Güncel

KWAİ KÖPRÜSÜ’NDEN RÜZGAR GİBİ GEÇTİK…

KWAİ KÖPRÜSÜ’NDEN RÜZGAR GİBİ GEÇTİK…

Tayland dizisine devam..Yazarımız Olay Salcan; bu bölümde Kwai Köprüsü’nü anlatıyor. İşte kahramanlık destanı Oskarlı filmi ile hafızalara kazınan o muhteşem ıslıklı melodisi ve Kwai Köprüsü…Keyifli okumalar..

OLAY SALCAN- turizmhaberleri.com / ANKARA
TAYLAND : KWAİ KÖPRÜSÜ

Tayland’a yaptığımız gezide Kwai Köprüsü’nü gezmek fırsatımız da oldu. Birçok güzel ve enteresan yer gördüm, ama en çok etkilendiğim yerlerden birisi de Kwai Köprüsü’dür. Baktığınızda üzerinden tren giden çelikten yapılmış olağan bir köprü. Böyle baktığınızda köprü hiçbir şey ifade etmiyor. Filmini seyretmeyenler ve müziğini bilmeyenler için bu çok normal. Köprüyü gördüğümüz zaman gösterdiğimiz tepkinin nedenini anlamamış olmalarını da olumlu karşılıyoruz.

Yazının başlığını görünce, 1950 yıllarında yaşamış ve bugün hayatta olup bu filmi görenlerin, hemen ıslıkla bu şarkıyı çalmaya başladıklarına bahse girerim. Filmini belki çok kimse seyretmiştir, ama ıslıkla çalınan marş ritmindeki bu melodiyi dinlemeyen çok azdır.

OSKARLI FİLM
David Lean tarafından çekilen, William Holden, Alec Guinness ve Jack Hawkins gibi büyük sinema yıldızlarını bir araya getiren, 1957 tarihli ABD yapımı film, sinema tarihinin kilometre taşlarından birine imza atmış. Kwai Köprüsü, 1957’de yedi dalda Oscar ödülü kazanmış. Ayrıca 1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından ”kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiş.

Sinemada öyle filmler vardır ki, daha çok müzikleri ile öne çıkarlar ve o müzikler kulaklarda kalıcı olur, dudaklardan hiç düşmezler. İyi, Kötü ve Çirkin, Dr. Jivago ve Top Gun bunlara verilebilecek güzel örneklerdir. Ancak bana göre en güzeli Kwai Nehri filminin müziğidir. Islıkla çalınan bu müzik dudaklarımıza adeta yapışmış ve belleğimize kazınmıştır. Bizim dönemimizde olan herkes bunu hatırlar. Ben zaman zaman bu melodiyi hala çalarım. İnsana keyif verir.

1943’de Burma’da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson’dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini ister. Saito’nun amacı, bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito’nun baskılarına dayanamayan Albay, bir süre sonra köprünün emri altındaki esirler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson, düşmanının esiri konumunda da olsa, Saito ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede alt etmiş olacağını düşünür.

İnşaat ilerledikçe Nicholson, köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.. Bu arada İngilizler, yapımı devam eden köprünün imha edilmesi için bir komando birliği görevlendirir. Bir tarafta köprüyü tamamlamak için her türlü kötü yaşam şartlarında, hayatlarını hiçe sayarak çalışan İngiliz askerleri, diğer tarafta köprüyü havaya uçurmaya çalışan İngiliz komandoları.


NOSTALJİK BİR YÜRÜYÜŞ
Köprünün üzerinden yürümeye başlıyoruz. Karşı kıyıya kadar bir yolculuk yapacağız ve tekrar geri geleceğiz. Duygusal bir an. Özellikle bizim gibi filmini seyretmiş olanlar için çok farklı. Emin olun giderken ve dönerken hep melodiyi ıslıkla çalıyoruz. Benim gibi yapan pek çok insan var. Bu köprünün yapımı sırasında kaç kişi hayatını kaybetti, kaç kişi nehire düşürek yok oldu¿ Hüzün verici.
Bu filmi seyrederken birgün Tayland’a geleceğim ve bu köprüyü görüp üzerinde yürüyeceğim hiç aklıma gelmezdi. İnsan yaşadıkça ve gezdikçe görüyor. Ancak gezerek oluyor bunlar.


GERÇEKTE BİR ANIT
Filmi seyretmeyenler için beton ayakları üzerinde Kwai Nehri’nin iki yanını birleştiren çelikten yapılmış, üzerinden tren geçen alelade bir köprü. Hiçbir özelliği yok. Gerçekten de öyle. Bu II. Dünya Savaşında yapılmış köprü değil. Çünkü o köprü uçurulmuş ve yerine bu yapılmış. Ancak bu yeni köprü burada savaş sırasında yaşananlar ve ölenler için bir anıt niteliğinde.

Köprü, gerçekte Japonlar’ın üstünlük sağlamak için ülkenin derinliklerine doğru ilerleyen tren yolunun çok küçük bir parçası. Tren yolunun adı, Ölüm Yolu diye geçiyor ve Tanland’ı Burma’ya bağlamayı hedefliyor. Bu tren yolunun yapımı sırasında yalnızca esirler değil, onbinlerce Asyalı işçi de çalıştırılmış. Onbinlercesi de, acımasız çalışma ortamı ve koşullarından dolayı hayatlarını kaybetmişler. Bu nedenle bu Kuwai Köprüsü’ne yalnızca ölen esirler için değil, tüm burada çalışarak hayatlarını kaybetmiş insanlar için dikilen bir anıt olarak bakmak gerekiyor. O zaman da bu köprü, insanın gözünde bir başka görünüyor.

Bu 415 kilometrelik tren yolunun ilk keşiflerini yapan Japon mühendisler, yolun ancak beş yılda bitirilebileceği tahmin etmişler. Fakat Japonlar, çalışanları ve esirleri zorlayarak yolun 16 ayda bitirilmesini gerçekleştirmişler. Bu da, Japonların yolun bu kadar kısa bir sürede tamamlanması için çalışanları ne kadar insanüstü çalışmaya zorladıklarını göstermekte.

JEATH SAVAŞ MÜZESİ
Özellikle hemen yakındaki müzeyi gezip köprünün yapımında esir askerlerin yaşadıklarını gördükçe bu köprünün bir anıt olduğunu daha da iyi anlıyoruz. Bu müzenin adı JEATH Savaş Müzesi. JEATH, Japan (Japonya), England (İngiltere), America (Amerika), Australia (Avusturalya), Thailand (Tayland), ve Holland (Hollanda) ülkelerinin baş harflerinden oluşmuş. JEATH Savaş Müzesi, gerçekte bir açık hava müzesi. Müze, 1977 yılında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Müzede Ölüm Yolu’nun yapımı ile ilgili çok sayıda malzeme sergilenmekte. Müzeye girildiğinde bambu ağaçlarından yapılmış bir kulübe içerisinde fotoğraf kolleksiyonu sergileniyor.

Sergilenen fotoğraflar, tren yolu yapımında çalışan esirler ve Taylandlılar tarafından gerçek ortamda çekilmiş. O nedenle o günkü durumu bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermekteler. Ayrıca esirlerin günlük ve notlarını da görebiliyoruz. Tüm bunlara ilaveten; esirler tarafından kullanılan tabanca, bıçak, helmet, mataralar da sergilenmekte. Savaşın insanlık için ne kadar kötü bir olay olduğunu göstermesi ve ibret alınması açısından müze gezilmesi gereken yerlerden birisi.

KWAI TRENİ İLE YOLCULUK
Köprü üzerinde yürüdük, müzeyi de gezdik ve şimdi de trene binip bu tarihi Ölüm Yolu üzerinde bir gezi yapacağız. Yakın olduğu için tren istasyonuna yürüyerek gidiyoruz. İstasyonun adı, Kwai Nehri Köprüsü İstasyonu. Sonunda mavi ve beyaz renklerden oluşan tren geliyor. Tren bizim banliyo trenlerimiz gibi. İki sıralı tahta koltuklar var. Karşılıklı oturuyoruz. Trende Taylandlılar olduğu kadar turistler de var. Zaman zaman yol boyu ıslıkla melodiyi çalıyoruz.

Tren rayı boyunca film şeridi gibi önümüzden geçen Tayland kırsal kesim manzaralarını seyrediyoruz. Göller, köyler, yemyeşil ormanlık alanlar, rengarenk çiçeklerin kapladığı tarlalar, tarlalarda bize el sallayan çalışanlar. Gerçekten çeşitlilik ve renklilik gösteren görüntüler. Ayrıca bazı yerlerde uçurumlardan sıfır derecede, ürkütücü bir şekilde geçiyoruz. Bazı yerlerde de dar tahta köprülerin üzerinden giderken son derece yavaş seyir ediyoruz. Eğlenceli, keyifli, nostaljik ve o kadar da hüzünlü bir gezi oluyor. Çünkü bizim gülerek, eğlenerek geçtiğimiz bu yolun inşasında onbinlerce kişinin ölmüş olmasını bilmek, hüzün vericiydi.


Bu köprü üzerinden trenle geçtiğimizin kanıtı olarak fotoğraflarımızı çekerek adımıza birer resimli bilet hazırlayıp veriyorlar. Anlayacağınız turizm her yere girmiş. Böyle bir bileti kim istemez ki¿

Tayland gezimizin de sonuna geldik. Ama gezilerin değil. Bundan sonra bakalım nerelerde olacağız¿ Göreceğiz.
Yeni bir yazımda tekrar buluşmak üzere hoşça kalın Saygılarımla.

 

2012-08-12
Haber Arşivi
Turizm Haberleri

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL