NEDİR ERİŞİLEBİLİRLİK.?

Erişilebilirlik özünde erişmeyi, istenilen ürüne kavuşmayı, satın almayı veya tüketmeyi barındırır.

Herhangi bir ürüne eriştim derken o ürünü elde ettiğimiz sonucuna varırız. Oysaki elde ederek ve istenilene kavuşarak son noktaya varır mıyız? Her ne kadar elde etsek de, sadece elde ettiğimiz için “erişilebilirlik“ten bahsedebilir miyiz?

İnsan olarak hepimiz farklı ürünlerin hayalini kurar ve fayda sağlamak isteriz. Söz konusu ürün mal veya hizmet olabilir. İşletmelere gider ve istediğimiz ürünü satın almak isteriz ve ürüne erişebildiğimizde ise mutlu oluruz; fakat bu erişilebilirlik durumu herkes ve her ürün için geçerli değildir.

Öncelikle erişilebilirliğin üç farklı boyutunu değerlendirmek gerekir: Rampalar ve engelli asansörleri gibi fiziksel açıdan erişilebilir uygulamaları içeren “fiziki açıdan erişilebilirlik“, açık ve net bir iletişimi kapsayan “iletişim açısıdan erişilebilirlik“, işaret dili ve dudak okuma gibi yöntemler ile duyu organlarındaki engellerin aşılmasını içeren “duyusal açıdan erişilebilirlik“.

Bu noktaya kadar tüm açıklamalar yerli yerinde görünmektedir ama uygulama aşamasında durum bu kadar net midir? Net olmamakla birlikte çeşitli düzeltmelerin yapılması ve tedbirlerin alınmasını gerektirir.
Öyle ki sadece engelli bireyler değil, bebek arabası ve tekerlekli valiz kullanan kişilerde erişilebilirlik konusunda sorunlar yaşamaktadırlar.

Bu konuda en yakın örneği kendi deneyimlerimden aktarmak isterim. Beş aylık bebeğimle havaların ısınmasından dolayı sıklıkla dışarıda vakit geçiriyorum. Tahmin edeceğiniz gibi bu süreçte bebek arabası kullanmaktayım. Ancak bebek arabamızın yanımızda olması sağlıklı ve güvenli vakit geçirebilmemiz ve hareket etmemiz için yeterli değildir. Dik rampalara, yüksek kaldırımlara, taşları etrafa dağılmış yollara denk geldiğimde bebek arabasını kontrol etmek ve bebeğin güvenliğini sağlamak oldukça zor oluyor. Böyle durumlarda ya birilerinden yardım istiyorum ya da bebeği güvenli bir biçimde söz konusu yoldan geçirebilmek için oldukça çaba sarf ediyorum.

Belirtmek isterim ki olumsuz örneklerin yanında olumlu örneklerde bulunmaktadır: Örneğin çoğu işletmenin girişinde rampa bulunmazken yaşadığım yöre de -sayıca çok daha az- işletmenin girişinde rampa bulunmaktadır. Bu işletmeleri başka bir deyişle “erişilebilir işletmeleri“ bulduğum zamanki sevincimi tahmin edebilirsiniz… Aksi halde istediğim ürüne ulaşmak ve satın almak imkansız hale gelmektedir. Bu durum pek tabii işletmeler için de zarardır; çünkü müşteri kaybetmektedirler. Dahası imajları da olumsuz etkilenmektedir.

2014 yılında, Fransa’nın Saint Etienne şehrini ziyaret ettiğimde işletmelerin erişilebilir uygulamaları dikkatimi çekmişti. Bu erişilebilir uygulamalar hemzemin girişten işletme içindeki engelli asansörlerine kadar farklılık göstermekteydi. Bir kitapçı, dükkanının içindeki beş - altı basamak için engelli asansörüne sahipti. Kendisiyle bu konu hakkında görüştüğümde bana söz konusu erişilebilir uygulamaları yapmazlarsa işletmelerinin faaliyete geçemelerine izin verilmeyeceğini belirtmişti. Başka bir değişle birtakım erişilebilir uygulamalar işletmelerinin açılmaları için zorunluydu (!). Erişilebilir uygulamaların zorunlu hale getirilmiş olması bu uygulamalara sıkça ve doğru bir biçimde rastlanmasını sağlanmıştı.

Erişilebilirlik konusunda başarılı olmak için iyi bir denetim mekanizması şarttır. Erişilebilirlik yasal olarak zorunu hale getirilse de sonrasında ne kadar başarılı olunduğu kontrol edilmelidir. Hatta ilgili kurumlarda konuya ilişkin danışmanlık veren birimler de oluşturulabilir; böylece erişilebilirlikle ilgili bilgi almak isteyen herkes ve özellikle girişimciler rahatlıkla bilgi alabilir ve en önemlisi doğru yönlendirilebilirler.

Değerli okurlar, yazımın başında da değindiğim gibi erişilebilirlik sadece fiziki açıdan değerlendirilmemelidir, erişilebilirliğin farklı boyutları da bulunmaktadır. Bu hususta “beslenme engeli“ olarak görebileceğimiz gıda alerjisi olan kişileri de bir düşünelim. Örneğin, gluten maddesine alerjisi olan bir bireyi durumunu değerlendirelim. Hatta yakın çevremdeki gluten alerjisi olduğundan dolayı beslenme engeli olan 57 yaşındaki Filiz Hanım’ın bizzat kendisinin sözlerinden aktarayım:
“Buğdayın içinde bulunan bir madde olan glutene alerjim olduğunu son yıllarda öğrendim; fakat glutensiz ürünleri ancak büyük marketlerde bulabiliyorum. Restoran veya kafeye gittiğimdeyse bir- iki kafe dışında hiçbiryerde glutensiz ürün bulamıyorum. Bu durum benim için büyülk bir engel oluşturmaktadır. Benim için ’tam erişilebilir beslenme’den bahsetmek mümkün değildir.“

İnsanların beslenme engeli yaşamamaları için beslenme konusunda da erişilebilir olunmalı ve glutensiz veya ihtiyaca göre farklı gıdalara menülerde yer verilmelidir. Benzer durum çocuklar, şeker hastaları, diyet ürün tercih eden veya özel beslenme gereksinimi duyan bireylere sunulan yiyecek-içecek seçenekleri için de geçerlidir.

Bu noktada da talebi etkileyecek olan kişisel bilinç ve farkındalık da çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı’nın (2015), verileri incelendiğinde ülkemizde tanı konulmuş çölyak hastalarının sayısı 67,683’tür. Ancak yaklaşık 250 bin ile 700 bin tanı konulmamış çölyak hastasının olduğu tahmin edilmektedir. Genel açıklamasıyla alerjik bir sindirim sistemi rahatsızlığı olarak tanımlanan Çölyak hastalığı gluten tüketiminden kaçınmayı gerektirir ve bu durum beslenme konusunda sınırlılıklar oluşturur. Bireylerin rahatsızlıklarını ilişkin farkındalıkları arttıkça beslenme konusunda da farklı talepleri olacaktır. Örneğin glutensiz ürün talebi artacaktır. Bu durumda artan talep karşısında glutensiz ürün üretimininde artış göstermesi beklenir.

Unutulmaması gereken noktalardan biri erişilebilir uygulamaların yasalar ile desteklenmesinin yanısıra söz konusu talebin üreticilere ve hizmeti sunan işletmelere bildirilmesi ve dile getirilmesidir. Ancak bu yol ile farkındalık oluşturulup, menüler de dahil olmak üzere yaşamın farklı alanlarında tam erişilebilirlik sağlanabilir.
          |                              

Merve Baş  BULUT
Akademisyen Yazar
05 Haziran 2018 Salı
Mesaj Gönder 1831



 Yorumlar

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
BARBAROS ŞEHİTLİĞİ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM GEZGİNLERİNİN TERCİHİ KÖYLERDEKİ EŞSİZ DENEYİMLER

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAZEN TEK BİR YAPRAK YETER…

Serdar Taştanoğlu
Yazara Mesaj gönderin
HOŞGELDİN BABACIĞIM II Yorum VAR !

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
SELANİK TÜRKLERİNDİ –II-

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
ALMAN TURİZMİNDE DİJİTALLEŞME

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
YOZGAT'TA BİR HAFTA SONU Yorum VAR !

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
GAP YTK BAŞKANLIĞINA KADIN ADAY OLURSA...

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .