DT. AHMET SAVGAT İYİLİK MARATONU İZLENİMLERİNİ YAZDI

Vodafone 40. İstanbul Maratonu'nda TOFD-Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği için koşan Dt. Ahmet Savgat, maraton izlenimlerini turizmhaberleri.com için yazdı.. İşte 42 km'lik maratonda yaşanan güzellikler ve daha fazlası...

14 Kasım 2018 Çarşamba - turizmhaberleri.com-editörden

11 Kasım 2018 tarihinde düzenlenen Vodafone 40. İstanbul Maratonu'na TOFD-Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği'ni desteklemek için katılan Diş Hekimi Ahmet Savgat ile maraton öncesinde Antalya'da kısa ama çok keyifli bir röportaj gerçekleştirmiştik. Okumak için tıklayın: www.turizmhaberleri.com/haberayrinti.asp?ID=33856

Özel FAB Dizayn Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği'nde Diş Hekimi olan Ahmet Savgat; hayal ettiği miktarda bir bağış toplayamadığını ancak bu alanda farkındalık yaratmaktan büyük mutluluk duyduğunu söylediğinde; “maratonda yaşadıklarını, hissettiklerini bize yazmalısın, yazmak da etkisi önemli bir maratondur.“ dedim. Bir maratoncuya yakışan büyük hızla yazısını gönderdi. Ben bir solukta o heyecanı, o atmosferi içimde yaşayarak okudum, bakalım siz de beğenecek misiniz? Kimbilir, “Koş Ahmet Koş'u“ okuyanlar seneye bu maratona bir yardım kampanyası ile katılırlar. Neden olmasın...Ayrıca koşu turizmi üzerine önerileri de turizmciler tarafından iyi okunmalı ve değerlendirilmeli.

KOŞ AHMET KOŞ…
DT. Ahmet Savgat


Öncelikle bana bu fırsatı tanıyan sevgili ve sevgi dolu Nilgün Atar'a çok teşekkür ediyorum. Kendisi ile yine bir gönül işinde çocuklar için sanatsever insanların buluştuğu 4. Akra Resim Yarışmasında karşılaştık ve küçük samimi bir röportaj ile kendimi anlatma fırsatı bulmuştum.

Maraton koşmak..!!! Yanlış hatırlamıyorsam insanların ölmeden önce yapmak istediklerinin ilk sırasında bir maratonu tamamlamak varmış, yani tam 42 km. Bu kararı aldığınızda etrafınızdaki insanlardan; “42 km koşulur mu, koşunca ne olacak, Ödül ne, kaç para veriyorlar, deli misin..? '' gibi daha bir sürü soru duyarsınız. “Zaten çok zor bir işe kalkışıyorum acaba doğru mu söylüyorlar '' diye düşünürken; sanırım maraton sadece koşmak ile bitmiyor çoktan başlamış bile diye içinizden geçirmeye başlıyorsunuz.

Ben de ilk maratonum olan 40. Vodafone İstanbul Maratonuna kaydolduğumda bu ve benzeri sorularla karşılaştım. Aslında bu koşunun benim için ilk olması kadar yüklediğim anlam da çok değerliydi. TOFD (Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği) için bir bağış kampanyası başlattım ve kendi çevremdeki insanlarda bu konuda bir farkındalık yaratmak istedim. Bağış kampanyam maddi anlamda hayal ettiğim gibi olmadı ama birçok insana en azında sesimi duyurabildiğimi düşünüyorum.

Gelelim maraton deneyimime… Maraton koşacağım için zaten bir haftadır heyecandan doğru düzgün uyuyamıyordum bile, ki maraton gecesini siz düşünün. 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün üstünde binlerce kişiyi bir arada görene kadar aslında olayın farkında olmadığımı anladım. Çok garip bir duygu, binlerce insan koşmaya gelmiş, herkesin kendine göre bir hedefi var, bir amaç için koşuyor. Kimisi benim gibi bir sivil toplum kuruluşuna yardım toplamak için, kimisi çocukları için, kimisi annesi babası ailesi için koşuyor, binlerce insan binlerce amaç var yani. Ama herkes gülüyor, herkes çok mutlu görünüyor ve içimden “iyi ki buradayım iyi ki gelmişim '' diyorum. Zaman yaklaşıyor ve geri sayım zamanı; binlerce kişi 10'dan geriye saymaya başlıyor, daha yarış başlamadan bütün kaslarımın heyecandan kasıldığını hissediyorum, kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor ve yarış başlıyor.

Asya'dan Avrupa'ya yaşlısıyla genciyle binlerce insan koşarak yanımdan geçmeye başlıyor, hayatımın sonuna kadar unutamayacağım bir duygu. Herkesin yüzünde dışardan bakan biri için anlamsız gibi gelen (deli bunlar sanırım diyenler) gülümseme var. Fakat yanında koşan insanlar ile göz göze geldiğinizde birbirinizin niye gülümsediğinizi çok iyi anlayabiliyorsunuz. Yaşlı genç herkes aynı yaşta buluşmuş gibi sanki, çocuk yaşta, çocuklar gibi koşan binlerce insan. Bir yerde okumuştum insan ya çok korktuğunda koşma eylemini yaparmış kaçmak için, ya da çok mutlu olduğunda sevinçten koşarmış. Burada herkes sevinçten mutluluktan koşuyor, ya da mutlu olmak için koşuyor. Yarışın ilk kilometreleri bende bu duygular ile başladı huzur, mutluluk, heyecan, sevgi, çocukluk…

Yarış aslında bir meydan okuma ama kimseye karşı değil kendinize karşı vermiş olduğunuz bir mücadele. Koşarken kafanızda hayatla, yaşamınızla ilgili o kadar çok şeyi sorguluyorsunuz ki ve kilometreleri devirdikçe aslında o sorguladığınız şeylerin çözümlerini buluyorsunuz. Tam tükendiğiniz anda “tamam artık devam edemeyeceğim '' dediğiniz o anda sırtınıza bir el vuruyor, 'hadi pes etmek yok' diyor, o cümle sizi çıkarıveriyor çaresizlikten. Hayatta olduğu gibi, başınıza kötü bir şey gelir ya da içinden çıkamadığınız bir durumda, biri gelir size bir omuz atar kendinize getirir.

Tam o 35. Km'de sağ dizime giren acı ile tanıştım. Koşmayı geçtim, yürürken bile acıyordu. İşte o andan sonra maraton anlam kazandı. Aklımda bir sürü soru, koşma amacım, bana yardım eden arkadaşlarım, ailem, çok klasik olacak ama sanki hepsi arkamdaydı ve duramazdım. Bu kadar gelmişken bırakamazdım, bırakmadım da. İnsan hayatta sevdiği bir şeyi yapmayı, ne kadar zor ve acılı olsa da bırakmamalı bence. Son 2 km'de ise o kadar acıya rağmen yarışın başındaki duygulara döndüm, üzerine bir de gurur eklendi, sanki yeni başlıyormuş gibi geçtim bitiş çizgisinden.

Hepimiz hayatın içinde aslında inişli çıkışlı çok büyük bir maratonun içindeyiz, 3-5 saatlik bir koşu ile hayatta karşılaştığınız zorluklar ile mücadele edebilmeyi öğreniyorsunuz. Kendinizle hesaplaşma serüveni diyebiliriz, tabi bir de sağlıklı yaşam ve fazla kilolardan kurtulma gibi bir hediyesi var. Desteklerini esirgemeyen tüm iyi kalpli arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Maratonun, koşunun ya da sporun bendeki etkilerinden bahsettim fakat madem turizmhaberleri.com gazetesi bana bu fırsatı verdi, naçizane koşu ve turizm hakkında bir bağ kurmak gerektiğini düşünüyorum. Bütün dünyada özellikle Avrupa ve Amerika'da koşu yarışları çok popüler ve değerli. Her yarış organizasyonuna on binlerce insan başvuruyor, başvuru o kadar çok oluyor ki eleme yapmak zorunda kalıyorlar. Ülkemizde de bu oran son yıllarda ciddi rakamlara ulaştı ve giderek artıyor. Özellikle düzenlenen trail, patika, dağ koşuları ultra maratonlar çok popüler olmaya başladı. Bu yarışları düzenleyen organizasyon şirketlerinin sayısı da her geçen gün çoğalıyor.

Ülkemiz bu yarışların düzenlenmesi açısından dünyada eşi benzeri olmayan çok elverişli tarihi ve doğal güzelliklere sahip. Bence bu konuda dünyanın en popüler ülkesi haline gelebilecek konumda. Bence artık insanlar, tatillerini sporla birleştirmeye çalışıyor, ya da tatili bu şekilde yorumlayan bir kesim oluşmaya başladı. Örneğin İstanbul Maratonu'na toplamda 125 bin kişinin katılımı olmuş, 20 farklı ülkeden binlerce yabancı turist. Bir günlük yarış için gelen binlerce kişi. Bence kayda değer bir rakam.

Eğer turizm sektörü kendi emekleri ile yarışlar düzenlemeye çalışan gerek küçük gerekse büyük organizasyonları destekler ve ülkemizde bu tür yarışlara katılımın artmasını sağlayabilirse hem sporda çeşitliliği desteklemiş olurlar, hem de turizmin 12 aya yayılması için bir kaynak doğmuş olur. Çok küçük bir araştırma ile bu yarışların sayısının ve katılımın her geçen gün arttığını ve desteğe ihtiyacı olduğunu görebilirsiniz.

Bir sağlıkçı olarak hep kulağımda sağlık turizmi kalmış, ama spor turizmi çok gündeme gelmiyor hatta koşu turizmi kategorisi çok öne çıkarılması gereken bir konu. Bir sene içinde birçok yarışa katıldım ve yabancı sporcu sayısı çok azdı, çoğu yarış kontenjanlarını dolduramıyordu bile. Ben tamamen hem koşan hem bu konuya dışardan bakan bir tüketici gözüyle düşüncelerimi paylaşmak istedim, eminim turizm sektöründe bu konuda çalışmalar vardır.

“Sağlık için spor yapın. İyilik peşinde koşun… ''


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
DT. AHMET SAVGAT İYİLİK MARATONU İZLENİMLERİNİ YAZDI
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZDI: BACALARI TÜTTÜREN BACASIZ SANAYİ
     HÜSNÜ GÜMÜŞ, 9. ŞEFİKA KUTLUER FESTİVALİ İZLENİMLERİNİ YAZDI -  1 yorum var!
     İNCİ TANEM KIRAÇ, ÖĞRETMENLERİMİZ İÇİN YAZDI... -  1 yorum var!
     ADIM ADIM İYİLİK MARATONU'NDA TOFD İÇİN KOŞACAK
     YAZARIMIZ HÜSNÜ GÜMÜŞ DÜNYA TURİZM GÜNÜ İÇİN YAZDI
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx