Şeyma Candan, Hayallerde Kalan Kaleiçi ve ATSO

Antalya'nın hem kalbi hem beynidir Kaleiçi. Şeyma Candan, bir sanatçı duyarlılığı ile Kaleiçi'nin geçmişine sahip çıkanlardan. ATSO ise kentin sanat hayatına can veriyor. İşte Hayallerde Kalan Kaleiçi Sergisi'nden notlar..Nilgün Atar

12 Ekim 2017 Perşembe - NİLGÜN ATAR- turizmhaberleri.com- Editör

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ATSO, turizmle anılan kente çok önemli projelerle sanat desteği vererek örnek olmayı sürdürüyor. Şehir merkezinde büyük bir boşluğu dolduran Antalya Kültür Sanat Merkezinden sonra Kaleiçi'nde satın aldığı evi restore eden ATSO; bu kez Antalya Kültür Sanat Kaleiçi Evi'nin açılışını iki önemli sergi ile geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdi. Luigi Mayer Gravürleriyle Komşumuz Likya '' ve Şeyma Candan'ın “Hayallerde Kalan Kaleiçi '' sergileri ay sonuna kadar ziyaret edilebilir. Ayrıca geleneksel Kaleiçi evinin bahçesinde kahve eşliğinde sohbetler yapabilirsiniz.

Yıllardır “Kaleiçi nasıl Kurtulur '' sorusunun yanıtını bulamadı Antalya'da. O Kaleiçi ki; Antalya'nın hem kalbi hem de beynidir. Bütün kentin hafızası, nabzı oradadır. O daracık labirent sokaklarına girdiğiniz an zaman tünelinde yolculuğunuz başlarken Kaleiçi'ne aşık oluverirsiniz.
Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu FIJET, altın elma ödülüne layık görmüştür Kaleiçi'ni ama kimseler bilmez bu kentte. Ve hep üvey evlat muamelesi görmüştür; paha biçilmez güzelliğine rağmen kıymeti bilinmemiştir. Kaybolmaya yüz tutan, yanan yıkılan evleri tinercilerin mekanı olmuştur. Esnafı turizmin iyi gününde de kötü gününde de hep isyandadır.

Ancak son yıllarda olumlu çabalar var; sokaklarda yapılan düzenlemelerle dikkat çekiyor Kaleiçi. Önceki ATSO Başkanı Çetin Osman Budak'ın; turizmciler ve işadamlarına çağrı yaparak Kaleiçi'nde birer ev almalarını ve restore etmesini istediğini hatırlattı sergide görüştüğüm bir dostum. Evler alınmış ama restorasyonlar ne oldu belli değil. ATSO Yönetimine Antalya adına teşekkür ediyoruz sanat hayatına katkılarından dolayı. Antalya'nın, sanatçı ve sanatseverlerin bu tür mekanlara çok ihtiyacı var. Daha da çoğalmalı.

Eserleriyle Kaleiçi'nin geçmişine sahip çıkan Şeyma Candan ile açılış kokteylinde ayaküstü kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Onun çalışmalarındaki detayları dinlerken hep aklıma sürekli gündeme getirdiğimiz restorasyon skandalları geldi. Çünkü Şeyma Candan bir Kaleiçi evinin rölyef çalışmasını yapmadan önce öyle bir araştırma yapıyor ki; zamanı geri sarıyor, tersine çeviriyor, evin ilk haline ulaşıyor. Oysa son zamanlarda yapılan restorasyonlar tamamen bu kadar da olmaz denilecek hatalarla dolu ve geçmişle ilgisi olmayan yeni binalar şeklinde karşımıza çıkıyor. O nedenle Sanatçı Şeyma Candan'ın çalışmalarındaki titizlik ve duyarlılığın örnek ve öncü olduğunun altını çizmeliyim.

Antalya'ya taşınalı 26 sene olduğunu belirten Şeyma Candan, İstanbul'dayken Üsküdar, Boğaziçi yalıları, ada evlerinin rölyeflerini yapıyormuş. İstanbul'un eski haline büyük özlem duyduğunu şimdiki siluetinin üzücü görüntülerle dolu olduğunu anlatıyor. O eski konakların, yalıların, tarihi evlerin birer birer yanarak yok olduklarını anlatırken gözleri doluyor. Kaleiçi'ni ilk gördüğü an doğallığına ve ruhuna aşık olduğunu belirten Candan; daha sonra zaman içerisinde Kaleiçi evlerinin ve konaklarının yok oluşu nedeniyle Kaleiçi evleri rölyeflerine başladığını anlattı. Amaç Kaleiçi'nin hikayesine ve geçmişine sahip çıkmak gelecek nesillere aktarmak…

Tüm bu eserler kaç yıllık çalışmanın ürünü diye sorduğumda şöyle yanıtlıyor:
“Bir tablo yaklaşık 4 ile 8 hafta arasında tamamlanıyor. Şu an 18 tablom sergilenmekte. Asıl önemlisi bu bir sanat çalışmasından öte bir kültür çalışması. Çünkü yaptığım eserler buralarda yaşayan ailelerin hikayelerini anlatıyor. Kaleiçi'nde öncesinde kimlerin yaşadığını da araştırarak yapıyorum. Bu insanlara ulaşarak bilgi alıyorum. Şuna çok dikkat ediyorum; bu evlerin restore edilmeden önceki hallerini dinliyor, evdeki mimari değişiklikleri eski hallerine getirerek yapıyorum. Kaleiçiliyim diyen herkesin yakasına yapışıyorum tabiri caizse. Emek istiyor, sadece yaparken değil araştırmalar epey zaman alıyor. Panjurlarına, renklerine, pencere ve kapılarına varıncaya kadar her detayı araştırıyorum.
Dikkat ederseniz her tabloda birer perde dışarı uçmuştur. Onlar benim yaşam simgem. Diyorum ki; burada şu anda birileri yaşıyor, her an birisi çıkacak o uçuşan perdeyi alacak içeriye. “

Evet O perdeler, pencere ve kapı önündeki çiçek saksıları ve onlarca detay yakalıyor bizi ve evlere çekiyor. Ve içeriye buyur ediyor. Geçmiş zaman hikayelerini dinliyoruz eserlere bakarken. Kendi geçmiş yaşantımıza ve çocukluğumuza dönüyoruz. Bu duyguyu yakalamak ayrı bir mutluluk veriyor.

Devam ediyor Şeyma Candan anlatmaya:
“Duvardaki rutubet, dökülmüşlük, mış gibi duruş, zamanın izlerini yakalamaya ve yansıtmaya çalıştım. Tıpkı yaşlı bir insanın yüzündeki kırışıklıklar gibi. Bu restorasyonlarla ilgili şunu düşünürüm; çağımızda estetik ve botoks sonucu aynı ifadeli yüzler var. Evleri restore ettikleri zamanda hepsi aynı yüzlü evler oluyor gibi geliyor bana. Ruhunu yakalamak lazım, bu da geçmişe dönerek oluyor. 17.nci sergim kapsamında Kaleiçi evlerini yaparken burada yaşayan insanlarla dost ve arkadaş oldum. O sergiye de herkes gelsin istedik. 30-35 senelik dostlar birbirlerini gördüler orada. Kaleiçi'nden çıkınca kopmuşlar, sergimde buluştular. ''

RESTORASYON FACİALARI VE ŞEYMA CANDAN'IN ESERLERİNDE YAŞAYAN TARİHİ KALEİÇİ
Şeyma Candan'ın eserlerinde Kaleiçi'nin hafızası canlanıyor. Hayallerde Kalan Kaleiçi'ni hatırlatmak, onu korumak, sahip çıkmak, geleceğe taşımak için sanatçılara büyük sorumluluklar düşüyor. Son dönemlerde çok ciddi bir restorasyon faciaları gündemde. Bu işe ruhunu vermiş ve aşkla yapan bir sanatçı olarak kendini çok fazla yetkin hissetmese de şunları ifade etti tüm inceliğiyle:

“İşin açıkçası bu benim branşım değil ama görsel olarak çok fazla rahatsız ediyor beni. Restorasyonda doğru veya yanlış diye ikiye ayrılıyor insanlar. Onun ayrımını ve eleştirisini yapacak konumda değilim. Safranbolu evlerini niye yapmıyorsun diyor insanlar. Şayet oraya gitmediyseniz görsel olarak basından, dergilerden kitaplardan gördüğünüz bir Safranbolu var. Ben Safranbolu fotoğraflarına baktığım zaman orada maketler görüyorum kendi adıma. Doğru da restorasyon olabilir ama o evin o sokağın o mahallenin ruhu benim için çok önemli. Ben çalışmalarımda o ruhu vermeye çalıştım. Bu konuda çok titiz ve hassas olduğum için başardığımı düşünüyorum. En çok hoşuma giden sanatla ilgili ve ilgisiz herkesin dikkatini çekiyor çünkü kendi köyünü kendi yaşamını ve geçmişini görüyor. ''

3. HAYALLERDE KALAN KALEİÇİ BAŞLAYACAK...
Bir sanatçı duyarlılığıyla Kaleiçi'ne sahip çıkan Şeyma Candan'a bundan sonraki planlarını ve hedeflerini soruyorum sohbetimizin sonunda: İşte Kaleiçi'ne değer katacak yanıtı:
“Bu çalışmalara başladıktan sonra kafamda şu belirdi; Kaleiçi'nde bir kültür evi veya müzesi olmalı dedim. 24 eserimi Büyükşehir belediyesi aldı. Kaleiçi Kültür evi açılmıştı, orada kullandılar. Hayalimin bir kısmı böyle gerçekleşti. Daha sonra kira sözleşmesi bitti ve kapanmak durumunda kaldı. Bu eserlerim şimdi depoda belki kent müzesinde kullanılacak diye düşünüyorum. Akabinde bu sergi çalışmalarını tamamladım. Tek tek satmadığım için bir kurumun bunu sahiplenmesi lazım. Şayet sahiplenilirse 3.ncü “hayallerde kalan Kaleiçi '' başlayacak. Gönül istiyor ki; değil 18, 58 tane daha yapayım. Karatay medresesi , Dumlupınar ilkokulu, tanınmış ailelerin evleri var. Hepsinin yapılması gerekiyor Kaleiçi tarihine iz kaydı düşmek için. Gerçekleşir mi bu hayal bilemiyorum. Bu tamamen belediye ve kamu kuruluşlarının sahiplenmesi ile ilgili. ''
Şeyma Candan'ın bu çağrısını gazetemiz aracılığıyla yapıyoruz. Umarız sanatçımızın çağrısıİ duyarlı iş dünyası, turizmciler ve sanatseverler cephesinde yankı bulur.

GAVUR HAMAMI RESTORE EDİLDİ AMA UNUTULDU..
Gavur Hamamı rölyefinin önünde uzun uzun durdum. Restorasyonunu turizm yatırım Danışmanı Ferit Hizmet yapmıştı. Tam 3 sene restorasyonu kabul ettirmek ve kalabalık sayıdaki mirasçıları bir araya getirmek için uğraştı. Pes etmedi hiç ve sonunda restorasyonu aldı. Tarihi Hamamın çatısı yıkılmak üzereydi teslim aldığında ve içerisi tinercilerin mekanı olmuştu. Kısa sürede restorasyon tamamlandı ve tarihi hamam ayağa kaldırıldı. Şimdilerde unutulmuş bir halde yeniden hatırlanmayı bekliyor. Gavur Hamamı'nın Kültür ve Sanat Merkezi olmasını öneriyorum.

Sanatçı Şeyma Candan'ın “Hayallerde kalan Kaleiçi '' konulu rölyef sergisi, restore edilen tarihi Kaleiçi evinin büyüleyici atmosferi ile öylesine bütünleşmiş ki; resimlerden ve mekandan ayrılmak zor geldi hepimize. Geri geri gitti adımlarımız ayrılırken. Antalya geçmişine sahip çıkan, doğayı, tarihi ve kültürünü koruyan duyarlı ve sorumluluk sahibi insanlarla büyüyecektir. Sergiden ayrılıp Kaleiçi'nin dar ve tenha sokaklarında yürürken bunları düşündüm. Sergi ve ATSO'nun restore ettirdiği ev, Kaleiçi adına büyük umut verdi bana.

Kaleiçi'ni bir de Sanatçı Şeyma Candan'ın eserlerinden görün; eminim bir kez daha aşık olacaksınız “Hayallerde Kalan Kaleiçi'ne....


Kaynak: turİzmhaberlerİ.com

                Google+ paylaş               
ŞEYMA CANDAN, HAYALLERDE KALAN KALEİÇİ VE ATSO
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     ATSO'DAN COŞKULU CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMASI
     ATSO KALEİÇİ'NDE YENİ BİR KÜLTÜR MEKANI DAHA AÇIYOR
     ANTALYA'YA EN ÇOK DÖVİZ KAZANDIRAN ACENTALARA ATSO ÖDÜLÜ
     ATSO: SON 9 YILIN EN YÜKSEK AĞUSTOS ENFLASYONU
     ATSO:TURİZMDEKİ HAREKETLENME GELİRE TAM YANSIMADI
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx