BAZEN TEK BİR YAPRAK YETER…

Güneş içip rüzgar soluyan soğuk otu, Torosların Yörüklerinden Avrupa ve Çin’in köylülerine kadar dünyanın dört bir yanında insanlığın biriktirdiği binlerce yıllık bitki kültürünün sırlarını taşıyor…

Torosların dağ köylerrinden birinde geçen çocukluk günlerimden aklımda kalan unutulmaz sahneler içinde bitkilerin olduğu anları barındırıyor. Görkemli karaçamlardan ulu meşe ağaçlarına, benim gibi çocukların oyun alanı olan koca asmalardan yabani armutlara onlarca ağacın yanında yerin yüzünü şenlendiren yüzlerce ot da cabası.

Hangi otun hangi yakıya kullanıldığı, hangisinin tohumunun ya da kökünün hangi hastalığa iyi geldiğine yönelik ocak başı sohbetlerinin değişmez konusu, Torosların zengin bitki örtüsüydü. Kimi zaman bir dere kıyısında, bazen de bir yol ağzında karşılaşan iki kadından birinin kuşağından çıkardığı, çam reçinesinden elde edilen bir tür antiseptik ve güçlü bir parfüm içeren ‘püse yi diğerine uzatarak koklatması, bu dağ başı Yörüklerinin alışkın olmadıkları yanık mazot kokusundan midesinin bulandığına işaretti. Bu orman köyünde yol yapımında çalışan bir dozer ya da yolcu taşıyan bir köy otobüsünün çıkardığı mazot kokusundan çam ağaçlarının ruhunu taşıyan püseye sığınıyordu yaşlı kadınlar…

(Bitkinin uçucu tohumları uzaklara kadar gidebildiği için tür hızlı yayılabiliyor)

BİNLERCE YILLIK KÜLTÜR TAŞIYICISI KADINLAR
Bugün çok anlaşılır gelmese de içine doğduğu coğrafyanın ‘okur-yazarı olan püse koklayan kadınların binlerce yıllık etno-botanik kültürün birer taşıyıcısı olduğunu çok sonraları fark edecektim… Kimilerinin ısrarla küçümsemeye çalışarak altını çizdiği gibi kırsaldaki Anadolu insanının coğrafyadan beslenen gündelik yaşamı asla bir zorunluluk ya da yoksulluk göztergesi değil, bilakis bugün neredeyse tamamen yitirmek üzere olduğumuz benzersiz bir yaşam zenginliğinin sonucuydu.

Her otun, her yaprağın, her tohumun, her kökün ve kabuğun yaşamda bir karşılığının olduğu bu coğrafyada üretilen ve aktarılan kültür şaşırtıcı derecede birbirinden binlerce kilometre uzaklıktaki insanlarda da benzer bir karşılığa sahip…

SOĞUK OTUNUN UNUTULAN ÖYKÜSÜ
Bugün size küçük bir çocukken ateşim düşsün diye sırtıma konulan kocaman yapraklı, kadife gibi yumuşacık tenli ama serin mi serin bir otun öyküsünü anlatacağım… Yıllarca her gördüğümde çocukluk günlerimi anımsadığım, usulca yanına sokulup elime aldığım ve doğrudan alnıma götürdüğüm eski sırdaşın öyküsü bu.
Saçının kenarına kadife çiçeği ve fesleğen sokuşturup, kuşağında her daim karanfil ya da muskat ceviziyle dolaşan ve her biri birer büyücü gibi dala ve yaprağa tutkun kadınların arasında koşturmayla geçen çocukluk günlerinden çıkıp geliveren bu eski sırdaşın adına ‘soğuk otu diyorlardı.

NEDEN ‘SOĞUK OTU DİYORLARDI
O iddiasız görünümünden beklenmeyecek ölçüdeki etkisiyle sıcak yaz günlerinde ya da hararetli ateş nöbetlerinde imdada yetişiyordu. Kireçli, çorak ya da nemli yamaçlarda, tarla kenarlarında belli belirsiz ve uçuktan koyuya doğru değişen yeşil rengiyle kendini pek göstermek istemeyen bu otun adına neden soğuk otu dediklerini çok sonra öğrendim.

KADINLARIN ALNINA, ÇOCUKLARIN SIRTINA
Kavurucu sıcakta ekin biçen kadınlar tarlanın yanıbaşındaki gölgeli ve nemli topraklarda yetişen kocaman yaprakları alıp alınlarına, enselerine koyarak serinliyordu. Çocukların sırtına, yetişkin erkeklerin ise kasketlerinin tam altına kocaman bir yaprak. Kimi zaman da içi yanan kocakarıların eli uzanırdı o kocaman, yeşil ve serin yapraklara…

SERİNLİK VEREN YEŞİL YAPRAĞIN SIRRI
Alnıma ve sırtıma dokunan o yeşil serinlik bir süre sonra vücut ısısıyla aynı seviyeye geliyor, havaya kaldırılınca ise yeniden serinleyerek ortamın o anki sıcaklığından bir kaç derece daha soğuk hale geliyordu. Torosların dağ köylerinde yaşayan Yörükler, kim bilir nerede, ne zaman ve nasıl keşfettikleri bu otla kurdukları ilişkiyi yaşatarak sürdürüp gelmiş, sonunda bana kadar aktarmışlardı…

(Kumlu ve nemli toprakları seven bitki Anadolu’nun bir çok bölgesinde yetişiyor)

SOĞUK OTUNU YENİDEN KEŞFETME YOLCULUĞU
Soğuk otunun etli yapraklarının yüzeyi bir balık teni gibi pürüzsüz, altı ise ince boz tüylerle kaplıydı. Doğanın dokuduğu bir tür termal kumaş gibiydi. Ancak bu sıradışı bitkinin bilinen çok başka özeliklerinin de olduğunu anlamam epeyce uzun sürdü. Her araziye çıktığımda rastladığım soğuk otunu çocukluk özlemiyle alnıma götürmeyi, ondan küçük bir serinlik almayı ihmal etmedim. Bir yandan da tanıdığım botanikçi ya da biyolog dostlara bu ottan söz ediyor, bilimsel adının ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Ancak uzun bir süre bu çabalarım sonuçsuz kaldı. Kimisi hiç bilmediğini, kimisi de çiçeklenme zamanı geldiğinde bir fikir yürütebileceğini söylüyordu.

Bense soğuk otunun çiçeklendiği zamanı hiç görmediğimi düşündüm. Çünkü yapraklarının dibinden alışık olunmadık biçimde çıkan sarı çiçekleri bu bitkiye konduramıyordum. Bu yüzden ilk yazla birlikte açan papatyamsı çiçeklerin soğuk otuna ait olduğunu ancak son zamanlarda keşfettim.

(Öksürük otu da denilen bitkinin çayı dünyanın bir çok ülkesinde yaygın olarak tüketiliyor)

İLK BİLİMSEL TESPİT GELİYOR
Soğuk otuyla ilgili akademisyen ya da uzman dostlardan bilgi edinmeye çalışırken, bitkinin bilimsel adıyla ilgili ilk somut bilgiyi doğal tıp uzmanı olan ve bu alanda önemli çalışmaları bulunan Şaduman Karaca dan aldım. Her yörede halk arasında farklı isimlendirmelere konu olan bitkilerin bilimsel adlarını bilmeden türle ilgili genel bilgilere ulaşmak mümkün değildi.

TOROSLARIN SOĞUK OTUNUN BİLİMSEL ADI: ‘TUSSİLAGO FARFARA
Şaduman Hanım ilettiğim, görsellerden yola çıkarak yaptığı kısa taramanın ardından geri döndü ve Toros köylülerinin ‘Soğut otu olarak adlandırdığı bitkinin botanik isminin ‘Tussilago farfara olduğunu söylüyordu: “Fitoterapide klasik öksürükotu veya farfara otu olarak bilinen bitki, soğuk bir mizaca sahiptir ve su bağlantısı olan mekanlarda yetişir, o nedenle fiziki bir soğukluk içerir. ''

(Papatyagiller ailesinden olan ’tussilago farfara’ bitkisinin çiçekleri)
AVRUPALILAR ‘SOĞUK AYAK DİYORLAR
Bu kısa ama oldukça önemli bir kapı açan bilginin ardından türle ilgili yaptığım kısa araştırmada şaşırtıcı başka bilgilere de ulaşınca Anadolu köylüsüyle Avrupalıların aslında aynı bitkiye benzer isimler verdiklerini keşfettim. Avrupalılar bizim soğuk otu adını verdiğimiz bitkiye, ‘Coltsfoot yani soğuk ayak adını vermişler. Bitkinin yaprakları bir atın ayağının bıraktığı izi andırması bu ismin verilmesine neden olmuş. Ancak papatya ‘asteraceae ailesine ait olan türün yaygın adı az önce de değindiğimiz gibi Tussilago farfara olarak biliniyor.

HİTİTLERDEN BERİ ANADOLU DA KULLANILIYOR
Tussilago, Latince de öksürük anlamına geliyormuş. Botanik kaynakları, öksürüğü kesen özelliğinin yanında geleneksel tıpta birçok alanda kullanılan bitki, grip, soğuk algınlığı, romatizma ve gut hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını belirtiyor. Hititler döneminden bu yana Anadolu da geleneksel tedavide kullanılan bu bitkinin yapraklarının sapları da salata ya da yemek olarak tüketilmiş, çorbalarda kullanılmış. Ancak onlarca başka sağlık sorununda pek çok kullanım yöntemleri olduğu bilinen bitkiyi uzmanına danışmadan kesinlikle kullanmayın. Çünkü gelişigüzel kullanımlar faydadan çok zarar getirebiliyor. Tıpkı benim yaptığım gibi gördüğünüz zaman serin yapraklarını kullanarak serinleyebilirsiniz. Ancak çay ya da başka amaçlarla kullanım için mutlaka uzman önerisi alınmalı.

KİMİ YERDE ‘KABALAK , KİMİ YERDE ‘DEVEŞAPLAĞI DENİYOR
Türkiye Bitkileri Veri Servisi (TÜBİVES) veri tabanında verilen bilgilere göre çok yıllık bir tür olan öksürük otu (soğuk otu), Anadolu nun değişik bölgelerinde Kabalak, Deveşaplağı, Devetabanı, Gabalah, Gabalak, Kavalak, Kusut (Sürmene-Trabzon), Sulandık otu (Tekirdağ) ve Şabla gibi isimlerle de anılıyor. Avrupa-Sibirya iklim tipinin hüküm sürdüğü coğrafyalarda deniz seviyesinden 2400 rakıma kadar olan yükseltilerde yetişebilen bu dirençli ve yayılmacı tür Türkiye nin birçok bölgesinde doğal olarak yetişiyor.

(Serinlik sağlayan yeşil yaprakların altı yumuşak tüylerle kaplı)

TÜRÜN HİÇ BİR KORUMA KALKANI YOK
İstanbul, Çanakkele, Bolu, Antalya, Isparta, İzmir, Ankara, Niğde, Konya, Kastamonu, Erzurum, Samsun ve Tekirdağ gibi kentlerde daha çok görülen tür herhangi bir koruma şemsiyesi altında değil. Koruma kalkanından uzak olan binlerce başka bitki türü gibi öksürük otunun yaşam alanları da giderek daralıyor. Geçmişte coğrafya üzerinde bunca insan baskısı bulunmazken bugün kıyılardan yaylalara tüm Anadolu coğrafyasında iş makineleri dolaşıyor.

ÇİN DEN AMERİKA YA DÜNYADA TANINIYOR
Avrupalı göçmenlerin Kuzey Amerika ya taşıdığı öksürükotu Çin den Afrika ya geniş bir coğrafyada insanlığın kadim bir bitki kültürünü yaşatıyor. Türün Anadolu daki kullanımı oldukça eskilere dayanmasına rağmen geleneksel halk tıbbındaki kullanım yöntemlerine ilişkin yazılı kaynak bulunmayışı büyük bir eksiklik. Bugün orta ve kuzey Avrupa daki birçok ülkede ‘Tussilago farfara ürünleri yaygın ve güvenilir biçimde satışa sunuluyor. Türkiye de ise bir iki ciddi uzman ve kuruluşu saymazsak bitkisel tedavi adeta şarlatanların tekelinde ve büyük bir sömürü aracına dönüşmüş durumda.

ANADOLU NUN KADİM BOTANİK SIRLARI KAYBOLUYOR
Dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik coğrafyalarından biri olan Anadolu daki kadim botanik sırları, o sırları taşıyan insanların göçüp gitmesiyle birlikte sonsuza kadar yok oluyor. Akademik çalışmaların çok büyük kısmının batılı kaynaklardan çevrilerek sunulduğunu da göz önüne alınırsa bu konuda çok geç olmadan kapsamlı bir seferberlik başlatmaya ihtiyaç var. İlgili bakanlıkların yaptığı kayıt ve arşivleme çalışmalarının yanı sıra Anadolu bitkilerinin halk tıbbı ve geleneksel kullanımlarıyla ilgili yapılacak kapsamlı çalışma, pek çok kadim sırrı yarına taşımakla kalmayacak aynı zamanda tıptan kozmetiğe, giyim kuşamdan gıdaya insanlık için birçok yeni keşfin de kapısını aralayacaktır.

UMUT İÇİN BAZEN SADECE TEK BİR YAPRAK BİLE YETER
Soğuk otunun yaprağının özelikleri taklit edilerek üretilen bir kumaşın birçok alanda kullanılmasıyla büyük bir enerji tasarrufu sağlanabilir, türün doğal yayılış alanlarının kirletici ve tahrip edici etkenlerden arındırılmasıyla gıdadan sağlığa kullanımı yaygınlaştırılabilir. Ayrıca bitki doğru zaman ve yöntemlerle toplanarak kırsal yoksulluğun ve göçün önüne geçilebilecek çalışmalara konu olabilir. Bu topraklardan umut kesilmez. Umudu sürdürmek için bazen bir yaprak bile yeter…
***
Soğuk otu fotoğrafları: (Yusuf Yavuz arşivi)
Bitkinin çiçek fotoğraflarının kaynağı: (http://www.luontoportti.com/suomi/en/kukkakasvit/coltsfoot)




          |                              

Yusuf YAVUZ
Gazeteci Yazar
06 Ağustos 2018 Pazartesi
Mesaj Gönder 823



 Yorumlar

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK KADINI

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
CEFALU, SİCİLYA

F.Sema KUTLU
Yazara Mesaj gönderin
FIJET GENEL KURULU MARAKEŞ İZLENİMLERİ

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
İZMİR İÇİN TARİHİ OLUŞUM:TARKEM

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TOPLUM OLARAK HAYAL ETMEYİ UNUTTUK

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
'ANTALYA'NIN SAĞLIK TURİZMİ: POTANSİYELİ, ZORLUKLARI, HEDEFLERİ

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
BAKSI MÜZESİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .