Olay Salcan yazıyor: YOGYAKARTA, ENDONEZYA

Endonezya'nın Yogyakarta şehrinde gördüğü Borubodur Budist Tapınağı ile geleneksel bir düğünü anlatan Olay Salcan; “birçok Budist tapınağı gördüm, ama bu tapınak hiç birine benzemiyor. Olağanüstü, muhteşem” diyor.

09 Mayıs 2018 Çarşamba - Olay SALCAN-turizmhaberleri.com- Ankara

YOGYAKARTA, ENDONEZYA

Yogyakarta, Endonezya'nın kültürel açıdan zenginlilerle dolu bir şehri. Bu nedenle de Endonezya'da önemli bir yere sahip. Endonezya'yı gezen bir gezginin Yogyakarta'yı görmeden ayrılması düşünülemez. Gezilecek ve görülecek çok yer olmasının doğal sonucu olarak da anlatılacak çok konu kendiliğinden oluşuyor. Ancak her gördüğüm ve yaşadığımın tamamını bu yazılarımda anlatmak imkansız. Bu durumda en önemlilerini ve dikkat çekenlerini sizlere anlatmaya çalışacağım.

Yogyakarta'da gördüğüm Borubodur Budist Tapınağı ile geleneksel bir düğün, Endonezya gezimde iz bırakanlardan en önemlileri. Birçok Budist tapınağı gördüm, ama bu tapınak hiç birine benzemiyor. Olağanüstü, muhteşem.
Düğün töreni gerçekte bildiğimiz bir düğün töreni. Gelin, damat, kız ve erkek tarafı, davetliler. Buraya kadar her şey farklı görünmese de farklı olan, geleneksel giysiler ve evlenme litüeli. Son derece merakla ve heyecanla seyrettiğim bir evlenme töreni idi.
Yukarıda sözünü ettiğim bu her iki izlenimimin yanında izlediğim Ramayana bale gösterisini de sizlere bu yazımda kısaca aktarmaya çalışacağım.

BORUBUDUR BUDİST TAPINAĞI
Dünyayı gezerken birçok anıtsal eser görür ve bunlara hayranlıkla bakarız. Ancak bazıları daha da özeldirler. Bir bakışta da özel oldukları hemen anlaşılır ve kendilerine bakanları büyüler, hayran bırakırlar. Daha da önemlisi seyredenler bu eserlere karşı saygı duyarlar. Gönüllerinde unutulmaz bir yere koyarlar. Örneğin; piramitler, Taç Mahal, Ayasofya, Angkor Wat, Çin Seddi gibi.

UNESCO Dünya Kültür Varlıkları Listesi'ne dahil edilen, Güneydoğu Asya'daki en eski anıt, güney yarıküredeki eski dönemlerden kalma en büyük anıtsal yapı ve dünyanın en büyük tek parça Budist tapınağı Borubudur Budist Tapınağı da, böyle bir eser. İnsanoğlunun yarattığı göz alıcı bir şaheser. Tapınak, 1814 yılında İngiliz Sir Stamford Raffles tarafından bulunmuş ve Hollandalılar da kazı ve restore işlerine devam etmişler. 1991 yılında tamamlanan kazı ve restore çalışmaları neticesinde eser, dünyanın görmesine kazandırılmıştır.

Restore çalışmaları sırasında 2 milyon blok kayaya numaralar verilip bunlar tek tek tekrar yerine yerleştirilmiştir. Bu 2 milyon blok taş içerisinde 504 Buda heykeli, 2.760 rölyef ve ana kubbe etrafında içlerinde Buda heykeli bulunan 72 tane stupa bulunmaktadır. Bu rakamlar bile tapınağın büyüklüğü, ihtişamı ve inşası sırasında yapılan çalışmaların ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından özel bir önem taşımaktadır.
Tapınaktaki Buda heykelleri, orijinaldir. Bazılarının doğal olaylar ve hırsızlık nedeni ile kafası yoktur.

Binlerce panel üzerinde Buda'nın hayatı, masallardan sahneler, Hindu ritüelleri ve en önemlisi Buda'nın hayatıyla ilgili farklı bilgiler bulunmaktadır. En üst kat, Nirvana'ya ulaşılan yer olarak kabul edildiğinden burada rölyeflere yer verilmemiştir. Java bölgesinde fil yaşamamasına rağmen bazı rölyefler üzerinde görülen fil figürleri neden acaba sorunu akla getiriyor. Bunun örneklerini dünyayı gezerken görme şansımız oluyor. Bu tapınağın yapılmasında çalışan ve bu rölyeflerden bazılarını yapan ustaların fillerin yaşadığı bölgeden gelmiş olmaları kuvvetle muhtemel.

Tapınağa girmek için kullandığınız kapılardan birisinden girdikten sonra üzerlerinde Budist öğretiler ve rölyefler bulunan iki taraflı koridorları yürümeye devam ettiğinizde yükselerek en üst kata ve inanışa göre Nirvana'ya ulaşıyorsunuz. Bunu gerçekleştirebilmek için beş kilometrelik yolu yürümeniz gerekmektedir. Ben bu yolu gerçekleştirdim ve sonunda en üst kata ulaştım, ama Nirvana'ya ulaştım mı bilmiyorum. Bu güne kadar ulaşana da rastlamadığım için farkı soramadım. Yalnızca yürüyerek Nirvana'ya ulaşılamayacağı da bir gerçek.

Borubudur Budist Tapınağı, insanoğlunun yapabileceklerinin sınırı olmadığının en güzel örneklerinden birisi. Gerçekten bir dünya mirası ve insanlık için gurur kaynağı. Tüm bu değerler bir araya getirildiğinde saygı duyulacak bir anıt mimari yapı. Her tarafını gezerken ve koridorlarındaki beş kilometrelik yolu yürürken bu muhteşem esere olan hayranlığım ve saygım katlanarak devam etti. Bu kadar gezilerim içerisinde üst düzeyde hayranlık ve saygı duyduğum ender eserlerden birisi.

ENDONEZYA'DA BİR DÜĞÜN
Yogyakarta'da bulunduğum ilk gece iyi bir restorana gidip yöresel lezzetleri tatmak istedim. Otelden ayrılıp restorana girdiğimde son derece güzel bir sürprizle karşılaştım. Lokantanın sahibi, yemekli bir düğün olduğunu ve arzu edersem katılabileceğimi belirtti. Bu benim için inanılması güç bir rastlantı idi. Lokanta sahibinin teklifini bir kere daha tekrarlatmadan düğüne doğru yürüdüm. Yanımdan hiç eksik etmediğim fotoğraf makinem benimle idi. Şanslı bir günümde idim.

Düğün için hazırlanmış takın altından geçtiğimde beni gelin ve damadın anne ve babası karşılayarak hoş geldin dediler. Lokanta sahibi beni kendilerine tanıttı ve özellikle fotoğraf çekeceğimi söyledi. Bana son derece yakınlık ve her türlü kolaylığı gösterdiler. Yanıma da İngilizce bilen bir yakınlarını düğünü anlatmak için görevlendirdiler. Gerçekten son derece nazik ve sıcakkanlı idiler.

Gelelim düğüne. Düğün açık havada yapılıyor. İlk önce gelin ve damat beraber yaklaşık 20 m. olan yolun başına geldiler. Tamamen geleneksel, gösterişli ve yeşil rengin ağırlıklı olduğu, bizdeki kaftana benzer giysiler içerisindeler. Gelin ve damada makyaj yapıldığı, belli oluyor. Özellikle gelinin makyajı çok abartılı görünüyor. Sonra gelinin anne ve anneannesi, sağına ve soluna geçerek yolun karşı tarafına götürdüler. Orada damadın kendilerine gelmesini beklemeye başladılar. Damat, bu arada olduğu yerde anne ve babası ile bekliyor. Ancak ortalıkta telaşla dolaşan bir kadın var. Bir geline ve bir de damada hızlı hızlı gidip geliyor ve çabuk çabuk bir şeyler anlatıyor. Onlar da anladıklarını belirtmek üzere kafalarını sallıyorlar. Demek ki bu kadın, düğünü düzenleyen ve yöneten sorumlu. Her şey hazır ki bu kadının komutu ile erkek tarafı kız tarafına doğru çok yavaş adımlarla ilerlemeye başlıyor. Tam gelinin karşısına geldiklerinde sorumlu kadının komutu ile duruyorlar. Damat, bir adım daha atıp tam gelinin karşında duruyor. Diğerleri biraz geride; gelin ve damat ise birbirine çok yakın.

İşte bu anda damat, bir yumurta kırıyor. Bu yazıyı okuduktan sonra evlenecek erkekler, gelecek cümleye lütfen dikkat. Sonra gelin, dizlerinin üzerine çökerek içinde pembe güller olan bir tastan aldığı su ile ömür boyu hizmetin sembolü olarak damadın iki ayağını da yıkamaya başlıyor. Yıkamadan sonra bir de kuruluyor. Bu andaki duygularım karma karışık. Sonunda bu ritüelin belki de bağlayıcı olmayan tamamen sembolik geleneksel bir tören olduğu sonucuna varıyorum.

Yıkama bittikten sonra gelinin ağabeyi gelin ve damadın önüne geçiyor ve onları sahneye kadar götürüyor. Bunu yaparken uzun kırmızı bir şalı gelin ve damada sarıyor ve iki tarafından tutarak şalla onları sanki çekerek sahneye doğru götürüyor. Koltuklara gelince de şalı bırakıyor. Sonra hediyeler. Sahne beyaz renkte ve çiçeklerle donatılmış durumda. Son derece gösterişli. Bu görkemli sahne ile geleneksel giysileri içerisindeki gelin ve damadın beraberliğinin ortaya koyduğu görüntü de, son derece göz alıcı. Onlara mutluluklar diliyorum.

RAMAYANA BALE GÖSTERİSİ
7 bölümün içerisindeki 27.000 beyitten oluşan Ramayana Destanı, dünyada en çok bilinen Hint destanıdır. Destan, üç büyük Hint tanrısından birisi olan Vishnu'nun yeniden doğumlarından birisi olan Rama'nın yaşamını ve kralın kızı Şita ile olan aşkını yansıtmaktadır.
Bu bale, bir açık hava tiyatrosunda Hintlilere özgü zamanın geleneksel renkli kıyafetleri ve koreografisi ile Yogyakarta'daki son geceme güzellik kattı.

Yeni bir yazımda buluşuncaya kadar hoşça kalınız.
olay.salcan@gmail.com
olaysalcan.blogspot.com







Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
OLAY SALCAN YAZIYOR: YOGYAKARTA, ENDONEZYA
          
Günün Haber Başlıkları
AKDENİZ'DEKİ TURİZM BÜYÜMESİNDE ROLÜMÜZ BÜYÜK
ÇİN'DE YEREL TURİZM ÇALIŞMALARI



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: 20 YIL SONRA VİYANA
     KEMAL ŞENDİKİCİ YAZIYOR: KARS'IN SON ALMANLARI
     MERVE BAŞ BULUT YAZIYOR: NEDİR ERİŞİLEBİLİRLİK?
     OLAY SALCAN YAZIYOR: TANA TORAJA, ENDONEZYA
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: YAŞAMA TURİZMLE BAKMAK
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx