Asil S. TUNÇER yazıyor: Örnek Eğitimciler-1

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında Örnek Eğitimciler dizisini hazırlayan yazarımız Asil S.Tunçer; Reşit Galip beyi anlatıyor. Öğretmenler Günü kutlu olsun...

24 Kasım 2017 Cuma - ASİL S TUNÇER- turizmhaberleri.com- Kuşadası

Yıl yani 1931-32… Reşit Galip Bey Dolmabahçe Sarayı'nda… O meşhur sofrada… Atatürk ve devrin ileri gelen devlet adamlarıyla yemek yeniliyor, konuşmalar yapılıyor. Sohbet dönüp dolaşıp Halkevlerinde düzenlenecek müsamerede rol alması gerekli kadın oyuncunun bulunamaması sıkıntısına geliyor. Malum o yıllarda kadın tiyatrocu bulmak oldukça zor.

Halkevlerinden sorumlu bakanı 39 yaşındaki Reşit Galip, çözüm olarak bay öğretmenlerden yararlanmak istediklerini belirtirken aynı masada bulunan Atatürk'ün de Harbiye'deyken öğretmeni olan emekli asker 57 yaşındaki Esat Mehmet Bey'in daha önce bayan öğretmenlerin bu işte görev almalarına müsaade etmeyişi ve de kızların okullarda kısa etek giymelerini yasaklaması gündeme gelir.

Reşit Galip bu olayı sofraya taşır ve sert bir dille eleştirir. Atatürk, Reşit Galip'in bu hiddetine nazikçe cevap verir ve Hocası Esat Bey'in değerli bir asker olduğunu hatırlatsa da Reşit Galip, bu zihniyetle inkılapları yapılamayacağını, mecliste onca yetenekli genç mebuslar varken böyle yaşlanmış insanların Milli Eğitim Bakanı yapılmalarının yanlış olduğunu belirtir ve dolaylı olarak Atatürk'ü eleştirir.

Atatürk'ün kendisinin yorgun olduğunu ve istirahat etmesi gerektiğini söylemesine rağmen Reşit Galip, Atatürk'e sofranın ve sarayın milletin malı olup kendilerinin şahsi malı olmadığını dolayısıyla sofradan kalkmayacağını söyler. Ortalık buz keser. Herkes Atatürk'ün nasıl tepki vereceğini merak eder. Atatürk sinirlerine hakim olur ve sofrayı kendisi terk etmek durumunda kalır ve ayağa kalkar.

Atatürk, kendisiyle birlikte ayağa kalkan herkesi oturtur, kendisi yokmuş gibi konuşmaya devam edilmesini ister… Zaten sonrasında yemeği tamamlayanlar, teker teker ayrılırlar ama bir tek Reşit Galip kalır ve sabaha kadar bir koltukta uyuklar. Hiçbir yere gitmez zira cebinde Ankara'ya dönecek parası yoktur. O, aslında biraz avans isteyecekken tartışma başlamış, para isteyememiştir.

Ancak sabah mesaiye gelen Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik Bey'den Ankara'ya gidiş bileti parası olan 25 lirayı borç olarak alır. Atatürk'le kavgalı birisine para vermeye pek yanaşan olmaz açıkçası. Bu durumu Tevfik Bey, Atatürk'e aktardığında hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşır. Atatürk, kendi şahsi hesabından niye Reşit Galip'e para verilmediğine kızmıştır.

Evet, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip'in cebinde yol parası ve belki de sabaha değişecek kıyafeti yoktur ama hem idealleri hem de Atatürk'e kafa tutabilecek kadar cesareti çoktur. Atatürk'te mahcubiyetini iletebilmek için sabaha kadar bir koltukta tüner misali bekleyecek kadar da Ata'sına saygısı. Devrimlere son derece inanmış ve bir o kadar da kararlı oluşu, itaatkar olması.

Birkaç ay geçmeden Atatürk, Reşit Galip'in Ankara Halkevi'nde vereceği bir konferansı dinlemek istemiş bu yüzden kimseye randevu vermemiş, meşhur sofrayı da kurdurmamıştır. Kendisini bile eleştiren, düşüncelerini inatla sonuna kadar savunan, fikirlerinin arkasında dimdik duran bu yeni Milli Eğitim Bakanı'nı iyice dinlemektir amacı.

'Halkevleri ve Devrimler' konulu konuşmasında Reşit Galip sözlerine, “devrimlerimiz, Türk milletinin çektiği uzun çileler sonucu elde edilen deneyimlerimizin fikir haline gelmiş kesin inancıdır. Her yerde, herkese ve her şeye karşı onları savunacağız '' diye başlayınca konuşmanın devamını dahi dinlemeye lüzum görmez, odasına döner.

Bir-iki gün sonra hem Harbiye'den Hocası Esat Beyi hem de Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip'i sofrasına çağırarak bu iki sevdiği insanı onure ederek, görev dağılımında bulunur. Esat Bey'e şimdiye değin olan hizmetleri için teşekkür eder. Reşit Galip'e dönerek de yeni görevi için kendisini tebrik eder. Sonra da iki askeri Reşit Galip'i koltukaltlarından tutturup, masadan kaldırtır. Mesaj verilmiştir.

Reşit Galip'in bakanlığı yaklaşık bir yıl sürdü. Darülfünun'da başlattığı reformlardan öğretmenlere genel bütçeden maaş ödetmesine kadar çok ses getiren uygulamalara imza attı. Her tarafı kitap dolu bir kütüphanesi vardı ve orada yatar-kalkardı. Atatürk'e bir kafa tuttuğu için de cebinde hep istifa mektubuyla Ata'nın huzuruna çıkardı.

Daha 41 yaşındayken zatürreden vefat ettiğinde de cebince sadece 5 lirası vardı. Kendisi gibi kısacık ömre büyük işler sığdırmış Mustafa Necati ile yan yana Cebeci'de yatıyor. Birisi doktor diğeri avukat ama daha da önemlisi Milli Eğitim Bakanları ama biz onları eğitime verdikleri büyük hizmetlerinden, örnek kişiliklerinden tanıyoruz. Ne mutlu böyle eğitimcilere, öğretmenlerimize…

Atamızın Öğretmenlerimize Armağanı, “Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun '' .



                Google+ paylaş               
ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: ÖRNEK EĞİTİMCİLER-1
          
Günün Haber Başlıkları
THY İLE AZUL ORTAK UÇUŞLARA BAŞLADI
THY TARİHİNİN EN YÜKSEK KASIM AYI DOLULUK ORANINA ULAŞTI
İSTANBUL VE İZMİR ARASINDA REKOR HAVALİMANI TRAFİĞİ



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     ASİL S. TUNÇER FARKIYLA TRAVEL TURKEY İZMİR DEĞERLENDİRMESİ
     YAZARIMIZ ASİL S.TUNÇER, TRAVEL TURKEY İZMİR'DEN YAZACAK
     SERDAR TAŞTANOĞLU, İSTANBUL ANILARINI YAZIYOR
     ÖRNEK BİR PROJE: DOWN ŞEFLER TÜRKİYE
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: ANKARA'DAN TASARLANMIŞTIR -  1 yorum var!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx