MERMER OCAĞI RUHSATI VERİLEN ARAZİ GENETİK HAZİNE ÇIKTI!

Yangında ilk kurtarılacak nitelikteki genetik rezerv alanında mermer ocağı ruhsatı verilmesine tepkiler sürerken, iki ayrı ruhsat sahasında 34 endemik (yerli) bitki türü tespit edildi…Yusuf Yavuz yazıyor

18 Haziran 2019 Salı - YUSUF YAVUZ- turizmhaberleri.com- Antalya

Antalya'nın Akseki ilçesinde, Türkiye'nin en önemli genetik rezerv alanlarından biri olarak kabul edilen ve son yıllarda yeni bitki türlerinin keşfedilerek bilim dünyasına kazandırılan bölgeye mermer ocağı ruhsatı verilmesine yönelik tepkiler sürüyor. Toplam 17 arkeolojik kalıntının tescil edilerek koruma altına alındığı iki ayrı ruhsat sahasında 13'ü öncelikli koruma statüsüne sahip toplam 34 endemik (yerli) bitki tespit edildi.

TEKNOMER adlı özel bir firmanın bölgede açmak istediği mermer ocağı için hazırlanan ÇED raporunu inceledikten sonra iki ayrı ruhsat sahasında yaptığı arazi çalışmasının ardından bulgularını açıklayan Prof. Dr. Ahmet Duran, 'Alan için yazılan ÇED raporu zayıf, yetersiz, eksik ve bilimsel olarak ciddi yanlışlıklar içermektedir. Açılması planlanan iki mermer ocağı alanında; 34 endemik bitkinin bulunması, Uluslararası IUCN kriterleri ile CITES ve BERN sözleşmelerine göre alanda öncelikli korunması gerekli 13 bitkinin bulunması, Genetik Rezerv Alanı özelliklerine sahip bir ekosistem olması gibi çok özel karakterler, alanın ne kadar eşsiz ve özel olduğunu göstermektedir. Bilimsel veriler bölgenin öncelikli korunması gerektiğini açıkça göstermektedir. Raporun yetersizliği ve belirtilen bilimsel gerekçeler kapsamında, alanda mermer ocağı açılmasının uygun olmadığı anlaşılmaktadır' görüşünü savundu.

Akseki bölgesi Türkiye'nin endemik oranı en yüksek alanlarını barındırıyor. Harita (Türk Coğrafya Dergisi 69 (2017) 109-120)

AKSEKİ'DE GENETİK REZERV ALANINA MERMER OCAĞI RUHSATI
Antalya'nın Akseki ilçesinde mermer ocağı ruhsatı verilen iki ayrı sahada yöre halkının yaptığı başvuru sonucu toplam 17 tane arkeolojik kalıntı tescil edilmiş, 11 ayrı tarihi kalıntı için de bölge koruma kuruluna tescil başvurusu yapılmıştı. Ancak vahşi madencilik için kurban edilmek istenen tarihi mirasın yanı sıra bölgenin Türkiye'nin önemli genetik rezerv alanlarından biri olduğu da ortaya çıktı.

ÇED RAPORU İÇİN FİRMAYA SÜRE VERİLDİ
Akseki'ye bağlı Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca köylerinde TEKNOMER adlı özel bir madencilik firması tarafından yaklaşık 200 hektarlık alanda açılması planlanan mermer ocağı için Haziran 2018'de ÇED süreci başlatılmıştı. Yöre halkının bölgedeki tarihi ve doğal varlıklarla ilgili yaptığı itirazlar üzerine 1 Nisan 2019 tarihlerinde Ankara'da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının ardından ÇED dosyasındaki eksikliklerin giderilmesi için firmaya süre verildiği öğrenildi. Konuyla ilgili yöre halkının görüş ve önerileriyle birlikte hazırlanan bilimsel raporlar da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na sunuldu.

RUHSAT SAHASI YANGINDA İK KURTARILACAK BÖLGELERDEN BİRİ
Tarihi kalıntılarla dolu olan bir bölgede mermer ocağı için ruhsat verilerek işletme aşamasına geçmek için ÇED süreci başlatılmasına tepkiler sürerken ruhsat sahasının aynı zamanda Türkiye'nin önemli genetik rezerv alanlarından biri olduğu belirtildi. Güzelsu Kültür ve Dayanışma derneğinin başvurusu üzerine mermer ocağı açılması planlanan iki ayrı ÇED sahasında arazi çalışması yapan Prof. Dr. Ahmet Duran, 1 numaralı ÇED sahasının sınırları içerisinde bulunan Torus Tepesi ve çevresinin doğa koruma uygulamaları açısından adeta 'yangında ilk kurtarılacak' bölgelerden biri olduğunu ortaya çıkardı. Bitki coğrafyası, bitki ekolojisi, bitki sosyolojisi, bitki sistematiği ve biyolojik çeşitlilik gibi konularda bilimsel çalışmaları bulunan Prof. Dr. Ahmet Duran, Akseki'ye bağlı Taşlıca, Murtiçi ve Çukurköy arasında bulunan Torus Tepesi ve çevresiyle ilgili hazırladığı raporda şu bulgulara yer verdi:

(Endemik mor süsen türleri bölgedeki kalker kayalıklarda yetişiyor)

SADECE BİR ÇED ALANINDA 194 BİTKİ TÜRÜ TESPİT EDİLDİ
'Çalışma alanı ve çevresindeki köyler Türkiye'nin hiç bir yerinde gözlenemeyen çok özel bir iklime sahiptir. Bu özel ılıman iklim nedeniyle, yetişme üst sınırı yaklaşık 700 metre olan zeytinler, bölgede 1200 metrelere kadar yaygın olarak yetişir. Yine Pınarbaşı köyünün kuzeyinde 1300 metrede saf kızılçam orman formasyonu bulunur. Bütün bu özellikler bölgedeki iklim karakterinin çevreden izole olmuş özel bir mikro klima etkisinde olduğunu gösterir. Güzelsu rasat istasyonunun 29 yıllık ölçümlerine göre, yıllık ortalama yağış miktarı 1865 mm'dir. Doğu Karadeniz Bölgesinden sonra Türkiye'nin en fazla yağış alan ikinci bölgesidir. Doktora tez çalışmasını yaptığım Akseki ilçesi ve çevresi floristik açıdan iyi bilinen bölgelerimizin biridir. Torus Tepesi civarında yaptığım arazi çalışmaları sonucunda 60 familyaya ait 194 tür ve tür altı seviyede takson tespit edildi. Bu alandan tespit edilen türlerden 24'ü ülkemiz için endemiktir.'

'ENDEMİKLER İÇİN EN ÖNEMLİ FAKTÖR KAYAÇ YAPISI'
Mermer ocağı açılmak istenen alanda görülen başlıca bitki örtülerinin maki, kızılçam ormanı, kaya, meşe ve ardıçlarla karışık seyre orman formasyonu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ahmet Duran, kaya çatlaklarında yetişen bitki türlerin çoğunun dar yayılışlı endemikler olduğunu anımsattığı raporunda, 'En önemli belirleyici faktör kayaç yapısıdır. Bölgede rupikol vejetasyon tipi kalker ana kayalar üzerinde 50–90° eğimli yerlerde geniş yayılış göstermektedir. Yükseklik ve yöne bağlı olarak floristik kompozisyon değişmektedir' ifadelerine yer verdi.

'BÖLGEDE YETİŞEN TÜRLER TEHDİT ALTINDA'
Son yıllarda bu çevreden keşfedilerek bilim dünyasına tanıttığı iki bitki türünün Torus Tepesi mevkiindeki taşlık ve kayalıklarında doğal olarak yetiştiğini belirten Duran, 'Bunlar, 'Arabis davisii' ve 'Tordylium ketenoglui' türleridir. Alanda yetişen 24 endemik bitki IUCN (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) koruma statülerine göre değerlendirildi. Torus Tepesi civarındaki taşlık ve kayalık yerlerden NT (tehdit altına girebilir) kategorisinde 14 endemik bitki yetiştiği tespit edildi. Bu bitkilerden Cyclamen cilicicum türünün toprak altı yapıları tuberlidir ve aynı zamanda CITES II listesinde yer alır ve toplanması ve satılması izne bağlıdır. Bu 10 tür yakın gelecekte tehdit altına girebilecek bitkiler olarak değerlendirilmiştir. Yayılış gösterdiği habitatlar hassas alanlar olup çok dikkatli kullanılmalıdır' uyarısında bulundu.

( Ana müşkürüm- Ahmet Duran)

'BURADA MERMER OCAĞI AÇILIRSA EKOLOJİK YOKOLUŞ TETİKLENECEK'
Ayrıca Torus Tepesi civarındaki taşlık ve kayalık yerlerden yok olma tehlikesi düşük kategorisinde 7 endemik bitkinin tespit edildiğini kaydeden Duran, mermer ocağı açılmak istenen ÇED 1 alanında yayılış gösteren 24 endemik bitkiden 3'ünün koruma önceliğine sahip olduğunu belirtti. Duran, bu alanda yetişen Cyclamen cilicicum türünün ise CITES sözleşmeleri kapsamında korunduğunu anımsattığı raporunda şu değerlendirmelere yer verdi: 'Böyle küçük bir tepede bu kadar koruma önceliği olan endemik bitkinin yetişmesi, bu alanı nadir ve hassas bir habitat olarak öne çıkarmıştır. Bu alanın mermer ocağı olarak işletilmesi durumunda burada yetişen nadir endemik bitkiler ve ekosistem bütünlüğü ciddi zarar görecek ve bu hassas alanda meydana gelecek değişiklikler dönüşü olmayan ekolojik yok oluşu tetikleyecektir. Nadir ve risk altında olan türlere ve ekosistemlere özel koruma önlemlerinin alınması, risk altındaki türlerin ekolojik ihtiyaçlarının belirlenmesi, tehdit altındaki türler için rehabilitasyon programları geliştirilmesi, çevresindeki diğer ekosistemlerin bölünmesi sonucu tehdit altına girmiş türler ya da popülasyonların korunması vazgeçilmezdir. Bu ekosistemindeki biyotik ve abiyotik faktörlerin hiç biri, diğerlerinden bağımsız değildir. Bu nedenle alan bütün olarak değerlendirilmeli ve korunmalıdır.

Mermer ocağı açılmak istenen iki ayrı sahadan biri olan ÇED 1 içerisinde bulunan Torus Tepesi ve çevresi önemli bir genetik rezerv alanı

DAR ALANDAKİ BİTKİLER İÇİN GERİ DÖNÜŞÜ İMKÂNSIZ TAHRİBAT
Böyle bir alanda faaliyet sonrası rehabilitasyondan söz etmek ne yazık ki mümkün değildir. Bu çalışmada listelenen bitkiler Torus Tepesindeki kalker kayalıklardan ve onun çevresindeki dar bir alandan kaydedildi. Bitkilerin neredeyse tamamı kalker kayalıklarda veya kalker taşlı yerlerde yetişmektedir. Böyle bir alanda mermer ocağı açılması durumunda bitkilerin habitatı bütünüyle yok olacak ve rehabilitasyonla geri dönüşü imkansız bir bozulma ve tahribatla sonlanacaktır.

Mermer ocağı açılmak istenen bölgeye bitişik alanda zeytinlikler ve yerleşimler bulunuyor)

'TÜRKİYE'NİN ÖNEMLİ REZERV ALANLARINDAN BİRİ'
Torus Tepesi ve civarı küçük bir alan (700 x 300 m) olmasına rağmen endemik bitkiler bakımından çok zengindir. Alanda birbirine çok yakın ve yer yer iç içe girmiş farklı karakterlere sahip habitatların varlığı ve özellikle kalker kayalıklara adaptasyon sağlamış lokal endemik bitkilere yaşam alanı olması özellikleri, burasını öncelikle korunması gereken hassas bir ekosistem olduğu gerçeğini açıkça göstermektedir. Dört yıl devam eden doktora çalışmalarım kapsamında, Torus Tepesi civarını da kapsayan beş köyün bulunduğu bu alandan 1023 bitki taksonu ve 151 endemik türü tespit edildi. Bu alan sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilik değerlerinin yanında, çevresindeki diğer habitatlardan büyük ölçüde izole olmuş Özel Çevre Koruma Alanı niteliklerine sahip dar yayılışlı endemik bitkiler açısından Türkiye'nin en önemli Genetik Rezerv Alanlarından biridir.

Yalnızca kaya çatlaklarında yetişebilen endemik bir tür olan Arabis davisii (kaya kazteresi) bitkisi mermer ocağı açılmak istenen bölgede keşfedilerek 2001 yılında bilim dünyasına tanıtıldı.)

YAZ KURAKLIĞINA DAYANIKLI ÖZEL BİTKİLER
Kalker kayalık habitatları tercih eden bitkilerde tür çeşitliliği oldukça sınırlıdır. Bu bitkileri çoğunluğu Akdeniz ikliminin yaz kuraklığında su yetersizliğine adaptasyon sağlamış, yüksek osmotik basınç değerine sahip özel bitkilerdir. Türkiye'nin birçok yerinde Akdeniz ikliminin etkili olması olmasına rağmen, bu bölgede özel mikro klima etkisi olması nedeniyle dar yayılışlı çok sayıda endemik bitkinin yetiştiği ender bir ekosistem olmuştur.'

'ÇED RAPORU YETERSİZ VE CİDDİ BİLİMSEL YANLIŞLIKLAR İÇERİYOR'
Mermer ocağı için hazırlanan ÇED raporunun zayıf, yetersiz, eksik ve bilimsel olarak ciddi yanlışlıklar içerdiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Duran, 'Açılması planlanan iki mermer ocağı alanında; 34 endemik bitkinin bulunması, Uluslararası IUCN kriterleri ile CITES ve BERN sözleşmelerine göre alanda öncelikli korunması gerekli 13 bitkinin bulunması, çevresinden izole olmuş yağışlı ve ılıman hassas bir iklime sahip olması, bölgenin farklı habitat karakterlerinden kökenlenen zengin biyoçeşitlilik barındırması, yine bölgenin topoğrafik ve biyoiklimsel özellikleri buzul devri sığınmacı bitkilerinin korunaklı bir alan oluşturması, Akseki bölgesinin en geniş ve verimli zeytinliklerinin bu vadide olması, Genetik Rezerv Alanı özelliklerine sahip bir ekosistem olması gibi çok özel karakterler, alanın ne kadar eşsiz ve özel olduğunu göstermektedir. Bilimsel veriler bölgenin öncelikli korunması gerektiğini açıkça göstermektedir. Raporun yetersizliği ve belirtilen bilimsel gerekçeler kapsamında, alanda mermer ocağı açılmasının uygun olmadığı anlaşılmaktadır' değerlendirmesinde bulundu.

GIDA, TARIM VE YAŞAMIN GELECEĞİ İÇİN GEN KAYNAKLARI KORUNMALI
Anadolu coğrafyası tek başına tüm Avrupa kıtasının toplamına yakın bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı'nca 2007 yılında hazırlanan Ulusal Biyoçeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı kitabında yer verilen bilgilere göre Avrupa kıtasında 12 bin 500 açık ve kapalı tohumlu bitki türü bulunurken, Anadolu'da 11 bin civarında bitki türü bulunuyor. Anadolu'daki bitki türlerinin üçte biri ise endemik, yani dünyada yalnızca bulunduğu bölgede yetişebilen yerli türler. Bu biyolojik zenginlik Anadolu coğrafyasını aynı zamanda önemli gen merkezlerinden biri haline getiriyor. Gıda, tarım, bahçe kültürü, tıp ve sanayi alanında kullanılan bir çok bitki türünün gen merkezi olarak bilinen Anadolu'nun biyolojik çeşitliliği yeterince korunamıyor. Bir çok tür daha keşfedilip bilim dünyasına tanıtılmadan yok olurken son yıllarda özensizce ruhsatlandırılan ve bilimden uzak hazırlanan ÇED raporlarıyla faaliyete geçen mermer ocakları biyolojik çeşitlilik açısından en önemli tehditlerin başında geliyor. Bütüncül arazi planlaması yapılmadan ve bilimsel kriterler göz ardı edilerek hayata geçirilen enerji, inşaat, turizm, sanayi ve otoyol projeleri de biyolojik çeşitlilik için tehdit oluşturuyor.

Kalker kaya çatlaklarında yetişen Ala havaciva (Alkanna oreodoxa) bitkisi, yüksek oranda yok olma tehdidi altındaki türlerden...

Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
MERMER OCAĞI RUHSATI VERİLEN ARAZİ GENETİK HAZİNE ÇIKTI!
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     MERMER OCAĞI RUHSATI VERİLEN ARAZİDE 17 ARKEOLOJİK KALINTI BULUNDU!
     ZEYTİNLİKLERDEKİ TAŞ OCAĞI KATLİAMI BÖYLE BELGELENDİ
     30 BİN AĞACIN KESİLMESİNE SAKINCA YOKTUR KARARI ÇIKTI... -  1 yorum var!
     TÜRKİYE'NİN MUZ CENNETİNE MERMER OCAĞI TEPKİSİ BÜYÜYOR
     YUSUF YAVUZ, TURİZM UĞRUNA DOĞAYA VERİLEN ZARARI YAZIYOR
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx