erksan Susuz Yaz Film Müzesi açılmalıdır.

Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV öğrencileri burada workshoplar yapılmalıdır
Fotoğraf, Resim, Heykel gibi sanat eserleri burada sergilenerek köy bir sanat merkezi haline dönüştürmelidir.

Sığacık Teos gibi kale içi pazarında kurulan organik ve ev yapımı gıda stand geleneği burada da uygulanabilinir. Sığacık pazarı haklı bir ün kazandı ama günübirlik gelen turistten fazla para koparma kaygısı var. Bir soğumuş çay 3 TL ama bir tabak karışık yemek tabağı 10 TL yani bir fiyat politikaları yok. Sığacık Teos da gelen gideni çarpma turizmi var gibi ama yanlış yapıyorlar.

Bademler bu anlamda dikkatli ve dürüst bir turizm politikası ile yürürse kendine has hem bir TURİZM merkezi hem de SANAT
VE KÜLTÜR yuvası rahatlıkla olur diyorum.

Kısacası klasik ama İzmir e 40 km uzaklıkta da olsa ORADA BİR SAHİPSİZ KÖY VAR UZAKTA AMA O KÖY GERÇEKTEN BİZİM KÖYÜMÜZDÜR.





          |                              

Kemal ŞENDİKİCİ
Profesyonel Turist Rehberi- Turizm Yazarı/ Seyahat Fotoğrafçısı
15 Mayıs 2018 Salı
Mesaj Gönder 892



 Yorumlar

Hikmet TOSUN
Yazara Mesaj gönderin
ALAADDİN KÜLLİYESİ'NİN SİNOP TURİZMİNDE VE GELECEĞİNDE YERİ VE ÖNEMİ

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAKANLIK ÇED RAPORLARINI OKUMADAN MI ONAYLIYOR?

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
ÇİN PAZARINDA KIRMIZI TURİZM

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ULUSAL DEĞERLER, YEREL KATKILAR

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
ALZHEİMER HASTALARI İÇİN GÜZEL VE KOLAY 50 AKTİVİTE

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE TAM ERİŞİLEBİLİRLİK

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
HAVALİMANLARI TAŞIMACILIĞINDA TEKELLEŞME TARTIŞMASI... Yorum VAR !

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
KİBYRA ANTİK KENTİ

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .