MEMLEKETTE EĞİTİM VE MARKO PAŞA

Okul çocukları toplu taşıma araçlarına ücretsiz binsin.

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse, öbürleri de yanlış gidermiş. Yanlışlarımızı biliriz de, onları düzeltmeyi çok az düşünürüz. Çünkü böyle gelmiş böyle gider. Oysa en büyük yanlış, yapılan yanlışların farkında olmamaktır. Onları düzeltmemek, yanlışlığı sürdürmektir.

Bunca lafı neden ettim ve sözü nereye getireceğim… Bugün öğleye kadar turum vardı ve yarın ki turum için acentem saat 15.00 ten sonra ofise gelmemi, dosyayı ve avansı almamı söyledi. Ben de en geç 16 ya kadar uğrayacağımı söyledim ama gel gelelim önce vapuru sonra İzban ı. Girne, otobüs fakiri, malum, Büyükşehir in marifeti. Taksi durağına geldim taksi yok.

Bir kaçırma furyası yaşıyordum ve sonu hayra çıkar inşallah diye dua ettim. Böylesi durumlarda ya birine rastlarım ya da bir şey olur; yani ekseri ders alınacak, hayatımda etki bırakacak bir şeyler yaşarım. Yıllar önce yazmıştım: Kuşadası nda minibüsü kaçırdım, bomba patladı misal. Buna benzer… Eskiden bu tür aksaklıklara çok sinir olur kendi kendime söylenir dururdum. Yaş kırkı geçince insan daha farklı düşünmeye başlıyor mu ne… Artık fazla takmıyorum ya da takmamaya çalışıyorum.

Peki, ne yapıyorum? Çok stresli olduğum zamanlarda önce “vardır bir hayır '' diyorum. Eskiden “hayır mayır yok, basbayağı kaçırdın, al şimdi buyur '' derdim artık pek demiyorum. Sonra dinlediğim müzikler var; onlardan açıyorum ve takıp kulaklığımı dünyadan demeyeyim ama çevreden biraz olsun kopmaya çalışıyor, iç dünyama dönüyorum. Yaptığımız iş gereği hep dışadönük ve aktif moddayız ziyadesiyle. Bu yüzden bazen kendimizi dinlemek ve içimizdeki sese kulak vermek faydalı oluyor.

Bugünü farklı kılan; zar zor yetiştiğim otobüse binememem oldu. Zira şoförle yanında torunu olan orta yaş üstü bir amca tartışıyorlar. Son ses dinlemekte olduğum müziği yarıda kesiyor, kulaklığımı çıkarıyor ve tartışmaya kulak misafiri oluyorum. Bakın! Olmadı, çevreye kayıtsız kalıp kendimi izole edemedim bir süreliğine de olsa. Sorun; yedi yaşındaki torunun bileti. Amcamız; bu yaştaki çocuktan neden bilet istendiğini soruyor, şoför de ‘kural böyle bilet kullanmak zorundasınız , diyor.

Amcamızın yüzü sapsarı ve oldukça da mahcup, çocuk neredeyse ağlayacak, şoför kızgın, yolcular tartışmanın nereye varacağını ve nasıl sonuçlanacağını merak ediyorlar. Dayanamıyorum; ufaklık için kart basıyorum. Amcamız teşekkür ediyor; konu anlaşıldı zira amcamın kartı boş. Torununu okuldan almış ama ahh parasızlık. Hani demişler ya; “anasızlık, babasızlık ama bir de parasızlık… '' .

Hastaneden emekli amcamın eline 1.500 TL geçiyormuş. “Sadece 15 gün yetiyor, ayın geri kalan kısmı parasızım '' , diyor. Torunu okula götürüp getiriyor ve okul ihtiyaçlarını kendisi karşılıyormuş. Her istediğini alamıyorum, diyor. Şimdi, emekli, dar gelirli ve köylünün durumu ortada ve buna girmiyorum. Burada üstüne basmak ve altını çizmek istediğim konu şu: Memlekette ‘8 yıllık zorunlu eğitim var mı? Var.

O halde haftanın beş günü okula gitmek durumunda olan bir çocuktan, yedi yaşındaki yavrudan neden para alıyorsun? Neden ülkemde ilköğretimde okuyan yavrucuklardan belediye otobüslerinde para alınır? Belediye, şayet ilkokul öğrencisinden para kazanmak istiyorsa bunu bizlerin biletine biraz daha zam yaparak telafi edebilir. Misal 2,40 TL yapacağına 2,50 TL yap en kestirmeden…

Eğitim şart. Her şeyin başı eğitim, diyoruz ama eğitimin başındakiler en başta, zerre eğitimden haberleri yok. Sen hem okulu zorunlu yapacak hem de ufacık okul çocuğundan zorunlu yaptığın okula giderken para alacaksın… 65 yaş üstünü bedava bindirirken 15 yaşına kadar ki çocukları da otobüse ücretsiz bindirmelisin ki ben o zaman senin memlekette milletin eğitimine bir faydan olduğuna inanayım. 65 üstü adamın hiç olmadı aylık geliri, emekliği var. 6,5 yaş üstü okul talebesinin ne geliri var?

Eğitim olsaydı eğer, her yılı bırakın, her hafta yeni bir sınav sistemi açıklanmazdı. 80 milyonluk ülkenin daha sınav sistemi yok. Ben de burada oturmuş, neden bahsediyorum... Okul çocukları toplu taşıma araçlarına ücretsiz binsin. Göz Var İzan Var, değil mi?

Mevzu, üstelik Atatürk ümüzün en önem verdiği konulardan, “eğitim '' … Eğitim, beyler! Böylesi anlamlı bir günde hele... Yüreğim öyle bir burkuldu ki bu öğleden sonra, anlatamam. O masum yavrucak ve maruz kaldığı gergin ortamın kendisinde bıraktığı anlamsız, tarifsiz korku. Nemli gözler ve büzüşen dudaklar… Sen üzülme çocuk. Keşke çok param olsa da eğitim hayatın boyunca bütün yol masraflarını ben karşılasam… Yeter ki sen üzülme, sen korkma! Kıyamam. Bunu düşüncesiz biz büyüklerin okumuş cahilliğine, hala şu memlekette eğitimi bir yerlere oturtamamışlığımıza, acemiliğimize ver.



‘Eşek hoş laftan ne anlar mış… Maruzatımız yine Marko Paşa ya mı yoksa? Yok mu bir Allah ın kulu? “Okul çocuklarından toplu taşım araçlarında neden para alıyorsunuz? '' , diyecek ve bunu gerekli yerlerde yüksek sesle dillendirecek biri?

Pardon! Duymadım!

          |                              

Asil S. TUNÇER
Profesyonel Turist Rehberi
11 Kasım 2017 Cumartesi
Mesaj Gönder 351



 Yorumlar

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ANRO TURİST REHBERLERİ ODASI, YENİ YERİNDE

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
HES CENNETİ GİBİ GÖSTERDİLER, CEHENNEME ÇEVİRDİLER!

Mahmut Ökçesiz
Yazara Mesaj gönderin
ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -10

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
LÜBBEY KÖYÜ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GELECEĞİNDE 55 YAŞ ÜSTÜ TURİSTLER VAR

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
BENİM BABAM ATATÜRK'Ü GÖRDÜ...

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
GASTRO TURİSTLER

Recep YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
2017 TURİZM İSTATİSTİKLERİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .