Kemal Şendikici yazdı: Ruh Güreşçileri DUKOBORLAR

“Kars'ın süt kokan insanları Malakanlar“ yazısı ile okunma rekorları kıran yazarımız Kemal Şendikici; bu kez yine Rusya'dan Kars'a sürülen savaş karşıtı Dukoborları araştırdı ve yazdı..

05 Şubat 2018 Pazartesi - KEMAL ŞENDİKİCİ- turizmhaberleri.com- İzmir
Profesyonel Turist Rehberi
Seyahat Fotoğrafçısı


DUKOBORLAR Rus ve Hristiyan kökenli barışsever bir topluluktu ama onlar bir MALAKAN değildi. Onlarla bir çok tarihsel ve kültürel benzerlikleri olsa da, 18.yy'da Rus Ortodoks kilisesi onlara DUKOBORSKİ yani RUH GÜREŞÇİLERİ adını verdi ve MALAKANLARla aynı kaderi paylaşarak AFOROZ edildiler.
Bu adı hiç yadırgamadılar. Çünkü onlar tanrının sevgisi için güreşen birer manevi ruhtu.
Daima, kendi iç seslerine ve ruhların göçüne inandıkları için kendilerine zaten RUH SAVAŞÇILARI diyorlardı. DUKOBORLAR. Yaratıcıya ve doğa sevgisine sadık ÇIPLAK RUH GÜREŞÇİLERİ idiler. Bazı protestolarını çıplak yürüyüşlerle ortaya koydular.
Tüm sürgün baskısı ve acılarına rağmen, materyalizme, askerliğe, savaşa ve silahlara hep karşı durdular. Dünyadaki en büyük silah yakma eylemini, ilk kez onlar, aynı anda, üç ülkede gerçekleştirmeyi başardılar.Devlet otoritelerine bağlı olmayarak vergi ödemeyi, askerlik yapmayı istemeyen, pasifist eylemci ve vejateryen kimliğe sahiptiler.

KİM BU DUKOBORLAR?
Dukoborlar, tarih sahnesinde; ilk kez 17 yy'da Rusya'da görülseler de kökleri hakkında açık bir bilgi yok.
Zorla göç ettirildikleri her yöreye, doğaya, o çevredeki insanlara, çok kısa zamanda uyum sağladılar. Çarlık Rusya ve Bolşevik İhtilali döneminde Kars iline, Azerbaycan'a, Gürcistan'a çeşitli baskılar sonucu sürgün edildikleri biliniyor.

Dukoborlar, genelde toplu halde yaşayan, materyalizmi reddeden hatta okulları reddeden farklı bir Hristiyan tarikatına bağlı kişilerdi. İncilin kutsallığı, İsa'nın yüceliği, rengarenk ikonlar ya da kiliseler onlar için bir anlam ifade etmiyordu. Dukoborlar'ın inanç anlayışlarını sarsan, Ortodoks kilisesinin katı yapısı, insanı tanımaktan ve anlamaktan uzak kurallarıydı. İnsan, Tanrıyı tüm varlığıyla, zeka ve özüyle sevmeliydi. Her insan o tanrıya ait bir tapınaktı. Doğaüstü bir mucize ve kadim bir hazineydi.

Birlikte yapılan dualar, her daim bir araya geldiklerinde, her mekanda ve zamanda mutluluklarını arttıran vazgeçilmez anlardı. Öyle hümanisttiler ki, göç ederken ardında bıraktıkları evlere bir parça tuz, biraz somun ekmek ve bir bardak su bırakırlardı. Her zaman, insanca yaşamak adına, savaşların ve öldürmenin en büyük günah olduğuna inandılar. Savaş ve şiddet karşıtlığı için, kutsal kitaptaki altıncı emir açık bir mesajdı: ÖLDÜRMEYECEKSİN. Ana kuralları buydu.

Kendini sevdiğin gibi komşunu da seviyorsan ona nasıl zarar verebilirsin? Onu nasıl öldürebilirsin? İnsanları öldürmeye, savaşlara, asker olmaya ya da bu amaçlara hizmet vermeye hep direndiler. Savaşmayı reddettiler.

Çarlık Rus yönetimi, bu asil insanların yaşam tarzını bildiğinden, özellikle 1790'li yılların başında Dukoborlara şiddetli baskı uyguladı. Adları bile bu baskıcı dönemde ortaya çıktı. 1785 yılında Ortodoks idarenin başpiskoposu, Dukoborları günahkar tanımlamak amacıyla, onlara DUKOBORSKİ adını verdi.

GÖÇ YOLLARI
1800'li yılların başında Dokoborlar, asimile olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakılmışlardı ki kaderleri değişti. 1802'de ülkeyi anayasal monarşi ile yönetmeye başlayan ve Dukobor'lara ilgi duyan Çar l. Alexander baskıya uğramış bu halk için bir af çıkardı. Karadeniz 'in kuzeyinde bulunan Tavria da MILKY WATERS yani SÜTLÜ SULAR adında bir bölgede, her aileye 40 hektarlık toprak verdi. Vergi yükleri azaltıldı.

AMA GÜZEL GÜNLER ÇABUK BİTTİ!
Çar l. Alexander, 1825 yılında ölünce yerine ağabeyi l. Nikolas geçti. Yeni hükümdar Nikolas, Rus milliyetçiliğini çok önemsiyordu. Doğası gereği, askerliği, savaşı ve öldürmeyi de… Kötü günler çok hızlı geri dönmüştü. 1840 yılında Çar yanlıları bir uyarı yayınladı. Dukoborlar, askerlik hizmetleri başta olmak üzere, yönetim ve kilise kurallarına dönmek zorundaydılar. Aksi takdirde SÜRGÜN cezasına çarptırılacaktılar.

TÜRKİYE VE KARS
Sürgün nedeniyle, başta Gürcistan olmak üzere, günümüzdeki adlarıyla Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye topraklarına yerleştirildiler. İnsan ve doğa sevgisine tamamıyla bağlı ruh güreşçileriydiler. İşe yaramayan göçmenler değil, iyi niyetli, sevgi ve bilgelik dolu komşulardı. Hristiyanlıkta temel bulmuşlardı ama her insana, her inanca derinden saygı duyuyorlardı.
Doğaya, çevreye, diğer insanlara saygı duyuyorlardı. Yeni bölgelerine çabuk alıştılar. Evlerini yeniden inşa ettiler. Çevresini ağaçlarla, çiçeklerle bezediler. Özgün bilgilere sahip, ziraattan, topraktan, çiçekten, meyveden olduğu kadar, sanattan, kültürden ve çağa uygun tarım tekniklerinden anlayan, alçakgönüllü, dinine bağlı, hoşgörülü Rus köylüleriydiler.

KARS
Bir süre sonra, o zamanlar Rusya egemenliğinde olan Kars ve çevresinde yerleştirildiler. Bir zamanlar Hazar denizi yakınlarındaki sütlü liman vadisinde terk etmek zorunda kaldıkları cenneti burada buldular. İnsanlarla kolayca kaynaştılar. Bütün bilgi ve yeteneklerini kocaman yürekleri ve hoşgörüleri ile paylaştılar. Hayvancılık, süt ve süt ürünlerinin işlenmesini çok iyi biliyorlardı.

OSMANLI RUS SAVAŞI
1877- 1878 yılları arasında Osmanlı Rus savaşında Dukoborlar, Rus ordusuna hizmet konusunda baskı altına alındılar. 1874 yılında Kafkasya'da zorunlu askerlik çağrısı yapıldı. Dukoborlarda savaşa katılmaya zorlandılar. Yardım etmeyi kabul etmedikleri taktirde Dokhobor köyleri ya onları aralarında göremeyen Rus birliklerince ya da yenilgi halinde diğer düşman tarafından tecavüz ve yağmaya uğrayacaktı.

Dukoborların kadın lideri Luka, ölüm ve şiddet ile tehdit edilen toplumunu korumak için, teklifi gönülsüz bir şekilde kabul etmek zorunda kaldı.
Luka, Dukobor tarihinde ilk ve tek fiili askerlik kampanyasına katılacak olan genç erkeklere bu tavizin kaçınılmaz olduğunu anlattı. Ellerine silah alma konusunda zorlanmaları durumunda Türklerin başları üzerinden ateş etmelerini öğütledi.

SAVAŞ KARŞITLARI
Askerlik konusunda yaklaşan baskılar ve huzursuzluk artıyordu. Bir direniş kararı verilmesi gerekiyordu. Askere alınmış 11 Dukobor genci, 1895 Nisan ayında paskalya törenleri sırasında silah bıraktılar ve birlik içinde düzenlenen törene katılmayı reddettiler. Direnişi hazırlayan bu onurlu eylemleri, ceza taburlarına sürülmelerine, işkence görmelerine ve ölümlerine neden olacaktı. Rusya İmparatorluğu'nun ıssız bir köşesinde birkaç genç adam, dünya çapında etki yaratmış ve binlerce Dukobor'un yaşamını hala etkileyen bir eylemi başlatmıştı. Bu silah bırakma eylemi ordu içindeki Dukoborlar arasında kısa sürede hızla yayıldı. 28 ve 29 Haziran 1895'te üç Dukobor bölgesinde büyük silah yığınları oluşturuldu. Bu silah yığınları aynı anda ateşe verildi. Askerliğe, silahlara ve öldürmeye karşı bir haykırış gibi yükseldi alevler. Silahların odunları yandı isli ve kirli dumanlar göklere yükseldi. Yanmış silah ve erimiş demir kokuyordu her yer. Ruh güreşçileri Dukoborlar, askerliğe ve öldürmeye karşı koydular. Direnç ve azimleriyle, silahsızlanma ve barışın evrensel önemini dünyaya anlattılar.

5 KARSLI GENÇ
5 Karslı genç Dukobor çektirdikleri fotoğrafları anı olarak bırakmışlardı. Aralarında lider VERİGİNLİ'nin küçük kardeşi Gregory Veriginli de vardı. Kars yöresinde yakılan silahlara, kendisinin talimatıyla Dukobor lideri Veriginli'nin av tüfeği de eklenmişti. Ateşler kilometrelerce öteden görülecek kadar büyüktü. Kars bölgesinde devlet, silah yakanlara, çok tepki göstermedi. Silahlar, bugün Azerbaycan sınırları içinde yer alan Elizabeth ol bölgesinde Slevankya köyünden iki km uzakta yakıldı. Bölgeye gelen polis ve askerler de bu ateşi söndüremediler. Devamında darbeler ve tutuklamalar sürüp gitti.

Askerlik çağrı kağıtlarını Çar görevlisinin ayaklarının altına atanlar arasında 80 kişi ve elebaşı olarak tanımlanan 100 kişi gözaltına alındı. Ve hapishaneye gönderildi. Bunlar arasında lider Vergini 'nin 4 kardeşi de bulunuyordu. Gürcistan da Islak dağlar bölgesinde seçilen bölge ORLAKA köyünden 3 km uzaklıktaydı. Dar bir kayalık geçitte tepeden bakan bir bölgeydi burası. Kayalığın tabanında Dukoborlar tarafından bir toplantı odasına dönüştürülmüş olan PEŞERYA adı verilen bir mağara bulunmaktaydı. Burası kadın lider Luka'nın sık sık ziyaret ettiği bir yer olmuştu. Geleneksel Dukobor ibadet ve toplantı alanlarından en önemlisiydi.

SİLAH YAKMA RİTÜELİ
28 ve 29 Haziran gecesi burada toplandılar. Silahları ateşe verme eylemine kadınlı erkekli 2000 yetişkin Dukobor katıldı. En büyük ve kanlı engelleme girişimi de burada yaşandı. Üzerlerine 200 atlı Kazak askeri sürüldü. Kamçılandılar, işkence gördüler ama askerlik hizmetini ve silahları asla kabullenmediler. Yaşam felsefeleri o denli inançlıydı ki bir adım bile gerilemediler.

YİNE ZORUNLU BİR GÖÇ
Çok geçmeden 4500 Dukobor, zorlu koşullarda Gürcistan vadisine sürüldü. İlk göç kervanı 8 Temmuz 1895 tarihinde Islak dağlara doğru başladı. Çar yönetimi bu kez, onların sadece göç etmelerini değil, ölmelerini de istemişti. Bir avuç eşya ve yiyecek ile gittikleri bölgelerde köylere parçalanarak yerleştirilmişlerdi. Yöre insanlarının onlara yardımı yasaklanmıştı. Arazi verilmediği gibi satın almaları da yasaktı. İş aramak için bulunduğu bölgeyi terk etmeleri de… Yerleştirildikleri yerler Gürcü ya da Müslüman köyleriydi. Cezayı göze alabilen bazı yöre insanları, onlara küçük yardımlarda bulundular. Kars ve Elizabethpol'daki Dukoborlar her şeyi göze alarak yiyecek sağlamasaydı sürgündekiler için ölüm kaçınılmaz olacaktı. Bir çoğu için öyle de oldu.

LEO TOLSTOY
1898 yılında sürgün sona erdiğinde, Islak dağlar bölgesinden sürgün edilen 4500 Dukobor'dan 1000'den fazlası hayatını kaybetmişti. Kan kırmızısı gelincikler tüm bunları hatırlatacaktı ama kimsenin umurunda bile değildi. Gerçekten yürekli bir insan, dünya çapında ünlü ve saygın yazar Leo Tolstoy olmasaydı…

O bir Dukobor değildi ama gönlü ve düşünceleriyle ve barış felsefesi ile onlara çok yakındı. Tolstoy, savaşlardan, öldürmelerden, nefret eden dirençli bir yazar, sevgi dolu, bilge bir insandı. İnanılmaz bir mücadeleye girişti. Dukoborları savundu. Hem Rusya'da yönetim çevrelerinde hem de Avrupa'da, onların yardım çığlıklarını duyurmaya adadı kendini. Avrupa'da, İngiltere'de çeşitli gazetelere ilanlar vererek ruh güreşçilerine yardım çağrıları yayınladı. Büyük çaba ve emek harcadı. Tıpkı bir satranç oyunu gibiydi her şey. Yardımcısı Chakov ve Tolstoy önemli bir yardım fonu oluşturmayı başardı. Aynı dönemde tamamladığı Diriliş romanının tüm gelirini de bu fona ekledi.

Batum limanından kalkan gemilerde 4000 kadar Dukoborun göç etmesini sağladı, özgürlüğe uğurladı onları. Dukoborlar, DEDUŞKA yani DEDE olarak andıkları Tolstoy'u asla unutmayacaktı. Gemi ve deniz tuz kokuyordu, hava davet kokuyordu. Kanada'ya kabul edildiler. Ardından, Avustralya, ABD, Rusya'ya yerleşenler oldu. Çoğunlukla Kanada'yı yurt edinen bu topluluk, ilginç yaşam tarzlarıyla günümüzde de isimlerinden bahsettirmekteler.

Kaynak ve fotoğraflar
http://www.usccdoukhobors.org/historical/aboutdoukhobors.htm
http://www.thecanadianencyclopedia.ca/en/article/doukhobors/
https://www.youtube.com/watch?v=jw0HPM7Hn9E&t=575s
http://baraka.cc/?p=5214


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
KEMAL ŞENDİKİCİ YAZDI: RUH GÜREŞÇİLERİ DUKOBORLAR
          
Günün Haber Başlıkları
TÜRSAB'IN DEĞİŞİMCİ YÖNETİMİ DENETİM SORUNU YAŞIYOR
TÜRSAB DENETİM KURULU BAŞKANLIĞI AÇIKLAMASI
18. ULUSLARARASI FRANKFURT TÜRK FİLM FESTİVALİ
MSC CRUİSES VE UNICEF İŞBİRLİĞİNDE 8 MİLYON EURO BAĞIŞ



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZDI: TÜRKİYE BU İŞİ BİZDEN DAHA İYİ YAPIYOR.
     YUSUF YAVUZ YAZDI: İKİ YILDIR TOPRAKLARINA GİDEMİYORLAR!
     NİHAN ATASAYAR EŞLİSOY YAZDI: EXPAT NASIL OLUNUR
     OLAY SALCAN YAZDI:BANDUNG, YOGYAKARTA, ENDONEZYA
     ÇAĞLA KOSOVA YAZDI: ŞANLIURFA'YA GELİN, GÖBEKLİ TEPE'Yİ GÖRÜN
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx