Asil S. Tunçer yazıyor: GİDİYORUZ KIYAMETE

Turizm sektörünü ve ülke turizmini tüm gerçekleriyle ve cesurca masaya yatırıyor yazarımız Asil S. Tuncer. İşte “Bindik Alamete“ yazısını tamamlayan “gidiyoruz Kıyamete“.. Dikkatle okunmalı ve sorgulanmalı.

28 Ocak 2018 Pazar - ASİL S.TUNÇER- turizmhaberleri.com- Kuşadası
ARAŞTIRMACI TARİH VE TURİZM YAZARI
PROFESYONEL TURİST REHBERİ

GİDİYORUZ KIYMETE

Bu dizinin birinci kısmı olan “Bindik Bir Alamete '' başlıklı yazıyı okumak için;
www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=3702


Biz nereden kurtarıyoruz, biliyor musunuz? Tanzimattan beridir içimizden henüz tam atamadığımız Avrupalıya karşı eziklik, Amerikalıya karşı aşağılık kompleksinden de kaynaklanan Batılı turiste iyi davranmamız ve yabancıya olan hayranlığımız. İşte bu halet-i ruhiye içinde turiste hizmet veriyor, iyi davranıyor, dost-ahbap oluyor –ki bazen cıvıklığa kadar gitse de, genelde olumlu bir durum ortaya çıkıyor.

Bu anlamda personel iyi, hizmet güzel ama profesyonellikten uzak tam aksine amatörce. Bunun yanı sıra el emeği ve göz nuruna para vermek, hakkını ödemek mantığından uzağız ki bu da otellerin çoğunda stajyer çalıştırma, turları rehbersiz kaldırma, şoförün ses çıkarmayanı, itiraz etmeyenine iş verme ve de garsonun 12 saat yoruldum demeden çalışanını tercih etme gibi marazlar ortaya koyuyor.

Turizm denilince otel dikip havuzda çiminlemeyi anlayan aynı zihniyet henüz daha ülkenin turizm potansiyelinin kum-deniz ve güneşle sınırlı olmadığının farkında bile değil. Pardon, Pamukkale'yi de beyaza bakıp, ayakları suya sokmaktan öte götüremedik henüz. “Agri-culture ve “tour-ism '' sözcükleri yan yana gelmiş ve “agri-turizm olmuş. Nedir? Çok basit. Bizde çokça olan bir şey. Peki, neden yaygın değil çünkü memlekette turizm bürokrasinde olanlar gerçekten turizmden gelecekler o zaman olacak.

Saldım Çayıra, Tabiat Kayıra… Adam sabah köyde kalksın, gözünü kırsalda açsın, kuzu-keçi görsün, tavuk-kaz canlı olarak nasıl bir şeydir, onu görsün. Domates-biber toplasın, eşeğe binsin… Gülmeyin arkadaşlar. Eşeğe kaç kişiniz bindi, hatta attan kaç kişiniz hızlı indi  Yani, düştü… Köyde daima değil ama bir hafta sonunu hatta bir haftasını kim geçirmek istemez? Ben köylü çocuğuyum; köyden bıkmışlığım vardır nerdeyse ama ayıptır söylemesi eşekten de düştük, attan da.

Buna bizim orda hızlı inme derler. Köylü muziptir ve mizahın kralını üretir. Sevecendir, sohbetkardır. Güler yüzlü ve misafir yurdum insanını turizmde çok iyi kullanabilirsin pekala. Daha doğrusu değerlendirebilirsin. Yani diyorum ki köyleri turizme aç. Köy turizmi yap. Büyük şehirlerde bunalan insanı doğaya sal, tabiatla buluştur. Yaşadığı dünyayı keşfetmesini sağla. Çevresini tanımasına izin ver. Bundan bir de para kazan.

Teknolojiyi iyi kullanamıyoruz. En profesyonel sayfalarda bile hatalar var. Giriş zorlukları mevcut. Ne mail, ne yorum ne de şikayet takibi yapılıyor. Tanınmış ve büyüklerden bildiğiniz işletmelerin bile ciddi organizasyon sıkıntıları var, koordinasyon problemleri yaşıyorlar. Haklarında çokça şikayet bulunan firmalar eşe-dosta memnuniyet yazıları yazdırıyor. Parayla pulla işler çevriliyor. Bunlar ciddi sorunlar. Gerçekten ciddi sıkıntılarımız var. Bunları yeterince dinlendiremiyor, sesimizi de gereğince duyuramıyoruz. Bu ülkede sahiden de “kol kırılıyor ama yen içinde kalıyor '' .

Son iki yılda ülkemizde yaşanan hayati meselelerin başında hiç şüphesiz ki terör geliyor. Terörle yiten yaşamlar, umudunu yitirmek üzere insanlar, işsiz kalan turizm emekçileri… Turist Rehberleri olarak işsizlikten bunalan çalışanların başında gelenlerdeniz. Bunu çözmek çok zor değil. Yeter ki rehbersiz tura, kaçağa izin verme. Bunu sağlamak için başta TÜRSAB, Bakanlık denetçileri ve mevzuat uygulatıcıları, TUREB ve de TŞO el ele verecekler, yerel yönetimler de işbirliğine gidip bu işi kendilerine vazife sayacaklar. Gayri resmi ve gayrihukuki her uygulama cezasını bulacak, cezai müeyyide ile karşılaşacak.

Efes'te, Pamukkale'de denetim tamam. Topkapı, Ayasofya tamam. Ama bunun Bafa'sı, Buldan'ı, Anıtkabir'i, Acarlar Longozu, Amasya Ferhat-Şirin'i, Mardin Dara'sı, Kaz Dağları, Alanya Kalesi, Edirne Selimiye'si ve Aksaray-Ihlara'sı var. TÜRSAB en başta bu işte yeterince titiz davranmıyor. Kendi üyelerine, “rehbersiz tur kaldırmayacaksınız, turlarınızda kaçak rehber bulundurmayacaksınız '' diye uyarı getirse ve yaptırım uygulasa acenteler bu konuda imtina edecekler. Taşıma şirketlerine TÜRSAB levhasız ve rehbersiz turda taşıma yapmayacaksınız dense onlar da kurallara uymaya davet edilmiş olacak. Bir de kaçak turda yer alanlara… İşte bu kadar.

Oteller direk tur operatörüyle bağlantıya girip çalıştığı acenteyi by-pas ediyor. Acente direk tur toplayışıyla iş kotarmak suretiyle rehberi by-pas ediyor. By-pas eden edene. Herkes pastadan en büyük dilimi ben alayım da gerisi (affedersiniz) ne halt yerse yesin davasında… Ören yerlerinde, müzelerde bakıyorum biri anlatıyor ama kokartsız. Selam, sabah edip soruyorsun nazikçe. Daha önce buraya birkaç kere gelmiş birisi. Bildiklerini anlatarak gruba rehberlik yapıyor. Müzeden kimse demiyor ki “siz rehber misiniz, içerde nasıl anlatım yapıyorsunuz?… '' . Bu adam kapıdan turist gibi giriyor ve sonra da içerde na-denetim bir tur yapıyor.

Yunanistan'da iki kere başıma geldi. İki ayrı müzede anlatım yaptırtmadılar. “Lokal rehberin gelecek öyle '' , dediler. Ne kadar hayıflansam da içimden “bravo! '' dedim. Müzelere grupla girerken rehber ve acente-grup denetimi yapılabilir. Gişeden 30-40 kişiye bilet alan birine “sen kimsin birader? '' denilebilir. Memlekette nasıl herkes her istediği mesleği icra edemiyorsa bizim meslek de öyle olmalı, doğru mu?

Bir de son günlerde hortlayan bir başka meseleyi dile getirmek istiyorum: Türkçe Rehberlik… Lütfen, bu saçmalığa bir son verin. Enformasyon memurluğu ve Sorumlu Müdürlük müesseselerinin sulandırılması olayına dönmesin bu iş de. Benim kokartımda yabancı dil olarak İngilizce yazıyor ise bu Türkçe konuşamıyorum anlamına mı geliyor? Ana dilini konuşamıyorsan zaten sana kokart vermiyorlar. Ben şimdi gitsem Kenya'ya örnek; Shawili dilini konuşmadan Türkçe veya İngilizce dilinde kokart alabilir miyim? Önce kokart aldığın ülkenin ana dilini pürüzsüz konuşman gerekmiyor mu? Sonra sana ana dilin dışında konuştuğun akıcı bir başka lisan için kokart verilmiyor mu? Öyleyse bu saçmalık niye? Kaçakları belge sahibi yapmak mı?

Bu zırvalığı kim uyduruyorsa birilerinin önünü açmaya, birilerini belgelendirmeye, dil yoksunu ev hanımı veya grup toplayıcı vs kim varsa onları resmileştirmeye çalışıyor. Başka bir izah-ı tarzı olamaz. Şu an yapılan turizm de budur zaten. Hemen her acentenin bir ya da bir kaç toplayıcısı var. Bu toplayıcılar bazen bir otobüste kişi oldukları gibi otobüs dolmayıp da acente diğer toplayıcılarını harekete geçirdiyse herkes dokuzar-onar ne buldularsa eş-dost sırtlayıp gruba dahil oluyorlar ve otobüsü dolduruyorlar.

Hem free geziyorlar hem de komisyon alıyorlar. Dediğim gibi bazen bir otobüste 3-4 kişi olabiliyor, ekip başı oldukları on-onbir kişiye göz kulak oluyorlar. Herkes kendi grubundan sorumlu. Onların su ve çay-kahve ihtiyacından, tuvalet gereksiniminden filan sorumlular. İstedikleri gibi turu, program akışını, rehberi geçin acenteyi maniple ediyorlar. İpleri onlara bırakmış acenteyle sizin de organik olarak bağınız pek kalmıyor zira parayı bile olanlardan alıyor duruma geliyorsunuz. Acente sadece kılıf, rehber orta-oyuncu, grup manken ve tur da mizansen.

Çoğunluk nereye bile gittiğinden, ne yapılacak, ne görülecekten bir haber sadece cebinde parası olan amcalar ve teyzelerle tur yapıyoruz. Aslında turu biz bu grup başkanlarına ve bir de biraz bilinci olanlara yapıyoruz. Geriye kalanlar bir bakıma konu mankeni oluyorlar. Bir yeri gezmiş ve görmüş olmak, içimizdeki yılların kapanmışlığı, kısıtlanmışlığından kurtulmak merakımızı gidermek… Sonra da hava basmak. Herkesin bir grup başkanı, her grup başkanının bir ya da birkaç acentesi ve de sevdikleri rehberleri var. İşte bu ablalar ve abiler, acente sahipleri ve de çalışanları Türkçe kokart alıp turlara daha rahat çıkacaklar, rehberle uğraşmadan kendileri rehberlik yapacaklar.

Türkçe rehberliğin altında yatan çapanoğlu aslında bu. Eee!!! Kapatın rehberlik fakültelerini, açın Türkçe rehberlik kursu; Abartmıyorum.! Alayı başvurmazsa ne olayım… Şu an Türk turizmi bu durumdadır. Buna turizm diyorsanız şayet valla ne diyeyim alasını yapıyoruz. Hatta yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Nereye kadar? Nereye giderse oraya kadar… Arkadaşlar, turizm bu değil. Bir an önce fabrika ayarlarımıza geri dönelim. Dışarıdan turist getirip memlekete döviz bırakacak turlar, turizm yapalım. Yani gerçek tur ve turizmi… Daha üç-dört yıl öncesine kadar yaptığımızı…

Yoksa, gerçekten “bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete… '' .


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: GİDİYORUZ KIYAMETE
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: BOŠKO İLE ADMİRA
     ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: ANITKABİR-III
     KEMAL ŞENDİKİCİ YAZIYOR: ZEYTİNİN BİR BİLDİĞİ VAR -  1 yorum var!
     ASİL S. TUNÇER YAZIYOR: ANITKABİR - II
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: BUNUN ADI BİLİMSEL KÖRLÜK
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx