SOKAKLARI TATLI KOKAN KENT: VİYANA

Viyana gezisi izlenimlerini aktaran ATURJET-FIJET Üyesi Fatih Kutlu; Schönbrunn ve Belvedere Sarayları, Hop On Hop Off otobüs turları, müzeleri, konserleri, kafeleri, restoranlarına yönelik aktardığı detaylarla bizleri Viyana'ya götürüyor.

16 Mayıs 2019 Perşembe - Fatih KUTLU-turizmhaberleri.com- İstanbul
ATURJET-FIJET Üyesi


Genellikle eşimle baş başa gittiğimiz yani bir başka deyişle her konuda kararın sadece bizim tarafımızdan alınabildiği gezilerde “şehir merkezi '' ya da İngilizce tabirle “old city '' diye isimlendirilen bölgede bütçemize uygun bir otelde kalmayı tercih ederiz. Böylece görülmesi gerekli olan tarihi ve turistik yerlerin birçoğuna yürüyerek gitme şansı buluruz ki, bu durum şehrin merkez bölgesinin sokak aralarının keşfedilmesi adına paha biçilmez bir fırsat ve deneyimdir.

Nisan sonu ve Mayıs başında altı günlük Viyana gezimizde de böyle bölgedeki bir otelde kalmayı tercih ettik. Otelimiz Viyana nın kalbi denebilecek Stephansdom Katedraline yüz metre mesafedeydi. Stephansdom mimari yapısıyla bana yakın geçmişte yanan Notre Dame Katedralini hatırlattı. Eşimin Viyana ya üçüncü seyahati iken benim ilk gidişimdi. Ben bu tür yani eşimle birlikte baş başa çıktığımız geziler öncesinde gideceğimiz şehirleri çeşitli kaynaklardan çalışıyor ve ona göre bir gezi planı yapıyorum. Böylece gezi süresiyle gezilecek yerleri bir araya getirerek yapılan bir gezi planı sayesinde daha organize ve daha güzel gezi gerçekleştiriyoruz. Benim gezileri böyle yapmayı tercih etmemin nedeni gezi süremizin genelde kısa olması, buna karşılık gidilen şehirlerde gezilecek yerlerin oldukça fazla olmasıdır.

Gerek eşimden öğrendiğim ve gerekse gitmeden önce yaptığım çalışmalarda Schönbrunn ve Belvedere Saraylarının oldukça methediliyordu. Bu Saraylar mimari yapı olarak ve uzaktan değerlendirildiğinizde gerçekten büyük, yaygın ve çok şaşaalı göründükleri bir gerçek. Ancak özellikle iç mekanlar ve dekorasyon açısından her ikisinin de bende hayal kırıklığına neden olduğunu belirtmeliyim. Ancak havanın da son derece güzel olması nedeniyle Schönbrunn Sarayı nın açık alanında bulunan kafenin bahçesinde yediğimiz öğle yemeğinin tadı damağımda kaldı diyebilirim.

Hop On Hop Off otobüsleriyle iki günlük bilet alıp hatırı sayılır zevkli geziler yaptık. Her zaman aynı şey geçerlimidir bilmem ama iki günlük gezi karşılığında bir akşam otobüsle yaklaşık bir saatlik bir gece turu hediye ettiler ki bence bu durum çok hoşumuza gitti. Çünkü birçok şehirde bu otobüsler genellikle 09 ile 19 saatleri arasında hizmet verirler. Bu gece gezisi sırasında gündüz gördüğümüz bazı yerleri gece vakti ışıl ışıl iken gezmek de ayrı bir zevkmiş hele bir de otobüsün üst katındaysanız tadından yenmiyor.

Biz Hofburg Kompleksi ne bir tam gün ayırdık. Ama burası için gezi süreniz müsaitse daha fazla zaman ayrılabilir. Hofburg Kompleksi gerçekten çok güzel ve mutlaka görülmeli. Her tarafı müzelerle dolu olan Old City bölgesindeki tüm müzelere gitmek oldukça fazla zaman gerektirdiğinden biz sadece ikisini gezebildik. Benim daha çok hoşuma giden Albertina Müzesinde Manfred Willmann, Monet, Picasso, Rubens gibi bildiklerim yanında bazı bilmediğim sanatçıların eserleri görülmeğe değerdi. Tabi bu tür müzelerdeki sergiler uzun süreli olmuyor. Bizim Albertina Müzesinde gördüğümüz eserler 10 Haziran 2019 a kadar sergilenmeğe devam edecekmiş.

Buraya kadar değindiğim yerlerden sadece Schönbrunn ve Belvedere Sarayları “Old City '' denilen “Eski Şehir '' bölgesi dışında kalan yerlerdi. Gerisi eski şehrin içinde ve yürüyerek ulaşılabilecek yakınlıkta yerler. Bu yürüyüşler sırasında geçtiğim sokaklar gerçekten yazımın başlığındaki gibi tatlı kokmakta. Kafelerden yayılan bu tatlı ve beraberindeki kahve kokuları gerçekten insanı kendine doğru çekiyor. Pek fazla kahve sevmeyen ben bile her gün bir kahve içmeden duramıyordum. Tatlılar ve kupların ise tarifi imkansız. Gezi boyunca gözlemlediğim en çarpıcı nokta herkesin durmaksızın kızartmış et ya da onların isimlendirdiği gibi şinitzel ve tatlı yemeleri. Eğer Avusturyalıların şeker hastalığı problemleri yoksa ortada tıbbi açıdan gerçekten incelenmesi gereken ilginç bir durum var demektir.

Michaelkirche, Karlskirche ve Peterskirche şehirdeki tüm kiliseler arasında öncelikle görülmeğe değer kiliseler. Biz bunlardan Michaelkirche yi sadece dıştan gördük. Karlskirche nin içini de gezdik. Peterskirche Kilisesinin içini gezmemiz yanında bir akşamımızı burada bir konsere giderek değerlendirdik. Konserden bahsetmişken bir akşam da Goldener Saal da yaklaşık iki buçuk saat süren bir klasik müzik konserine gittiğimizi de belirtmek isterim.
Ben aşağı yukarı 2010 yılından itibaren tüm Viyana Yılbaşı Konserlerinin blue ray kasetlerine sahibim ve zaman zaman dinlerim/seyrederim. Bu kasetlerde hayranlıkla izlediğim salonda bir konsere gitmek bugüne nasipmiş. Hele orkestra şefinin izlediğim kasetlerdeki şeflere taş çıkartırcasına sıcak, sevecen ve komik olması yanında seyirciyle mest eden bir iletişim içine girmiş olması beni çok mutlu etti. Müzik zaten başlı başına bir ziyafetti. Aslında insan nerede ve ne şartta olursa olsun akşamları hiç değilse yarım saat bu tür müziği dinleyerek günün yorgunluğu ve stresini üzerinden atmalı.

Bu konser akşamının bir ilginç yanı da bizim biraz geç kalmamız nedeniyle konser salonuna bisiklet taksiyle yetişebilmemiz oldu. Üç tekerleği olan bisiklet takside motor yok. Pedallar sayesinde insan gücüyle hareket eden şirin mi şirin bir ulaşım aracı. İlginçlik konser bitiminde de devam etti. Çünkü konserden sonra binadan dışarı çıktığımızda bizi oraya getiren bisiklet taksinin orada olduğunu görünce herhangi bir acelemiz olmamasına karşın tekrar binmeden edemedik.
Viyana da konser ve opera bilet fiyatları yüksek sayılabilir. Bu nedenle bilet alıp konser veya operaya gidemeyenler için konser veya opera Binanın dışına yerleştirilmiş büyük bir ekrana yansıtılıyor. Bu büyük ekran karşısında fena sayılmayacak miktarda sandalye yerleştirilmiş durumda. Konseri veya operayı oturarak izlemek isteyenler bir müddet önceden gelip ücretsiz olan bu sandalyelere oturup başlama vaktinin gelmesini bekliyorlar. Ancak ayakta izlemek istenirse önceden gelmeye de gerek yok.

Gitmeden öğrendiğim birkaç kafe ismini vermek isterim. Central Cafe, Landsmann Cafe, Opera Cafe ve Mozart Cafe. Bunların hepsinde oldukça uzun kuyruklar oluyor. Biz bunlardan şans eseri nispeten kısa bir kuyruk olduğu zamana denk geldiğimiz Mozart Cafe ye gittik ve bence Viyana daki en lezzetli yemeği orada yedik. Buna ilave olarak eşimin daha önceki gezilerinden belirlemiş olduğu Lugeck ve Figlmüller isimli restoranlara da en meşhur yemekleri olan şinitzel yemeğe gittik. Figlmüller de de biraz sırada bekledik. Ancak bana, söylendiği ya da methedildiği kadar lezzetli gelmedi. Ben işin gerçeği bazı konularda klasik ya da tutucu kaldığımı kabul etmek durumundayım. Bazı şeyleri kabullenmem ya da onlara kısa sürede ısınmam mümkün değil. Bunlardan birine de Viyana da rastladım. Kafelerde beyaz şarabı soda ve buz ile karıştırıp değişik bir içecek yapmışlar ve büyük bir zevkle içiyorlar. Ben de denedim. İlk birkaç yudum güzel geldi ama sonrasında birbirimize uyum sağlayamadık.

Oğlumuzla yaptığımız geziler sırasında onun sayesinde bir alışkanlık edindik. Gittiğimiz şehirde Hard Rock Cafe varsa bir akşam yemeğinde mutlaka orada oluyoruz. Bu kez de alışkanlığımızı yerine getirdik. Hard Rock Cafeler özellikle dekorasyonlarıyla son derece şık olmaları yanında bu zincirin prensiplerine uygun tasarım ve süslemeleriyle de ziyaretçileri kendine hayran eden mekanlar olurlardı. Ancak Viyana Hard Rock Cafe de bazı açılardan hayal kırıklığına uğradığımı belirtmeliyim. Bu arada şimdiye kadar gördüklerim içinde bence Lizbon Hard Rock Cafe birinci ve Venedik Hard Rock Cafe ikinci sırada.

Gezimiz sırasında ara ara da olsa yağışlı olan hava son günümüzde bizim gideceğimizi anlamış olmalı ki gözyaşlarını hiç mi hiç tutamadı. Dolayısıyla bize son gün Viyana Havaalanına gitmeden önce fiaker denilen bizim faytonlarımızın biraz daha güzeli ve konforlusu olan bir faytonla eski şehir bölgesinde büyük bir tur yapmaktan başka şans kalmadı. Bence var olduğu şehirler son derece büyük anlam ve şirinlik katan fayton faaliyeti bu yazığı yazdığım sırada bizim oldukça popüler turizm beldemiz olan Kuşadası nda Belediye tarafından yasaklandı. Bence çok yazık.

Bu arada açıldığından beri ilk defa kullanmış olduğum İstanbul Havalimanı nı birçok eksiğine rağmen Havalimanı konusunda da az çok tecrübesi olan bir inşaat mühendisi olarak beğendiğimi belirtmek isterim.


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
SOKAKLARI TATLI KOKAN KENT: VİYANA
          
Günün Haber Başlıkları
TARİH VE DOĞA KATLİAMINA YOL AÇACAK OTOYOL PROJESİNE İPTAL KARARI!
SULTANHANI KERVANSARAYI RESTORASYONUNDA BİR SKANDAL DAHA
OLAY SALCAN YAZIYOR: CHENONCEAU ŞATOSU, LOİRE VADİSİ, FRANSA
ŞAKAYIK ÇİNLİLERİN ULUSAL ÇİÇEĞİ SEÇİLDİ



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     TÜRKİYE'DE REKORLAR KIRAN TATLI FESTİVALİNİN ÖNCÜSÜ KİM OLACAK
     ÇOCUKLARI KENT YÖNETİMİNİN AKTİF KATILIMCILARI YAPACAĞIZ
     İŞTE 12 AY DESTEKLENECEK 20 ANTİK KENT VE ÖREN YERİ
     İZMİR KENT VE ESTETİK KOMİSYONU'YLA YENİ BİR DÖNEM
     İZMİRLİLER İÇİN ÜCRETSİZ KENT TURLARI BAŞLIYOR
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx