ORTAYA KARIŞIK

Çok amiyane olduğunu bilmeme ve kabullenmeme karşın bu yazıya daha uygun bir başlık bulamadığımı itiraf etmek durumundayım.

Bu dördüncü yazım olduğu için, kendimi yazmaya yeni başlayan emekli bir inşaat yüksek mühendisiyim diye tanıtmakta herhangi bir sakınca görmemekteyim. Yaşam, iş ve ekonomik koşulların beraberce müsaade ettiği ölçüde ve fena da sayılmayacak kadar okuyan ve gezen biriyim. Ancak yazmaya daha önceki bir yazımda değindiğim gibi 2019 yılı Şubat ayındaki bir Malta gezisi sonrasında başlamış oldum. Okumak ve gezmek gerek ayrı ayrı gerekse birlikte düşünüldüğünde ve gerçekleştirildiğinde ilginç, güzel ve keyif veren şeyler. Ancak insan okudukça ve gezdikçe bildiklerinin ve gördüklerinin aslında ne kadar az, yetersiz ve/veya eksik olduğunun farkına varıyor.

Yaşamımın hiçbir kesitinde profesyonel anlamda turizmin içinde olmadım. Daha önceleri de okuyor olmama karşın koşulların beni sürüklediği ortam içinde son günlerde turizm ile ilgili yazıları daha fazla okur oldum. Turizm ile ilgili okuduklarımın çoğunluğunu da FIJET ve ATURJET dernek üyeleri tarafından kaleme alınan yazılar oluşturmakta. Bunun en büyük nedenlerinden biri 1994 yılından beri bu derneğe üye olan eşimin ısrarları sonrasında 2019 yılında benim de üye olmamdır. Büyük olasılıkla birçoğunuzun bildiği gibi bu dernekler isimlerinde de belirtildiği gibi turizm yazarlarından ve gazetecilerinden oluşmaktadır. Doğal olarak bu derneğe üye olan kişilerin yazılarının büyük bölümünde yazarlar gidip gördükleri yerleri tanıtan ve bunun ötesinde oralara gitmeyi özendiren ve/veya teşvik eden ifadeler kullanmaktalar. Ancak gerçek şu ki bu yazılarda benim az da olsa eksik gördüğüm noktaların en önemlisi içindeki insan faktörünün hep bir adım geride kaldığıdır.

Turizmin içinde gezilen yerlerin, doğal güzelliklerin, tarihi eserlerin, müzelerin ve yeme içme kültürünün olması yanında, tüm bunları sunan ve o güzelliklerden nasibini almaya çalışan insanların da önemli bir faktör olarak durduğunun ve hatta bana sorarsanız can alıcı nokta olduğunun özellikle vurgulanması gerektiğine inanmaktayım. Turizm içinde ister talep eden olsun, ister hizmet sunan olsun insan ve paralelinde insan kalitesi çok büyük bir önem taşımaktadır. Ben de tam bu nedenle bu noktayı ön plana çıkaran bir şeyler yazmam gerektiği fikrine en son seyahatim olan Viyana gezisinin daha en başında bagajımı Viyana Havaalanında beklerken birisinin sağı solu ittirip bagajına ulaşmak için yaptığı sert ve saygısız davranışlar sonrasında karar verdim.

Elbette bu konudaki tespit, görüş ve değerlendirmelerimi bu yazının ya da bir tek yazının konusu yapmayıp; zaman zaman yazılarımın içine serpiştirerek vermeğe çalışacağım. Bunun en büyük nedeni de sadece insan faktörünü ele alan bir yazının bir ders ya da öğüt yazısı niteliğinin ötesine geçmeyeceğini düşünmemdir. Bir önemli nokta da turizm adına sunulan güzelliklerden nasibini almaya çalışan insanları düzeltmeğe çalışmanın oldukça zor olması yanında bunun sadece turizmin paydaşlarının gayretiyle olamayacağını biliyorum. Dolayısıyla turizme gönül veren kişilerin ve kurumların hedefi turizmin içinde hizmet sunan konumunda olan kişilerin mümkün olduğunca eğitilmesi olmalıdır.

Bagaj bandının başında turizmde insan konusuna değineceğim hususunda kendi kendime söz verdikten sonra Viyana gezim sırasında etrafa ve olaylara bakış açımda bu nokta ağırlıkta oldu. Şehirlerin en iyi yürüyerek ve/veya “HOP ON HOP OFF '' diye isimlendirilen ya da Türkçe ifade edersek “İNDİ BİNDİ '' sistemiyle hizmet veren otobüslerle yapılan geziler sayesinde daha iyi keşfedileceğine ve tanımacağına inananlardanım. İşte indi bindiyle gezeceğimiz bir gün otobüsün durak başlangıcından çok değil üç dört metre kadar geride durmasını fırsat bilen batının medeni insanları (!) otobüs kapısının açık olmasından da yararlanarak otobüse adeta saldırarak bindiler. Benim gibi sıranın başlarında olanlar neredeyse avuçlarımızı yalayıp, kısmet olursa bir daha ki seferi bekleyecektik.

Belirtmeliyim ki bunu yapanların çok büyük çoğunluğu dış görünüşlerine bakıldığında bizlerin medeni diye düşündüğü Batı Avrupa insanıydı. Ne yalan söyleyeyim aklıma hemen Mehmet Akif Ersoy un “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar '' tanımlaması geldi. Ben bu tür şeylerin daha çok bizim memleketimizde ve maç ya da herhangi bir kuyruklarda olduğunu zannederdim. Ancak birdenbire anladım ki sadece ışıksız yaya geçidinde arabayı durdurarak geçen yayaya yol vermek medeni olmak için yeterli değil. Her neyse çok fazla detaya girmeğe gerek yok, ancak benzer şeyleri yani insan kalite seviyesini belli eden davranışları kısa bir gezi sırasında defalarca gözlemlemek beni etkilemedi desem yalan olur. Kısaca eğitim ve öğretimin medeni ya da gerçek anlamda insan olmak için şart ama yeterli olmadığı gerçeği de bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Yukarıda aktardığım insanlardan bagajını alan veya otobüse sırasını beklemeden; basit bir olayı fırsat bilerek binen insanları eğitmek turizmin görevi olmamak gerekir. Ancak bu olaylar sırasında hizmet tarafında olan kişilerin eğitilmesinde turizmin paydaşları gayret göstermelidirler. Örneğin o otobüs şoförünün tam anlamıyla durması gereken noktaya gelmeden kapıyı açmaması gibi. Ya da otobüse binilmesi sırasında durakta görev yapan kişinin sıradakileri ve şoförü kurallara yeterince uymaya zorlaması gibi.

Gezimizin 2. günü 1 Mayıs tı. Şehrin kalbinde bulunan Opera Meydanının bir köşesinde Türkiye den gidip Viyana ya yerleşmiş insanlarımız pankartlarını asmış, ses düzenlerini kurmuş ve çeşitli sloganlar atarak 1 Mayıs kutlamalarının bir parçası olma görevlerini yerine getirmeğe çalışıyorlardı. Pankartlarda Türkçe, Almanca ve Kürtçe yazılar vardı. Konuşmaların ve çalınan müzik parçalarının hepsi Türkçe idi. Ancak bunlara karşın asılan afişlerde Apo resmi vardı, YPG flaması vardı ve Kürdistan bayrağı vardı. Ama Türk Bayrağı yoktu. Bana sorarsanız bunların yanında Türk Bayrağının olmaması aslında güzel ve doğru bir şeydi. Ancak ne büyük çelişki değil mi? Sen Türkçe pankartlar asacaksın, Türkçe şarkılar/türküler söyleyeceksin ve ara ara Türkçe konuşmalar yapacaksın ama oraya Türk bayrağı asmayacaksın. Bunu gerçekleştirenlerin kendi içlerinde ne büyük çelişkiler yaşadığını tespit etmek için uzman olmaya gerek yok sanırım.

Önceki gezilerimizde de yaşamış olmamıza karşın TL değerinin özellikle Euro karşısında çok değer kaybettiğini hiç bu kadar çarpıcı bir şekilde tespit etmemiştik. Daha önceleri pek yapmazdık ama bu kez herhalde şeytan dürttü ve aldığımız şeyler yanında yediğimiz içtiğimiz şeylerin de fiyatlarını kurla çarpar olduk. Sıradan bir kafede çay içiyorsun 5 Euro kurla çarpıyorsun 35 TL, bir bardak şarap içiyorsun 8 Euro kurla çarpıyorsun 55 TL ve 1 porsiyon salata ısmarlıyorsun 20 Euro kurla çarpıyorsun 140 TL. Bir gün aniden Milli Marşımızın bir mısraından çağrışım yaparcasına ağzımdan “çarpma kurban olayım '' sözcükleri dökülüverdi. O anda çok güldük ve sonrasında çarpmamaya başladık, ama bu durum ülkemiz ve ülke insanımız için oldukça büyük bir sorun.

Bu koşullarda elbette parasının değeri yüksek ülke vatandaşları sadece hafta sonu tatili için bile ülkemize gelmekteler. Doğal olarak bu olay ülkemize gelen turist sayısını arttırıyor. Ancak turist başına elde edilen gelir ne durumda. Bunu da bilmek ve hesaplamakta fayda var.
Yazımı sonuna kadar okuduysanız, siz de başlığın böyle bir yazı için uygun olduğu fikrini kabul edersiniz sanırım.
          |                              

Fatih  KUTLU
Gezi Yazarı
13 Mayıs 2019 Pazartesi
Mesaj Gönder 137



 Yorumlar

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
72. CANNES FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GENÇ ROL MODELİ: SİDAL YAŞAR

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ATATÜRK BİZİ SAMSUN'DA KARŞILARKEN Yorum VAR !

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
HER KENTE BÖYLE YÖNETİCİLER LAZIM!

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM YAZARLARI ULUSAL MEDYADA YER ALMALI

Elif ÇALIŞKAN
Yazara Mesaj gönderin
HAYVANLARLA KONUŞABİLSEK NE GÜZEL OLUR

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
TEOS Yorum VAR !

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
IBO KONSTANZ GÖLÜ FUARI VE KAPANIŞI Yorum VAR !

Dilek H. Sipahi Aybar
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE ÇALIŞMAK

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti




. . .