Göbekli tepe Çatıları ve Nemrut'un korunma Uyarısı..

Göbekli Tepe'nin koruma çatılarını ve Unesco dünya mirası listesindeki Nemrut'un korunma yetersizliğine dikkat çeken yazarımız Kemal Şendikici; Nemrut'un başı kel mi diyor. İşte sorular, öneriler ve eleştiriler..

25 Şubat 2018 Pazar - KEMAL ŞENDİKİCİ- turizmhaberleri.com-Izmir
Profesyonel Turist Rehberi
Seyahat Fotoğrafçısı- Turizm Yazarı


Keşfedilmesi ile Anadolu'nun kadim tarihinde büyük çığır açan, Göbekli tepe höyüğü, koruma çatısı inşaatı, çevre düzenlemesi nedeniyle uzun bir süre ziyarete kapalıydı ve geçtiğimiz günlerde tekrar müze olarak ziyarete açıldı.

Başlangıçta kazılara höyük olduğu düşüncesiyle başlandıysa da Göbekli Tepe'nin çok özel bir din merkezi olduğu anlaşıldı. Anadolu'nun 8000 yıllık tarihini keşfiyle bir anda 12.000 yıla çıkartan tarihi ve arkeolojik hazinesi ve yaşlı dünyanın en eski ibadethanesi....Göbekli tepe, dünyanın en eski tapınağı olarak yüce Anadolu'ya çok yakışıyor ve bugünlerde ziyaretçileri ile yıllar sonra tekrar buluşuyor.

Alman arkeolog rahmetli Klaus Smith'in yıllarını burası için harcaması ve dünyanın en eski tapınağını yıllarca gün yüzüne çıkarmak için ortaya koyduğu çaba ve tüm dünyaya tanıtması gerçekten unutulmaz. Bu bilim adamının adı ve anısı hep yaşatılmalı.

Göbekli tepe bugün hak ettiği ilgi ve korunmaya sahip. Ören yerinin tam üstüne bulunduğu tüm alanı kaplayan bir koruyucu çatı yapı ve yürüyüş yolu yapılmış, basında yayınlanan fotoğraflardan gördüğümüz kadarıyla. Çevresine ise müze mantığına uygun bir şekilde bir çevre düzenlemesi yapılmış olsa da devasa koruma çatısının hiç estetik görünmediği şeklinde eleştirenler çoğunlukta. Bazı rehber meslektaşlarımıza göre; Göbekli tepe'nin güneşin batışı sırasında aldığı görüntü, o mistisizmi, sabah erken saatlerdeki hissiyatı kayboldu gitti maalesef. Ve tarihsel ve arkeolojik görünüme yakışmayan bir AVM ve Pazar yeri çatısı görüntüsü var, bu da tarihi ve arkeolojik bir alan için hiç estetik görünmüyor.

Peki, bu koruma şekli; devasa bir şeffaf CAM FANUS olsa nasıl olurdu acaba? Hem koruma hem de görünüm açısından bence hoş olurdu. LOUVRE çatısı gibi. Öte yandan, birinci derece SİT alanı olan bölgede nasıl oluyor da büyük bir çatının temel kazısı açıldı ve içine ayaklar için zemin betonu döküldü, öteki türlü fırtına ve rüzgarda bu çatı uçar. Bunu anlamış değilim okuyucular arasında Arkeolog arkadaşlar varsa cevaplasın lütfen.

Efes'te yamaç evler için yapılan dev çatı konstrüksiyonu sanki daha iyi dizayn edilmişti ama Göbekli tepe'de bir PAZAR yeri çatısı görünümü var ancak koruma altına alınması ÇOK ÖNEMLİ bu nedenle bu çatı modeli bile yine de içimizi rahatlatıyor diyelim.

Urfa Göbekli tepe höyüğü bölgesi sıcak bir bölge. Kışın ise çok kar, yağmur ve rüzgarlı bir iklimi yok ama yine de doğal şartlardan dolayı Tapınağın içindeki dolmenler mutlaka zarar görüyorlardı. İlk kazılar döneminde gezi parkuru bir ahşap yürüme köprüsü şeklinde düzenlenmişti tabii ki höyüğün içine girmeden ortaya çıkan eserleri görebiliyordunuz.

En son 2010 yılında gittiğimde National Geography ekibinin höyük çukuru içine ekipmanlarla girip dergi için fotoğraflar çektiklerini hatırlıyorum. Çok kısa süre de Göbekli tepe tanındı ve hak ettiği ünü kazandı. Çünkü dünya insanlık tarihini değiştiren bir buluş ve Göbekli tepe bugün, Unesco Dünya Mirası Aday listesinde ve yakında hak ettiği asil listeye kesinlikle girecektir.

PEKİ, NEMRUT'UN BAŞI HEP KEL Mİ KALACAK?
Ama çok ama çok öncelerde, Unesco dünya mirası listesine giren ve dünyanın en yüksek tümülüsüne sahip olan ve korunmaya gereksinme duyan başka ören yerlerimiz daha var.

NEMRUT TÜMÜLÜSÜ, ARSEMİA ANTİK KENTİ VE KARAKUŞ TÜMÜLÜSÜ
Acaba oradaki heykel ve arkeolojik kalıntılar dağların zirvesinde yeterince korunuyorlar mı?
Kitle turizm öncesi bile 1960 lardan beri sırt çantalı dediğimiz turistlerin ve entelektüel yerli ve yabancı gezginlerin gözde ören yeri ARSEMİA ve NEMRUT DAĞI MİLİ PARKI.

Nemrut, Adıyaman ilinin Kahta ilçesinde bulunan, 2150 metre yüksekliğinde bir dağdır. Yapılan bilimsel araştırmaların sonucunda Nemrut'un hala aktif bir volkan olduğu belirlenmiştir. Nemrut Dağı 1987'de UNESCO Tarafından dünya mirası ilan edilmiştir ve dünyanın sekiz harikasından biridir.

Milattan önce 69 ve MS 17 arası hem Helenistik ve Roma çağda hüküm sürmüş olan KOMMAGENE krallığının kendini tanrılaştırmış kralı olan I.ANTİOCHOS (M.Ö 69 ) için dağın zirvesine yapılmış bir anıt mezar diğer adıyla TÜMÜLÜS.

Bu Tümülüs, 2150 metre olan Nemrut dağının zirvesine ayrıca 50 metre yükseklikte yapılmış yığma çakıl taşlardan yapılmış bir kutsal alan. Doğu ve batı terası olmak üzere iki terası olan tapınakta ayrı zamanlarda hem güneşin doğuşu hem de batışını izlemek mümkün.

Kral Antiochos hem doğunun hem de batının kralı olmak istemişti bu nedenle GENLERİN BİRLİĞİ anlamına gelen KOMMAGENE krallığını kurdu. Romanın gücü altına girene kadar KÂHTA, ADIYAMAN VE BESNİ üçgeninde ARSEMİA adında bir antik kent kurarak 50 yıl boyunca bir refah toplumu kurdular.

Tümülüs bir kral mezarı, dağın zirvesinde, krallarını tanrılaştırmak adına kilometrece uzaktan getirdikleri taş ve mıcırlarla bu yapay dağı oluşturmuşlar ama içinde olması gereken mezar odası henüz bulunamadı, yüksek ihtimalle de öyle bir bir mezar odası da hiç olmadı.
Ama bugün bizi ilgilendiren Tümülüs'ün doğu ve batı terasında bulunan devasa tanrı heykel başları. Asırlardır Nemrut dağının zirvesinde tüm kar ve rüzgar fırtınalarıyla mücadele ederek ayakta kalmaya çalışan, ZEUS, ANTIOCHOS, APOLLON, KOMAGENE-KARTAL, ASLAN heykelleri.

Normalde yerden yüksekliği 5- 6 metre olan heykeller depremler nedeniyle bugün yerde duruyorlar, normalde Tümülüs'ün üst tarafında olan taş tahtlar üzerinde duruyorlardı. 2200 metre yükseklikte, dünyada benzeri olmayan, eşsiz tarih parçaları Nemrut heykellerinin, zaman içinde iklim koşullarının acımasızlığı karşısında çok ciddi yıpranmalar yaşamış ve depremler ve doğal afetlerle heykellerin kaidelerinden yere düşmüş durumda.

Yıllarca misafirlerin sadece dokunma mesafesindeyken bugün denizci halatları ile örülü çitlerle etrafı sarılı muhteşem heykeller, yazın yoğun güneşten, kışınsa kardan ve rüzgardan dolayı yüzleri yıpranmış görünüyor.

Nemrut dağında kış ve yaz mevsimleri arasındaki ısı farklarının 40 derecenin üzerinde olduğunu, kış aylarındaki rüzgarların ve kum fırtınalarının heykellerin aşınmasına neden olduğunu söylüyor uzmanlar. Önümüzdeki yüzyıla bu eserler ulaşır mı acaba? Yeterince korunmazsa ve üstlerine bir koruyucu bir önlem alınmazsa ama hiç sanmıyorum, uzun yıllar dayanamayacaklar.

Tümülüs'te bulunan en önemli eserlerden olan doğu terasındaki ASLANLI HOROSKOP un bugün ilkel yöntemle Tümülüs hemen altında bulunan bekçi evi türü bir müzede korunduğunu hatırlıyoruz.

Peki ya dışarıda korumasız şekilde kalan eserler için bir koruma projesi var mı?
Uzmanlara göre bölge alanı birinci derece arkeolojik bölge olması nedeniyle etrafına ve içine çatı yapmak amaçlı bir beton dökme ve temel kazımı yapılamıyor ve de aşırı rüzgar nedeniyle beton dökerek, temel kazarak koruma önlemi almadığınız zaman da ne yapsanız, çadır, branda, naylon, ahşap hepsi uçar gider. Ayrıca diğer bir öneri olan heykellerin üstüne plastik cam fanuslar konularak sergileme teorisi de zemin betonu dökme zorunluluğu nedeniyle olamıyor.

Ya da heykellerin birebir replikaları yapılıp Tümülüs'ün arasına zarar vermeyecek şekilde tepede sergilenirken Kahta da bir kaliteli bir müze de tüm orijinaller heykeller sergilenebilir.
Diğer bir bilimsel yöntem ise, heykellerin içine buzlanma nedeniyle çatlamaları önleyici bazı maddeler şırınga etmek, böylece çatlamayı yavaşlatmak, durdurmak gibi bazı bilimsel arayışlar olsa da bilimsel olarak önümüzdeki yıllarda hangi sonuçları vereceği çok belli değil.
Çünkü geçmiş yıllarda yapılan koruma önlemlerinin zaman içinde faydalı olmadığı, eserlere zarar verebileceği ortaya çıkmıştır.

Önceki gazete haberleri ve röportajları incelediğimde görüyorum ki; eski kültür ve turizm bakanlarından Sayın Ertuğrul Günay, bu konuda bir ODTÜ ile ortak bir çalışma başlatmış ve kendi dediğine göre ise tüm yapılan çalışmalar arayış düzeyinde kalmış ve hayata geçmemiş görünüyor.

Uzmanlara göre koruma çatısı yapmak için tümülüse beton dökmek veya temel kazmak olanaksız. Çünkü bölgenin birinci derece arkeolojik alan ve çatı içim bir beton sabitleme çalışması mümkün değil.

Bugün Nemrut'ta tüm heykellerin, bütün yüz ifadeleri gitmiş durumda, lime lime dökülüyor.
Kurtarmak için arayışlar var ama henüz hiç bir çözüm yok ve bir kış daha bitiyor. Önümüzdeki aylarda karlar eriyecek ve heykellerin buruşuk yüzleri tekrar gün ışığı ile ortaya çıkacak.
TÜMÜLÜS, yeni GAP sezonunun yeni misafirlerini, her zamanki gibi çıkarsızca karşılayacak. Gezginler, muhteşem güneş doğumu ve batımı ile süper mutlu olacak ve turizm sektörü sakinleri çok iyi paralar kazanacaklar ama sonra…
Sonra bir sezon daha bitecek, başka bir soğuk ve karlı kış ayı daha yaşanacak zirvede.
Ve Antiochos'un dev heykelleri, korumasız bir şekilde kendi kaderlerine terkedilecek gibi görünüyor.
FOTOĞRAFLAR: SEDAT POLAT


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
GÖBEKLİ TEPE ÇATILARI VE NEMRUT'UN KORUNMA UYARISI..
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     NEMRUT DAĞI S.O.S VERİYOR..!
     GÖBEKLİ TEPE'DEN 1000 YIL ÖNCE KÖRTİK TEPE NELER ANLATIYOR..
     ANTALYA KENT KONSEYİ'NDEN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ UYARISI
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: GÖL TOZU UYARISI
     ÇAĞLA KOSOVA YAZDI: ŞANLIURFA'YA GELİN, GÖBEKLİ TEPE'Yİ GÖRÜN
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx