Güncel

Asil S. Tunçer yazıyor: İzmir’im, İzmirlim!

Asil S. Tunçer yazıyor: İzmir’im, İzmirlim!

Ege’nin incisi İzmir’i, İzmirli olmanın o sıradışı ve renkli özelliklerini muhteşem örneklerle sıralayan yazarımız Asil S.Tunçer; soruyor, neredesiniz¿… Yorumlarınızı bekliyoruz İzmirliler….

Asil S. TUNÇER- turizmhaberleri.com/ Kuşadası

İZMİR’İM, İZMİRLİM
Kumral Kızların ve Beyaz Martıların Kenti İzmir

İnsancıl ve ilerici kafaya sahip İzmirliler. Zeki ve zanaatkâr, yaratıcı ve yapıcı. Medeni ama geleneklerine bağlı. İlkeleri olan ve ilklere imza atan. Ciddi ama bir o kadar da nüktedan; aynı zamanda rahat görünümlü ama huzursuz ve yerinde duramayan. Kıpır kıpır dedim ya, adı gibi kendi gibi İzmirli.

Kahvaltıda boyoz-yumurta veya gevrek-tulum yiyen ama çayını da vapurda -döke sallana- içen, öğlen kumru-ayran ve akşam yemekte ise çipura balık ve yeni rakısını sofrasından eksik etmeyen. Hiç bulamadı kokoreç-midye ile karın doyuran, yediğine bakarsan insan bunu yer mi be diyeceğin ama bir kere denedin mi vazgeçemeyeceğin yiyecekleri İzmirlinin.

Vapurla karşıya geçen, elinde yarım gevrek veya poğaçasını ikiye kırmış martılara atan, koltuğunun altına sıkıştırdığı kitabı ve elindeki çiçeklerle sevgilisini saatlerce vapur iskelesinde bekleyen… İmbatta havalanan eteklerini aldırmadan sevgilisinin boynuna atılmak için koşan ve elindeki parça çikolataları sağa sola saçan kumral göçmen kızları Çamdibi’nin, neredesiniz¿

Gülen yüzleriyle etrafta gülüşen gençlere gözlerini dikmiş yuvarlak gözlüklü teyzelerle hiç durmadan yanındaki bankta oturan emekli arkadaşına eski İzmir’i ve Bayramyeri’nde, Basmane’de nasıl kız tavladıklarını anlatan amcalar neredesiniz¿ Konuşunca vay be ne güzel insanlar varmış memlekette diyeceğin Bucalılar, Eşrefpaşalılar, neredesiniz¿

Göremez oldum Pınarbaşı’nda kırlarda cibes ve radika toplayan amcaları¿ Kırma zeytin yapan ve biber turşusu kuran nineleri Seydiköy’ün¿ Neredesiniz elinde fileyle terden sırılsıklam olmuş halde pazardan eve dönen üç nesil dede, baba ve oğulları Örnekköy’ün; sardunya ve fesleğen saksılarına su döken, balkondan balkona hal hatır muhabbeti kuran yengeleri Şemikler’in, neredesiniz¿

Osmanbey Parkı’nda gelin-görümce çiğdem çıtlatan, Anıt’ta oturup güneşlenen ve karşıya geçen vapurlara bakan, bankta gazete okuyup sade gazoz içen şehrimin o güzel, saf ve temiz ruhlu insanları, neredesiniz¿ Nerde o sallanan eller tren katarlarının ardından Şirinyer’de¿ Nerde o gemiler ayrılınca limandan uzaklara dalıp, donan bakışlar ve nerde o son kontrolden geçen yolcusu için süzülen gözyaşlarıyla, duygu dolu sevecen yüzlü ve sulu gözlü insancıkları Bayraklı’nın, ne taraflardasınız¿

Elinde gazetesi, dizinde kedisi ve nargilesiyle Yalı’daki kafelerde dedikodu yapan sefa-severler, neden yoksunuz artık¿ Otobüse bir yaşlı bindi mi yerinden fırlayan gençleri Gürçeşme’nin¿ Yolun karşısına dek elinden tutup geçirdiği yaşlıdan hayır duası alan sokaktaki genç adam¿ Parası yetişmeyene “yoksa kalsın bir daha sefere alırız” diyen Nergiz’in taksicisi, centilmenlik gereği incitmeden “bozuk yoksa sonra verirsin ağbi” diyen dolmuş şoförüm Altındağ’dan, hangi şehre gittiniz¿

Akşama kadar ekmeği benim için saklayan ve almasam dahi geri iade eden hoşgörülü bakkalım, senin yerine festfutçu açmış Çiğli’de… “Favorileri düzelttik sadece hocam, yok bir borcunuz” diyen Girneli berberim… “Anne sen yorulma torbayı ben çocukla eve gönderirim” diyen Alaybeyli manavım¿ Hani benim Kasaplar’daki kasabım¿ Kızılçullu Bakkal’ım¿

Siz buralardan taşındınız mı Kemerliler¿ Ben çocukluğumun kentini, bu şehirden hayatta gitmem dediğim İzmir’imin can insanlarını arıyorum çünkü onları çok özledim. Onlar neredeyse lütfen çıksın gelsinler zira kentiniz İzmir bugünlerde hiç de bildiğimiz, yaşadığımız ve alıştığımız şehir değil. Duydunuz mu Balçovalılar¿

Kordon’unu evi gibi seven, gerekirse yürüyen ve uğruna coplar yediği oturma eylemlerine katılan İzmirlim; Koca evine sığmaz ama ufacık balkona sığar ve çayıyla birasıyla demlenir Güzelyalılı emeklim, sizi görmez olduk son zamanlarda… Saat Kulesi’nin güvercinlerini yemleyen âşıklarım neden yoksunuz etrafta¿ Annesinden önce vapura koşan; çikolatasız, dondurmasız yolda yürümeyen çocuklarım sizi çok özledim.

Güzelyalı’da fistanlarını seyirde seyirde yürüyen cilveli kızlarımız ve elleri ceplerinde fink atan delikanlılar… Nerde o eve geç gelince asfalyası atan maço babaları Ballıkuyu’nun ve babasından gizli sigara içen oğlanların paketlerini koyunlarında saklayan Gültepe’nin tonton anaları benim¿ Faytonsuz, kadillaksız sünnet olmayan çocukları Kadifekale’nin, Kordon’da sahlep içmeden veya dondurma yemeden duvağını açtırmayan gelinler, Tepecik’ten geçmeden dünya evine girmeyen damatlarım; siz artık yoksunuz Gündoğdu’da füme kruvazeli ve beyaz gelinlikli evlenmiş çiftler¿

Hani nerde Enhoşlar’da “sütçiiyyy!” diye kapını vuranın, İhtiyari’de “domatttt!” diye pencerene bağıran bahçıvanın¿ Sen değil miydin yazın sübyecinin, kışın bozacının yolunu gözleyen Mezarlıkbaşı’nın… Bir oturuşta 4 kişi bir tepsi midyeyi deviren Kemeraltı’nda… Enginarın Urla’dan, patatesin Ödemiş’ten, bamyan Bornova’dan, kavunun Alaçatı’dan olmazsa tadın kaçardı ya, ne oldu¿ Cumaovası’ndan patlıcanın mı gelmedi¿ Torbalı’dan biberin mi ulaşmadı¿

Yarım uykuluk doyurmaz deyip üstüne bir çeyrek de Salhane’nin kokoreççisinden çeken, sıcaktan-nemden imbatla serinleyen, karı Spil’de ama baharı Yamanlar’da piknikle karşılayan komşular; ne zamandır yakan top oynamaz oldunuz mahallemin çocukları¿ Neden boşaldı kentimden kardeşlerim¿ Sizleri görmez olduk. Çeşme’de deniz, İnciraltı’nda balık-ekmek-soğan müptelaları ne zaman çıkacağız Teleferik’e kahve ve neskafe içmeye¿

Zeytinyağsız yemek, rokasız salata, nohutsuz pilav, nanesiz cacık, baharsız köfte, peynirsiz makarna yemezdin hani sen Gaziemirli¿ Cevizle inciri, tahanla pekmezi, balla kaymağı buluşturan, ekmeğin dolmasını yapan, kazanın dibini tatlandıran Betonyollu hemşerilerim… Güveçsiz keşkeksiz köy düğüne gitmeyen Bayındırlı, gittiği düğünde de mutlaka harmandalı oynayan Ödemişli, salonda nişana gelmiş her kızı dansa kaldıran Tireli bıçkınlar neden artık sus-pussunuz¿

Mustafa Kemal’i taparcasına seven, Hasan Tahsin adını duyunca boğazı düğümlenen, Zübeyde Ana’sına ve Latife Hanım’ına saygıda kusur etmeyen Reşadiyeliler, daralınca soluğu Hisar’da alan, vişne şerbetiyle limonatayı kana kana içen, Kızlarağası’nda kumda cezveyle, Karşıyaka’da patlamış mısıra doyan fakülteliler sizde mi¿ Bostanlı’da akşam, Kıbrıs Şehitleri’nde gece ve Kapılar’da sabahı karşılayan İzmir’in çapkınları, fuar kaçamaklarınıza ne oldu¿ Ne tez unuttunuz İkiçeşmelik’te-Üçyol’da kahvaltı, Bayraklı’da ve Asansör’de gün batımı yapıp demlendiğimiz günleri¿

Bisküviye kurabiye, margarine Sanayağ, mendile Selpak, çamaşır suyuna Klorak diyen Bozyakalı, Gedizli, Karabağlı ve Yeşildereli… Lütfen semtinize geri dönünüz Menemenliler… Kentiniz tanıyamaz oldum eyyy Hataylılar, Yeşilyurtlular, siz yoksunuz diye ne közde darıcı ne soğuk söğüşçü ne de Halep tatlıcı kaldı memlekette… Namazgâh’ın bademcisi yok, Halilrıfatpaşa’nın katmercisi kapatmış, Havra Sokağı’nın tahincisi sizlere ömür.

Bir yekindi mi Fahrettin Altay’dan Sait Altınordu’na yürüyen şehrimin tabana kuvvet adamları… İstedi mi kırk kişiye kırk aş pişiren vefakâr kadınları… Neredesiniz güzel İzmirliler¿

Neredesiniz¿

 

2016-01-05
Haber Arşivi
Turizm Haberleri

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL