Fatih Kutlu yazıyor: Mardin Midyat Hasankeyf

İki gece üç günlük Mardin Midyat Hasankeyf gezisi izlenimlerini iki bölümlük yazı dizisi ile paylaşan yazarımız Fatih Kutlu; Anadolu'nun eşsiz güzelliklerini kısa zamanda keşfetmenin yol haritasını çıkarıyor. Keyifli okumalar..

15 Haziran 2019 Cumartesi - Fatih KUTLU-turizmhaberleri.com-Istanbul
ATURJET-FIJET TÜRKİYE Üyesi


MARDİN MİDYAT HASANKEYF -1
Gezmeyi seven biri olarak profesyonel turizmcilerin geliştirdiği gerek takvim, gerek süre ve gerekse destinasyon alternatifli tur hamlelerini olumlu ve akılcı olarak değerlendirmekteyim.

Alternatifler yaratılmasındaki temel amacın daha çok insanı sistem içine çekebilmek olduğu da yadsınamayacak bir gerçek. Elbette bu tür düzenlemelerdeki hedef hem daha iyi, daha kaliteli hizmet sunabilmek hem de gelir elde edebilmektir. Profesyonel turizmcilerin son dönemlerde özellikle yurt içinde birbirine oldukça yakın iki ya da üç noktayı kapsayan iki gece üç günlük turları oldukça rağbet görmeye başladı. Genelde çalışılmayan ve hafta sonuna denk gelen Cumartesi ve Pazar günlerine ilave olarak öncelikle Cuma veya Pazartesi'yi ilave ederek oluşturulan iki gece üç günlük gezilerin cazibesi bence her geçen gün biraz daha artmaktadır. Bu durumun uzun zamandan beri uygulanagelen Pazartesi – Perşembe veya Perşembe – Pazar üç gece dört günlük gezilere bir alternatif olarak geliştirilmesinin doğru bir hamle olduğu inancındayım. Özellikle çalışan kesim için sadece bir gün izin kullanarak tatil yapmak veya bulundukları ortamdan kısa bir süre için bile olsa uzaklaşarak kafa dağıtmak isteyenler için daha uygunu olamaz diye düşünmekteyim.

İşte benim son katıldığım böyle bir geziydi. İki gece üç günlük Mardin Midyat Hasankeyf gezisi gerçekten tadına doyum olmayan bir geziydi. Yorgunluğumuzun tavan yaptığı bu gezinin tadı gerçekten damaklarımızda kaldı diyebilirim. Yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlerin ve dinlerin birbirlerini yok etmeye çalışmanın aksine birbirlerine her konuda destek vererek hoşgörü içinde ve bir arada yaşadığı bu topraklarda son kırk senede yaşananlar insanı gerçekten üzüyor. Ancak bu gezi sırasında halkların siyasilerin kabul edilemez ve anlamsız tavır ve davranışlarına karşın bu huzursuzluk ortamını büyük ölçüde aşmış olduklarını görmek beni oldukça mutlu etti. Benim genel anlamda gözlemlerim ve incelemelerim neticesinde şu kanıya ulaştım: Bu bölge insanının gelir düzeyini artırdığınız takdirde hem bölgedeki anarşiyi sonlandırmış hem de bölgeden batıya göçü engellemiş olursunuz. Gelir düzeyi yeterli olan halk anarşiye prim tanımadığı gibi yerini yurdunu terk ederek daha batıdaki yerleşim merkezlerine göç etmeye kalkmaz. Yerli halk tarafından prim tanınmayan anarşi de bir bölgede uzun süreli kalıcı olamaz. Anarşinin olmadığı bir Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde turizmin müthiş sıçrama yapacağına inanmaktayım.

Mardin Midyat ve Hasankeyf üçgeninde görülmesi gereken o denli çok yer var ki bunların hepsini yazmak, bir veya birkaç yazıya sığdırmak imkansız. Bu nedenle söz konusu bölgede benim dikkatimi çeken ve kayda değer yerlerden bazılarıyla ilgili olarak fazla da detaya girmeden bilgiler aktarmağa çalışacağım.
Hasankeyf'te bugüne kadar görülebilecek şeylerin büyük bir kısmı kısa bir süre sonra suların altında kalacak. Çünkü bölgede Dicle Nehri üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı'nın inşaatı tamamlandı. Barajın kapaklarının kapatılıp su tutulmaya başlanması işlemi bir müddet ertelenmiş olmakla birlikte duyumlara göre en geç Temmuz 2019 sonunda gerçekleştirilecek ve bölge kısa zaman içinde sular altında kalacak. Bu bölgede bir barajın yapılacağı 1960 ların başından beri bilinmekteyken su altında kalması kesin olan tarihi yapıların emniyetli noktalara taşınması için yeterli zaman da varken bunun gerçekleştirilmemiş olması herhangi bir şeyle izah edilebilir gibi değildir. Ancak ülkemizde her alanda olduğu gibi bu alanda da yetkililerin duyarsızlığı epey uzun zamandan beri geçerli olan bir davranış şekli olarak süregelmekte ve büyük olasılıkla da süregidecektir. Biraz geç de olsa akılları başlarına gelen yetkililer sayıları çok çok az da olsa bazı önemli yapıları kurtarıp yeni yapılmakta olan yerleşim merkezi yakınına taşımayı başarmışlar. Bunların en önemlisi Zeynel Bey Türbesidir. Artuklu Köprüsü ayakları, hamam ve benzeri birçok tarihi yapı ne yazık ki suların altında kalacak. Sevindirici olan noktaysa bölgenin sular altında kalmasından sonra yöre insanının yerleşip yaşayabileceği bir merkezin inşaatının neredeyse tamamlanmış olmasıdır.

(Hasankeyf Artuklu Köprü Ayakları)

Midyat'a yaklaşık 25 km Mardin'e yaklaşık 60 km mesafede yer alan önemli bir yapı da Deyrulumur (diğer adıyla Mor Gabriel Manastırı) Metropolit Manastırı olup; Ana Kilise, Theodora Kubbesi ve Azizler Evi bu manastırın önde gelen noktalarıdır. Yapılma zamanı Mardin yakınındaki Deyrulzafaran Manastırıyla aynı döneme denk gelmektedir. Bu ve buna benzer yapıların inşa edildikleri zaman ve o zaman dilimindeki teknikler de dikkate alınırsa gerçekleşmesinin epey uzun süre alacağı yadsınamaz bir gerçektir. Hatta bazen bir yapının inşası yapımına başlayan değil onu takip eden medeniyet tarafından tamamlanabilmiştir. Bazı yapıların inşası bir amaca yönelik olarak başlamış ancak takip eden medeniyetler o yapıları değişik amaçlarla kullanma yolunu seçmişlerdir.

Deyrulumur Manastırı ta en başından beri inşasına başlandığı amaca uygun olarak manastır olarak kullanılmış olup halen de kullanılmaktadır. Midyat'ın içinde bulunan ancak maalesef ki meşhur olması ya da adının duyulması bazı dizilerin çekilmesinden sonrasına nasip olan Midyat Konuk Evi de görülmesi gereken son derece güzel yapıların ön sıralarında gelmektedir. Midyat'ta basma, yazma ve nakış işleri oldukça eski zamanlardan beri sürdürüle gelen zanaatlardan. Midyat'ta da Mardin ve çevresinde olduğu gibi şarap yapımcılığı önemli bir iş kolu olarak yer almaktadır.

Dara (Anastasiapolis) Antik Kenti bence en çarpıcı ören yerlerinden biri olup Mardin' e yaklaşık 30 km mesafededir. Ben pek anlam veremesem de turizmciler burasının Mezopotamya'nın Efes'i olduğunu söylemekteler. Kente Anastasiapolis isminin verilmesinin sebebi de doğu seferleri sırasında üs olarak kullanılmak üzere Komutan Anastasius tarafından inşa edilmiş olmasıdır. Kaya Mezarları, sarnıçlar ve zindan yapıları oldukça önemli. Burada en önemli ve kayda değer yapı ise o dönemler için oldukça hayret verici bir sistem olarak değerlendirilebilecek sulama sistemi inşa edilmiş olmasıdır. Dara Antik kentinin büyük bölümünün henüz toprak altında olduğu bilinmesine karşın etrafta kazı çalışmalarının devam ettiğine dair herhangi bir ize rastlayamadık. Bunun en büyük nedeninin bölgedeki terör bazlı tedirginlikler olduğunu düşünmekteyim.

Kıllıt Süryani köyü de ilginç noktalardan biri. Büyük bölümü boşalmış olan köyde birçok bina viran halde. Birçoğu da yavaş yavaş kullanılamaz hale gelme yolunda hızla ilerlemekte. Köyde hali hazırda cemaati kalmadığı için kullanılmayan Katolik ve Protestan Kiliseleri var. Buna karşın Süryani Kilisesi ise köyde 11 Süryani kalmış olmasına karşın kullanılmaktadır. Bu üç kilise binaları neredeyse sırt sırta konumdalar. Bu durum geçmişte bölgede nasıl bir hoşgörünün hakim olduğu konusundaki en büyük kanıt. Süryani topluluğu kiliselerinde haftada 3 defa toplu ayin yapılmaktaymış. Geleneklerde var olan diğer 4 adet ibadetse herkesin ayrı ayrı ve kendi başlarına yerine getirdikleri yükümlülüklerdenmiş.

Bu güzel ve görülmesi gereken bölge ile ilgili yazacaklarımı mümkün olduğunca özet şeklinde bir yazıya sığdıracağımı tahmin ediyordum. Ancak yazmağa başladıktan bir süre sonra yazımın birbirini takip eden iki yazı halinde olmasının daha uygun olacağına karar verdim. Dolayısıyla Mardin Midyat Hasankeyf 2 yazımda görüşmek üzere. Hoşça kalın.
(Dara Antik Kenti Katlı Mezarlar)


(Dara Antik Kenti Mezarlar Giriş)


(Hasankeyf Zeynel Bey Türbesi)

Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
FATİH KUTLU YAZIYOR: MARDİN MİDYAT HASANKEYF
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     A NEJAT ŞARDAĞI YAZIYOR: ATOUT FRANCE
     OLAY SALCAN YAZIYOR: CHENONCEAU ŞATOSU, LOİRE VADİSİ, FRANSA
     KEMAL SENDİKİCİ YAZIYOR: SMYRNALI HEMŞERİLERİM AMİŞLER
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: DÜNYA DENİZCİLER GÜNÜ
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: ÖZEL GÜNLER, ÖZEL ETKİNLİKLER
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx