Kemal Şendikici yazıyor: KARS'IN SON ALMANLARI

1880'lerde ülkemize sürgün edilen ve Kars'a yerleşen 60 ailelik bir Alman kolonisinden arda kalan son aileyi yazan Kemal Şendikici; Alman mezarlığının içler acısı durumunu gündeme getiriyor. Yetkililerin dikkatine

14 Haziran 2018 Perşembe - Kemal ŞENDIKICI-turizmhaberleri.com- İzmir

KARS'IN SON ALMANLARI

Kars, tarihin bize emanetleri olan farklı din ve ırklardan gelen toplulukların asırlarca birlikte harmanlandığı büyülü bir şehir. Kars, bu nedenle hep beni şaşırtıyor yine bu kez, Malakanlar ve Dukoborlar gibi öz topraklarından koparılmış diğer bir göç öyküsü ile karşı karşıyayız.

Bugün, Kars'a dört kilometre uzakta bulunan Karacaören Köyüne, yüzlerce yıl önce yerleştirilen Alman ırkından bize 'miras' gibi kalan tek bir aile yaşıyor. Yanlış anlamayın bu kişiler ülkemizi ziyarete gelmiş bu şirin beldeyi çok sevmiş orada yaşamaya karar vermiş sıradan bir turist ailesi değiller.

Tam 138 yıl önce 1880'lerde Saksonya yani bugünkü Estonya'dan kalkarak ülkemize sürgün edilen ve buraya yerleşen 60 ailelik bir Alman kolonisinden arda kalan son bir ailenin ilginç öyküsünden bahsedeceğim.

Edip Cansever'in “İnsanlar yaşadıkları yere benzer“ dizesini haklı çıkartırcasına buralara, bu toprakların “haleti ruhiyesi“ne benzeyen August ve ailesi bizim örf ve adetlerimize öylesine bağlı olarak bizden olmuşlar ki onları bu köylüsünden ayırmak mümkün değil. Ama Alman August son dönemlerde çok üzgün bir vatandaşımız. Nedeni ise köyündeki atalarına ait kutsal tüm mezarlar ve onların haçlı mezar taşları tahrip ediliyor ve bakımsızlıktan yerleri kayboluyor.

Bu nedenle, 2015'den beri Youtube videoları çekerek sesini duyurmaya çalışması sayesinde Kars'ın son Almanı August a sanal alemde rastladım. Ben de bu makalemle onun sosyal medyadaki bu onurlu kamuoyu yaratma çabasına destek olacağım.

Karacaören köyü, Kars'ın merkezine bağlı bugün 50 veya 55 hanelik bir köy. Nerden bakarsınız 300 kişinin yaşadığı şirin bir Kars köyü. 1997 e kadar, köyün en yaşlı Alman mübadilleri olarak köylülerin tabiri ile Frederik abi ve Olga abla yaşıyorlardı. Öldüler. Oğulları August, babası, Frederik ve annesi Olga nın vasiyeti gereği köyünü, “Her türlü zorluğa ve yokluğa rağmen terk etmeyeceğini“ söylüyor. “Burası bizim gerçek vatanımız“ diyor.
Karslı Alman August, uzun süredir işsiz. Aslında iyi bir kaynak ustası ama Kars'ta iş bulamıyor. Aile geçim sıkıntısı yaşıyor.

August bir seferinde babasıyla ata toprakları olan Almanya'ya gitmiş ama hiç sevememiş hatta iltica edip kalmak elindeymiş ama bunu Türklüğüne yedirememiş, geri dönmüş ata topraklarına şimdi sefalet içinde plastik çadırlarda ailesiyle birlikte yaşıyor ama geri döndüğüne pişman değil.

İşte bu Alman kolonisinin son üyesi olan 48 yaşındaki oğul August, bu duruma dayanamıyor ve ata mezarlarının yok olmasına yıllardır isyan ediyor. “Müslüman mezarı da olsa korumak için eylem yapardım“ diye haykırıyor.
Hristiyan olsalar da onlar hiç kimseyi kendilerinden ayırmamışlar hep bir Türk gibi yaşamışlar, Türkler de onları hep kendilerinden bilmiş. “Ailenin geri kalanlarına ne oldu“ diye soranlara şöyle ilginç bir cevap veriyorlar: “Onlar Almanya'ya işçi olarak geri döndüler.“

August ve ailesi Kars ta aslen bir Alman mübadil.
Alman hükümetinden hiç bir destek almıyorlar sadece Hristiyan oldukları için vaftiz ve özel törenler için bazen İsveç'ten bir rahip gelip törenlerini yapıp gidermiş onun dışında tam bir Türk Kars ailesi.

Kars ta nasıl bir Alman kavim oluştu?
93 harbinden sonra Ruslar, sürgüne zorladıkları tıpkı Malakanlar ve Dukoborlar gibi savaş esiri olan Almanları da kolonileri olan zorla Kars'a getirirler. Ruslar, artık Estonya sınırları içinde kalan topraklarında yaşayan yüzlerce Alman aileyi diğer göçmenler gibi Kars'a yerleştirir. Bu durum Kars için nüfus yapısı olarak da önemli bir değişimin başlangıcı olur. Ve Kars'ın Rus işgaliyle birlikte açık tenli, sarı saçlı, mavi gözlü insanların sokaklarında cirit attığı Kars'ın sakinleri arasına Saksonyalı Almanlar da katılır.

Karslı Almanlar, yeni evlerine çabuk alışarak kendilerine yeni bir köy inşa ederek yüzlerce yıl hayatlarını bu güzel ova etrafında sürdürmüşler. Havası temiz, bereketli topraklarda ve su yatağı dibinde bir cennet yaratmışlar. Ama günümüzde koca köyde sadece 4 kişiden oluşan bir Alman aile kalmış.

Karaca ören Köyü, bu topraklarda kurulan belki de ilk Alman köyü ve bu yönüyle bile tarihsel bir öneme sahip. Köyün kurucuları olan Agust'un dedeleri, I. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde başlayan Türk- Ermeni çatışmalarından etkileniyor. Bu nedenle kısa süreliğine köylerinden ayrılarak, Rusya'ya giden Almanlar, bir süre sonra tekrar Karaca Ören'e geri dönüyor. Bu kısa kesinti dışında yüzlerce yıldır kendi kurdukları köylerinde yaşıyorlar.

August, dedesinin Dünya Savaşı sırasında Türk askerinin yanında savaşmasını, at arabalarıyla cepheye cephane taşımalarını gururla anlatıyor ve onunla aynı adı taşımaktan onun duyduğunu vurguluyor Burada kendilerine verilen toprakları işlemişler yıllarca. Hayat şartları zorlaşana kadar, buralardan ayrılmayı hiç düşünmemişler.

August'un ataları için 196o'larda yeni bir göç başlıyor, bu sefer adres Almanya. Amcalar, birer birer Almanya'ya yerleşiyor, son amca da 1982 yılında Almanya'ya gidince kaçınılmaz göç sonunda tamamlanıyor.

Bugün geçim sıkıntısı yaşayan son Alman August un en büyük üzüntüsü köyündeki Alman Mezarlığı koruyamamak. Çaresizliği büyük, yıllardır devlet yetkililerinden destek bekliyor. Parası olsa yada mezarlık üzerine tahsis edilse kendi imkanları ile koruyacak ama olmuyor.

Peki, mezarlık ne durumda.?
Aşağı yukarı 150 mezar var ve Şeker Fabrikası'nın sınırları içinde bulunuyor Başlarda bazı magandalar tarafından özellikle mezar haçları tahrip ediliyordu. Bu nedenle uzun yıllar cenazelerini gömerken, haçları mezarın içine gömmüşler.

Özellikle 2015 yılında mezarlıklarının üzerine petrol sondajı yapmak için tırlar ve kamyonlarla girmiş ve tahrip etmişler, tarihi önem sahip birçok Alman mezarı olan bu alanda yıllardır hiçbir koruma önlemi alınmadığı gibi üzerlerine kamyonlara gezmişler günlerce. Büyük saygısızlık… Dirisine sahip çıkılmayan bir kültürün, ölüsüne nasıl sahip çıkmasını beklersiniz diyesi geliyor insanın.

Buranın acilen Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sit alanı olması ve hatta inanç turizme kazandırılması gerekmektedir.

Ayrıca Alman hükümetinin ve konsolosluğun bu feci duruma yıllardır kayıtsız kalması da düşündürücü. Bazı Alman patentli firmaların devreye girip bu işe el atmaları gerekiyor.

Mezarlıklar kağıt üzerinde Anıtlar Kurulu koruması altında görünüyor ama sadece kağıt üzerinde görünüyor ama realite çok farklı.

En son 1997 de August önce sevgili babasını, sonraki yıllarda biricik annesini ve ablasını gömmüş o mezarlığa.
Yorgun mavi gözleriyle hüzünle bakan ve tarihin son emaneti olan Karslı Alman August, Karslı yetkililerden sadece atalarına ait mezarlarının koruma altına alınmasını istiyor.

Sadece onlar için bu kadarını bir Türk vatandaşı olarak yapabiliriz değil mi.?

Alman mezarlığı ile kaynak video ve fotoğraflar:
https://www.youtube.com/watch?v=NDHELA4Iea4
https://www.youtube.com/watch?v=dohKN6VPSYY
https://www.youtube.com/watch?v=e9J5LzSh9NM
www.google.com.tr/search?q=Tarihin+Emanetleri+Karslı+Almanlar




Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
KEMAL ŞENDİKİCİ YAZIYOR: KARS'IN SON ALMANLARI
          
Günün Haber Başlıkları
DİZİLER GÜNEY AMERİKA PAZARINI CANLANDIRDI



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     HÜSNU GÜMÜŞ YAZIYOR: YEŞİL MÜREKKEP -  1 yorum var!
     DR. SİNAN İBİŞ YAZIYOR: MUTLU OL - ZİNDE YAŞA
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: İRAN'IN ÖTEKİ YÜZÜ
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: KIZILCIKLAR OLDU
     OLAY SALCAN YAZIYOR: KİBYRA ANTİK KENTİ
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx