Güncel

UĞUR BULUT YAZIYOR: AYAKTA KAL..!

Korona günleri ve sonrası için beyin fırtınası yaratan Edwin Holidays’in ortağı, deneyimli turizmci Uğur Bulut; çok çarpıcı öneri, öngörü ve uyarılarda bulunuyor. Bakanlık yetkilileri ve sektör temsilcilerinin dikkatine sunuyoruz  ..

UĞUR BULUT YAZIYOR: AYAKTA KAL..!

Korona günleri ve sonrası için beyin fırtınası yaratan Edwin Holidays’in ortağı, deneyimli turizmci Uğur Bulut; çok çarpıcı öneri, öngörü ve uyarılarda bulunuyor. Bakanlık yetkilileri ve sektör temsilcilerinin dikkatine sunuyoruz

 

UĞUR BULUT- turizmhaberleri.com- Londra

AYAKTA KAL
Yıllardır turizm sektörüne emek vermiş biri olarak bu sıkıntılı süreçte hepimize bir nebze ilaç olacak görüş ve önerilerimi paylaşmak istiyorum. Keyifli okumalar…
Başımıza kötü bir iş geldiğinde “her işin başı sağlık” cümlesini atalarımızdan ve büyüklerimizden defalarca duymuşuzdur. Kaygılardan ve korkulardan uzak kalmamız gerektiren bir dönem yaşıyoruz. Önceliğimiz hem bedenen hem de ruhen sağlığımızı korumak olmalı. Bunun için yapmamız gerekenlerin başında birbirimizi motive etmek ve bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmamıza yardımcı olacak motivasyonu sağlamak. Pozitif düşünceler ile hayatımıza mutlak devam etmeli, AN’da kalmalı ve AN’ı öncelikle yaşamalıyız.

KORONA SONRASI HER ŞEY DAHİL SİSTEMİNE FARKLI BİR BAKIŞ
Söz psikoloji ve davranışsal yaklaşımlardan açılmışken konuyu tüketici paket alımlarını etki eden otellerde sunduğumuz hizmetlerden biri olan “her şey dahil” sitemine getirmek istiyorum. Tüm dünyada kısıtlamaların yaşandığı bu süreçte turizm sektöründe tüketici doğal olarak bolluğa, sınırsız yeme içme sektörüne yönelebilir. Bu yönelim başta konaklama tesislerinde kullandığımız “her şey dahil sistemi” ile çalışan otellere olabilir. Yaşam alanlarımızı gözlemlediğimiz zaman, tüketici şu an kısıtlayıcı, kontrollü bir ortamda yaşamakta ve bu süreç bir müddet daha devam edecek gibi. Tüketici kısıtlamanın olmadığı bir ortamda sınırsız yeme ve içme argümanına tekrar kavuşmak isteyecektir.

Tüm dünyada “her şey dahil” sisteminin en iyi şekli ile uygulayan ülkeler arasında olduğumuz aşikar. En büyük silahımız olan “her şey dahil” sistemini kısıtlamak yerine bu uygulamaya sağlıklı yiyecek ve içecekleri de ekleyerek daha güvenilir bir beslenme şekline çevirebiliriz. Vegan ve sağlıklı yeme içmeyi ön plana çıkaracak ürünler sunmalıyız. Gelecek üç yılda yaşanması beklenen dijital hayatımızdaki değişikliklerin beslenme alışkanlıklarımıza da etki edeceğini bilmemiz gerekiyor.

TIBBI YARDIMLARIN TÜRKİYE İMAJINA POZİTİF ETKİSİ ÇOK BÜYÜK
Ayrıca, Türk yardımlaşma konusunun ön planda olduğu bu günlerde, Türkiye tarafından İngiltere başta olmak üzere yabancı ülkelere yapılan tıbbi yardımlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu yardımlar yurt dışında imaj çalışmalarımıza pozitif anlamda ciddi katkı sağlamıştır. Medya ve basın yolu ile bu yardımlara geniş yer verilmiştir. Bu arada yapılan yardımlar inanın maddi anlamda yüksek meblağ yardım değil. Fakat imaj anlamında pozitif bir etki oluşturmuştur. Geçtiğimiz yıllarda hem Bakanlık hem de THY tarafından yapılan kişiye özgü reklamlara verilen milyonlarca dolar reklamlardan daha fazla ses getirmiştir. Bu yardımları turizm camiası yabancı tüketiciye karşı kullanılmalıdır.

TURİZM SEKTÖRÜNÜN İHTİYACI GERÇEK ANLAMDA DESTEK..
Ülke ekonomisini yönetenlerin artık pandemi ve sonrasını ciddi bir şekilde masaya yatırması gerekmekte. Ucuz algı operasyonu ile değil, gerçek anlamda destek vererek. Hükümet ve Bakanlık turizm sektörünü artık tüm sektörlerin başında geldiğini kabul etmeli. Açıklanan paketi iş işten geçmeden tekrar gözden geçirmeleri gerekiyor. Ekonomik verilerimiz ortada fakat yılların vermiş olduğu markalarımızı korumamız gerekiyor. Bu markaları yıllar boyu uğraşlar sonunda bir değer haline geldiğini hepimiz biliyoruz. Bunun yanı sıra küçük işletmeler göz ardı edememeli, tedarik zincirinin kırılmasına müsaade etmemeliyiz. Ve binlerce çalışan ve ailelerine sırtımızı dönmememiz gerekiyor. Mevcut personeli korumazsak ileride çok ciddi sıkıntılar ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu insanları tekrar sektöre geri kazandırmamız imkansız.! Bu sektörün devamlılığı nitelikli personele bağlıdır.

TURİZMDE GÜVEN VE HİJYEN ALANI NASIL YARATACAĞIZ
Gelelim siz değerli dostlarım için hazırlamış olduğum fikir jimnastiğine:
Güveni ve hijyeni ön plana çıkardığımız, şeffaf olduğumuz bir yaşam alanı yarattığımız sürece misafirleri bu ülkeye çekebiliriz. Bu güveni sağlamak için neler yapmalıyız.¿

Öncelikli olarak işletmeler kendi web sayfalarında pandemiye karşı hangi konularda yenilik yaptıklarını sürekli olarak güncellemeli. İşletmelerin ellerinde bulunan mevcut müşteri datalarına e-mail yoluyla bildirmeli. İşletmeler de belirlenen yeni kuralları ve sertifikasyonları tüketicinin bilgisine şeffaf olarak sunmalı. Sağlık ve hijyen konusunda güncel yapılanları özet videolar ile misafirlerin izlemeleri için kullanıma sunmalı. Hatta genel mekanlarda canlı olarak yayın bile yapılabilir. İşletmelerde 3d yazıcılar aktif olarak kullanılmalı. Bu 3d yazıcılar ile tek kullanımlık malzemelerin üretimleri sağlanabilir.

Personel kadroları, sağlık personelleri ile güçlendirebilir. Tıpkı hastaneler olduğu gibi odalara sağlık ekipmanları ve tek kullanımlık sağlık kitleri koyabiliriz. Temassız uygulamalara fazlası ile tesislerde yer vermemiz gerekiyor. Öncelikle oda kartlarını kaldırmalı, telefon uygulamalarını aktif hale getirmeliyiz. Oda içinde bulunan tüm kapılar ve ışık sistemleri sensörlü olmalı. Tüm yeme içme servisleri tek kullanımlık malzemeler ile odaya servis yapılmalı.

KONAKLAMA GÜN SAYISINDA ARTIŞA HAZIR OLUN
Otellerde bulunan animasyon aktivitelerini azaltıp yoga ve meditasyon konularına ağırlık vermeliyiz. Başka bir konu ise müşteri konaklama gün sayısı. Yıllardır tatil alışkanlığı olarak yılda dört defa tatile çıkan Avrupalı turist kitlesi, artık konaklama gün sayısını artırarak daha az uzak seyahat ederek daha fazla gün konaklama yapma ihtiyacı doğacaktır. Konaklama gün sayısında artışa hazır olmalıyız. Yaz sezonunda uzun konaklama promosyonlarına devam etmeliyiz. Ayrıca paket tur alan misafirlerin tedirginliklerini azaltmak adına paketlerini son dakika iptal etme hakkı vermeliyiz. İptal sürelerini ve no show uygulamalarını kaldırmalıyız.

TURİZM SEKTÖRÜ ÖDEMELERDE DİJİTAL PARAYA HAZIR MI¿
Finans sisteminde olan değişikliklerden turizm sektörü de nasibini alacak. Nakit ödeme sistemi birçok ülke de yavaş yavaş kalkıyor. Ödeme yönteminin artık dijital paraya dönecek olması turizm nedeniyle sektörü de bu konuya hazırlık yapmalı. Yıllık bazda yapılan Otel sözleşmelerinde belirtilen döviz kurlarının yerini dijital paralar üzerinden anlaşmalar alacağı unutulmamalıyız. Blockchain tabanlı ve kripto para konusunda alt yapısını yapan tesisler ve kurumlar gelecek üç yılda ciddi atağa kalkacak. Bu konuda Çin’de uygulanan ödeme sistemlerini takip etmemizde fayda var; QR kod ile ödeme, touchpay ve Wechat pay uygulamaları gerçekten inanılmaz.

3. YAŞ GRUBU ONLİNE SİPARİŞİ ZORUNLU ÖĞRENDİ…
Evde kaldığımız bu iki ay bize gösterdi ki online sipariş yöntemi ile birçok siparişi kolaylıkla gerçekleştirebiliyoruz. Bu uygulamaları yeni kullanan 50 – 65 yaş arası kitle bile siparişlerini kolaylıkla vermeyi öğrendi. Zoraki eğitim bu olsa gerek😊 Artık bu yaş grubu da online sistemde yerini almış oldu. Dünyanın neresinde olursanız olun online sipariş verme gücünün var olduğunu herkes öğrenmiş oldu. Çabuk sipariş veren ara yüz programlar geliştikçe alışveriş yapmak, satın alma daha kolay olacak. Bu süreç gösterdi ki ileriki yıllarda ara yüz savaşları yaşanacak.

KONTRATLAR YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ..
Gelecek yıllarda olası pandemi konularına da hazırlık yaptığımızı da belirtmek isterim. Turizm şirketleri üzerinden gelecek şikayetlerini önlemek adına tesisler yapmış oldukları kontratları tekrar gözden geçirilmeli. Bu sözleşmelerde yeni düzenlemelere gidilmeli. Malum sigorta şirketleri bile artık turizm sektöründen uzak durmaya çalışıyor.

TURİZMDE DİJİTAL DÜNYA DÖNEMİ…
Eğer biz bu yıl süresince krizi doğru yönetebilirsek, ayakta kalma şansımız artacaktır. Petrolün önemini yitirdiği bu dönemin yerini yazılım ve bilişime bıraktığını hepimiz tanık oluyoruz. Bir dünya değişiyor, dijital dünya geliyor, turizmde dijitalleşme konusunda nasibini alacak.

Doğa ile iç içe olan tesislerin rağbet göreceği, iklim ve yenilebilir enerji biçimini benimsemiş tesislerin daha çok müşteri aldığına hepimiz şahit olacağız.

DÜNYANIN 3.YAŞ İLE SINAVI VE SAĞLIK TURİZMİNDE YENİ KONSEPTLER…
Corona virüsü ile birçok Avrupa ülkesinde hükümet çevrelerinin söylemleri ile 65 yaş üstü kişilerin hedef alındığı günler yaşadık. Bu kişileri ülkemize çekmek için farklı reklam stratejileri uygulayarak, Türkiye’nin sağlık sektöründe attığı adımları ekleyerek, sağlık ve turizm sektörü ile karma bir yapıya dönmeli. Sağlık turizmini ön plana çıkaracağımız yeni konseptler geliştirmeliyiz. Wellness paketlerimizi çoğaltmalı, alternatif sağlık paketleri yaratmalıyız.

Koronavirüsden dolayı en büyük darbeyi de eğitim sistemi görmüş oldu. Artık Otel konseptlerimize çocukların eğitimlerine yönelik sertifikasyon programları hazırlamalıyız. Eğitim faaliyetlerinde özellikle yazılım başta olmak üzere bilim, fen konularına öğrencilerin ve ebeveynlerin ilgisi her zaman artacaktır.

İNGİLTERE PAZARI’NDA TÜRKİYE TANITIMI ARTMALI…
Geçmiş yazılarımda da çokça bahsettim; Türkiye destinasyonunu kurtaracak tek pazar İngiltere pazarı. 68 milyon nüfusa sahip stratejik partnerimiz İngiltere ile ikili ilişkilerimiz her zaman iyi oldu. İngiliz pazarı turist kitlesinin Türkiye’de tatil yapmayı benimsemiş olması ve bunun yanı sıra döviz kur farklılığı Türkiye pazarını bir numaralı pazar olarak göstermektedir. Bunun yanı sıra ileri günlerde Pound para biriminin diğer para birimlerine karşı başta Dolar ve Euro’ya karşı daha agresif kur paritelerine şahit olabiliriz. Türkiye tarafından yapılan sağlık yardımları hala pozitifliğini koruyorken reklam ağımızı güçlendirmeliyiz.

YURTDIŞINDAKİ TÜRK SEYAHAT ACENTALARININ ÖNERİLERİNE DİKKAT:
Almanya, İngiltere başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yerel Türk acenteler bulunmakta. Bu acenteler gönüllü Türk elçileri gibi yıllardır çalışmaktadırlar. En kötü günlerimizde bile bu acenteler Türkiye paket tur satışları gerçekleştirmiştir. Bakanlık bu acentelere destek vermeli ve ortak projeler üretmeli. Bu projelere THY, Sunexpress, Corendon, Pegasus uçak şirketlerini de katarak ortak payede buluşmalarını sağlamalıdır. TURSAB da bu konuda otomasyon yazılım programlar ile destek vermelidir. Ortak çalışma grubu oluşturarak, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik sistemli bir rezervasyon akışı sağlanabilir. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız minumum bir ay, maksimum üç ay tatil yapabilme şartlarına sahipler.

Birlik ve beraberlik içinde kaldığımız sürece bu sıkıntılı günleri de geride bırakacağımıza gönülden inanıyorum. Yeter ki negatif düşüncelerden uzaklaşıp pozitif düşüncelere yönelelim. Bu sıkıntılı süreçte her bir turizm çalışanı farkını ortaya koymalı.

Son olarak sizlerden ricam; vakit bulursanız, Ocak ayında yazmış olduğum “Türkiye’de Turizm Sektörü Teknoloji Çağına Hazır mı¿” ve Mart ayında yazdığım “Çift Rakamlı Yıllar” başlıklı yazılarımı tekrar okumanız.

İşte linkleri:
www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp¿ID=4450
www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp¿ID=4451

Sağlıcakla kalın…

 

2020-05-02
Turizm Haberleri Arşiv

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL