Güncel

BAKANLIK YENİ MÜZEKART UYGULAMASINI TEKRAR GÖZDEN GEÇİRMELİ..

BAKANLIK YENİ MÜZEKART UYGULAMASINI TEKRAR GÖZDEN GEÇİRMELİ..

Yazarımız Tolga Fahri Çakmak; yeni Müzekart uygulamasındaki kısıtlamaların detaylı analizini yapıyor. Genç turizm yazarımızın görüşlerini Bakanlık yetkililerinin dikkatine sunuyoruz.

TOLGA FAHRİ ÇAKMAK- TurizmHaberleri.com / İSTANBUL

ARTISIYLA EKSİSİYLE YENİ MÜZEKART UYGULAMASI
2008 yılı Ağustos ayı itibariyle hayatımıza giren müze kart çıktığı dönem herkesten tam not almış, tıpkı sloganının vaat ettiği gibi ” Müze Gezdiren Kart” rolünü harika bir şekilde sürdürmüştü. Müze bilincinin halka inmesinde yadsınamaz bir görev üstlenmiş, üstelik bu görevde de oldukça başarılı olmuştu.

Kartın çıktığı ertesi sene sekiz yüz bini aşan kart sahibi üç milyondan fazla müze girişi yaparak kartı ne kadar etkin kullanıldığını da göstermişti herkese. Müze kartın özelliği gereği tüm müzelere sınırsız giriş hakkı tanıması başta konu ile ilgili bölümlerde okuyan (arkeoloji, sanat tarihi, turizm rehberliği gb) üniversite öğrencilerinin bilhassa işine yaramış, derslerde gördükleri tarihi içeriğin teorik bilgisini müzelerdeki eserleri inceleyerek pratiğe dökme şansı bulmuşlardı.

Lisans’ta turizm rehberliği okuyan biri olarak bunun canlı örneğini de teşkil ettiğimi söyleyebilirim. Bir sene içerisinde kaç defa Anadolu Medeniyetleri Müzesi veya İstanbul Arkeoloji Müzelerini ziyaret ettiğimi ben bile hatırlamıyorum. Derslerde gördüğümüz önemli tarih öncesi tabletleri veya ilgili arkeolojik döneme ait buluntuları canlı inceleme şansı (üstelik sadece bir kez ücret ödeyerek) bilgilerin kalıcılığında oldukça önemli bir yer tutan fevkalade cazip bir durumdu.

Fakat 2013 yılının gelmesi ile işler biraz değişti. Müze kart çeşitli kısıtlamalara gitti ve sınırsız müze gezme hakkını kart sahiplerinden alarak bu hakkı tek seferliğe indirdi. Limitsiz gezmek isteyenleri ise müze kart (+) plus a yönlendirdi. Üstelik bu kartın öğrenci seçeneğini de es geçerek öğrenci veya ziyaretçilerden tam para (50 tl) talep etti.

Daha önceden öğrenci kartı alan ve fiyatın yarısı ödeyip 10 tl ye tüm müzelere giriş hakkı sağlayan öğrenciler için bu yüzde 500 lük bir artış demekti ki ilgili üniversite bölümlerinin öğrencileri gerek facebook gerek twitterdan konu ile ilgili fikirlerini güçlü şekilde beyan ettiler. Hatta kimi sitelerde kararın geri çekilmesine ilişkin sanal imza kampanyaları bile başlatıldı. Bu kampanyalardan sonuç çıkar mı çıkmaz mı bilemiyorum ama benim değinmek istediğim alınan bu kararın müzeler açısından doğruluğu veya alternatifi ne olabilirdi konusu.

Hazırlanan tepki afişleri müzelerin birer ticaret olmadığını haykırırken bu açı ile bakıldığında insanın sahiden böyle bir düşünceye kapılmaması elde değil. Fakat kartın kapsamında gidilen değişim cidden daha çok para kazanmak için mi (¿) bence bunu bir kere daha düşünmekte fayda var.

2011 yılı müze istatistiklerini incelediğimizde, müzelerimize gelen toplam ziyaretçi sayısının 28 milyon gibi bir sayıya ulaştığını görüyoruz. On yıl öncesinin verileri ile karşılaştırdığımızda (2001: 7.590.138 kişi) yaklaşık 21 milyonluk sevindirici bir artış göze çarpsa da bu aynı zamanda müzelerimizdeki deformasyonun da artabileceğinin göstergesidir. Hele ki konu binlerce yıllık hassas yapılar olduğunda bu durum çok daha fazla ön plana çıkmakta ki bu hususta özel bir önem arz eden Ayasofya Müzesi’nin aynı zamanda en çok ziyaret edilen müze olması bahsettiğimiz yıpranmaya en güzel örneklerden biridir.

Turizmde birbiri ile çok alakalı iki adet kavram mevcut. Bunlar ”sürdürülebilir turizm” ve ”taşıma kapasitesi”. Basitçe tanımlamamız gerekirse sürdürülebilir turizm, ziyaretçiler, yerel halk ve destinasyonlar arası verimli ilişkiler esasına dayalı, kaynakların yok edilmeyip turistlerin kandırılmadığı veya yerel toplumun zarar görmediği bir durumu bize anlatırken, taşıma kapasitesi hizmet ve faaliyet devamı esnasında hem çevre değerlerini korumayı hem de çevre materyallerinden alınan hazzı azaltmamaya yönelik devamlılığın ifadesidir.

Aslına bakarsanız bu iki kavram çerçevesinde müze kart uygulaması ilk yürürlüğe konulduğunda konu ile ilgili bu açıdan tereddütlerim mevcuttu. Zira hedef müzeleri sevdirmek olsa da müze kültürümüzün oturmamış olduğu bir gerçek. Bu gün hala flash lı fotoğraf çekmenin yasak olduğu fresklerle süslü kiliselerde patlayan deklanşörler insanın gözünü alabiliyor. Yerli veya yabancı turisti fark etmeksizin ne kadar uyarsanız etrafa tabelalar koysanız da bu değişmiyor ve dalgınlıkla veya sözde (!) dalgınlıkla bir anda ışıktan zarar görebilecek fresklerin üzerine flashlar patlayıveriyor. Müze kart ile müzelerimizin eskiye göre daha fazla dolduğu bir gerçek ama aynı şekilde müzenin taşıma kapasitesini aştığımız ve bize miras olup gelecek nesillere miras bırakmak zorunda olduğumuz tarihi değerlerin bu şekilde korunamayacağı açık.

14.01.2013 tarihli Radikal gazetesinin konu ile ilgili haberinde kimi tarihi mekanların fiziksel yapısını bozmamak ve alanda daha rahat gezebilmek için randevulu sisteme geçilebileceği yazmakta. İstanbul’un yılda neredeyse on milyona yakın turist ağırladığı ve bu büyük hacmin Ayasofya ve Topkapı gibi müzelerimize yığıldığı düşünülürse kararı mantıklı bulmamak elde değil.

Peki yeni müze kart uygulamaları tamamen doğru mudur¿ Sınırsız müze gezme seçeneğinin sadece plus karta özel olması ve bu kartın öğrenci seçeneğinin olmaması ne kadar doğrudur¿ İşte bu noktada yazımızın başlığı olan ”artı ve eksisiyle” sözü öne çıkmakta ve bize eksi yönlerini göstermektedir.

Yukarıda ilgili üniversite bölümlerinin öğrencilerinin bu müzelerden artık mahrum kaldığını veya 50 tl ödemeye mahkum edilmemesi gerektiğinden bahsettik. Tabi ki bu olayı sadece ilgili bölümlerle sınırlı tutmak büyük bir bencillik olacaktır. Tarih bilincinin ne kadar önemli olduğunu burada anlatacak değilim fakat hepimiz ilkokul sıralarından bu yana bunun önemini bir şekilde öğrenmekteyiz. Müzeler bu bilinç yolunda oldukça önemli bir yer teşkil etmekte.

Bizim ilk ve orta öğretim okullarını içeren ve çocukların müzeye olan sevgisini, tarihe olan ilgisini arttırmaya yönelik program ve projelere ihtiyacımız varken, bu kadar genç ve öğrenci nüfusuna sahip bir popülasyona sahipken yeni müze kart uygulamasında öğrencilere dair hiç bir uygulamaya gidilmemesi büyük bir hata gibi duruyor. Kartın bir yıllık geçerlilik süresi belki daha aşağıya çekilebilir, kapsamına dair başka uygulamalara giderek (örneğin sadece kartın verildiği şehirdeki müzelere gitmek gibi) yine yarı fiyatına sınırsız müze ziyareti seçeneğinin öğrencilere ulaştırılması gerektiğini düşünmekteyim.

Dilerim ilgili kişiler öğrencilerin yılda bir kereden daha fazla gidebileceği ve öğrenci indiriminin uygulanacağı yeni bir müze kart uygulamasına yakın zamanda giderler. Çünkü bu hali ile sürdürülebilirlik çerçevesinde olumlu, ama yeni nesillerin müzeyle olan bağının sağlamlaşması açısından olumsuz bir tablo çizilmekte.

 

2013-02-14
Haber Arşivi
Turizm Haberleri

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL