Bakan Ersoy: STK BAŞKANLARI TAM OLARAK SEKTÖRÜ TEMSİL ETMİYOR

Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile ilgili soruları yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,seyahat acentaları, otelciler ve STK'ların eleştirilerine yönelik çok çarpıcı açıklamalarda bulundu..İşte çok önemli başlıklar....

26 Temmuz 2019 Cuma - Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın kurulması ilk günden itibaren sektörün sert eleştirilerine hedef oldu. Seyahat acentaları, 'tanıtım pazarlama bizi işimiz ama Ajans'ta adımız yok' diye ilk tepki gösterenlerden olurken, hem sektör hem de siyasi cepheden ajansa ödenecek turizm payları, denetim konusu, yönetim Kurulu üyelerinin belirlenmesi, Antalya'nın Ajanstan aslan payı istemesine kadar çok çeşitli başlıklarla sayısız görüş belirtildi.

ARTIK TANITIM VE PAZARLAMA ACENTALARIN DEĞİL, AJANSLARIN İŞİ....
NTV'de canlı yayınlanan 'Özel Röportaj' programında konu ile ilgili soruları yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, seyahat acentalarının Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile ilgili eleştiri ve tepkilerine şu açıklamalarla yanıt verdi:

'Acentelerden bir eleştiri aldık, dediler ki, tanıtım bizim işimiz, pazarlama da bizim işimiz. Şimdi 20 yıl öncesinin dünyasında yaşıyor olsak, yani 2000'li yıllara kadar bu söylemde haklılar, 2000'li yıllara kadar tanıtım da, pazarlama da turizmde acentelerin işiydi. Ama günümüz dünyasında, 2000'li yılların dünyasında bu artık kesinlikle böyle değil, tanıtım, yeni iletişim medyasına çok iyi hakim olan, yeni iletişim materyallerini, teknolojiyi çok iyi kullanabilen işin uzmanlarının, profesyonellerin, ajans sahiplerinin işi.

Pazarlamada da bazen doğru olmayan bir veri veriliyor: İşte Türkiye'ye gelen turistin yüzde 85'i tur operatörleri üzerinden geliyor. Hayır, bu doğru bir veri değil. Bölge bazında bakmanız lazım. Mesela İstanbul'da yüzde 50'den fazlası münferit geliyor, yani arama motorları veya direkt rezervasyon şeklinde geliyor. Bu oran Ege kıyılarına indiğiniz zaman yüzde 60-65'lere çıkıyor acente üzerinden yapılanlar. Antalya bölgesine geldiğiniz zaman, yani Akdeniz Bölgesine geldiğiniz zaman 80'ler civarında. Şimdi bakın bu da başka bir tehlike. Eğer siz sadece bir birime bağımlı bir pazarlama ve tanıtım sisteminde kalırsanız, dünyanın çağdaşlıklarından, yeni gelişmelerinden fazlasıyla uzak kalmış oluyorsunuz.

MÜNFERİT SEYAHATİ ÖZENDİRECEĞİZ...
Şimdi biz ne diyoruz? Bakın geçen sene 46,1 milyon olan turist sayısını bu sene 51 milyona getireceğiz, inşallah 75 milyona da getireceğiz. Şimdi bu büyüme sırasında bizim münferit rezervasyonları da artırmamız lazım. Yani sadece charter organizasyonuyla, tur operatörü organizasyonuyla gelen turizm tekelleşmesinde sınırlı kalırsanız kısır döngünün içinde kalıyorsunuz, ne fiyatlarınızı yukarı alma şansınız var, ne de nitelikli turist getirme şansınız var. Yani tur operatöründen vazgeçmeyeceğiz, ama ilave gelen potansiyelde münferit seyahati de özendirip münferit rezervasyon teknolojilerine de açık olarak Türkiye'nin turizmde gelişmesini sağlamamız gerekiyor.'

STK BAŞKANLARI TAM OLARAK SEKTÖRÜ TEMSİL ETMİYOR
STK Başkanlarının Ajansın doğal üyesi olması yönündeki talepleri de değerlendiren Bakan Ersoy;'STK Başkanları Tam Olarak Sektörü Temsil Etmiyor' ifadelerine yer verirken, turizm derneklerinin kendi aralarında anlaşamadıklarına ve bu nedenle sürekli yeni dernekler kurulduğuna dikkat çekerek şu açıklamada bulundu:

'Bütün STK'lar açısından şöyle bir eleştiri var. 'STK başkanları doğal üyesi olsun bu ajansın' şeklinde bir talep mevcut. Ama STK başkanları tam olarak sektörü temsil etmiyor, böyle bir sıkıntı var. Yani STK başkanlarını STK'nın üyeleri seçiyor biliyorsunuz. Sektörün bütün paydaşları da o STK'lara üye değil. Şimdi biz de dedik ki; demokratik coğrafyayı, coğrafi dağılımı baz alarak çok demokratik bir şey yapalım. Bütün işletme belgelilerin seçeceği, üyelerin oy atacağı bir seçimle adaylar arasından her bölge kendi temsilcisini göndersin dedik. STK olsun olmasın ayrımı yapmak istemedik. En demokratik yöntem de bu.

TURİZM DERNEKLERİ KENDİ ARALARINDA ANLAŞAMIYORLAR VE SÜREKLİ YENİ DERNEKLER KURULUYOR1
Burada iki tane sıkıntımız var. Birincisi, bu turizm dernekleri maalesef kendi aralarında anlaşamıyorlar. Anlaşamadıkları için her yıl yeni STK'lar, yeni turizm dernekleri kuruluyor. O zaman biz ne yapacağız? Her yıl yasayı değiştirip yönetim kurulu sayısını mı artıracağız? Her yıl yeni bir dernek geldiği zaman -ki böyle bir ajans olduğunda dernek kurma sayısı çok hızlanır- bizim tekrar yasada yeni bir değişiklik yapıp yönetim kurulu üye sayısını 16'ya, 17'ye, 20'ye, 30'a, 40'a çıkartmamız gerekiyor.

Bizim sistemimiz çok adil; bütün bölgelerden oy kullanma hakkı olan herkese oy kullandırıyorsunuz. Eğer STK başkanları etkili olduklarına inanıyorlarsa zaten kendi adaylıklarını koyuyorlar, etkililerse zaten seçilip geliyorlar. Biz kimseye karşı değiliz, hiçbir oluşuma karşı değiliz, yeter ki demokratik bir seçimle gelsinler buraya, bizim tek istediğimiz bu.'

1 OCAK 2020 İTİBARİYLE SEÇİMLER SONLANACAK..
Bakan Ersoy, Ajans yapılanmasıyla ilgili süreci de anlattı:

'1 Ocak'tan itibaren görev alacakların tamamı seçilmiş olanlardan oluşacak. Yani 1 Ocak'a kadar bu seçimleri sonuçlandıracağız. Örneğin TÜRSAB seçimleri Kasım ayında oluyor zaten. Kasım ayında diyeceğiz ki başkanlarını seçerken, bir sandık daha koyun oraya, 1 oy yerine 2 oy atın, bir tane de bu Turizm Geliştirme Ajansında görev alacak adayı seçin aynı zamanda. İsteyen başkan adayı, Turizm Geliştirme Ajansının da adayı olabilir, biz ona karşı değiliz. Seçiliyorsa da gelir, başımızın üstünde yeri var, biz ona itiraz etmiyoruz.

En demokratik ve kalıcı sistem bu. Diğerleri her türlü yasal değişikliklere açık bir sistem, her seferinde yasayı değiştirip üye sayısını artırmamız gereken bir sistem, uygulanabilir bir sistem değil açıkçası. Bunu zaten STK temsilcileriyle de görüştük, onlar da hak verdiler. Daha demokratik bir sistem öneremediler.

VERGİ ELEŞTİRİLERİNE KESİNLİKLE KATILMIYORUZ

Türkiye Büyük Millet Meclisi kapanmadan önce yasalaşanTurizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'na ilişkin bilgi veren Bakan Ersoy, vergi eleştirilerini de yanıtladı:

'Birincisi; Bakanlık olarak 9 aydır bu yasanın detayları üzerinde çalışıyoruz, yani çok kısa bir sürede Meclise gönderilmiş ve yasalaşmış değil. İkinci nokta, Türkiye'nin icat ettiği bir sistem değil. İstatistiklere baktığımız zaman turizm geliri en yüksek 10 ülkenin 7'sinde bu ajans var veya turizm geliri potansiyelin çok üstünde olan ülkelerin tamamında bu ajans var. İtalya'dan örnek alırsak 100 yıldır var, en genci İngiltere, İngiltere'de de yaklaşık 16 yıl önce kurulmuş, bizim rakip olarak gördüğümüz İspanya'da mesela 37 yıldır var. Yani ortalama 50 yıldır rakiplerimizde zaten bu ajans var ve ortalama 50 yıl boyunca da rakiplerimiz bu ajans sayesinde turizmde istedikleri hedeflere daha planlı ve koordineli bir şekilde ulaşmışlar. Biz geç kalmış bir sistemi, dünyada yıllar önce keşfedilmiş, başarıyla uygulanmış bir sistemi geç de olsa Türk turizminde hayata geçirmeye başlıyoruz.

Vergi eleştirilerine biz kesinlikle katılmıyoruz. Ajansa ödenen turizm payı için bir gider denebilir ama vergi asla denemez. Vergiyi gider gösterip matrahtan düşemiyorsunuz, bu payı gider şeklinde gösterip matrahtan düşebiliyorsunuz.

İkinci önemli nokta, vergiyi devlet topluyor ve nereye, nasıl şekilde harcanacağına devlet karar veriyor, oysa burada öyle bir durum yok. Ajansın yönetim kuruluna baktığınız zaman 15 tane üyeden oluşuyor, ezici çoğunlukla bunun 11 tanesi özel sektörden seçilmiş kişiler, geri kalan 4 tanesi kamudan. Yani özel sektörden toplanan bir tanıtım payı yine ezici çoğunlukla özel sektör tarafından yönetilen bir ajans tarafından onların istediği şekilde harcanıyor. Bu yönüyle de bu kesinlikle vergi diye adlandırılamaz, ancak bir tanıtım gideri şeklinde adlandırılabilir, yani vergi kelimesine kesinlikle karşıyız.'

DEVLET KAYNAKLARIYLA HEDEFE 20 YILDA ULAŞAMAYIZ
Turizmcilerden 'Tanıtım devlet yapmalı, bunun için vergi ödüyoruz' şeklinde bir yaklaşım gelebileceğine ilişkin soruya ise Bakan Ersoy şu yanıtı verdi:

'Devletin kaynakları sınırlı ve devlet sadece turizm sektörüne karşı sorumlu değil. Dünyada baktığınız zaman devletler bütün sektörlere destek olmak zorunda, genel bütçesinden bir kaynak ve pay ayırmak zorunda. Eğer devlet kaynaklarıyla biz bu hedeflere ulaşalım diyorsak, 20 yılda ulaşamayız. Önemli olan, devletle birlikte -devletsiz demiyorum- özel sektörün el ele verip 20 yılda ulaşacağımız hedeflere birkaç yıl içinde ulaşması. Bu şekilde planlanmış bir ajans yapısı bu, dünyada da bu şekilde planlanmış. Biz yine devlet olarak tanıtıma katkı vermeye devam edeceğiz. Zaten yasa incelendiğinde orada çok net bir şekilde görülüyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı tanıtımla ilgili kendi bütçesini de Turizm Ajansına aktarmakla mükellef. Yani biz kendi gelirlerimizi de, turizm için harcayacağımız paylarımızı da Turizm Ajansı üzerinden harcamayı kabul ediyoruz zaten.'

BU İŞLER DERT EDEREK OLMUYOR
Bakan Ersoy aktarılacak pay oranlarına ilişkin de bilgi verdi:

'Otellerden binde 7.5, seyahat acentelerinden onbinde 7.5, havalimanlarından binde 2, hava yollarından onbinde 7.5 gibi rakamlar var. Başka açıdan bakacak olursak, ajansın olmadığı ülkelerde fiyat sirkülasyonları çok yoğun oluyor. Aynı şekilde kendi ülkemize baktığımız zaman, hiç fiyat kırmadım diyen otel yüzde 10 fiyat kırıyor, yani 10'u abartısız söyledim, 15 kıran var, 20 kıran var, 25 kıran var, yüzde 40 fiyat kıran var. Sadece ortalamasını aldığımız zaman, Temmuz ayı, Ağustos aylarında sadece 2 ay ortalama yüzde 15 fiyat kırdığınız zaman bütün sezona yansıması yüzde 7.5, Kimse bu yüzde 7.5'luk fiyat kaybını konuşmak istemiyor, sesi yüksek çıkan kesim için söylüyorum, ama binde 7.5'u dert ediyoruz.

Bu işler artık dert ederek olmuyor. Eğer turizmde bir yere gelmek istiyorsak, fiyatlarımızı korumak, yükseltmek istiyorsak adım atmamız gerekiyor. Turizmde eğer nitelikli turist istiyorsak tanıtmamız lazım. Şimdi bir marka olamadan nitelikli turist hedefleyemiyorsunuz. Ne kadar markalaşırsanız fiyatlarınızı o kadar yukarı çekiyorsunuz.'

50 YILDIR KISIR DÖNGÜDEYİZ,ARTIK BUNU DEĞİŞTİRELİM

'Ve Türkiye'nin markalaşması da yeterli değil, Ajans işte burada devreye giriyor. Siz önce Türkiye'yi markalaştırmak zorundasınız, daha sonra bölgelerinizi, ürünlerinizi, en son olarak da bireysel yatırımları markalaştırmak zorundasınız. İlk üçü ajansın işi, yani Türkiye markasını oluşturmak, bölge markalarını oluşturmak, ürün çeşitliliğini ve markalaşmasını oluşturmak, bu ajansın işi. Son kısım da yatırımcının işi, herkesin kendi yatırımının markalaşması için çaba harcaması lazım. Bu 4'lüyü çok iyi başardığınız zaman dünya genelinde markalaşma değeriniz artıyor, markalaşma değeriniz artınca fiyatlarınız artıyor, gelirleriniz artıyor, aksi takdirde dert yanmakla kalıyoruz. 50 yıl boyunca dert yandık, aynı kısır döngü içinde döndük dolaştık, artık bunu değiştirmemiz lazım. Ve bunu da, tekrar söylüyorum, biz icat etmedik, dünyada zaten ortalama 50 yıl önce icat edilmiş, bazı ülkelerde 100 yıl önce icat edilmiş bir sistem, biz geç bile kaldık. Bu sistemi devreye alıp inşallah Türkiye'nin de dünya turizminde hak ettiği yere gelmesini sağlayacağız.'

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, '1 Ekim itibariyle tahakkuk süreci başlıyor, bunun da Ocak'ta başlaması yönünde talepler vardı, bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?' sorusuna ise;

'Mesela 2020'yi konuşacak olursak, eğer 2020 yılında turizm rezervasyonlarınızı artırmak istiyorsanız tanıtıma aslında Ağustos-Eylül gibi başlamanız gerekir. En geç nedir diyorsanız Kasım ayında başlamanız gerekiyor. Şimdi ajans kurulduktan sonra 1 Ekim'de tahakkuk ediyor, Kasım sonunda ödemesi yapılıyor. Biz en geç Kasım ayında tanıtıma başlamaz isek zaten 2020 yılını kaybetmeye başlarız. Her geçen ay 2020'den yiyoruz. Şu ay olsun, bu ay olsun eleştirilerini doğru bulmuyorum. Zaten işini bilen birçok gerçek turizmci buna çok hakim. En geç Kasım ayında başlanması gerektiğini biliyor. Zaten Ağustos-Eylül'ü pas geçtik, bu seneki bütçelerin çok etkileneceğini sanmıyorum, ağırlıklı ciroları zaten Eylül sonuna kadar yapıyorlar. Ekim, Kasım, Aralık'ta birçok otel kapanmış oluyor özellikle resort bölgelerin ve fiyatların da en düşük olduğu döneme denk geliyor, o dönemde çok rahatsız edici olmaz.' şeklinde yanıtladı.

ÜÇLÜ DENETİM SİSTEMİ KURULACAK...

Bakan Ersoy, ilk yıl için ajans bütçesinin 125-150 milyon dolar arasında olmasını beklediğine ilişkin açıklaması anımsatılarak, denetimin nasıl olacağının sorulması üzerine:

'Denetim aslında harcamayı kimin yaptığıyla başlıyor. Bu kaynak kimden toplanıyor? Özel sektörden toplanıyor. Yönetim Kurulu kimden oluşuyor? Ezici ağırlıkla özel sektörden oluşuyor. Özel sektörden toplanan kaynağı özel sektör harcıyor, devlet harcamıyor bakın, birinci kısım bu. Yani özel sektör kendi kendini denetleyecek aslında.

İkincisi; uluslararası denetim firmalarında üst seviyede görev almış, daha önce büyük firmaları denetlemiş onların içinden bir tanesi seçilecek. Onlar zaten iç denetimi, öz denetimi yapacak. Onların denetim raporu da Meclis'te yapılan değişiklikle Sayıştay denetimine tabi olacak. Böylece bir üçlü denetim sistemi kurmuş oluyoruz.' yanıtını verdi.

HER BÖLGENİN TANITIM UZMANI OLACAK..

'Tanıtımda çeşitliliğe gitmeniz gerekiyor. Ülke bazında önceliklerimiz var. Biz neleri baz alıyoruz öncelikli olarak? Birincisi, Türkiye'ye yolcu tedariki yapan ülkeler, kıtaları baz alıyoruz. Avrupa, Amerika, Asya kıtasından var, Orta Doğu'dan, Afrika kıtasından, Uzak Doğu'dan var. Yani her bölgenin tanıtım uzmanı olacak. Burada da en yüksek, Türkiye'ye en fazla yolcu tedariki yapan ülkeleri bir grupta toplayacağız, potansiyeli yüksek olan, yani bizim yolcu sayısını artırma potansiyeli yüksek olan hedef ülkeleri de ayrı bir grupta toplayacağız, onlara da ayrı bir çalışma grubu oluşturacağız.

Ayrıca, iç turizmde tanıtımda çok önemli. İç turizme, yerli turiste yönelik Türkiye'nin bölgelerine, tanıtıma ağırlık vermezseniz yeni turizm bölgelerin gelişmesini çok yavaşlatmış olursunuz, oysa bizim için çok çok önemli yeni turizm bölgeleri, alanları yapmak. Burada da en etkili silahımız iç turizm, yerli turizm, öncelikle onlar keşfediyor, daha sonrasında yabancı turist geliyor.

Ayrı bir grubumuz da tekrar ürünün tanıtılmasıyla alakalı, yani Türkiye markasının markalaşması, pazarlama operasyonu, dijital pazarlama, piar ve medya çok çok önemli. Kalite diye bir bölümümüz olacak, yani kalitenin ölçümlenmesini yapmanız lazım.

Araştırma-geliştirme bölümünüz olması lazım, hani bizim şu anda yaptıklarımız, rakibin yaptıkları swap analizleri oluyor, ama rakip yeni alanlara, tanıtımlara, yeni mecralara kayıyorsa biz de bunu araştırma ekibimizle keşfedip geliştirip o yönde tanıtım yapmaya devam etmemiz gerekiyor.'

Ajansın Öncelikle Görevi Markalaşmayı Sağlamak

Ajansın çalışma pratiğine de değinen Bakan Ersoy şöyle devam etti:

'Kamu görevlisi sadece 4 tane Yönetim Kurulunda. Onun dışında tamamı profesyonellerden oluşuyor. Yönetim kurulu ve icra kurulu herhangi bir ücret almıyor, ama profesyoneller ücret alıyor, bunların asli işi. Zaten biz diyoruz ki; eğer siz markalaşmak istiyorsanız, sürdürülebilir ve devamlı tanıtım yapmak zorundasınız. Eğer sürdürülebilir ve devamlı tanıtım yapamazsanız markalaşamazsınız, markalaşamamış bir ürünü de hak ettiği fiyata satamazsınız. Bu ajansın öncelikli görevi; Türkiye'nin markalaşmasını sağlamak, bölgelerin markalaşmasını sağlamak, ürün çeşitliliğinin markalaşmasını sağlamak, bunları sağladıktan sonra zaten fiyat artışları ve gelir artışları da gelecek.

Bunun dışında daha önce ön plana çıkarılmamış festival, etkinlikler, spor organizasyonları, gastronomi çok çok önemli, kültür ve sanat etkinlikleri çok çok önemli; bu yönlerle ilgili de çalışma yapılacak. Yani Türkiye sadece deniz, kum, güneş kıskacından çıkarılacak bu ajans sayesinde baktığınız zaman.

İç turizm grubu dediğimiz bir şey var, bunlar ağırlıklı olarak geliştirilmesi gereken ürünlerimiz. Ürün geliştirme arasına, mesela oraya sağlık turizmini koyduk. Bakın sağlık turizminde çok ciddi bir potansiyel var. Biz yaklaşık 1,2 milyar dolar 2019'da sağlık turizminden gelir bekliyoruz. Ama bu çok rahat 4 milyar dolar seviyelerine 2023 yılına kadar getirebilir. Buraya konsantre olmamız lazım.

Eğitim turizmi deyip geçmeyin, Türkiye'nin minimum 75 bin daha öğrenci getirme potansiyeli var yurt dışından. Ve özellikle vakıf, yani ücretli üniversitelere bunu getirmeyi başardığınız zaman 75 bin sayısı küçük gelebilir, ama her öğrenciyi minimum 4'le çarpmanız gerekiyor; çünkü annesi-babası iki kere geliyor. Arada beğenip tatile de geliyorlar, yani 75 bin öğrenci yılda size 300 bin ek turist demektir.'

50 Milyon Turist Hedefini Aşacağız

İlk altı ayın geride bırakıldığı turizm sezonunu da değerlendiren Bakan Ersoy, 50 milyon turist hedefine ulaşılacağını hatta geçileceğini bildirdi. Bakan Ersoy şunları kaydetti:

'Bu sezon 50 milyonluk bir turist hedefimiz vardı. Artık 51 milyonu geçmek gibi bir hedefimiz var, şu anki rakamlar da bunu destekliyor. İlk 6 aylık büyüme oranlarına bakıldığı zaman Türkiye genelinde yüzde 13'e yakın bir büyüme gerçekleşti. Bu hızla giderse -zaten yılın kalan bölümünde de Eylül, Ekim, Kasım, Aralık rezervasyonları çok iyi gözüküyor- ve geçen seneyle kıyaslandığında 51 milyon sayısını inşallah geçeceğiz bu sene.'

'Turizm gelirlerinde de hedefe ulaşılacak mı?' sorusu üzerine Bakan Ersoy, 'Orada da hedefimiz, geçen sene 29,5 milyar dolardı biliyorsunuz, bu seneki hedefimiz 35 milyar dolar, inşallah o hedefe de ulaşacağız.' yanıtını verdi.


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
BAKAN ERSOY: STK BAŞKANLARI TAM OLARAK SEKTÖRÜ TEMSİL ETMİYOR
          
Günün Haber Başlıkları
İRAN'DAKİ TOPLUMSAL KAZAN PATLAMAYA HAZIR BOMBA GİBİ



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     KONAKLAMA VERGİSİ SEKTÖRÜ OLUMSUZ ETKİLER
     BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARI ZİRVESİNDEN 3 ÖNEMLİ KARAR ÇIKTI
     BAKAN ERSOY:KARADENİZ'DE TURİST PROFİLİNİ ÇEŞİTLENDİRECEĞİZ
     BAKAN ERSOY: HEDEF 500 BİNE YAKIN ÇİNLİ TURİST
     BAKAN ERSOY'UN YENİ YASA TASLAĞI AÇIKLAMASINA TÜRSAB DÜZELTMESİ..!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx