Güncel

TURİZMCİLERİN SUSMASI SEKTÖRÜN ZAFİYETİDİR…

TURİZMCİLERİN SUSMASI SEKTÖRÜN ZAFİYETİDİR…

24.dönem CHP Niğde Milletvekili ve Sobek Turizm’in sahibi Doğan Şafak ile turizm ve siyaset gündemi üzerine çarpıcı bir röportaj gerçekleştirdik. İşte turizm diplomasisi, kriz yönetimi ve diğer başlıklar.. Nilgün ATAR- ÖZEL

NİLGÜN ATAR- turizmhaberleri.com
(Röportaj Samistal Travel’ın sahibi ve yazarımız Cevdet Eroğlu’nun katkıları ile gerçekleştirilmiştir.)

Türkiye için turizm ve siyaset şu aralar uluslararası kaygan bir zeminde yakın temas- zorlu bir dans sergiliyor. Siyasetçiler seslerini giderek yükseltirken, zor günlerden geçen turizmciler sessizliğini koruyor. Sobek Turizm seyahat acentasının sahibi Doğan Şafak, aynı zamanda 24.dönem CHP Niğde milletvekili.. Hem turizmci hem de siyasetçi Doğan Şafak’a merak ettiğimiz soruları sorduk. İşte çarpıcı açıklamalar:

TÜRKİYE’DE BİR TURİZM DİPLOMASİSİ YOK…
Kötü giden bir turizm tablosu var ve Türkiye’ye karşı sistematik bir algı operasyonu sürdürülüyor. Siyasetçi bir turizmci olarak Türkiye’nin son yıllardaki turizm diplomasisi nasıl değerlendiriyorsunuz¿

Türkiye’de doğru dürüst turizm diplomasisi olduğu söylenemez. Ancak sadece Rusya ile bir girişimde bulunuldu. Bu konuda Cumhurbaşkanlığı ve bakanlık düzeyinde Rusya’daki gelişmelere bağlı olarak daha sonraki tarihlere erteler bir tavırda siyasi nedenleri güvenlik ile birleştirerek ve siyaseti biraz daha ön plana çıkarak Suriye’deki gelişmeler doğrultusunda Türkiye’ye turizmi yönlendireceği havası yaratıldı. Ben öyle algıladım. Ama “şu anda ülkenizde güvenlik var, biz artık barıştık, bundan sonra turistlerimiz rahatça gelebilir uçaklarımız serbestçe uçabilir” noktasında değil Rusya. Şu aşamada beklemede diye düşünüyorum.

İÇ POLİTİKAYI DIŞ POLİTİKAYA MALZEME YAPIYORUZ..
İkincisi Türkiye’nin en büyük pazarı olan Avrupa pazarı için herhangi bir girişimde bulunulmadı. Şu aşamada girişimde bulunmanın koşulları yok. İç politikayı dış politikaya malzeme yapıyoruz. Bazı ülkelerde seçimler olması nedeniyle onlar da iç politikalarını dış politikaya malzeme yaptılar. Son zamanlarda ırkçılık milliyetçilik siyasetini ön plana çıkararak maalesef belirli imajlar yaratılıyor.

Ancak Türkiye’nin sorunu yurtdışından çok yurt içinde: 1-Güvenlik 2-imaj sorunumuz var. Türkiye güvenlik açısından 2015 Mayısından bu yana üst üste gelen terör saldırılarının kıskacında turizmi yürütmeye çalıştı. Bu da artarak ve çaprazlama devam eden terör saldırıları turizmi kötü bir noktaya taşıdı. Türkiye’nin daha önce güvenlikle ilgili almadığı tedbirlerden ve darbe girişimi sonrası bürokraside oluşan zafiyetlerden dolayı güvenlik sorunu oldu. Güvenliğin olmadığı yere turist gelmez. Diğer bir husus, Türkiye’nin dış politikaları ile ilgili Suriye’deki ve sınırımızdaki sıkıntılardan kaynaklanan, Türkiye’nin başından bu yana yanlış yürüttüğü Suriye politikalarının da etken olduğun düşünüyorum.

TÜRK TURİZMİNİN KRİZ YÖNETİMİNDE NOTU: BAŞARISIZ…
Peki Türk turizminin kriz yönetimini nasıl buluyorsunuz¿

Türk turizminin kriz yönetimi bence çok kötü. Bunu kabul edelim: 1- Turizmcilerin sesi çıkmıyor. 2-TÜRSAB etkili değil, 3- TUROFED’de aynı durumda.. “İstiklal marşı korkma sönmez bu şafaklarda” diye başlar. Ama neden hala insanlar hala korkuyor, demokratik taleplerini ve sorunlarını iletmiyor bunda çekinecek ne var anlamış değilim. Türk turizmini olumsuz etkileyen ilk patlamalar olduğunda Türsab hükümete “tedbir almalısınız, bu ülkenin 30 milyar dolarlık turizm geliri kötüye doğru gidiyor, bundan sonra risk altındayız” diyemedi. Otelciler kendi havasında, onlar da tepki göstermediler. Bu sektörde yer alan rehberler, turizm yatırımcıları ve turizm çalışanlarının hiç sesleri çıkmadı.

SEKTÖR ÖRGÜTLERİ SİYASETEN GERİDE DURUYOR
Sözde sektörün en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türsab maalesef bu talepleri dile getirince sanki siyaset yapıyorlarmış gibi algı oluşacağı düşüncesiyle bu konuda çok geride duruyorlar. Bu zorlu süreçte çok kötü bir imaj çizdiler. Turizmcilerin haklarını TÜRSAB’ın savunacağını düşünmüyorum. Bu kadar patlama ve sorunlardan sonra TÜRSAB çıkıp hükûmet nezdinde, uluslararası anlamda veya turizmcileri toplayarak, haklarını savunamamışsa bundan sonra ne zaman savunacaklar. Bana göre geç kaldı, zamanında müdahale edilmeliydi.. Otelciler de aynı TÜRSAB gibi paralel doğrultuda gidiyor ve onlar da hiç seslerini çıkarmıyor. Bence büyük bir eksiklik. Ayrıca sadece turizm örgütlerinin ses çıkarması yetmez, en önemli sorumlu Türkiye’yi yönetenlerin tedbir alması gerekiyor.

TURİZMCİLERİN SUSMASI SEKTÖRÜN ZAFİYETİDİR…
Turizmciler bu kadar ağır bedeller öderken neden hala susuyor¿. Yaratıcı bir formül, uygulanabilir bir çözüm önerisi, sıradışı bir proje ile neden ön plana çıkamıyor¿

Korktuklarından dolayı konuşamadıklarını düşünüyorum. Eğer onlar konuşmayacaksa; sektör temsilcileri, aydın insanlar, otelciler bu kadar kayba rağmen konuşmayacaksa Türkiye’de kim konuşacak¿. Devlet memurları mı, öğretmenler mi, garsonlar mı konuşacak.¿Konuşmamalarını ve bu konuda çözüm önerileri getirip merkezi otoriteyi sıkıştırmamalarını, eleştirmemelerini veya doğru tarafa yönlendirmemelerini sektör adına bir zafiyet sayıyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na baktığımızda; bakanımız bu durumdan da memnun.. Turizm bakanı turizm sektörünü ya istemiyor ya önemsemiyor. Turizm bakanlığının işlevini yürütmek yerine o bakanlığın kültürel tarafına doğru yönelmek istiyor. Ama orada da bir gelişme yok. Kültürü geliştirme yerine kültürü dönüştürme peşinde olduğunu düşünüyorum. Hükûmet politikaları gibi yanlış mecralara doğru gidiyor. Üzülerek söylüyorum ama gerçekler böyle. Gerçekleri konuşmak gerekiyor..

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DİPLOMATİK MANEVRALARIN ÖNEMİ…
Berlin ITB Fuarına katıldınız; izlenimleriniz ve Türkiye tanıtımı konusunda değerlendirmeniz nedir¿

Şu ana kadar Türkiye’nin Almanya’da ve başka ülkelerde tanınma soruna yok. Artık internet iletişim araçları gelişti. Belki turizm çeşitliliği konusunda birtakım yeni alternatifler pazara sunulabilir. Türkiye’nin sorunu terör, güvenliktir ve imajdır. Maalesef bizim yöneticilerimiz dünyanın bütün ülkeleriyle kavga etmeyi bir dış politika sanatı olarak algılıyorlar. Bunu daha ölçülü götürmeleri gerekiyor. Türkiye’deki referandumu Almanya, Hollanda veya pazarımızın büyük olduğu ülkelerde sert şekilde iç politikaya malzeme ederek Türkiye’ye bir imaj çizmemeleri, kavga görüntüsü vermemeleri gerekiyor. Diplomatik girişimlerle giderilmesi gereken olaylarda; diplomasi dilinin dışına çıkarak birtakım yaralayıcı ifadelerle, karşılıklı atışmalarla gerilimi tırmandırarak bir yere taşımanın anlamı yok. Telafisi zor oluyor.

Rusya ile yaşanan uçak olayında çok yerinde manevralarla lehimize dönüştürülebilecekken maalesef siyasetçilerimiz kendine has üsluplarıyla verdikleri cevaplar sonuca bakın. 2-3 yıldır tarım, turizm ve ticarette en büyük komşularımızdan birini kaybettik, hala da ne olacağı belirsiz. Sadece Rusya, Avrupa ile değil bütün dünya ülkeleriyle iyi ilişkileri yürütmek gerekiyor. Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinin bir an önce alınacak tedbirlerle diplomatik manevralarla, diploması üslubuna uygun düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onun dışında başka çıkış yolu yok. İstediğiniz kadar tanıtım yapın, istediğiniz kadar para harcayın, istediğiniz kadar tur operatörleri oralara gitsin; bu iki noktayı düzeltmeden Türkiye’ye turist beklemenin bir mantığı olduğunu düşünmüyorum.

SEYAHAT ETİĞİ OLUŞTURULMALI VE TURİZMCİLERİN ORTAK DİLİ OLMALI…
Konuyu siyasetten doğa turizmine getirmek istiyorum. Uzun yıllardır alternatif ve doğa turizmin öncülerinden olarak biliniyorsunuz. Kate Clow’dan önce Likya rotasını ilk açanlardansınız. Küresel ısınmanın turizme etkisi konusunda neler söyleyeceksiniz. Turizmcilerin çevrecilik konusundaki sorumlulukları nedir¿

Doğal güzelliklerin korunması konusunda en fazla hassas olması gereken turizm sektörüdür. Bunun için turizm sektörünün de yatırım veya tur organizasyonları yaparken kendi aralarında seyahat Etiği oluşturmaları gerekir. Bu etiğin bütün firmalar tarafından ortak bir dil olarak kullanılması gerekir. Seyahat etiği açısından bakıldığında; doğaya zarar veren unsurlar, endüstriyel yapılaşmalar, turizm yatırımları konusunda birtakım etik kurallar oluşturulması ve yasal bir düzenlemeyle garanti altına alınması, ondan sonraki süreçte uygulama yapılması gerekiyor. Doğal hayatı koruma ve kollama turizm sektörünün en hassas olması gereken konusudur.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM İÇİN BİLİNÇLİ TURİZM YATIRIMI GEREKİYOR…
Ayder yaylası ve Uzungöl keşfedilmeden önce ilk turları siz yaptınız. Bölge turizmi geçmişten günümüze nasıl bir tablo sergiliyor sizce¿ Alternatif turizmde yanlış yapılaşma ve yatırımlar nedeniyle tehlike çanları çalıyor mu¿

Bir takım noktalarda S.O.S veriyor. Çok fazla yapılaşma oluştu. Yanlış anlaşılmasın ama gölün kenarına illa ibadethane ve okul açılması gerekmiyor. Tabiatı koruyarak biraz daha ötesine ibadethane açılabilir. Benim bildiğim manzaralı yerlere genelde oteller yapılır. Manzaraları yerlere ibadethane yapıyorum derseniz o da bir seçenektir, karşı çıkmış değilim. Biz neyi nereye yapacağımızı bilemeyen bir memleketiz.

Bu konuda itirazlarım şu: Türkiye’nin turizm yatırımlarının büyük bir bölümü beton yığınlarından oluşuyor. “Şurayı turizme açalım” demenin birinci akla gelen yöntemi; beton yığını otel, tesis vs. olarak algılanmakta. Oysaki bunun çok farklı seçenekleri var. Aslında bu çok derinlikli ve uzun tartışılması gereken bir konu. TÜSİAD’ın bu konuda hazırladığı çok başarılı bir raporu var. Çok güzel seçenekler sunuluyor. Kısacası sürdürülebilir bir turizm için turizm yatırımlarını bilinçli yapmak gerekiyor.

TEDBİRLER ALINMAZSA 2019 YILINA KADAR TURİZM TOPARLANAMAZ…
Son sorumuz: Turizmde gelinen durum itibariyle sektör kan ağlıyor. Sektör temsilcileri umutsuz. Sizce Türk turizmi ne zaman toparlanır¿

İnsan içinde umut taşır, gönül güzel şeyler söylemek istiyor. Ama bu gidişatın güvenlik ve imaj açısından değiştirilmesi gerekiyor. Hem de çok kısa sürede. Eğer bu tarzda devam edersek korkarım Türk turizmi 2018-2019 a kadar sarkan bir süreçte sıkıntı yaşayacak. Umarım yöneticiler, sektör temsilcileri, ilgili sivil toplum kuruluşları, yeterince hassas davranırlar el birliğiyle düzeltirler. Ama aynı zamanda da halka da görevler düşüyor. Önümüzde Referandum süreci var. Parlamenter sistem Avrupa’da ve bizim pazarımızın olduğu ülkelerde en çok benimsenen bir sistem. Umarım önümüzdeki referandumda insanlar buna yönelik davranışlarını sergilerler. En kısa sürede hem imaj düzeltilir, hem de güvenlik önlemleri alınır. En azından 2018 kurtarılır ama bu gidişatla korkarım sektörde 2-3 yıl daha sıkıntılar olacağı anlaşılıyor. Dış politik gelişmelerin de buna ayrıca bir etkisi söz konusu olacaktır.

 

2017-03-25
Haber Arşivi
Turizm Haberleri

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL