Atilla Önen: Tek isteğim bu sanatı sevdirmek ve yaşatmak

Ağaca sanat ile can veren, kaybolmaya yüz tutan ahşap oymacılığının en önemli rölyef ustalarından Atilla Önen ile gerçekleştirdiğimiz renkli röportajı muhteşem bir kitap projesi noktaladık. Nilgün ATAR'la Sanat Sohbetleri başlıyor

03 Nisan 2018 Salı - NİLGÜN ATAR- turizmhaberleri.com
SANAT SOHBETLERİ DİZİSİ-1
KONUK: Ahşap Oyma Rölyef Sanatçısı ATİLLA ÖNEN


Ağacın sanat öyküsü onun ellerinde başlıyor, şekil kazanıyor ve ölümsüzleşiyor. Ahşap oymacılığının ülkemizdeki ender ustalarından sanatçı Atilla Önen'in tek isteği bu sanatın yok olmadan gelecek nesillere aktarılması ve yaşatılmasını sağlamak…
Pozitif enerjisi, samimiyeti, birikimi ve sohbeti ile de hayata derin kökler salmış güçlü bir çınar gibi Atilla Önen. Arty Akademi Sanat Atölyesi'nde gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette Atilla Önen'in sanat hayatından önemli anlar ve anılarını, planlarını, hedeflerini dinledik. Bu röportajın sonunda tüm sevenlerine ve takipçilerine bir de 'kitap geliyor' müjdesi çıktı.

1944 yılında Düzce'de doğan Atilla Önen, çocukluğundan beri tarih ve sanata büyük ilgi duyduğunu yurtiçi ve yurtdışında gittiği her şehirde Müze ve ören yerlerini mutlaka defalarca gezdiğini anlatıyor. Örneğin Antalya Müzesini 8-9, İstanbul Arkeoloji Müzesini ise 15 kere gezdiğini, her seferinde yeni bir ayrıntı keşfettiğini vurguluyor. Sanat hayatı boyunca Anadolu Medeniyetleri Roma ve Grek tarihi üzerine araştırmalar yapmış.

İşte sohbetimiz ve bir sanatçının çok renkli dünyası:

İŞ STRESİNİ YENMEK İÇİN İŞ YERİNDE SANAT ATÖLYESİ KURDUK..
Ahşap oymacılığı sanatına ilk kez nasıl ve hangi düşünceyle başladınız?

1979 yılında TÜPRAŞ ta lojmanlarda oturuyoruz. Tabii yazın spor olmak üzere her aktivite var ama kışın kısıtlı imkanlar nedeniyle sıkılıyordum. 'Oyma yapacağım' dedim. Bir arkadaşım 'ıhlamur ağacı al' dedi. Atölyenin mekanik şefine 'hangi bıçaklarla oyma yapabilirim' diye sordum. 'Yaşın kaç' dedi. 35 diye cevap verdiğimde, 'geçmiş hiç başlama' dedi. İçimdeki o aşkla bir ejderha başı çalıştım. Kendisine götürdüm. Baktı ve 'bundan sonra bütün bıçaklarını burada yapacağım, ne istiyorsan bana söyle' dedi. İstediğim türde bıçakları çizdim ve hepsini yapmaya başladı. Böylece devam ettim.

TÜPRAŞ ta insanlar çok stresli çalışıyordu; bu konuda neler yapılması yönünde toplantı yaptık ve sanat atölyesi önerdim . Güzel bir atölye hazırladılar. Oyma dersinde 18 talebemiz oldu. Resim, dekopaj yapardık, 1 saat öğle tatilinde her gün çalışırdık. Rafineride 3 sergi açtık. O dönemde 2 minyatür çalışma yaptım. Dolmabahçe camiini kibrit kutusu büyüklüğünde, bir de kibrit çöpünden zincir yaptım. İki çalışmama da kimse elini süremedi. O kadar hassastı.. Ben bıraktıktan sonra atölye çalışmaları devam etmedi, etseydi çok güzel olurdu.

İLK SERGİMDE BÜTÜN ESERLERİM SATILDI…
İlk serginiz ve satılan eseriniz hangisiydi? O günlerle ilgili ayrıntıları aktarır mısınız?

Bir gün eve büyük bir ahşap getirdim. 1.20 x2 m ebatlarında. Eşimin arkadaşları 'ne yapacaksın' dediler. 'Fatih Sultan Mehmet'in gemilerinin Haliç'e indirilişi olacak' dedim. 'Bu tabloyu istediğin gibi bitirirsen kaça satarsın' dedi.' İstediğim gibi bitirirsem sıfır Renault fiyatına satarım' dedim. Tabloyu 4 senede bitirdim. O tablo için atölyede de çalıştım, Genel Müdürümüzün de yontusu vardır, bütün müdürlerimiz benim de katkım olsun diye ufak tefek çalışmışlardır.

Tabloyu bitirdikten sonra Emlak Bankası, Beyoğlu Galerisi için sergi teklifinde bulundu. Kabul ettim. Fatih Sultan Mehmet'in gemilerinin Haliç'e inişi konulu tablo sergi girişine ışıklandırılarak konuldu ve muhteşem görünüyordu. Karma bir sergiydi. Eski Ulaştırma Bakanı Veysel Atasoy, arkasında dönemin belediye Başkanı Bedrettin Dalan olmak üzere geniş protokol vardı.

Bedrettin Dalan kapının önünden geçerken tablonun önünde durdu ve baktı, baktı… 'Siz mi yaptınız' dedi. Çıkarttı kartını, tablonun üzerine taktı.. Fiyat sormadan. İlk satışımı böyle yaptım. O zaman Renault araba 20 bin lira idi. 20 bin liralık çekimi kesip verdiler. Açılış konuşmasını benim resmimin bulunduğu salonda yaptı. Konuşmasında 'sanatçıları desteklememiz lazım. Desteklemediğimiz takdirde üretemezler, başaramazlar ve yok olur giderler. Her birimiz sanatçıların elinden tutarak destek olacağız.' dedi. Benim ne kadar tablom varsa hepsi satıldı. Hatta eşime yaptığım bir ağaç madalyon vardı, onu da almaya çalıştılar ama satmadım. İlk sergim çok güzel bir atmosferde gerçekleşti, çok onurlandım.

Peki neden Fatih Sultan Mehmet'i seçtiniz.?
1.5 x 1.5 metre Fatih Sultan Mehmet tablosunu yapmamdaki gerekçe şuydu: İngiltere'de National Gallery'e gittim. Bellini'nin salonunu gezdim, Fatih Sultan Mehmet yoktu. Görevliye 'nerede' diye sordum. En aşağıda binlerce ressamın binlerce resminin arasında bir yere koymuşlar. Çok sinirlendim. Çağ açıp çağ kapatan Fatih'in tablosunu yapan adamın ana galeride bu resmi yoktu. Ondan sonra oturdum çalıştım.

BAKANLIK ESERİ GETİRİN GÖRELİM DEDİ
Bir sanatçı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı ile işbirliğiniz oldu mu.? Bakanlığın sanatçılara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bakanlıkla çalışmamız oldu. Ben Fatih Sultan Mehmet'in tablosunu yaptıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı'na yazı yazarak bu tabloyu almalarını istedim. Bana gelen cevap: 'Ankara'ya getirin görelim'. Ben 72 yaşındayım. 80-100 kilo ağırlığındaki çalışmayı alıp, Ankara'ya nasıl götüreceğim. Antalya'da hiçbir yetkiliniz yok mu? 'Gidin şu tabloyu görün' diyen olmadı. Türkiye'de bu işi yapan tek kişi olarak Bakanlık yetkilileri ile temasa geçmeme rağmen ' Ankara'ya getirin görelim' şeklinde verdikleri cevap sanatçıya ilgiyi yeterince anlatıyor.

Bu sanat dalının yok olmaması için gerek bakanlık, gerek belediyeler, gerek üniversiteler ve STK'lar öncülüğünde neler yapılmasını öneriyorsunuz?
Tamamının elini taşın altına koyması gerekmektedir. Tabi ki saygı duyduğumuz teknik olarak bu işi öğreten kurum ve kuruluşlar var ama bu kendisine talebe olarak gelemeyen ya da bu tür konularda yardım isteyen kişilere nasıl yardımcı olabiliriz konusunu da düşünmeleri lazım. Bizim gibi alaylı ya da diplomalı sanatçıların desteklenmeli, bu soruları soran kişilere, bilgilerini aktarmaları gerekir. Biz bir çakıl taşı sayılırız. Ama büyük bir deniz var, işlenecek o kadar çok çakıl taşı var ki hep birlikte el uzatmamız gerekir. Ben Atilla Önen olarak alaylıyım ama ben de bir şeyleri yapabiliyorum ve öğretebiliyorum. Ne mutlu bana. Keşke eğitimimi yüksek okullarda alabilseydim alamadım ama gene de katkım oluyor.

Kaç sergi açtınız? 2018 de yeni bir sergi var mı?
Bu iş çok sabır gerektiriyor. Hastalık ve gezi programı olmadığı sürece günde 8-10 saat çalıştığım zamanlar oldu. 39 senede 100-150 civarında tablo ürettim. Yurtdışından gelip bir hafta evimizde kalıp bu sanatı öğrenen kişiler var. 3 sergi TÜPRAŞ'ta açtım. Bir kez Antalya'da, İstanbul'da CKM'de. Yurtdışında ITB Berlin Turizm Fuarına katıldım. Bu sene Antalya'da Arty Akademi bünyesinde öğrencilerimle güzel bir karma sergi açacağız.

BİR KÜÇÜK ÇOCUĞUN SÖZÜYLE TARİHTEN DOĞA TEMASINA DÖNÜŞ….
Eserlerinizde hangi temalara ağırlık veriyorsunuz?

İlk sergilerimde tarihi konuları işledim. Ama Antalya'da açtığım sergiye küçük bir çocuk elinde balonla geldi. Babası telefonla konuşuyordu. Sergiyi gezdikten sonra ' Amca neden kuşlar böcekler dağlar yok' dedi. Bu çocuğun sözü üzerine 'peki, bundan sonra onlardan yapacağım çok haklısın' dedim ve doğaya döndüm. Aynı sergiye 4-5 yaşında bir kız çocuğu gelmişti, 2 kere sergiyi gezdi, her seferinde beni tetkik etti. 3.ncü sefer gezmeye başladığında annesi 'sen gez, biz de ziyaret defterine bir şeyler yazalım' dedi. Çocuk 'ben de yazacağım' dedi. Kucaklarına aldılar, okuma yazmasını bilmiyor ama 'ben çok sevdim' yazmış. Çocukların görüşleri ve istekleri benim için çok önemli.

13 BİN TAKİPÇİ SANATINI İZLİYOR….
Sosyal medyada çalışmalarınız büyük bir kitle tarafından takip ediliyor Çoğunluğu da yabancı. Yabancı takipçilerin ilgisini neye bağlıyorsunuz?

Evet, Çin Tayvan Japonya başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden 13 bin takipçim var. Daha bir tanesinden kırıcı yanıt almadım. Sevgi ve saygıyla yaklaşıyorlar. Sanat insanları ve kültürleri birleştirebiliyor. Yurtdışında bu sanat dalı çok ilgi görüyor. Avusturya'ya gittiğimde sanat galerilerini geziyorum , içerisi dolu, satın alıyorlar ve fiyatlar çok yüksek. Türkiye'de ise tam tersi.. Bu durum sanatçıyı geriletiyor. Oysa ben sürekli üretiyorum.

Turizm ve sanat ilişkisini ele alırsak; sanatçılar ve turizmciler işbirliğini nasıl görüyorsunuz.
Otelciler sanatçılarla çok başarılı işbirlikleri yapabilirler, turistlerin de ilgisini çekerler. Akra Barut Hotel, Resim Yarışması düzenleyerek sosyal sorumluluk kapsamında sanatçılarla işbirliği yapıyor. Örnek bir çalışma, Sanata ve sanatçıya destek budur.

ATATÜRK'Ü YAPMAK İSTİYORUM
Şunu da yapsam dediğiniz bir tablo var mı?

Var. Ulu Önderimiz Atatürk'ü yapmak istiyorum. Ama Atatürk gibi eşsiz bir lideri yapmaya şu anda kendimi yetkili hissetmiyorum. Her gün 8-10 saat çalışmama, 39 senelik emeğime rağmen henüz başlayamadım. En büyük isteğim bu. Gece yatarken aklıma bir konu geliyor, ertesi gün 15-20 resim görüyorum, hepsini arşivliyorum ama hepsini nasıl yapabilirim ki.. Her bir eser 300-500 saat emekle oluyor.

YAPILACAK ÇOK ŞEY VAR AMA.....
Biraz da hedeflerinizden ve gelecekle ilgili planlarınızdan bahsedelim mi.?
Hah onu da söyleyeyim;. Benim tek bir hedefim var. Ben bu sanatı sevdirmek, tanıtmak ve yürütmek istiyorum. Sosyal medyada her yaptığım tablonun en ufak detayına kadar nasıl yaptığımı, hangi harcı, hangi bıçağı kullandığı anlatıyorum. Yurtdışından çok güzel geri dönüşler oluyor. Benim tablolarımı takip ediyorlar ve yapıyorlar ama Türkiye'de yapan yok. Mimar Sinan'ın Selimiye Camii'nde kullandığı çinileri kendime göre yorumlayarak çiniyi rölyefe döküyorum. Birkaç tablom var böyle. Yapılacak çok şey, kafamda milyonlarca proje var. Ama ben bir tane Atilla'yım.'diyor ve susuyor.
Bu suskunluk sanatçının içindeki sınırsız yaratma enerjisini çok net bir şekilde açıklıyor.

KİTAP GELİYOR MÜJDESİ...
Son olarak okurlarımıza ve sevenlerinize KİTAP projesini müjdeleyelim isterseniz...
Kitap yazmam konusunda uzun zamandır çok fazla talep var. Hem kaybolmaya yüz tutan bu sanatı öğretmek, farkındalık yaratmak, hem de hayatımı anlatan bir kitap projesini geçtiğimiz günlerde Arty Akademi'de yaptığımız bir sohbette konuştuk. Bu eğitimi geniş kitlelere nasıl aktarabiliriz dedik. Benim 13 bin takipçimin yarısı bu sanat hakkında bilgi alabileceğimiz bir kaynak nasıl bulabiliriz diye soruyor. Biz de birikim ve deneyimlerimizi sorusu olanlara bir kitapla aktaralım dedik. Bu kitabı turizm medyasındaki başarılı çalışmalarını yakından takip ettiğimiz Nilgün Atar ile birlikte hazırlayacağımı da duyurmak isterim. Ülkemizde ve yurtdışında kaynak bir kitap olacağına inanıyorum.

Bu sanat ölmek üzere, Türkiye'de bir kaç kişi yapıyor. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan geleneksel ahşap oymacılığını daha fazla meydana çıkarabilmek, bu alanda eğitim verebilmek ve müze depolarında çürümek üzere olan eserlerin onarılmasında destek vermek isteriz, bizden de yardım alınması gerekir. Çünkü eldeki kadro yetmiyor galiba. Her bir tanesi dünyaya bir daha gelmeyecek miraslar. Herkesin aynı duyarlılığı göstermesi gerekiyor. Mimar Sinan'ın eserlerinde kullandığı Türk motiflerini aynı hassasiyetle ve güzellikte yaptığımıza inanıyorum. .

Ahşap Oymacılığı Atölyesi Detaylı Bilgi İçin : 0553 815 81 15 http://www.artyakademi.com/ahsap-kursu-antalya/












Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
ATİLLA ÖNEN: TEK İSTEĞİM BU SANATI SEVDİRMEK VE YAŞATMAK
          
Günün Haber Başlıkları
ÇİN İLE 100 MİLYON DOLARLIK FİLM ANLAŞMASI İMZALANDI



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     RESSAM EROL DENEÇ'İN YARIM ASIRLIK SANATI BÜYÜLEYECEK
     ÇİNİ SANATI UNESCO LİSTESİNDE
     KAAT'I SANATI İZMİRLİ SANATSEVERLERLE BULUŞUYOR
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: TURİZM SANATI VE DİPLOMASİSİ
     ROMA, TÜRK KÜLTÜR VE SANATI İLE ŞENLENDİ
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx