Alternatif ve Doğa Turizmi üzerine Projeler

Alternatif ve Doğa turizmine geniş kapsamlı Botanik penceresi açan Cezmi Çom; Bakanlık tarafından hazırlanan rapordan yola çıkarak Mersin üzerine beyin fırtınası yaratıyor.

06 Haziran 2015 Cumartesi - CEZMİ ÇOM - Mersin
Fotoğraf: Tuncer Oğuz

MERSİN ALTERNATİF VE DOĞA TURİZMİ ÜZERİNE PROJELER

Ülkemizin biyolojik varlıklarının turizm ve tanıtımda kullanılabilmesi, uluslararası standartlardaki botanik bahçeleri ve doğa tarihi müzelerinin bir proje olarak sunulabilmesi amacıyla İsviçre'deki botanik bahçeleri ve doğa tarihi müzelerinde yapılan inceleme raporunun Mersin ilinde uygulanabilirliği hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Uluslararası standartlardaki botanik bahçeleri ve doğa tarihi müzelerinin bir proje olarak sunulabilmesi amacıyla İsviçre'deki botanik bahçeleri ve doğa tarihi müzelerinde yapılan inceleme kapsamında, hazırlanan raporun sonuç bölümündeki maddelerden ilimizi ilgilendiren bölümleri seçtim. Bu önemli tespitlerin olabilirliği üzerinde durulmalıdır.

1- Botanik bahçelerindeki bitkilerin çimlenme, çiçeklenme ve meyvelenme dönemlerinin yılın bütün aylarına yayılmış olmasının, bu safhalarda bitkinin arı ve kelebek gibi hayvanlarla oluşturdu simbiyotik ilişkilerin zenginliğinin, botanik bahçelerini bitki tutkunları için yılda onlarca kez ziyaret edilmesi gereken bir bitki müzesi olma niteliğine kavuşturduğu; botanik bahçelerinin, bitkilerin çiçeklenme ve meyvelenme dönemlerinin bütün bir yıla yayılmasındaki değişkenlik dolayısıyla kendi üzerlerindeki ilgiyi sürekli koruyan, sergilenen canlı bitkilerin dinamik özelliklerini cazibe noktası olarak kullanabilme niteliğine sahip alanlar oldukları; bu özellikleriyle etnoğrafya ve arkeoloji gibi cansız varlıkların sergilendiği müzelerden farklılaştıkları,

2- Özellikle kış bitimi ile baharın ilk aylarında, kardelen, misksümbülü ve çiğdem gibi soğanlı bitki türlerinin, sonbahar aylarında da farklı türlerde kışnergisi ve acıçiğdem gibi bitkilerin çiçeklenmesinin, botanik turizmi ve botanik bahçelerini turizmin bütün bir yıla yayılması hedefi için kullanılabilecek önemli bir boş zaman faaliyeti niteliğine dönüştürdüğü,

3- Avrupa'nın en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen, İsviçre'nin önemli bütün kentlerinde ve bazı küçük yerleşim alanlarında toplam 30 dolayında botanik bahçesinin bulunduğu, Zürih ve Cenevre'deki botanik bahçelerini yılda yüzbinlerce, tamamını milyonlarca kişinin ziyaret ettiği düşünüldüğünde, botanik turizmi faaliyetlerinin en önemli unsurunun botanik bahçeleri olduğunun anlaşıldığı,

8- Ülkemizin en zengin botanik bahçesinin Akdeniz bölgesinde kurulabileceği; Antalya, Mersin, Muğla veya İzmir illerinden birinin veya birkaçının binlerce Akdeniz bitkisine ev sahipliği yapabileceği, bu suretle yılda milyonlarca turistin ilgilerini üzerlerine çekebilecekleri; ilgi çekmesi açısından bitkilerin bu yörelerin antik mitolojisi ve kültürüyle ilişkilendirilerek tanıtımının yapılmasının yararlı olacağı; örneğin mersin, zeytin, servi ve defne ile Tanrı ve Tanrıçalar Apollon, Artemis ve Athena'nın bağlantılarının verilmesinin ilgi çekeceği; günümüz Anadolu kültürü ile bitki bağlantılarının görsel olarak yansıtıldığı temalara yer verilmesinin bitkilerin etnobotanik özelliklerinin bilinmesini sağlayacağı, botanik meraklılarının kültüre, kültür meraklılarının ise botanik bilimine ilgi duymasını sağlayacağı,

12- Ülkemizden daha sınırlı sayıda bitkiye sahip olmalarına rağmen, Yunanistan ve İspanya gibi rakip ülkelerle ilgili gezi kılavuzu niteliğindeki kitaplarda yerli türlerle birlikte flora zenginliklerinin tanıtıldığı; ülkemizin yerli bitki türlerindeki tartışmasız üstünlüğünün tanıtımda bitki zenginliği ve yerli lokal türler konusunda markalaşma avantajını Türkiye'ye sağlayacağı, dolayısıyla nadir bitkiler merkezli ülke ve bölge tanıtımlarının ülkemizi Akdeniz havzası ve tüm Avrupa'da botanik turizmi alanında rakipsiz kılacağı; ülkemize özgü çiçekli bitkiler ile kelebekler gibi fauna unsurlarının, özellikle yöresel tanıtım kapsamında il, ilçe veya beldelerin tanıtım faaliyetlerinde sembol veya logo olarak kullanılabileceği; bu uygulamanın da bölgesel tanıtım dolayısıyla yörenin uluslararası turizm pazarında farklılaşmasına ve markalaşmasına katkı sağlayacağının düşünüldüğü; ancak söz konusu uygulamaların botanik bahçeleri ve doğa tarihi müzeleri gibi kuruluşlar vasıtasıyla altyapısının oluşturulması gerektiği,

15- Öncelikle ülkemizde yaygın olarak yetişen ve Türkiye'ye endemik ve endemik olmayan, Sedum (Damkoruğu), Sempervivum (Kayakoruğu) ve Rosularia (Taşgülü) türlerini içeren Kaktüs Bitkileri Bahçesi'nin ilgi çekici olacağı, Akdeniz veya Ege bölgesinde kurulabilecek böyle bir müzenin bu yörelerimizin kurak ve sıcak özelliklerinden yararlanabileceği, bu tür bir müzenin hem ülkemizde yetişen 80 dolayında kurakçıl ve alpin bitki türlerini turistlere ve yerli halka tanıtacağı, hem de önemli bir boş zaman değerlendirme imkanı yaratacağı; ayrıca, ülkemizde kurulması arzulanan botanik bahçesinin Güller Bahçesi bölümünün kurulmasının, “Antalya Gülü '' gibi özellikle ülkemize özgü (endemik) güllerin bu bahçede sergilenmesinin yanı sıra Dünyanın dörtbir yanından getirilen yüzlerce gül türünün de bu bahçede yetistirilmesine imkan tanıyabileceği ve botanik turizmi açısından çok ilgi çekeceği; ülkemizde doğal olarak yetişen 40 dolayında süsenle birlikte Dünya'nın diğer bölgelerinden getirilebilecek yüzlerce süsen türünden oluşacak bir Süsen Bahçesi'nin botanik bahçesinin çok ilgi çeken bir bölümü olacağı; süsen, lale, çiğdem gibi soğanlı bitkilerin (Geofit) botanik bahçelerinin en ilgi çeken bitkileri olduğu; ayrıca Türkiye orkidelerinin sergilendiği Orkide Bahçesi, ülkemize özgü yüzlerce kokulu bitkimizin sergilendiği Türkiye Kokulu Bitkiler Bahçesi, adaçayı bitkilerimizin sergilendiği Adaçayı Bahçesi gibi özel bölümlerin kurulmasının botanik bahçelerine olan ilgiyi artıracağı,

16- Ülkemizde kurulmasının yerinde olacağı düşünülen botanik bahçesi kapsamında veya ondan bağımsız olarak kurulabilecek Kelebekler Evi'nin içerisinde ülkemize özgü iklim koşulları oluşturulmak suretiyle, Alpin Kelebekleri, Akdeniz Kelebekleri, Bozkır Kelebekleri, Gece Kelebekleri veya Gündüz Kelebekleri gibi alt bölümler oluşturulmak suretiyle Türkiye'ye özgü nadir kelebeklerin canlı olarak tanıtılabileceği bir canlı kelebek müzesinin oluşturulabileceği; Türkiye kelebeklerinin rağbet ettiği bitkilerin bu bölümde yetiştirilmesi suretiyle, hem Türkiye'nin nadir bitki türlerinin sergilenmesi, hem de bu bitkilerle biyolojik ve simbiyotik yaşam ilişkisi oluşturan kelebek türlerinin ziyaretçilere tanıtılmasının sağlanacağı; bu anlayışla oluşturulacak botanik bahçesinin, bitkilerin ekosistemdeki bağlantılarını ve ekolojik fonksiyonlarını da ortaya koyacağı, Kelebek Bahçesi'nin flora ve fauna türlerini bünyesinde toplamasının yanı sıra görsel zenginliğinin de turistik ilgiye dönüştürülebileceği, bu müzede turistlerin canlı olarak ülkemizin nadir flora ve faunasını aynı anda fotoğraflayabilecekleri,

17- Ülkemizde oluşturulması planlanan uluslararası standartlardaki botanik bahçesinin bir bölümünde, Türkiye'ye özgü bitkiler ve ekosistemler örnek alınarak oluşturulacak seralarda yine ülkemize özgü, nadir kuş türlerinin canlı olarak sergilendiği ve turistlerin kuşları fotoğraflayabildiği, batılı ülkelerde kurulanlar gibi yapay bir seyir evinin oluşturulmasının oldukça ilgi çekeceği; ülkemizde yaşayan 450 dolayında kuş türünün Avrupa'nın tamamında yaşayan kuş türleri kadar bir sayıya işaret ettiği, bunun da ülkemizin bir kıtanın sahip olduğu kadar kuşa sahip olduğunu gösterdiği; söz konusu kuş türlerimiz ile birlikte Dünyanın dört bir yanından getirilen egzotik kuşların birebir örneklerinin sergilendiği bağımsız bir Kuş Türleri Müzesi'nin ülkemiz insanına kendi kuşlarımızı tanıtmanın yanı sıra ornito turizmi (Kuş Gözlemciliği) meraklılarının da yoğun ilgisini çekeceği,

21- Antik kent ve kalelerimizdeki nadir bitki türlerimizin tanıtıldığı broşürlerin Bakanlığımızca öncelikli olarak ele alınması; bu suretle bu bitkilerin, gerek kendi insanımız ve gerekse yabancı turistlere tanıtmak suretiyle antik alanlara varolan ilginin artırılmasında kullanılmasının yararlı olacağı; bu uygulamanın, antik uygarlıklara ilgi duyan hedef kitlenin botanik turizmine, botanik turizmine ve ekolojiye ilgi duyanların ise antik uygarlıklarımıza ve kültür turizmine ilgi duymalarını sağlayacağı; ülkemizde kurulması arzulanan botanik bahçelerimizde ayrı bir bölümün antik alanlarda yetişen bitkilere tahsis edilmesi; antik kent ve kalelerimizin imitasyon maketleri üzerinde söz konusu endemik ve nadir bitkilerimizin ekilerek sergilenmesinin ülkemizin nadir kültür varlıkları ile nadir doğal varlıklarının biraradalığını göstermesi açısından çok ilgi çekici bir uygulama olacağı; ülkemizde yetişen nadir bitki türlerinin antik uygarlıklardaki mitoloji, ritüel ve kült uygulamaları gibi alanlardaki konumları, halen yetiştikleri ve gözlenebilecekleri ören yerleri, Türk halk kültüründeki kullanımları gibi bağlantılarıyla turistik tanıtımda kullanılmasının bu bitkilerin nicelik ve nitelikleri göz önünde tutulduğunda botanik turizminde ülkemizi rakipsiz bir konuma getirebileceği,

22- Bilimsel isim kaynağını antik uygarlık ve kentlerden alan nadir bitki türlerimizin bu isimlerinin ülke tanıtımında etkin bir şekilde kullanılabileceği; cins isminin kaynağını Türkiye dahilindeki antik bir uygarlık unsurundan alan bitkilerle tür isimlerini antik uygarlık, antik kent ve antik şahsiyetlerden alan bitkilerimizden oluşturulacak botanik bahçesi bölümünde, özgün bitkilerimiz ile özgün uygarlık mirasımızın aynı mekanda ve aynı anda botanik ve kültür meraklısı turistlere aktarılabileceği,

25- Dünyada sadece Uludağ'a lokalize edilen 30 lokal türle birlikte toplam 137 endemik Uludağ bitkisinin de sergilendigi Uludağ Alpin Bitkileri Bahçesi'nin Uludağ Turizm Bölgesi içerisinde kurulmasının hem Uludağ'a özgü bitkilerin korunarak tanıtılmasına hem de sadece kış turizmi ve yayla turizmi ile sınırlanmış olan Uludağ turizm faaliyetlerine botanik turizmi faaliyetinin de katılarak Uludağ turizminin çeşitlendirilmesini sağlayacağı; Uludağ dışında Isparta Davraz, Antalya Saklıkent, İzmir Bozdağ, Kastamonu Ilgaz, Palandöken ve Karadeniz yaylaları olmak olmak üzere kış turizmi merkezlerinin bulundukları dağların çok zengin bir bitki örtüsüne sahip oldukları; dolayısıyla bu merkezlerin düşük sezon yaşadıkları yaz aylarında, turistik faaliyetleri çeşitlendirmek, nadir türleri korumak ve eğitim amaçlarıyla bu alanlarda öncelikli olarak alpin nitelikli bitkilerin ağırlıkta olacağı Alpin Bahçeleri'nin kurulmasının yararlıolacağı,

27- 200 dolayındaki “Yok Olma Tehlikesinde“, 900 dolayında da “Tehlike Altında“ statüsünde bulunan endemik (Türkiye'ye özgü) bitkilerle birlikte yaşamı tehdit altında bulunan toplam 2000 dolayındaki Türkiye bitkisi için “Tehlike Altındaki Türkiye Bitkileri Bahçesi“ nin kurulmasının hem bu bitkilerin halkımıza ve yabancılara tanıtılmasını hem de yetişme alanları dışında da korunmalarını sağlayacağı; yeterli duyuru ve tanıtımın yapılması şartıyla, böyle bir bahçenin önemli bir turizm çekim alanı yaratacağı,

29- Ülkemizdeki müzelerde video, sinema, elektronik göstergeler veya bilgisayar görüntüleri ile desteklenen müzecilik anlayışı uygulamasının gelişmediği; Türk müzelerinde nesnelerin sadece sergilenmeleri ve/veya maketlerle desteklenerek izleyicinin gözünde canlandırılmasının sağlandığı; ancak gerek arkeoloji müzelerindeki eserlerle ilgili kazı görüntülerinin, gerekse doğa tarihi müzelerine malzeme veren fosil alanların kazıları ile ilgili faaliyetlerin video görüntülerinin müzelerde izleyicilere sunulmasının, sergilenen nesnelerin müzeye gelene kadar hangi aşamalardan geçtiğinin anlaşılmasına katkıda bulunacağı ve nesnenin daha iyi tanınmasının bir aracı olabileceği; bu bakımdan müzelerimizde bilgisayar ve dijital teknolojiden de yararlanılarak müzenin faaliyet konularıyla ilgili belgesel filmlerin izlenebilmesi olanaklarının müze konuklarına sunulmasının yararlı bir uygulama olacağı ve müzelerimizin aynı zamanda daha etkin bir tanıtım aracı olarak kullanılması olanağını da sağlayacağı,

30- Doğa Tarihi Müzeleri genelde Ex-Situ (Eserin doğal buluntu yeri dışında) koruma fonksiyonu gören kuruluşlar olmalarına rağmen, taşınması olanaksız, taşımanın esere zarar verebilecek veya bulunduğu yer dışına taşındığında anlaşılması zorlaşabilecek eserlerin İn-Situ (Bulundukları yerde) korumak suretiyle de doğa tarihi müzelerinin İsviçre'de kurulabildikleri; bu uygulamanın ülkemizde özellikle jeolojik yapıların ve katmanlaşmanın anlaşılmasını sağlayan özel yer şekillerine sahip alanlarda uygulamaya konabileceği; ülkemizde bulunan ve jeolojik yapıyı biçimlendiren buzul çağı (iklim), volkanizma ve tektonizma gibi dışsal etkilerin birinin veya birkaçının bir arada bulunduğu benzersiz doğal oluşumların doğa tarihi anlayışıyla düzenlenerek İn –Situ korumanın gerçekleştirilebileceği; ancak konunun bilimsel yönü olması dolayısıyla bu konudaki envanter çalışmasının konunun uzmanlarından oluşan (Jeolog, Jeomorfolog, İklimbilimci, Paleontolog) uzmanlar heyetice değerlendirilmesi gerektiği; ülkemize özgü Pamukkale Travertenleri'nin bu kapsamda bir an önce Doğa Tarihi Müzesi anlayışıyla düzenlenmesi ve İn-Situ koruma sisteminin gerçek anlamıyla bu doğal varlığımızda tatbik edilmesinin gerekli görüldüğü;

31- Doğa tarihi müzelerinin, doğanın geçmişini fosiller, mineraller ve nadir taşlarla günümüz insanına tanıtan yerler olmalarının yanısıra, bu müzelerin İsviçre'de önemli bir turizm çekim noktası konumunda bulundukları; bilimsel sergilemenin yanısıra, popüler nitelikteki hediyelik eşya satışı, yeme-içme olanakları ve video gösterileri suretiyle turistin kalış süresini uzatacak ve harcama düzeyini yükseltecek faaliyetlere de geniş olarak yer verebildikleri; yerli buluntuların yanısıra, orijinalleri başka ülkelerde bulunan fosillerin kalıpları çıkarılarak oluşturulan imitasyon eserlerle vitrinlerini zenginleştirebildikleri; bu özellikleriyle doğa tarihi müzelerinin sadece koruma fonksiyonlarının olmayıp, eğitim ve turizmi geliştirme fonksiyonlarının da popüler görsel unsurlarla pekiştirilen yerler olarak dikkat çekmekte oldukları; ülkemizde de kurulacak olan doğa tarihi müzelerinin, eserleri koruma fonksiyonlarının yanısıra, eğitici-popüler faaliyetleri içeren, turisti eğitirken eğlendiren ve harcama yaptırabilen alanlar olarak düzenlenmesinin yararlı olacağı,

34- Ülkemizde kurulması arzulanan doğa tarihi müzeleri ile botanik bahçelerinin aynı komleks içinde kurulabilecekleri; her iki müzenin de içiçe kurulması sayesinde, doğa tarihi müzesinde sergilenen mineraller ve taşların hangi nadir bitkilere hayat verdiğinin müzenin bahçesinde oluşturulacak botanik bahçesinde ziyaretçilere sergilenebileceği; bu suretle doğa tarihi müzelerinde sergilenen cansız mineral ve taşların ülkemiz doğasını nasıl çeşitlendirdiklerinin çok daha iyi anlaşılabileceği; doğa tarihi müzelerinin botanik bahçeleri, botanik bahçelerinin ise doğa tarihi müzelerince tamamlanması sonucunu doğuracak bu tür bir uygulamanın ülkemiz doğasına bütüncül bir bakış açısı kazandırarak müzelerin ayrı ayrı yapamayacakları eğitim görevlerinin aynı mekanda buluşmak suretiyle yapılabilmesine olanak tanıyacağı; doğa tarihi müzelerinin bahçelerinde “Kireçtaşlı Alanlara Özgü Bitkiler“, “Mineralli Zemine Özgü Bitkiler“, “Volkanik Taşlı Alanlara Özgü Bitkiler“, “Yığışım (Konglomerat) Kayaları Bitkileri '' gibi bölümlemelere gidilmesinin ülkemiz jeolojik yapısıyla onun doğal zenginliklerinin ilişkisini ortaya koyması açısından yararlı olacağı,

38- Bakanlığımızın, üniversitelerde görev yapan biyologlar tarafından gerçekleştirilen yeni bitki ve hayvan keşifleri konusundaki bilgileri takip etmesi, akademik keşiflerden ülke tanıtımında kullanılabilecek olanların yurtdışı bürolarımızın bilgisine sunulması; Tanıtma Genel Müdürlüğü ve yurtdışı tanıtma bürolarının, ülkemizde yapılan hayvan ve bitki keşifleri konusunda, haberleştirilmek üzere hedef kitleye yönelik olarak basın bültenleri hazırlamaları; bu bültenlerde haberin dayandığı keşfin bilimsel yönü vurgulanmakla birlikte,'Türkiye'nin flora ve fauna açısından zenginlikleri, bu zenginliğin nedeninin coğrafi farklılık ve iklim çeşitliliği olduğu, dört mevsimin aynı anda yaşanabildiği bir ülke olduğu' gibi turizm açısından önem taşıyan bilgilere de değinilerek seyahat kararı alma potansiyelindeki hedef kitleye yönelik olarak periyodik popüler yayınlar yapılmasının yararlı olacağı, kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır

Hasan TORLAK beye bu çalışmasından dolayı TEŞEKKÜR EDERİZ. Bu rapora istinaden Alternatif ve Doğa Turizmi kapsamında yapılabilecek diğer projelerde başlıklar altında aşağıda sunulmuştur:

Turizm gelirleri verilerinin binde oranında olan illerimizde yapılan uygulamaların, verilerinin yüzde oranında olan ilimizde neden uygulanmasın düşüncesinden yola çıkarak yapılan araştırmalarda ilgili Bakanlık Müfettişlerinin hazırlamış olduğu raporun sonuç bölümündeki maddelerin uygulanabilirlikleri göz önünde bulundurularak bazı projelerin taslak çalışmaları hazırlanmıştır.

1- KİLİKYA ARKEOLOJİ, KÜLTÜR VE DOĞA YÜRÜYÜŞ YOLLARI (Kitap ve arazide rota işaretlenmesi. Ör. :Antalya Likya Yolu, St. Paul Yolu )
2- ORNİTOLOJİ MÜZESİ ( Silifke ilçesi Göksu Deltasındaki yaşayan canlı türlerinin tahnitlenmesi (doldurularak) ve müze haline getirilmesi. ( Ör. Kayseri – Sultan Sazlığı )
3- KELEBEK MÜZESİ ( Silifke İlçesi Göksu Deltası )
4- SEYİR TERASI ( Ör. Malatya İli Levent Vadisi )


İNCELEME YAPILAN BOTANİK TURİZMİ VE CANLI BİTKİ MÜZELERİ:
Mainau Botanik Bahçesi ve Kelebek Evleri
Antropoloji Müzesi
Paleontoloji Müzesi
Zürih Üniversitesi Zooloji Müzesi
Basel Doğa Tarihi Müzesi

Projelerin olabilirliği üzerinde ortak fikir oluşturulduğunda, öncelikli ve kısa zamanda geri dönüşü olandan başlayarak uzun vadede İl Turizm Master Planına paralel çalışma yapılması düşüncesiyle harekete geçilebilir.

KAYNAK : Kültür ve Turizm Bakanlığı Baş Müfettişi Hasan TORLAK


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
ALTERNATİF VE DOĞA TURİZMİ ÜZERİNE PROJELER
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar
    MERSİN ROTALARI
    Mersin ili yürüyüş parkurları olarak 2011 yılından bu yana çalışmalarım devam etmektedir. ST. PAUL Rotasına uygun olarak Antalyadan gelecek olan Mersin sınırından başlayarak, Adana Pozantı tarafında terk eden yüksek bir alternatif yürüyüş rotamız mevcuttur. Keza, sahile paralel ve kuzey-güney ekseninde pek çok rotamızda mevcuttur. Ama uygun bir spornsorla projenin hataya geçirilmesi hala gündemdedir. Buradan ilgililere seslenmek isterim.

    KLİKYA ROTASI
    Sayın Cezmi Bey, Alternatif turzim ile ilgili projenizi okudum ve çok olumlu buldum. Alternatif turizm yapan bir firma olarak bundan tam 4 yıl önce Kızkalesin den Aydıncıka kadar yürüdük. Bu yürüyüş bir rota çıkarmadan ibaretti. Fransız rehber arkadaşlarla bu rota üzerine çok çalıştık GPS koordinatlarını bile oluşturduk. İhtiyaç olması halinde bu programı size gönderebilirim. Ayrıca Bu rotayı Anamur da sonlandırıp Kıbrıs ta yeni rotalar keşfettik. Mersin Kıbrıs kombinasyonu olursa 15 günlük bir trekking rotası çıkıyor. Bu da Saint-Paul rotasına bir alternatif olur.


Benzer Haberler :
     RESTORASYONU BECEREMEYİNCE ÜZERİNE FOTOĞRAFINI YAPIŞTIRDILAR!
     SLOVENYA ÖZELLEŞTİRME ÖNCESİ TURİZMİ TEK BİR ÇATI ALTINDA TOPLAYACAK
     RUSYA TÜRKİYE TURİZMİ İÇİN TANITIM ELÇİSİ GİBİ ÇALIŞIYORUZ
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: SANAT, KÜLTÜR VE DOĞA BULUŞMASI
     YAŞLI TURİZMİ, YAŞLI BAKIMI EKONOMİSİ İÇİN BÜYÜK BULUŞMA
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx