PALERMO, KATANYA, SİRACUSA

SİCİLYA

Gezmeye doyamadığım, ayrılma konusunda da çok isteksiz olduğum Sicilya yı gezmeye devam ediyorum. Gezdikçe de gezdiğim ve gördüğüm yerleri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bu yazımda Palermo, Katanya ve Siracusa ya yer verdim.

PALERMO
2700 yıllık bir tarihe sahip ve çeşitli ulusların istilasına uğramış bir şehir. Her zaman gezenleri mutlu kılan kültürel zenginliklere ve renkliliğe sahip. Palermo da, muhteşem binaları, dar ancak hareketli ve değişik görüntüler veren sokakları ile baş döndürücü bir turizm merkezi.

Her tarafta görülen meydanları, parkları, Arap, Norman ve Roma mimari tarzı yapıları ile bir cazibe merkezi. Görülecek yerlerin çoğu yürüme mesafesinde olduğundan fazla zorlanmadan zamanınızın ve gücünüzün yettiği kadarını keyifle gezme imkanınız olacaktır. Kendinizi biraz yorgun hissettiğinizde tarihi dekorlar içerisindeki bir kafeye oturup içkinizi içerken yorgunluğunuzu da giderebilirsiniz.

Palermo daki en popüler yapı, hiç kuşkusuz ki Palermo Katedrali. Şaşalı görünüşü ve büyüklüğü ile dikkati çekiyor. Gerçekten özenerek yapılmış görkemli bir bina. Giriş kapısını çevreleyen mermer süslemelerdeki detaylar insanoğlunun zeka ve ustalığının yansımalarını gösteriyor.

Burada bulunan sutünlardan birisindeki Arapça yazılar, Katedralin yapımında Arap ustaların da çalıştığı izlenimini bırakıyor. Ahşap kapı üzerindeki çalışmalara söylenecek herhangi bir söz bulmak zor. Ben sadece muhteşem demekle yetiniyorum. İçeride göreceğiniz zemine yapılmış dönenceler, bu katedrale özel farklılık.

Bahçesi ve muhteşem görünüşü ile Palermo Katedrali, seyredenleri etkisi altına alan ve kendisine hayran bırakan Sicilya daki önemli tarihi eserlerden birisi.

Göze hoş gelen yapılardan diğeri de Massimo Tiyatrosu. Neo-klasik mimari tarzında inşa edilen bu tiyatro, baba filminin bazı sahnelerinin burada çekilmesi ile de ilgi odağı haline gelmiş. Önünde bulunan meydandaki faytonlarla gezi yapılabilir. Ancak ben karşısında bulunan sokaklarını gezmeyi tercih ettim ve çok da hoşca vakit geçirdim. Daracık ve birbirine dokunma mesafesinde inşa edilmiş kimi eski, kimi restore edilmiş görüntüleri ile bana büyük keyif verdiler.

Ana caddeye yakın yerlerde bulunan kafe ve restoranlar, son derece güzel. Daha içerilere girdikçe kafeler bitiyor, halkın yaşam alanları başlıyor. Bu benim aradığım güzellik. Onlara bakarken son derece mutlu oluyor, geçmişte ve şu anda yaşananları hayal ederek ortama ısınmaya çalışıyorum. Vaktiniz var ise deneyin derim.

Palermo nun dikkati çeken meydanlarından birisi de, Quattro Canti yani Türkçesi Dört Mevsim Meydanı. Gerçekte burası bir dört yol ağzı. Her köşede birer çeşme, çeşmelerin üstlerinde dört mevsimi temsil eden heykeller, onların üstünde dört İspanya kralının heykelleri, en üstte de şehrin koruyucu azizlerinin yer aldığı dört bina ile çevrilmiş göze hoş gelen ve turistlerin Palermo gezilecek yerler listelerinin vaz geçilmezi.

Sicilyalıların Utanç Çeşmesi diye adlandırdıkları gerçekte adının Piazza Pretoria yani Türkçesi Pretoira Meydanı olduğu meydanda 16. yüzyılda inşa edilmiş görüntüsü ile Fontana Pretoria bulunuyor. Çeşmenin etrafında hayvan ve deniz tanrılarına ilaveten çıplak ve kadın heykelleri yer almakta. İtalya ya Yolculuk kitabında Goethe, çeşmenin mimarisini zevksiz ve anlamsız bulduğunu yazar. Bana kalırsa güzel görüntüsü ile şehre renk katıyor.

Çeşmeyi sarı ve yeşil renkli süslemelerle kaplı kubbesi ile San Giuseppe dei Teatini Kilisesi ve Santa Caterine Kilisesi ile ana kapısında dört meleğin bulunduğu, halihazırda Belediye Binası olarak hizmet veren Palazzo Della Aquile çevrelemekte.

Bellini meydanında yürürken Arap-Norman tarzı üç kırmızı kubbesi ile dikkatimi çeken kilisenin adı San Cataldo. Son derece farklı görünüşü ile dikkatleri üzerinde topluyor.
Dikkatli olmazsanız Bellini Meydanı ndaki üzerinde üç kırmızı kubbesi ile Arap Norman tarzı San Cataldo Kilisesi ile San Cataldo yu es geçebilirsiniz.

Montreale Katedrali ni görmeden Palermo dan ayrılmayın. Montreale Katedrali, dıştan baktıldığında Palermo Katedrali kadar büyük ve ihtişamlı gözükmese de içeriye girildiğinde ziyaretçilerini büyüleyen bir katedral.
Mozaik sanatının zirve yaptığı bir yer burası. Duvarlardaki mozaiklerden insan gözlerini alamıyor. Bizans mozaik sanatının üst düzey örneklerinden birisi olarak kabul edilen bu mozaiklerdeki canlı renk ve detaylardaki ustalık, olağanüstü güzel.

Yapımına 1174 yılında başlanan ve 1182 yılında tamamlanan bu katedral, Sicilya daki en güzel Norman kilisesi olarak kabul ediliyor. Hele mozaiklerin yapımında kullanılan 2200 kilogram altının ışıldayan ve gözleri kamaştıran parlaklığı mozaiklerin manevi değerinin yanında maddi değerinin de paha biçilmez olduğunun kanıtıdır. Aynı zamanda da kilisenin zenginlik, israf ve gösteriş çılgınlığının nerelere kadar ulaştığının dünden bu güne yansımaları.

KATANYA
Etna yanardağının eteklerinde kurulan bu güzel şehir, bu dağın karanlık ve ürkütücü görüntüsüne rağmen gezildikçe gezme isteğinin arttığı farklılıklarla dolu. Her yerden Etna yanardağının görüntüsü karşıma çıkıyor, gözüm senin üzerinde der gibi beni süzüyor.

Gece gittiğim otelimde sabah kalktığımda tam karşımda yine dumanları tüten Etna yanardağı vardı ve kahvaltı ederken gözüm ona takıldıkça lokmalarım boğazımda düğümlendi.

Belki de Katanyalıların eskiden olduğu gibi tanrılara armağan olsun diye Katanya nın en güzel, işlek ve ünlü caddesine Etna Caddesi demelerinin nedeni, dağın ürkütücü görüntüsünden duydukları korkudur. Zaten dümdüz devam eden bu caddenin başlangıcından sonuna kadar Etna yanardağı görülebiliyor. Buradaki görüntüsü ile de ben buradayım mesajını veriyor.

Çevresi barok mimari tarzı binalarla çevrelenmiş şehrin meydanı Piazza del Duomo ya ulaştığımda simge haline gelmiş Catania Katedrali, hemen dikkatimi üzerine topluyor. 11. yy.da yapılmış oldukça gösterişli mimari yapıya sahip bu katedral, 1693 yılında meydana gelen bir depremde yıkılmış ve daha sonra yeniden inşa edilerek bu günkü görüntüsüne kavuşmuş. Katedrali özel yapan bir husus da içerisinde Bellini nin mezarının bulunması.

Meydanın ortasındaki Fontana dell Elefante diye adlandırılan fil heykelini 1736 yılında Giovanni Battista Vaccarini bir araya getirmiş. Lav taşlarından yontularak yapılmış bu sevimli filin üstüne de Mısır ın Aswan bölgesinden getirilmiş bir obelisk yerleştirilerek heykel tamamlanmış. Bu heykelin neden yapıldığına ve buraya neden konduğuna dair birçok rivayet var. Bunları anlatarak sizi dedikodularla boğmayayım. Ancak heykelin bu günkü en önemli görevi, Katanya halkının bir buluşma noktası olması.

Katanya ya 45 kilometre uzakta ve Avrupa kıtasındaki en yüksek yanardağ olan ve 2013 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi ne alınan Etna yanardağına da gittim. Meraklıları için oldukça enteresan olan bu yanardağ bana pek bir şey ifade etmediği için gittik mi gittik işte hesabından oldu. Gördüğüm iki kraterden sonra fazla oyalanmadan zamanımı daha güzel yerlere ayırmak için ayrıldım. Ancak inerken ve de çıkarken manzara gerçekten etkileyici idi.

SIRACUSA
Antik Yunan Dönemi nde bir koloni devleti olarak kurulup Barok mimarisi ile günümüze kadar gelmiş ve ünlü bilim adamı Arşimet‘in yaşadığı güzel bir şehir Siracusa.
Siracusa nın turistik ve cazibe merkezi olan Ortigia bölgesi, gerçekte bir ada ve ana karaya köprü ile bağlanmış.

Porta Urbica yı geçtikten sonra, tarihi kalıntıları, gösterişli kiliseleri ve muhteşem görünüşlü katedrali, eski ve geleneksel mimari yapısı, günü dolu dolu yaşayan dar sokakları ve kalesi ile tarihi merkez, sizi hemen içine alıp, sımsıkı kucaklayacak ve gözlerinizin önüne geçmişten tarihi sayfalar sunacaktır.

İşte bunlardan ilki, milattan önce 6. yüzyıla giden tarihi ile Apollo Tapınağı (Tempio di Apollo). Bizans döneminde kilise olarak hizmet veren yapı, 831-1072 yılları arasında adanın Müslüman hakimiyetinde cami olarak kullanılmış.

Siracusa daki Duomo Meydanı (Piazza Duomo), görsel tarihi bir şölen. Büyüleyici mimari yapıları ile insanı etkisi altına alan bu meydan, dar bir sokaktan geçip aniden karşınıza çıktığında kendinizi tarih kitabından kopmuş ve kaybolmuş bir sayfayı bulmuş gibi hissedeceksiniz.

Muhteşem görüntüsü ile 640 yılında Bizanslılar tarafından inşa edilmiş. Arap döneminde cami, Normanlar döneminde kilise olarak kullanılmış Katedral (Duomo di Siracusa), sizi hemen büyülecektir. Bu etkiyi atlatayım da biraz kendime geleyim derken; Santa Lucia alla Badia Kilisesi nin etkisi altına gireceksiniz.

Meydandan dar sokaklardan birisinden geçerek denize doğru giderek ayrıldığınızda karşınıza Grande Limanı na bakan şirin bir teras çıkacaktır. Bu terasın alt kısmında, denizle kara arasında kalan alan içerisinde papirüs bitki ve renkli balıkların bulunduğu doğal bir tatlı su birikintisi göreceksiniz.

Deniz kıyısındaki balıkçı lokantalarını solunuza denizi de sağınıza alıp güzel manzaranın eşliğinde ileriye doğru ilerlerseniz Maniace Kalesi ile karşılaşırsınız. Tarihi 1239 yılına kadar geri giden bu kale Tanrıça Hera için yapılan tapınağın üzerine inşa edilmiş.

Gezinize kalan zamanınıza göre bu kaleyi dahil edebilir ya da Siracusa nın dar, evler arasına asılmış mis gibi çamaşır kokularının bulunduğu, komşuların pencereden pencereye bağırarak konuştuğu, çocukların bağrışarak ve gülüşerek koşuşturduğu, hepsi farklı görüntüler veren tarihten fotoğraflar gibi dar sokakları gezebilirsiniz.

Ben ikisini de gezdim. Yok benim zamanım kısıtlı ikisini de gezemem derseniz. Ben size kaleye dışarıdan bakmanızı, ara sokakları gezmenizi öneririm.

Bu yazımla Sicilya gezisini tamamlamış bulunmaktayım.

Sicilya, tarihi, kültürü, yaşadıkları, halkı ve doğası ile gezenlerin göz ve gönüllerini fethediyor. Deniz ürünleri ve Sicilya ya özgü tatları ile damaklara büyük bir keyif veriyor.
Az da olsa Sicilya ya gidip Sicilya yı yaşamak hayatta sahip olabilecek güzel anlardan ve ayrıcalıklardan birisi olacaktır.
Size Sicilya ya iyi yolculuklar.
Hoşça kalın.

olay.salcan@gmail.com
olaysalcan.blogspot.com


          |                              

Olay SALCAN
Gezi Yazarı
15 Mart 2019 Cuma
Mesaj Gönder 620



 Yorumlar

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
MERMER OCAĞI RUHSATI VERİLEN ARAZİ GENETİK HAZİNE ÇIKTI!

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
AKOK MEVSİMİ AÇTI

Fatih KUTLU
Yazara Mesaj gönderin
MARDİN MİDYAT HASANKEYF 2

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
MARDİN KAPI HİÇ ŞEN OLMUYOR

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
HEORTOLOGİE

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
SAKLI CENNET ARTVİN

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GENÇ ROL MODELİ: SİDAL YAŞAR

Elif ÇALIŞKAN
Yazara Mesaj gönderin
HAYVANLARLA KONUŞABİLSEK NE GÜZEL OLUR

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
IBO KONSTANZ GÖLÜ FUARI VE KAPANIŞI Yorum VAR !

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti




. . .