Asil S. Tunçer yazıyor: Balkan Turlarının Felsefesi-1

Bilgi birikimi ve tecrübesiyle Balkan turlarının en çok aranan rehberi olan Asil S. Tuncer; Balkan Turlarının Felsefesi başlıklı yazı dizisine başladı. Keyifli okumalar..

26 Ekim 2017 Perşembe - Asil S. TUNÇER- turizmhaberleri.com- Kuşadası
Profesyonel Turist Rehberi
Araştırmacı Turizm ve Tarih Yazarı

BALKAN TURLARININ FELSEFESİ –I-

9 Günde 9 Ülke
Oh, Maşallah! “80 Günde Devr-i Âlem '' der gibi Yunanistan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Karadağ, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Bulgaristan… Geriye bir tek Romanya kaldı. Eklesek olurdu ama onu ayrı pakette geziyoruz.

Bu kadar günde bu kadar ülke gezilir mi, diye soranlarımız olacaktır. Doğrudur, ülke gezilmez ancak şehir gezilir. Yaklaşık 19-22 sınır kapısı geçilerek hiç durmaksızın gidilse ancak 2,5 günde tamamlanabilecek 3.750 km'lik bir güzergah. Aşağı yukarı 36 kentin içinden geçilerek 9 günde bitirilen bu rotada en az 7, çoğunlukla 8 otel konaklaması yapılan bir tur. İlk gece ve nadiren son gece otobüste uyularak ancak tamamlanır. Bugünkü rakamlarla 450 € tutan ama aslında 500 € altında yapıldığında da bazı yerleri ve güzergahları hızlı geçmek gerekir ki o da açıkça doyurucu olmaz. İşte böyle bir programdır; Balkanlar.

Evet, dediğim gibi bu gezide ülke gezmekten çok şehir gezilir ama “8 Günde 8 Ülke '' sloganı terminolojik bir ironidir maalesef. Yugoslavya'nın dağılan ya da ayrılan devletçiklerini kapsayan gezi çok sınır geçilerek ve çok ülke atlanarak yapılır ama aslında her ülkeden bir-iki bazen üç kent görülür. Onlar da birer-ikişer saati geçmez. Böyle bir turda katılımcılar yüksek beklentide olup program ve akışı hususunda az bilgiye sahip olarak her yeri ve her şeyi göreceklerini sanarak tura katılırlar.

Hatta bazen de akıllarının bir köşesinde kalmış olan yerleri, kasabaları sorarlar “oradan, şuradan da geçecek miyiz '' diye… Ne geçmesi, biz normal programı yetiştirelim de ekstra bir yere uğramaya zaman kalsın. Çünkü turu alırlar ama güzergah konusunda ve izlenecek rota hakkında fazla bilgiye sahip olmadıklarından bu eksikliği ancak tur günü gelip çattığında rehberle gidermeye çalışırlar. Drama'yı, Doyran'ı ve Kırcaali'yi göreceğiz diye gelen çok insan buraların sadece tabelalarını görmekle yetindiler, hatırlıyorum.

Son iki yıldır yoğun olarak gidip geldiğimiz Balkan turlarında o kadar farklı profilde gruba rehberlik yaptık ki anlatamam; abartmıyorum ama bir kitap yazsak olur. Turu satın alırkenki durum ile tura başlarkenki durum biraz farklı oluyor. Bu anlamda, biz rehberler, türlü vaatler verilmiş ve pembe hayallere gark olunmuş katılımcılara merak ettiği çoğu yeri göremeyeceğini, istediklerinin yine birçoğunu yapamayacağını söyleyen doğrucu ve cesur icraatçılarız.

Bir Balkan turunda gezip göreceğiniz ülkeler daha doğrusu kentler aslında birer tadımlıktır ve gezdiğiniz yerler hakkında coğrafik, tarihi ve kültürel bir fikir edinmektir. Yoksa bir gecede bir kenti ve bir günde bir ülkeyi ne kadar tanıyabileceksiniz? Asıl gezi daha sonra istenirse ben şurayı beğendim veya burası daha çok hoşuma gitti, gibisinden kendi destinasyonunuza karar vermenizde yardımcı olmaktır burada esas olan.

Bir başka açıdan baktığımızda da Balkan turlarına katılım çoğunlukla ya dedesi-ninesi veya annesi-babası oralı olan bazen de çok küçükken gelmiş yani bir ucundan göçmenlik bulaşmış kişilerden oluşur. Rumelilik, bir Balkan turu otobüsünde buram buram kokar ve misafirlerimizin çoğu heyecanlı ve değişik bir halet-i ruhiye içinde olurlar. Dolayısıyla, ilk gece en zor gecedir ve mutlaka uyumaya çalışmaları, dinlenmeleri tavsiye edilir. Fakat ne yazık ki kendileri uyumadığı gibi bizlerin de dinlenmesine mani olurlar.

Ben sabaha kadar hiç susmayan ve kalın sesiyle aralıksız konuşan etrafındaki herkesi de asker yapan abla tanırım. Şoförle ikimiz sabaha dek dua ettik şu abla bir saat olsun da uyusun diye ama nafile. Akşama doğru da nihayet uyudu uyumasına ama biz parasetamol kutusunu yarıladık ne çare. Hele yanına torba çanta ne varsa alan ve gecenin bir yarısında ne arıyorsa bilmem o torbaları dakikalarca karıştıran, çevresindeki tavşan uykusunda kim varsa uyandıran ablalarımız ayrı bir mizah konusudur.

Ohri nerde diye soran harita subayından, Belgrad'da ana caddede kaybolan coğrafya öğretmenine, kaleyi gezdiğimizin ertesi günü “programımızda kale yazıyor, kaleyi ne zaman gezeceğiz diye '' bizi otobandan geri çevirmeye kalkan ve de Bükreş ile Budapeşte'yi birbirine karıştıran insanlarımızla bu turu yaparken biz rehberlerin halini hiç düşündünüz mü? Bu işi “hem gezip hem para kazanıyorlar, ohhh! '' diye görenlerden pek kalmadı artık tur esnasında bizleri gördükten sonra…

Bu turda gün sayısının iki katı ülke geçilip dört katı kent görülünce bir ömür öğrenemediğimiz Balkan coğrafyası ve tarihini bir haftaya sıkıştırınca beyin yanması neden olursunuz. Bu turun logosunun tam aksine dokuz günde dokuz ülke ve otuzaltı yerleşimi öğrenmek değil amaç, biraz görmek, okulda bize anlatılanları yerinde tespit etmek ve fikir sahibi olmak, son olarak da Osmanlı'nın Rumeli'nde bıraktığı toprakları ve halkları tanımaktır asıl maksat.

Gezdiğimiz yerlerde çoğu şey bize aşinadır ama bir o kadar da yabancı. Ağaç bolluğu ve orman zenginliği en çok hayran bırakır kendine. Herkesin iç çektiği ve keşke dediği o yemyeşil parklar ve çiçekli caddeler… Temiz ve bakımlı sokaklar, az katlı evler ile önlerindeki çiçek dolu bahçeler ile masa etrafları saksı saksı çiçek dolu lokantalar ama gerçek çiçek, öyle plastikten değil, bizlerin çokça dikkatini cezbeder.

Bunlar bugünün Türkiye'sinde öyle çokça görebildiğimiz güzelliklerden değil artık. Baktığımızda sanki bizler başka bu insanlar başka boyutta yaşıyorlar. Geri dönülür mü bilmem ve bizdeki vahşi kapitalist rantçılık bizim özümüze dönmemize müsaade eder mi emin değilim ama park, yeşillik ve ağaç, orman konusunda Balkan ülkelerinin çoğunun arkasındayız ve de onlara yetişmemiz, yakalamamız mümkün görünmüyor.

Kim istemez Podgorica'nın pırıl pırıl dibi görünen Moraca Nehri'ne sahip olmayı ve Belgrad'daki Kalemeydan'daki parkta oturup emekliliğin doyasıya tadını çıkarmayı, değil mi? Öyle.

Sürecek…



Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: BALKAN TURLARININ FELSEFESİ-1
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx