Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly

Bu kitapla artık her kuşa serçe deyip geçmeyeceksiniz

Türkiye'nin biyolojik ve kültürel çeşitliliğinin tanıtılması ve korunmasına yönelik yaptığı çalışmalarla tanınan Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce'nin 'Doğadabuan' kitabı A7 Kitap Yayınlarından çıktı. Yusuf Yavuz

17 Mayıs 2017 Çarşamba - Yusuf Yavuz-turizmhaberleri.com- Antalya

Biyolojik çeşitliliği ile dünyanın en zengin coğrafyalarından birine sahip olan Türkiye'nin hazine değerindeki türleri keşfedilmeyi bekliyor. Baharla birlikte Edirne'den Ardahan'a muhteşem bir uyanışa sahne olan Türkiye coğrafyasında bazen bir yol kenarında, bazen de pencerenizin önünde ansızın karşınıza çıkıp kayboluveren o rengarenk kuşları artık daha kolay tanıyabileceksiniz.

Doğa gözlemine başlama rehberi niteliğindeki 'Doğadabuan' kitabı raflardaki yerini aldı. Antalya'da yaşayan Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce'nin kaleme aldığı Doğadabuan, Türkiye'nin önde gelen bilim insanlarının danışmanlığında doğa gözlemine başlama rehberi olarak tasarlandı. Kitapta, ülkemizde bulunan ve en yaygın görülen kuşlar kelebekler, kurbağa ve sürüngenler, memeliler, ağaç ve çalılar yer alıyor.
(Gümüş lekeli esmer göz- Melih İlhanlı)

Türkiye'nin biyolojik ve kültürel çeşitliliğinin tanıtılması ve korunmasına yönelik yaptığı çalışmalarla tanınan Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce'nin hazırladığı 'Doğadabuan' kitabı A7 Kitap Yayınlarından çıktı. Türkiye'nin önde gelen bilim insanlarının danışmanlığında hazırlanan kitap, doğa gözlemine başlama rehberi özelliği taşıyor.
(bukalemun, Ali Atahan)

ANSIZIN KARŞINIZA ÇIKIVEREN TÜRLERİ TANIMA KILAVUZUNUZ
Doğada ansızın karşınıza çıkıveren ve ne olduğunu düşünmenize bile fırsat kalmadan kaybolup giden canlıları geçmiş kültürlerdeki izleriyle ve hikayeleriyle birlikte tanıma fırsatı bulabileceğiniz kitap, basit anlatımı ve özgün tür fotoğraflarıyla doğadan giderek uzaklaşan kent insanıyla, her zaman doğayla iç içe yaşayanlara aynı anda hitap edecek şekilde tasarlanmış. Doğada tıpkı serçe ya da çam ağacı gibi en sık görülen canlı türlerini bir araya getiren kitabı elinize aldığınızda, bir ispinoz kuşu ya da sarı azamet kelebeğini, bir gelengi ya da ağaç kurbağasını, sandal veya sedir ağacını rahatlıkla tanımlayabileceksiniz.
(Çok gözlü mavi kelebek-Melih İnanlı)

TÜRKİYE'NİN ÖNDE GELEN BİLİM İNSANLARININ DANIŞMANLIĞINDA HAZIRLANDI
Türkiye'nin konusunda önde gelen bilim insanlarından oluşan Doğadabuan kitabının bilim kurulunda, Yrd. Doç. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz (Kuşlar), Doç. Dr. Evrim Karaçetin (Kelebekler), Prof. Dr. Mustafa Sözen (Memeliler), Prof. Dr. Yusuf Kumlutaş ve Prof. Dr. Çetin Ilgaz (Sürüngen ve Amfibiler), Prof. Dr. Tuncay Neyişçi (Ağaçlar ve Çalılar) gibi isimler yer alıyor. Tür seçimlerinden metin ve haritalamaya kadar bilimsel danışmanlığını üstlenen uzmanların denetiminde hazırlanan kitap Türkiye'nin doğa rehberi olmaya aday.

220 TÜR, 320 FOTOĞRAF, HER BÖLÜM İÇİN İNFOGRAFİK HARİTA
Türk Sinemasının usta oyuncularından biri olmasının yanında aynı zamanda bir uzman ekolog olan Ediz Hun'un yazdığı önsözüyle okurla buluşan Doğadabuan kitabında, 30'un üzerinde profesyonel doğa fotoğrafçısının çektiği 220 canlı türüne ait toplam 320 fotoğraf yer alıyor. Her bölüm için haritalar ve infografik tasarımlar hazırlanan kitap, doğa tutkunları tarafından ilgiyle karşılandı.

İNCE: 'KENT MERKEZİNDE DAHİ KENDİ BELGESELİNİZİ YAŞAYABİLİRSİNİZ'
Doğadabuan kitabının günlük yaşamda ve yolculuklarda okuyucunun kendi belgeselini yaşamasına yardımcı olacağını dile getiren yazar Hüseyin Çağlar İnce, “kentin merkezinde dahi kendi belgeselimizi yaşayabiliriz“ diyor ve ekliyor: “Pencereden baktığımızda gördüğünüz kuşları tanımak veya parkta bir kelebeğin peşine takılmamak için hiç bir engel yok. Yakınlardaki doğal alanlarda yaşayan canlıları keşfetmemiz için onları fark etmemiz yeterli. Doğayı keşfetmek için sadece bir adım atmaya ihtiyacımız var.“
(Kukumav)
'SARIKEÇİLİLERİN BİLGELİĞİNDE KENDİMİZİ DOĞAYA BIRAKTIK'
Anadolu'nun konargöçer yaşamı sürdüren son Yörük topluluğu olan Sarıkeçililer'in doğaya bakışını değiştirdiğine dikkat çeken İnce, yaşadığı deneyimi şöyle anlatıyor:

“Yıllar önce Sarıkeçili Yörüklerini ilk ziyaret ettiğimde ilkbahar göçlerine başlamak üzerelerdi. Yaklaşık 40 günlük göçleri boyunca onlara eşlik edecektik. Günlük ortalama 20 kilometre yolu dağlardan, nehir kıyılarından farklı hava koşullarında yürüyecek ve çadırda kalacaktık. Mazallah hasta falan olabilir, bir yerlerimizi sakatlayabilirdik. O nedenle su geçirmeyen nefes alan kıyafetlerimiz, kaymayan ayakkabılarımız, konservelerimiz, 3 mevsim çadırımız ve eksi 20 derece soğuğa kadar dayanıklı tulumlarımızla yürüyüşe hazırdık. Onlar ise normal günlük yaşam kıyafetleri ile sadece içlerindeki göç heyecanıyla yola çıkmışlardı. Bir kaç hafta içinde bu anlamsız kaygımızı fark edip onların bilgeliğinde kendimizi doğaya bırakmıştık.

'RAMBO BIÇAKLARIYLA SAVAŞA GİDER GİBİ DOĞAYA ÇIKILIYOR'
Ne kadar doğanın için de olsak da doğadan koptuğumuzu o zaman hissetmiştim. Çünkü doğaya çıkmayı gün geçtikçe daha karmaşık hale getiren biziz. Etrafımızdaki hemen her şey; medya, tv programları, sinema filmleri ve sosyal çevremiz doğaya çıkmanın ne kadar zor olduğunu bizlere aşılıyor. Onlara göre bir kere müthiş bir fiziğimiz olmalı, pahalı marka zor koşullara uygun kıyafetler ve Rambo bıçakları ile doğaya çıkmamız gerekiyor. Doğada bizi acayip tehlikelerin beklediği, belki de kilometrelerce aç ve susuz, yönümüzü kaybetmiş bir şekilde oradan oraya savrulacağımız söyleniyor. Kısacası sanki savaşa gider gibi doğaya çıkmamız gerektiğine dair bir izlenim yaratılıyor.

'DOĞA BİLGİSİNİ GERİ DÖNÜŞÜMSÜZ OLARAK KAYBEDİYORUZ'
Doğanın en çok sevgiye ve şefkate ihtiyacı olduğu bir çağda yaşıyoruz. Doğadan giderek uzaklaşırken atalarımızın tarihteki serüveni boyunca deneyimlerle biriktirdiği 'Doğa Bilgisi'ni de geri dönüşümsüz olarak kaybediyoruz. Tek yapmamız gereken, doğaya yeniden samimi yüzümüzü dönmek ve ona doğru basit bir adım atmak. Dileğimiz, bu kitabın bu tür bir adım için araç olmasıdır.“
( Şahin- Orkun Kıraç)

DOĞADABUAN KİTABI İÇİN NE SÖYLEDİLER

Ediz Hun (Aktör-Uzman Ekolog): 'YAŞAMIN OLAĞANÜSTÜ GELİŞİMİNİ SUNUYOR'
“Ülkemizin zengin flora ve fauna'sından muhteşem örnekleri, yaşam koşulları, bilimsel isimleri, coğrafyamızdaki bölgesel ve yerel dağılımlarıyla bizimle paylaşan 'Doğadabuan' kitabı, hakikaten yaşamın olağanüstü gelişimini son derece başarılı ve titiz bir çalışma ile biz okurlarına sunmaktadır.

'BİR HALKA DEVRE DIŞI KALDIĞINDA SİSTEM ÇÖKER'
Leonardo Da Vinci; 'Doğanın en büyük mucizesi var olan denge sistemi'dir' özdeyişiyle, içinde yaşamımızı sürdürdüğümüz yerkürenin milyonlarca yıldır her an kendini yenileyerek devam eden ritm'ini vurgulamak istemiştir. Tabiatın dengesi adeta milyonlarca biyolojik, kimyasal ve fiziksel çarkın birbirleriyle iç içe her an çalışmasıyla devam etmektedir. Biyoloji de 'Eksilten Geri Bildirim', (negative feedback) başlığı altında yürüyen bir sistem bulunur. Bu sistemde canlılar hem çevreleriyle, hem de birbirleriyle olan etkileşimle birlikte yaşarlar. Bu adeta bir zincirin halkaları gibidir. Bir halka devre dışı kaldığında sistem çöker. Bu durumda Doğa her ne kadar son derece sağlıklı bir yaşam sergilese de, halkalardan bir koptuğunda veya koparıldığında sistem büyük zarar görür ve hatta kendini yenileyebilmesi uzun yıllar gerektirir. Buna en somut örnek olarak 'Buğday, fare ve yılan' örneğini verebiliriz. Eğer yılanları yok ederseniz, tarla fareleri çok artar ve bunun neticesinde yeni filizlenen orman fideleri, buğday, mısır, ayçiçeği gibi ekin alanları büyük zarar görür.

'ANADOLU'NUN MÜSTESNA ZENGİNLİĞİ OKURUN BEĞENİSİNE SUNULMUŞ'
Arı, sinek, kelebek ve uçucu böcekleri yanlış zamanda aşırı kimyasal ilaçlarla yok ederseniz, hiçbir bitki yaşamını tohum vererek sürdüremez, çiçeklerden ve her mevsim tükettiğiniz meyvelerden mahrum kalırız. Bu örnekleri çoğaltabiliriz, ancak burada bu kitabı hazırlayan ve biz okurlara sunan Hüseyin Çağlar Bey'e takdirlerimi sunuyorum. Kelebekler ailesinin o müstesna güzelliklerini, sürüngenler familyasının ilginç yaşamlarını, eşsiz değere sahip kuşlarımızın sevimli yüzlerini, denizlerimizde yaşayan fok ve yunuslarımızdan tutun da Anadolu'muzda mevcut tilki, vaşak, karakulak, kurt, bozayı gibi en üst sınıfı oluşturan canlılarımızı ve nihayet dağ yamaçlarını süsleyen yeşilin her tonu, çiçeklerimizin renk cümbüşü ile zümrüt ormanlarımızın müstesna zenginliklerini biz okurlarının beğenisine sunmuş bulunmaktadır.

'KİTABIN SONUNDA EVRENSEL SEVGİYİ HİSSEDECEKSİNİZ'
Hem bilimsel yönü ile, hem de günümüz ve gelecekteki nesillere tabiatın paha biçilmez değerlerini çok titiz bir çalışma ile sunan bu bilimsel eser, hiç şüphe yok ki, doğa severlerin en önemli kılavuz kitabı olmaya namzettir. Kitabın sonunda hissedeceğiniz en önemli olgu 'evrensel sevgi' olacaktır. Sevgi, yaşamın amacı, tüm canlıların özüdür.“

'DÜNYANIN EN ÖZGÜR TÜRKLERİ İÇİN ZAMANIN ANLAMI, AN'
Özcan Yüksek- (Magma Dergisi Genel Yayın Yönetmeni):
“Dilimizde zaman sözcüğüne denk gelen söz 'an' olmalıdır. Güney Sibirya'da doğanın özgür halkı Dukhalar'la yaşadığım sırada, zaman sözcüğünün 'an' olarak karşılandığını fark etmiştim. Dünyanın en özgür Türkleri, Sayan Dağları'nda her an özgürce ve doğanın içinde yaşıyor. Anadolu'da ise giderek doğadan uzaklaşan, çoğu yerde kopan bir halk var. Hüseyin Çağlar İnce, hiç beklemediğimiz bir anda, 'doğadabuan' diyerek, ya bir çiçek ya da bir kelebek göstererek bizi kendimize getiriyordu. Çağlar, Magma dergisi okurlarına birdenbire sunduğu 'doğadabuan' armağanlarını kitaplaştırdı. Herkes, 'doğadabuan' desin ama bunun için Çağlar'ın sürpriz yapacağı anı beklemesin.“

'TÜRKİYE'NİN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİNE IŞIK TUTUYOR'
Güven İslamoğlu-(CNN-Türk Televizyonu Yeşil Doğa Programı'nın Yapımcısı):
“Dünyada ötmeyen tek kurbağa olan, sadece Bolkarlar'da Karagöl ve Çinili Göl'de yaşayan Toros Kurbağası'nın (Rana holtzi) hikayesi için Niğde'ye gitmiştim. Göllere atılan sazan balığı nedeniyle kurbağaların nüfusu tehlike altındaydı. Bu kadar sıcak çevre gündemi içinde bir kurbağanın peşinde olduğum için o dönemde çok eleştiri aldım. Biz bugünlere doğayı taklit ederek geldik. Biyolojik çeşitlilik insana ilham kaynağı oldu. Örneğin yakıt tasarrufu sağlayan kıvrık kanat (winglet) daha yeni icat edildi. Şahin, kartal, leylek gibi kuşların havada süzülürken yukarıya kıvrılan kanat ucu tüylerinden ilham alınarak yapıldı. Doğadan öğreneceğimiz daha çok şey var. O nedenle biyolojik çeşitlilik mutlaka korunmalı. Doğadabuan çok önemli bir çalışma. Çünkü Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğine ışık tutuyor.“

'DOĞA HAYATIN HER ALANINDA REHBER'
Mehmet Semih Söylemez- (AGT A.Ş. YK / 'Duygusal Sermaye' kitabının yazarı):
“Doğa, insan olmasa da var olmaya devam eder. Oysa doğa olmasa, insan olmaz. İnsan onun muhteşem düzeninin bir parçası. O işleyen büyük düzen, hayatın her alanında hala rehber olmaya devam ediyor. Çok alakasız gibi görülse de; üretim sistemlerinde insan ne zaman açmaza düşse, bakacakları arasında “doğanın düzeni '' de var. O nedenle doğayı tanımak, onun mantığı üzerine düşünmek, yaşamın her alanında sürdürülebilirlik için olmazsa olmazlardan. Hüseyin Çağlar İnce'nin hazırladığı bu kitap da işte bu öğrenme sürecinin yapı taşlarından birisi.“

ÖĞRENCİYKEN KATILDIĞI YÖRÜK GÖÇÜ YAŞAMINI DEĞİŞTİRDİ
Ege Üniversitesi'nde Biyomühendislik eğitimi alan Hüseyin Çağlar İnce'nin öğrencilik yıllarından başlayan seyahat ve doğa tutkusu, onun geleceğini de biçimlendirdi. Kendini Türkiye'nin biyolojik ve kültürel çeşitliliğinin tanıtılması ve korunması için yürütülen projelerin içinde bulan İnce, Atlas, Yeşil Atlas, Buğday, Tempo ve Magma gibi dergilerde yazarlık ve editörlük yaptı. 2008 yılında yürüttüğü 'Kayıp Masallar' Projesi ile Kaz Dağları ve bütün Toroslar'ı dolaşarak Yörük masallarını derleyen H. Çağlar İnce, TRT Belgesel'de yayınlanan ve Türkiye'nin yaban hayatını konu alan 'Henüz Çok Geç Değil' belgesel serisinin yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi. Antalya'nın endemik canlı türlerini konu alan belgesel ve tanıtım filmlerini arkadaşları ile birlikte hazırlayan İnce, yaşamını sürdürdüğü Antalya'nın turizminde doğa farkındalığı yaratabilmek amacıyla sektörün önde gelen kuruluşlarıyla birlikte projeler yürütüyor.


(ibibik)
(Alageyik-Mustafa Sözen)
(Karaca- Mustafa Sözen)
(tilki)
( kızıl sırtlı Örümcek Kuşu)

Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
BU KİTAPLA ARTIK HER KUŞA SERÇE DEYİP GEÇMEYECEKSİNİZ
          
Günün Haber Başlıkları
GELECEĞİN SİNEMACILARI ÖDÜLLENDİRİLDİ!
MAHKEME BOOKİNG.COM'UN İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZINI REDDETTİ
TÜRKİYE ÖZBEKİSTAN ARASINDA TURİZM İŞBİRLİĞİ GÖRÜŞÜLDÜ


Türkiye iç hat uçuşlarda biletbayisi uçak bileti servisini tercih edebilirsiniz


 Yorumlar

Benzer Haberler :
     BU NEHİR ARTIK BİR İNSANLA AYNI HAKLARA SAHİP!
     BU LÜKS OTELLERİN ARAZİLERİ ARTIK VARLIK FONU'NUN!
     KANSER ARTIK AMANSIZ BİR HASTALIK DEĞİL!
     BU CANLININ YATAK ODASINA GİRMEK ARTIK YASAK!
     ACENTA YOK, REHBER YOK, İZİN YOK. ARTIK YETER..!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx