SİVAS DİVRİĞİ ULU CAMİ KİMLERE EMANET?

Profesyonel Turist Rehberi Yazarımız Kemal Şendikici, Sivas Divriği Ulucami'de gerçekleştirdiği sunumunda restorasyon çalışanlarının tarihe, turizme, kültürümüze yakışmayacak saygısız davranışlarını gündeme getiriyor ve yetkilileri uyarıyor

30 Eylül 2019 Pazartesi - KEMAL ŞENDİKİCİ- turzmhaberleri.com- İzmir
Profesyonel Turist Rehberi-Turizm Yazarı


SİVAS DİVRİĞİ ULU CAMİ KİMLERE EMANET?
Yamacına varınca uzun zamandır görmediğin bir sevgiliye kavuşmuş hissi verir. Bugünün tüm Divriği 'si bir araya gelse onun asaletini, tarihini ve estetiğini hiçbir şekilde yakalayamaz.

Aslında asırlar önce Evliya Çelebi demiş diyeceğini çoktan: 'Üstat- ı mermer bu camiye öyle emek sarf edip kapı ve duvarları öyle nakış bukalemun eylemiş ki; Metninde diller kısır kalem kırıktır'.
Sivas Divriği Ulu Cami bir Mengücekli beyliği mirasıdır; yapım tarihi 1228, tam on yıl sürmüş kadim eseri yaratmak.

Banisi Süleyman şah ve hasekisi Mehlike Sultan, Mimar ise Ahlatlı Hürrem şah.

Uzaktan bakıldığında tek bir bina gibi görünse de aslında bir külliye nizam yapılmış bir sosyal alan.
İçinde cami, hastane ve türbeler barındırıyor; etrafında hamam tarzı ek binalar da varmış ancak depremler sonucu günümüze çoğu ulaşamamış gibi görünüyor ama restore etme şansı hala var.

Divriği Camii'nin en büyük özelliği taç kapılarındaki işlemelerinin muhteşemliğidir. Dış ve iç cephesi birbirinden çok farklı olan anıt binanın ilginç ve önemli özellikleri var:
Birincisi; Türk İslam tarihi ve mimarisinde kadın ve erkek baninin ortaklaşa yaptıkları ilk ve tek eserdir.
İkincisi; taç kapılardaki ağaç oymacılığından ancak görülebilen muhteşem taş oyma desenlerin hiç biri ne desen ne de anlam olarak birbirini tekrarlamıyor, hepsinin ayrı bir mesaj ve anlamı var.
Üçüncü özellik ise, Dünya İslam tarihinde 1985 yılında Unesco dünya mirası seçilen ilk anıt eser oma özelliğini taşıyor.
Dördüncü özelliği uzun bir astronomi ve ekinoks çalışması sonucu taç kapıların üzerine yılın belli dönmelerinde namaz kılan kadın ve erkek siluetleri düşüyor. Güneş ve yıldızların ışık yayması ve ışığın kaybolması esasına göre düzenlenen bu düzenek dünya çapında bir örnektir.
Beşinci özelliği taç kapılardaki taş işlemeciliğinin çoğunluğu tahta işlemeciliğinde görülen bir özellik olup bu şekilde taş üzerinde yapılması olağanüstü bir başarıdır.
Altıncı özellik ise dünya sanat tarihinde Barok ve gotik mimari ilk kez burada görülür.
Yedinci özellik binanın girişlerinden uzun ince sütunlardan oluşan deprem ve yer kayması uyarı sistemi bulunur. Ne yazık ki 1939 Erzincan depreminde zarar görmüş olup işlevini kaybetmiştir.

Bu özelliklerin sayısını daha da artırabileceğimiz bu özel anıt eserin iç mimarisi içine göre daha sadedir. Sanırım bu da içeride namaz kılanların dikkatini dağıtmak istememek olabilir.

Ulu camide iç ve dış yenileme devam ediyor. 4 taç kapıdan sadece üçü etrafında kurulan demir rampa yol ile gezmek mümkün ve iç alan inşaat noktası olduğu için içeriye giriş izni yok.

Dördüncü taç kapıyı ise görmek mümkün değil ama eğer anlatacak çok şeyiniz var ise bu üç kapıda bile yaklaşık bir saat rahatlıkla zaman geçirebilirsiniz.

Bu eser geçmişin hoşgörüsünü asaletini ve saygınlığını taşırken günümüzde bu binada yenileme için çalışanlar! için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

Tur için orada iken çok saygısızca davranışlarla karşılaştık; net olarak yazıyorum, utanç vericiydi.
Restorasyon çalışmalarında görevli olanların, görünen o ki eğitim seviyesi çok düşük. Sit alanında olmaması gerekecek kadar kavgacı karakterli ve saygısız bir ekipten oluşuyor.

Bu restorasyonu üstlenen firma kimdir? Bilemiyorum ama ekipteki elamanlar pek vasıflı kişiler yani işinin ehli gibi görünmüyor.

Dış anlatımı yaparken başlangıçtan sona kadar içeriden gelen yüksek bağrışma ve kavga sesleri hiç bitmek bilmedi ve en sonunda rahatsızlığımızı belirtince, 'peki siz niye buradasınız? Rahatsızsanız gelmeyin kardeşim' diye karşılık aldık.

Binanın güzelliğine ve ruhuna uygun olmayan insanlara! ne yazık ki bu kadim binanın teslim edilmiş duygusu uyandı bizlerde. Sanki eser müteahhite teslim edilmiş ve al sat ev yapan ustaların elinde bu bina gelişi güzel restore ediliyordu. Bu kişileri tanıyınca bu izlenime kapılmak çok zor olmadı.

Gürültü patırtı içinde turumuzu yaptık ve bir dolu laf işittik. Binanın sahibi gibi davranan ve orada niçin bulunduğunu bilmeyen vasıfsız görünümlü adamların eline bir dünya mirasını teslim etmek nasıl bir gaflettir acaba.?

Umarım Divriği Ulu Cami ve Şifahanesinin sonu da Sultanhanı'na benzemez, yakında bu Unesco eseri içinde kalorifer petekleri ve ışıklı neonlar görebiliriz.
Çünkü içinde çalışan kişiler uzman restoratörden çok sadece çalışmak için orada bulunan vasıfsız kişilere benziyorlardı.

Dünya mirasına hayranlık ile bakan yüzlere 'siz ne enteresansınız, niye buraya geldiniz' diyebilen bu insanları binanın içine değil yüz metre bile yanına yaklaştırmamak lazım.

Acaba Unesco veya Anıtlar Kurulu yetkilileri çalışan kişilerin kim olduklarını denetliyor mu? Yoksa saldım çayıra Mevla'm kayıra durumu mu yaşanıyor.?

Restorasyon işi ciddi bir sanattır; uzmanlık ister, sıradan insanlar yapamaz. Sonra ortaya sünger Bob kalesi gibi vakalar çıkıyor.

Restorasyon sanatı ince ruh ister, sevgi ister ve karşındakine saygı ister.
Mimar Hürrem Şah şu an eserine dokunan bu kişiyi görse bu güzel eserini yapmaktan vazgeçerdi eminim.
Umarım ben yanılıyorumdur ama tüm bu yaşananlardan sonra ben çok önyargılıyım ve görünen o ki yine işin ehli olmayan kişiler tarafından yapılan büyük bir restorasyon felaketi ile karşı karşıyayız.

Aynası kişiliktir kişinin yaptığı işi de ele verir.
Çok yazık olacak yazık…

Fotoğraflar : Kemal Şendikici







Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
SİVAS DİVRİĞİ ULU CAMİ KİMLERE EMANET?
          
Günün Haber Başlıkları
TÜRK YAYINCILARI ZENGİN İÇERİKLERLE FRANKFURT KİTAP FUARI'NDA
ÇİNLİLERİN YENİ GÖZDESİ FETHİYE'DE YAMAÇ PARAŞÜTÜ
ANTALYA KİTAP FUARI'NDA 6 GÜNDE 271 BİN ZİYARETÇİ REKORU
BODRUM QUALİTY COAST PROGRAMINA BAŞVURDU
PROF. DR. SENCER ŞAHİN'İ 5.NCİ YILINDA SAYGIYLA ANIYORUZ



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     KAMUYA AİT SİVAS KANGAL ÇİFTLİĞİNDEKİ REZALETE SON VERİN
     TÜRKİYE ORMANLARINI YOK EDEREK İKLİM KRİZİYLE BAŞ EDEBİLİR Mİ?
     SEKTÖR SORUYOR: ULUSLARARASI TURİZMDE AJANS YASASI YETERLİ Mİ?
     TURİZMDE YENİLEŞİMLER GENÇLERİMİZE EMANET -  1 yorum var!
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: ESKİ UYGULAMALARI YENİLEDİNİZ Mİ? -  1 yorum var!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx