Asil S. Tunçer Yazıyor: Çanakkale Gelibolu-1

Dedelerinin mezarını bulmak için elinde bir mektup, resim ve haritalarla Gelibolu'ya gelen İrlandalılar aradıklarını buldular mı? İşte sıradışı bir savaş alanları turu ve yazarımız Asil S. Tunçer'in muhteşem anlatımı..

19 Mart 2017 Pazar - Asil S. TUNÇER-turizmhaberleri.com- Kuşadası
Araştırmacı Tarih ve Turizm Yazarı
Profesyonel Turist Rehberi

ÇANAKKALE-GELİBOLU –I-
Karakol Dağı'ndan Yusufçuk Tepe'ye

Sıra dışı bir Gelibolu Savaş Alanları turumu size anlatmak istiyorum. Rutin Alan dışında kalan yerlerden olan Suvla Koyu'ndan Chocolate Hill ve Scimitar Hill'e yani bizim adlandırmamızla Yusufçuk Tepe'ye kadar ki alanı kapsayan küçük ama beni yeterince heyecanlandıran bir turumu Gelibolu'daki başlangıcından sonuna kadar sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu tur daha az gezilen yerleri kapsadığından elimde haritalar, askerliğini burada yapmış olan rahmetli babamdan öğrendiklerim, dedemden aklında kalanlarıyla ninemden dinlediklerim, ayrıca yine burada savaşmış olan diğer dedemin askerden yazdığı mektup ve dönen yaralılarla paylaştıklarından yola çıkarak kendimce bir keşif çalışması yapacaktım.

Kaptanım Kuşadası'ndan Veli; bense tabiri caizse diğer deli ve bir minibüs acemi misali… Acemi diyorum çünkü buraya ilk defa geliyorlar ve ellerinde bir resim ve mektup var sadece… Tüm bu verilerle önce bir mezarlık sonra mezar bulacağız. Grup İrlandalı asker emeklileriydi; onların da dedeleri burada kendileri gibi askerdi; kimi burada savaşmış ve hayatını kaybetmiş kimiyse aldıkları ders ve anılarla memleketlerine, ailelerine dönmüşlerdi.

Özellikle emekli Albay Arthur Reid, kendisiyle aynı adı taşıyan asker dedesinin izini sürüyordu. Kendi gibi emekli subay arkadaşlarını toplayıp Türkiye'ye gelmişti. Sırf Çanakkale-Gelibolu'nda atalarının izini sürmek için… Önceden etraflıca harita ve krokilerle masaüstü çalışmamızdan sonra bismillah deyip hedefimiz olan Suvla Koyu ve çevresindeki savaş alanlarına yöneldik.

Ambulans koyundan sonra elimizdeki haritalar sayesinde her geçtiğimiz yeri ayrı ayrı tespit edip misafirlerimize hem bilgi aktarıyor hem de dedelerinin çektikleri (işgal birliklerinin fotoğrafçıları tarafından çekilmiş) siyah beyaz fotoğraflara bakarak, mektuplarda anlatılanları dikkate alarak İngilizlerin, daha doğrusu Birleşik Krallık Ordusu'nda görev yapan İrlandalı birliklerinin çıkartma yaptıkları nokta olan Büyük Kemikli Burnu'na doğru, önce Lala Baba mevkiine sonra daha kuzeydoğuya Kireçtepe sırtlarına geldik.

Bu nokta özellikle İrlanda kuvvetlerinden 5.nci Fusiliers birliklerinin Mustafa Kemal'in emrindeki kuvvetlerle bizzat çarpıştığı savaş alanlarıydı. Bu noktadan tura başlamak istediğini belirten misafirlerimiz hem dedelerinin ayak izlerini sürmek hem de Mustafa Kemal'in savaş alanından uyguladığı dahiyane taktiklerini öğrenmek istiyordu.

Damakçılık'tan Kireçtepe'ye
Anzak Koyu'nu geçer geçmez 1 km ilerde yer alan Anafartalar Ovası'na varır varmaz sağınızda kalan Damakçılık Bayırı, 9 Ağustos 1915'te Mustafa Kemal'in emrindeki 7. Tümeni taarruz ettirerek daha güneydeki Anzak birliklerine yardıma gelen 9.İngiliz Kolordusunun tüm irtibatını kestiği noktadır.

1914 Ağustos'undan 1915 Mayısına kadar Kuzey İrlanda'daki Curragh, Newbridge ve Kildare'deki askeri tesislerde eğitimlerini tamamlayan 10.İrlanda Tümeni, 25 Mayıs 1915'te Basingstoke'a sevk edildiler. 28-29 Mayıs 1915'te Lord Kitchener'in teftişinden sonra bazı eksikliklerini tamamlamaları için kendilerine 27 Haziran'a kadar süre verildi. 9 Temmuz'da Liverpool'a demir atan tümen, 1915 Temmuz'unun sonunda Limnos Adası'na ulaştı. 6 Ağustos'u 7'sine bağlayan gece Suvla Koyu'na çıkartma yapıldı. Çıkartma yapan tümenden ayrılan 29.Tugay, Anzac Koyu'na intikal ettirildi.

Yaklaşık 25 dakikalık bir mesafeden sonra ulaştığımız nokta Mestan Tepe mevkiidir. Bu yolun devamı Anafartalar Köyü'ne gider. İlerideki Gren Hill (Yeşil Tepe) diye adlandırdıkları İngiliz Mezarlığı'nı geçer geçmez 15 dakika mesafedeki bir başka noktaya İsmailoğlu Tepesi'ne geliriz. General Thomas Longford'un birliklerinin Mustafa Kemal ile tanıştığı noktalardır buraları. 6.Yorkshire Alayı, 6 Ağustos'ta Lala Baba mevkiinden hareketle Karakol Dağı ve Kireç Tepe sırtlarını sarmıştı.

Çok kayıp veren 10.Tümen ise 29 Ağustos 1915'te Gelibolu'ndan ayrılmak zorunda kaldı ve Selanik'e çekildi. Tüm rütbeli subaylarını kaybeden ve toplamda 9.000'den fazla kayıp veren birlik için daha sonra çok tartışmalar yaşandı. Zira Suvla Koyu'na ilk çıkartma yaptıklarında nereye geldiklerini ve ne yapacaklarını bile bilmiyorlardı. İşte bu afallama ve oyalanma ve kafa karışıklığı anlarında Türk tarafı için düşmanın çıkartma yaptığı yere ve tahmini gücüne göre hazırlıklı olma anlarıydı.

Çıkartma yapan İngiliz birliklerinin ellerinde ayrıntılı haritaları ve yeterli krokileri yoktu. Topçu birlikler yanlış bilgilendirilmiş ve yönlendirilmişti. İçecek suları çok azdı. Askerler bir yudum su için kendi aralarında çatışıyorlardı. Mustafa Kemal'in zekice taktikleri karşısında çaresiz kalıyor, mermileri tükendiği için de Türk siperlerinin olduğu tarafa taş, boş kovan ne varsa atıyorlardı.

Buna rağmen Yusufçuk Tepe istikametine verilen taarruz emrinden sonra Mestan Tepe ve Yeşil Tepe'de siper nöbetlerini değişmiş toplam 30.000 kişilik bir kuvvetle Mustafa Kemal'in akıllıca yerleştirdiği makineli tüfeklerin çok rahat görüş alanına doğru saldırıya geçtiler. Sahiden deli cesareti… Sonra bu yetmiyormuş gibi yükseltili alana doğru, doğrusu daha kolay hedef olabilecek noktaya saldırıda bulundular.

Sabaha karşı saat 05.00 sularında Türk makineli tüfekçisinin yoğun ateşiyle adeta biçilen birlikler toplamda 5.000'den fazla bir kayıpla -ki bu Türk birliklerinin kaybının iki katıdır- geri çekilmek zorunda kaldılar. 2.500'den fazla zayiat veren Türk birliklerinin kaybını arttıran unsur Türk tarafının kullandığı basit ve sıradan el bombalarına karşın İngiliz-İrlanda kuvvetlerinin kullandığı parça tesirli el bombalarıydı. Dedem anlatırmış; bir düştüğü yerde iki kere patlıyor, patladığı yerde değil tek, etrafında kim varsa yere seriyor, diye…

Grupla işte bu çetin savaşların cereyan ettiği sahaları yürüyerek inceliyor ve o gece yapılan taarruz ile karşı taarruz noktalarını tespit etmeye çalışıyoruz. Grup başkanı olan Albay için adeta zaman durmuştu; o çok soğuk geçen Kasım 1915'e geri dönmüş, dedesinin ölüm kalım mücadelesi verdiği yerlerde bulunmanın hissiyatıyla dalıp gitmişti. Buğulu gözlerini bazen çok uzaklara bazen de birden önümüzdeki yamaca çevirerek sanki buralarda ne işiniz vardı, neydi sizi İngiliz'in peşine takıp tanımadığınız, bilmediğiniz topraklara bir hiç uğruna düşüren sorularına yanıt arıyor sahip olduğu karmaşık duygularını gizleyemiyordu.

Yanına sokulup bulunduğumuz yerden Yusufçuk Tepe'ye (Scimitar Hill) adımlayarak tıpkı dedeniz gibi farzı misal karşıda konuşlanmış makineli tüfek mevzilerine doğru yürümek ister misiniz, diye sordum. Teklifimi hiç tereddütsüz kabul etti. Kaptan Veli'den Türk Makineli Tüfekçisi olmasını rica ettim ve karşı Tepe'ye devam etmesini istedim. Veli, elinde dürbün ve yürüyüş sopasıyla Tepe'den bizi gözetlemeye başladı; biz de Veli'nin yani Makineli Tüfeklerin laduğu Yusufçuk Tepe'ye doğru yürümeye başladık.

Veli, yukarıdan bize “kabak gibi ortadasınız, sizi çok net görüyorum, diye bağırıyordu. Bu yürüyüşümüz sayesinde atış alanı içinde bulunan İngiliz-İrlanda birliklerinin Türk makineli siperlerinden yapılan usta atışlarla nasıl eridiklerini daha iyi görüyorduk. Demek ki Mustafa Kemal, makineli tüfekleri öyle bir noktaya yerleştirmişti ki kurtuluş yoktu.

Gerçi ilkin karşısında yeterince güçlü kuvvet bulamayan işgal birlikleri zayıf gözetleme takımlarını rahatlıkla geçerek İsmailoğlu Tepesi'ne kadar ilerlemişlerdi. Daha sonra Anafartalar Grubu Komutanı Albay Mustafa Kemal'in komutasındaki Türk kuvvetleri, 09-12 Ağustos tarihlerinde Anafartalar Savunmasıyla düşmanı Kireçtepe ve Mestantepe'ye geri çekilmeye zorlamıştı.

Sürecek…


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: ÇANAKKALE GELİBOLU-1
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: YETİŞKİNLER VE YETİŞENLERİMİZ
     OLAY SALCAN YAZIYOR: YOZGAT'TA BİR HAFTA SONU
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: COĞRAFYA VE MEKAN KİMLİKTİR
     HİKMET TOSUN YAZIYOR: SEYİT BİLAL İBRAHİM HAZİRESİ
     MERVE BULUT YAZIYOR: BESLENME ENGELİYLE SEYAHAT ETMEK
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx