Asil S. Tunçer yazıyor: ANITKABİR - II

Ulu Önderimiz Atatürk'ün ebedi İstirahatgahı ANITKABİR'in ilk günden itibaren projelendirme ve yapılma sürecini yazan Asil S. Tuncer; Anıtkabir'i ziyaret edenlere aktardığı bilgilerle rehberlik yapıyor.

17 Ocak 2018 Çarşamba - ASİL S.TUNÇER- turizmhaberleri.com- Kuşadası
Profesyonel Turist Rehberi
Araştırmacı Tarih ve Turizm Yazarı

ANITKABİR –II–
Rasattepe'den Anıttepe'ye adım adım…

Bakanlar Kurulu'nun kararı ile 8.521 metrekarelik bölümünün özel şahıslardan kamulaştırılması planlandı. Başka bir deyişle; kamulaştırılacak toplam 153.272 metrekarelik arazinin yüzde 60'ı özel mülktü. Özel şahıslara ait 92.278 metrekarelik bölüm ödenek yetersizliğinden dolayı 1950'e kadar ancak 27.108 metrekarelik bölümü kamulaştırıldı. Geri kalan 65.120 metrekare arazinin ise kamulaştırılmaktan vazgeçildi. Bunda etken; hem parasızlık hem de insanların yeterince mağdur edilmiş olmalarıydı.

1964 yılında yapılan ek kamulaştırma sonucu Akdeniz Caddesi ile Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi'nin kesiştiği yerdeki iki parselden oluşan bölüm ve 1982 yılında Mebus Evleri ile Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi arasında kalan 31.800 metrekarelik alan da kamulaştırılarak Anıtkabir arazisine dahil edildi. Bunun yanı da Rasattepe, yığma höyüğünün ağırlığı 150.000 tona ulaşacak yapının basıncına dayanıp dayanamayacağı kontrol edildi. Zira Anıtkabir alanında temeller atılırken 40 metreye kadar inen sondajlar yapılmış, bu sondajlar sırasında tepenin içinde büyük boşluklar bulunmuştu.

Özellikle, Anıtkabir'in Şeref Holü'nün altında bulunan boşluklar temelde değişik tekniklerin kullanılmasını zorunlu kılıyordu. Yapım işlerini kontrol eden mimar ve mühendislerce mozole kısmının temelinin sağlamlaştırılması için uygun hal tarzları projelendirilerek Bayındırlık Bakanlığı'na gönderildi ve uygun bulundu. Bundan başka Anıtkabir temelinin her taraftan demir kazıklar ve kirişlerle desteklenerek yine demir tellerle toprağın içine gömülmesine başlandı.

Bununla birlikte Prof. Onat'ın projesindeki diğer öğeler sabit tutularak, yapının zemine yapacağı basıncın düşürülmesi ve depreme dayanıklılığının arttırılması için ek tedbirler alındı. Anıtkabir'in depreme dayanaklığı hususunda ise teknik çalışma yapıldı. Görüldü ki; Ankara kenti deprem kuşağı dışında olup yine de yapının mümkün olduğu kadar hafif malzeme ve çatısının ağır olmamasına dikkat çekildi. Rasattepe'nin eteklerinin ağaçlandırılması, toprağın aşınmaya karşı korunması için de çimlendirilmesine karar verildi.

Anıtkabir, bir ziyaretgah olacak; anıtlaştırılan yapıda asker Mustafa Kemal, devlet adamı Gazi Mustafa Kemal halka anlatılacaktır. Anıtkabir'de bir şeref bölümü bulunacak ve Atatürk Müzesi bulunacaktı. Anıtkabir'de bir Şeref Holü olacak, Ata'nın Lahdi buraya konulacak, Şeref Holün biçimi, boyutu ve yüksekliği için hiç bir ölçü verilmemiş, Lahdin konulacağı yerin seçimi halka bırakılmıştı. Ziyaretçilerin duygu ve düşüncelerini yazmaları için bir defter bulundurulacaktı. Müzede fotoğraf, kıyafet, el yazıları ve orijinal belgeler, hediyeler ve Ata'nın okuduğu kitaplar sergilenecekti. Öyle de oldu.

Heykeller için heykeltıraş yarışması açılacaktı. Ayrıca uluslararası bir yarışmanın yapılmasına olanak olmadığından yerli-yabancı mühendis ve mimar ile arasında bir yarışma yapılmasına karar verilmişti. Şartname, Türkçe-Fransızca olarak hazırlandı ve hükümet tarafından 1 Mart 1941 tarihinde yarışma açıldı fakat o yıllar İkinci Dünya Savaşı'nın en kanlı, en çetin zamanıydı. Avrupa'nın, Asya'nın ve Afrika'nın bir kısmı bu savaşın içindeydi. Yarışma süresi 8 aydı lakin Anıtkabir projesinin yetiştirilemeyeceği anlaşıldığından süre dört ay daha uzatıldı.

Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya'dan toplam 49 proje katıldı ama iki proje kıstaslara uygun olmadığından sonuçta 47si arasından seçime gidildi. 17si usulen uygun değildi ve geriye 30 proje kalmıştı. 19'u jüri tarafından elendi. 11 projeden 3'ü jürice ödüle layık görülmüş, 5 tanesi de takdirle karşılanmıştı. Ödüle layık görülen üç eserden birinin sahibi olan Türk Mimar Prof. Emin Onat ile Doçent Orhan Arda'nın eseriydi ama projede, kale ekseni ve Şeref Holü'nün etrafındaki odalar binanın anıtsal niteliğini kaybettirdiğinden eleştiri konusu oluyordu. Öngörülen değişiklikler 6 ay sonra 7 Ekim 1943'de tamamlayarak komisyona yeniden teslim edildi.

Hükümet, inşaat başladıktan bir süre sonra 1 Kasım 1944 tarihinde T.B.M.M'de Anıtkabir inşaatı için ödenek tahsisine yetki isteyen bir kanun tasarısı sundu. Bu tasarıya göre, 1945-1949 yıllarını kapsayan dönem için her yıl 2.500.000 TL'yi aşmamak üzere 10.000.000 TL'ye kadar ek inşa ve harcama yetkisini hükümete verdi. Anıtkabir için daha çok gerekli olan arazinin kamulaştırılması için ek ödenek talep edilebilirdi. Anıtkabir proje yarışması, dünyanın bunalımlı bir dönemine rast gelmiş, ayrıca bütçede sıkıntı yaratmıştı. Buna rağmen, Anıtkabir'in inşasının dört aşamada tamamlanarak 9 Ekim 1944'de başlanan inşaat 1 Eylül 1953'de bitirildi.

Birinci aşamadaki işler 1947'de toplam 4.000.000 TL harcanarak tamamlandı. İkinci kısım inşaatını yüklenen yüklenici firma, işlerin ihale bedelinin yüzde  20'sini aştığını ve bunun programlanan sürede bitirmenin mümkün olmadığını belirtti ancak Bayındırlık Bakanlığı'nca yersiz iddia olarak değerlendirildi. Bu sefer firma, projenin 1 Şubat 1946'da tadil edilmesi yüzünden kullandıkları beton ve demir miktarının ilk keşfe oranla daha fazla olup, zarar ettiklerini ileri sürdü. İstenilen fark 240 TL'ydi. Bakanlık ilk etapta bunu kabul etti ama karar Danıştay'dan döndü.

Bunun üzerine yüklenici firma işe devam etmekle birlikte Bayındırlık Bakanlığı aleyhine 2.000.000 TL'lik tazminat davası açtıysa da kaybetti. Hatta sözleşmenin iptali ve yeniden ihale açılması gündeme geldi. Bunun üzerine Yüksek Öğretimde okuyan gençler gelip Anıtkabir'e gelip inşaatta gönüllü çalışmaya başladı. Bununla birlikte; ilkin kararlaştırılan 10.000.000 TL'lik ödenek 24.000.000 TL'ye yükseltildi ve inşaatın ikinci kısmı hızlandırıldı. Böylece tahmin edilenden 14.000.000 TL daha fazla paraya ihtiyaç duyuldu. Sonunda inşaatın ikinci aşaması 8 Ağustos 1950'de tamamlandı.

İnşaatın üçüncü aşaması olarak anıta çıkan yollar, Aslanlı Yol ve Tören Meydanı'nın taş kaplamaları, mozole üst döşeme kaplaması, merdiven basamakları, lahit taşı ve tesisat işlerini kapsıyordu. 12 Eylül 1950'de, 2.800.000 TL bedelle ihale edildi. Dördüncü aşama ise; Şeref Holü düzenlemesi, tonozların alt döşemeleri, saçak süslemelerini içermekteydi. Artan giderler ve bütçedeki sıkıntılar sebebiyle inşaatının daha ucuz maliyet ve hızla bitirilebilmesi konuşulmaya başlanmıştı. Toplanan komisyon Şeref Holü'ndeki platformun taşla kaplanarak üzerine bir lahit konulması, inşaatın kışın tamamlanıp meydanın biran önce düzenlenmesi tartışıldı.

Ayrıca, esas platformdaki lahitten başka yalnızca dış kolonlar ve bunları bağlayan kornişlerin inşasıyla yetinilmesi düşünüldü. Zira ileride istenirse ilk plana da dönülebilirdi. Bir de mozolenin kolonat üstünde yükseltilmesi tasarlandı ama tüm planı etkiler mi, sorularıyla karşılaşıldı. 1/100 ölçekli maket üzerinde yapılan inceleme sonucu kolonat üzerindeki kitlenin kaldırılmasının anıtın güzelliğini bozmayacağı kararına varıldı. İlaveten, Şeref Holü'nün alçak bir tavanla örtülmesi, asıl mezarın platformun bir kat aşağısında yer alması tasarlandı. Bu suretle hem para hem zaman yönünden, yaklaşık 2 yıl, tasarrufa gidildi. Dolayısıyla, mozolenin üzerinde Milli Mücadele ve Türk inkılabını canlandıran kabartmaların yer alacağı çepeçevre dört duvardan oluşan ikinci kattan vazgeçilerek bugünkü hale dönüştürüldü.

Polatlı ve Malıköy'ün beyaz travertenleri kulelerin iç duvarlarında; Kayseri-Pınarbaşı-Kumarlı'nın beyaz travertenleri heykel gruplarında, aslan heykellerinde ve mozole kolonatlarında; Kayseri-Boğazköprü'nün siyah ve kırmızı travertenleri toplantı alanı ve kulelerin zemininde; Çankırı-Eskipazar'ın sarı travertenleri Şeref Holü'ne çıkarken görülen sağlı-sollu zafer kabartmalarında; Şeref Holü dış duvarlarında, Tören Meydanı'nı çevreleyen kolonatlar ile arkadlı kolonatlarda; Çankırı-Eskipazar-Budaklar Köyü'nün sarı travertenlerde delikler olduğundan Haymana'nın beyaz travertenleri bütün merdivenler ve Aslanlı Yol ile Tören Meydanında, Kayseri'nin bej travertenleri ise Mozole kolonatlarındaki kirişlerde (lentolar) kullanılmıştı.

Çanakkale'nin krem, Hatay'ın kırmızı ve Adana'nın siyah mermeri Şeref Holü'nün zemininde; Afyon'un kaplan postu ve Bilecik'in yeşil mermeriyle Mozole-Şeref Holü'nün iç yan duvarları; Adana-Osmaniye-Gavur Dağlarından iki adet 40'ar tonluk yekpare taş Şeref Holü'ne konulacak lahitte; Afyon'un beyaz mermeri lahit mekanının yan duvarlarında; Bilecik-Hasandere'nin yeşil mermeri Şeref Holü iç duvarlarında kullanılmıştı.

Karabük-Demir-Çelik Fabrikaları'ndan pik demir; Sivas-Çimento Fabrikası'ndan bloke çimento, Ankara-Esenkent ve Sincan bölgesi Çubuk-Çayı'nın dört ocağından kum ve çakıl; Almanya'dan ithal Portland çimento; yine Almanya'dan ithal 100 ton kurşun levha; Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu'ndan 12 adet aplik meşale, İtalya Milano'dan Şeref Holü'ndeki lahdin arkasında kullanılmak üzere bronz kapı ve pencere ile parmaklıklar getirtilmiş, işler Nisan 1954'te tamamlanmıştı.

İnşaat büyük oranda tamamlanmıştı.


Sürecek…
görseller:anıtkabir.tsk.tr

Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: ANITKABİR - II
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: BOŠKO İLE ADMİRA
     ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: GİDİYORUZ KIYAMETE
     ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: ANITKABİR-III
     KEMAL ŞENDİKİCİ YAZIYOR: ZEYTİNİN BİR BİLDİĞİ VAR -  1 yorum var!
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: BUNUN ADI BİLİMSEL KÖRLÜK
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx