Güncel

Turist Rehberleri ve Seyahat acentaları birbirine muhtaçtır..

Turist Rehberleri Birliği TUREB’in önceki başkanı A. Zeki Apalı; “Acenta yoksa Rehber de yok” başlıklı yazısı ile Cem Polatoğlu tarafından gündeme getirilen acenta-rehber ilişkilerini ve  sektör sorunlarını değerlendirdi. Ayrıca  söz..

Turist Rehberleri ve Seyahat acentaları birbirine muhtaçtır..

Turist Rehberleri Birliği TUREB’in önceki başkanı A. Zeki Apalı; “Acenta yoksa Rehber de yok” başlıklı yazısı ile Cem Polatoğlu tarafından gündeme getirilen acenta-rehber ilişkilerini ve  sektör sorunlarını değerlendirdi. Ayrıca  söz konusu çevrim içi toplantıda TUREB Başkanı Suat Tural’a yöneltilen soruları yanıtladı.

turizmhaberleri.com-haber merkezi-ÖZEL

Pandemi tüm dünyanın ve ülkemizin en kritik gündemindeyken  seyahat acentası ve rehber işbirliğinde hiç değişmeyen çekişmelerin yarattığı kısır döngü, sektör temsilcilerinin katıldığı çevrim içi bir toplantıda yaşanan diyaloglarla bir kez daha sergilendi. Cem Polatoğlu tarafından detayları paylaşılan ayrıntılar  rehberlerin gündemini korumaya devam ediyor.

TUREB’in önceki Başkanı A. Zeki Apalı’nın açıklamalarını sektörün ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz. İşte A Zeki Apalı’nın kaleminden sektörün soruları, cevapları ve değerlendirmeleri..

“Geçtiğimiz günlerde bir sosyal medya platformunda paylaşılan ve içeriğinde adımın geçtiği, turizm sektörünün daha çok “Rehber-Acenta” tarafını ilgilendiren yazı ile ilgili tarafıma gelen sorular ve telefonlar üzerine böyle bir açıklama yapmak istedim.

Paylaşılan yazıyı kaleme alan değerli bir turizmci aynı zamanda rehber acentacı Cem Polatoğlu ve moderatör Cemal Kızıltan sektörümüzde bilinen, tanınan, saygın kişilerdir.   Yazıyı ilk okuduğumda gerek yayıncı gerekse konuk tarafın çok yönlü yanlışlarının olduğunu düşündüm. Bunları kendi zaviyemden değerlendirerek sunmanın üzerimizde biriken tecrübe ve sorumluluk gereği olduğu inancıyla bu yazının kaleme alındığını bilmenizi isterim.

İlk soruyu moderatör Cemal Kızıltan sormuş ve “Sayın Başkan. “Turist Rehberliği” yasanızı okudum. Bir şey dikkatimi çekti. Adında “Turist” kelimesi geçen yasanızda Turistin tanımı yapılmamış. Bu bir eksiklik değil mi? Nedir size göre turistin tanımı?” demiş. Suat Başkan – Bu bir tuzak soru. Ben biliyorum sizin niyetinizi. Bundan sonra lafı nereye getireceksiniz biliyorum.” diye cevap vermiş. Soruyu sorarken herhangi bir art niyet ya da TUREB Başkanı Suat Tural’ı sıkıştırma amacı olduğunu düşünmüyorum. Ancak, uluslararası turizm terminolojisinde tanımı belli olan bir şeyin kanunda eksiklik gibi düşünülüp ve de ilk soru olarak gelmesi sanırım gerginliğe yol açmış. Sonrası zaten Cem Bey’in paylaşımından anlaşılıyor.

Sektör bileşenleri, turizmin bir barış dili olduğunu akıllarından çıkarmadan, birbirlerinin görüşlerini her zaman dinleyerek, var olan sorunların çözümünde “nalıncı keseri” gibi hep kendine yontmaksızın, her meslek grubunda olması gerektiği gibi en üst düzeyde empati yapmalıdır. Zincirin bir halkasının bile eksik olması halinde sistemin sağlıklı yürüyemeceğinin bilinciyle hareket edilmesi, özellikle içinde bulunduğumuz şartlarda elzemdir.

Bu düşünce ile ben de empati yapıp verilen soruları kendimce cevaplamaya çalışacağım. Soru başlıklarını ve soruları paylaşımda olduğu gibi alarak altlarına kendi fikrimi yazacağım.

ENDER DİLLERDEN REHBER EKSİK…

1- Özellikle Çince, Korece, Rusca, Lehçe gibi ender dillerden rehber açıklarımız var. En azından bu dillerde rehberlik kursu açılmasına karşı mısınız?

Günümüzde yüksekokulundan yüksek lisans programlarına rehberlik öğrenimi görülen farklı üniversitelerde 50 civarında program var. Bahsedilen dilleri iyi derecede bilen, lisans diploması sahibi kişiler kolaylıkla yüksek lisans -ki büyük şehirlerin neredeyse çoğunda var- programlarına müracaat ederek bu amaç için ilk adımı atabilirler. Sertifika programı olağanüstü durumlarda başvurulacak bir yöntemdir ve burada asıl söz sahibi TUREB’dir.

Dönemimde İstanbul’da yaşayan, iyi derecede Çince bilip rehber olabilecekleri aracılar vasıtası ile aktarılarak yaklaşık yüz kişi olan bir kitleye yönelik sertifika programı açılması talep edilmişti. Bizimle görüşenlere yüksek lisans programlarını işaret etmiştik. Hatta özellikle bir okulda bu kişiler için kontenjan artırımı yapılmıştı. Aradan belli bir süre geçtikten sonra, özel bir organizasyonda karşılaştığım okul müdürü, Çince bilenlerden okula devam edenlerin sayısının sadece 4 kişi olduğunu söylemişti. Bunu duyunca “demek ki ya yüz kişinin şartları uymuyor ya da ortalık karıştırılıyor” diye düşünmüştüm. Eğer amaç bahsedilen dillerde rehber yetiştirmek ise mevcut sistemde bu kolaylıkla sağlanabilir.

ÇANTA REHBERLİK VAR…

2- Ender dillerde rehber bulunamıyor. Bu nedenle turlarda “çanta rehberlik” kullanılıyor. Yani, herhangi bir dilden kokartlı rehber alınıp, Grup liderinin yanında, olası bir kontrole karşı çanta gibi grubun yanında dolaştırılıyor.  

Bir önceki soruda ender dillerden rehber olunabilmesinin yasal çerçevesini anlatmıştım. Acenta tarafının beklentisi istediği anda istediği dilde rehberin elinin altında hazır olmasıdır. Ancak günümüzde meslekler ve işler değerlendirilirken iki taraftanda konulara bakmak gerekir. Her şeyden önce “çanta rehberlik” ifadesinden kaçınmak saygı gereğidir. Yasal olarak grubun başında belgeli rehber var iken grupla iletişimi kuracak bir grup liderinin her konuda yetkili kılınması, rehberin sadece olası kontrollere karşı tedbir amaçlı bulundurulması son derece yanlıştır, bindiğimiz dalın kesilmesidir. Orada rehber acentayı temsil eder. Grup içinde kendi lisanını konuşan insanlarla, grup liderinin çevirisinden neler olduğuna dair pek çok şeyin kontrolünü sağlar. Grup liderlerini rehberlerin önüne koyan turizm acentalarını da gördük. Bu grup liderleri o kadar ileri gittiler ki kendi ülkelerinde sosyal medya hesaplarında birbirlerine düştüler sırf Türkiye turları için… Sebep, birçok yerde acentanın bile haberi olmadan büyük miktarlarda yan gelir elde etmeleriydi. Dolayısıyla bu yönden rehber, rehberlik ve grup liderliği tanımlamalarını daha dikkatli kullanmak gerekir.  Acenta ve rehber aynı taraftadır, aynı taraftır. Esas olan ülkenin doğru tanıtılması ve çıkarlarıdır. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak hareket etmekte fayda vardır.

TURİSTLER,  HANUTÇULARA MAHKUM EDİLİYOR

3- Ender dillerde rehberler, taban ücreti 587 TL olmasına rağmen, örneğin alışveriş rehberliği için bile “ölü sezonda” 150 euro günlük ücret istiyorlar. Yani neredeyse Bakanlığın tespit ettiği rakamın 3 katı. Oysa, genelde ekstra olan çarşı turları, bu yüksek maliyet nedeniyle hem bizi hem de rehberleri yan gelirlerimizden ediyor. Turist çarşıya, ya kendisi ya da sokakta tanıdığı “hanutçu” rehberlerle gidiyor.

Yine yanlış bir ifade “hanutçu” rehberler… Belgeli rehberler yasa gereği ancak acentenin satışını gerçekleştirdiği tur programını harfiyen yerine getirmekle mükelleftirler. Grubun acentenin programda belirtmediği bir yere götürülmesinin cezası ağırdır. Ancak, yukarıdaki ifadede kast edilenin belgeli bir rehber değil tamamen yasa dışı rehberlik yapan veya acentenin aleyhine çalışıp para kazananlar olduğunu düşünüyorum. Bu durumda da, sorunların dile getirilip görüşülmesi beklenen bir platformda kullanılan ifadelerin özensizliğinden bahsedebiliriz (Bence bu da bir yerde görüşmenin gidişatını olumsuz etkileyen sebeplerden biridir).

Ücret konusunda yine iki taraflı düşünürsek; rehberler acentaların zorda kalmadıkça rehber almadıklarını, gruplarını çoğunlukla yabancı uyruklu bir grup sorumlusuna emanet ettiklerini dile getirir, sonuçta da acentanın rehber ihtiyacının arttığı ve bundan kaçamayacağı dönemde daha yüksek ücret talep ettiklerini söylerler. Hatta şöyle bir ifade hafızama kazınmıştır: “zor zamanımızda kapısının önünden geçirmeyen acenta başı sıkışınca arıyor ve ilk teklif yasa dışı taban ücret altı….”  Bu durumda her iki taraf da birbirini kollar şekilde davranırsa sorunun çözümünde büyük bir adım atılmış olacaktır.

REHBERLİK GEREKTİRMEYEN TURLAR DA VAR

4- Bu istediğimiz yeni yasada var ama önce Rehber meslektaşlarımıza sormak isteriz; Dağ Tırmanışları, Trecking, Gurme, Kayak turları gibi turlarda kokartlı rehbere gerek var mı? Acenta, Otel gerekmeyince Otel, Otobüs gerekmeyince otobüs almıyor da, neden rehber gerekmediği durumlarda bile rehber almak zorunda kalıyor?

Soruyu saygıyla dinlerim. Ancak rehberler açısından arzumuz her türlü turda rehber bulunmasıdır. Çünkü rehber sadece bilgi aktaran değil aynı zamanda turun sağlıklı işleyişi, güvenliği, hem katılımcıların hem de çevrenin korunması, programın raporlanması ve sonrası için acenta lehine çalışan biridir. Yukarıda bir kısmı sayılan turlarda fiziksel yeterlilik, çevre ve doğa bilgisi olan rehberler yanında uzmanlaşmış rehberlere ihtiyaç vardır.  Bu konuda yeterli uzman rehber var mıdır dersek, bu soruya da evet yanıtı vermenin pek doğru olmayacağını söyleyebilirim. Dolayısıyla ortada iki taraflı konuşulup çözülmesi gereken bir sorun vardır. Önerim, mevcut belgeli rehberler ile üniversitelerin rehberlik bölümlerinde uzmanlaşma eğitimlerinin verilmesi ve güya “rehber gerekmeyen” ya da önemsiz görülen programlarda da rehberli, nitelikli turların yapılabilmesidir. Zira gezi, tur ve de turizm kültürü yeni oluşmakta olan ülkemizde işin kurallara bağlı, düzgün, belirli standartlarda kurumsallaşarak yapılması uzun vadede, iki tarafın da çıkarınadır.

REHBER MALİYETİ KAÇAK TURLARI ARTIRIYOR…

5- Özellikle küçük gruplarda rehberin yevmiyesi, varsa bileti, single konaklamalı oteli, masrafları vs 10 kişiden az olan gruplarda tura %20-30 ekstra maliyet getirmektedir. Bu nedenle tüketiciler, ya kendileri tur yapıyorlar veya kaçak turlara yöneliyorlar. Bir de bu açıdan bakmak gerekiyor. Bize, müşterilerimize hemen hiç bir hizmet vermeden ücret almak rehberlik jargonuna yakışır mı?

Soruda hemen hiç bir hizmet vermeden…” şeklinde yine özensiz ve kırıcı bir ifade kullanılmakta. Acentanın satışa sunduğu tur programının içeriğinde hizmet verilmemesi söz konusu olabilir mi? Acentanın tüketiciye sattığı tur programında rehberlik hizmetleri acentanın sunacağı diğer hizmetlerle birlikte yazılıdır. Herkes yasal çerçevede kendi işini en iyi şekilde yapmaya gayret ederse, soruda sadece tur maliyeti meselesi kalır.

Bazı turlar vardır ki özel uçuşlarla birkaç kişiye yapılır, bazı turlar vardır ki büyük otobüslerin tüm koltukları dolu tura çıkılır. İstanbul’dan 60 büyük otobüs Ege’ye tur çıkarıp bütün koltukları satan, gece grubun başına gelen rehberlere şoförün yanında koridorda seyahat edeceklerini söyleyen acenta varken, Ege’den tüm koltuklar katılımcılarla dolu, yardımcı personel (stajyer öğrenci) ve kaptanın aralarda seyahat ederek Ayder’e kadar giden, denetimde yardımcı personel ve ikinci kaptanı şoför dinlenme yerine saklayan acenta varken, Antalya’dan Pamukkale’ye araç maliyetini düşürmek için midibüs yerine minibüs alıp rehberi bagajda seyahate zorlayan acenta varken hep rehberleri hedefe koymak doğru değildir. Öyle acentalar var ki 20 yaşındaki bir operasyon yetkilisi yaşı biraz ilerlemiş rehberi saatlerce kapıda bekletip çevresine “işte böyle … gibi bekletirim” diye caka satar, hesap görmek için ofise gittiğinde rehbere dayak atar, Anadolu turunda vaktinde rehbere avans çıkartmayıp rehberden turu kotarmasını ister ve aşırı stres altında kalan rehberin kalp krizinden hayatını kaybetmesine dolaylı da olsa sebep olur, rehber çalışma kartının sahtesini yapıp kendi tur yapar (verdiğim bütün örneklerin tutanakları, işlemleri kayıtlarda mevcuttur); saymakla bitmez…

Demek istiyorum ki “kötü örnek, örnek değildir”, her iki meslek grubu da sorunlara tek taraflı bakmaktan vaz geçip karşılıklı mutabakatla çözüm aramalıdır.

TÜRKÇE REHBERLİK ŞART..!

6- Türk gruplarımızın başında maliyeti daha düşük olan, sadece Türkçe bilen, Türkçe anlatan rehber olması doğal değil mi? Üstelik bu durumda turlar %20-30 ucuzlayacağı için daha çok kişi turlarımıza katılacaktır. Türk gruplarına gelen rehber arkadaşımız Japonca bilse ne olur, Çince bilse ne olur.

Rehber olabilmenin temel şartlarından biri en az bir yabancı dil bilinmesi, diğeri TC vatandaşı olunmasıdır. Dolayısıyla belgeli rehberlerin ana dillerinde rehberlik yapmalarının önünde bir engel yoktur. Kaldı ki Türkçe veya belgesinde yazan dillerde rehberlik yaparken daha az veya daha çok çalışma söz konusu değildir. Profesyonel olarak mesleğin her türlü icrasında en iyi hizmeti sunmak esastır. Hatta ülkemizde seyahat kültürünün dünya ülkelerinin çoğundaki kadar gelişmiş olmaması nedeniyle iç pazarda hizmet sunmanın kendine özgü daha ağır ve zor şartları vardır. Sorudan üniversitelerin rehberlik bölümlerini bitiren binlerce öğrenci vardır, onlara iç pazarda rehberlik hakkı tanınırsa maliyetler düşer hesabı olduğu anlaşılabilir. Bu konuda;

  • 2015 yılı başında TÜRSAB ve üyesi 6 acentenin Danıştay’ta Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği’nin ilgili maddelerinin iptali istemi ile açtığı dava 2018’de sonuçlanmıştır. Üst Mahkeme her mesleğin kendine özgü şartları olduğunu belirterek bu konuda son noktayı koymuştur: Rehber olmak için en az bir yabancı dil bilinecek, rehberler belgelerinde yazan dillerde ve anadilde yani Türkçe rehberlik yapacaklardır.
  • Üniversitelerin rehberlik bölümlerinin çoğunda öğrenci seçimi, bölümlere öğrenci alım yöntemleri farklıdır. Bir dönem turizm meslek liselerinden bu bölümlere doğrudan sınavsız geçiş hakkı bile tanınmıştır. Daha çok öğrenci alabilmek için bölüm adları başka alanlarla birleştirilmiş, örneğin “seyahat işletmeciliği ve turizm rehberliği” denilerek çekici hale getirilmiştir. Ders içerikleri ise tamamen eldeki akademik kadroya göre hazırlanmıştır. Mezun olanların çoğunun da rehberlik bilgisi zaten yetersiz olmaktadır. Dolayısıyla her mezunu sahaya sürmeye hazır görmek doğru değildir. Mesleki anlamda standartların oluşması, mesleğin gelişimi için yasalar çerçevesinde kurallar olması gayet normaldir. Kaldı ki Danıştay, açılan davaların tamamına yakınında bu yönde kararlar açıklamıştır (ücretler ve dil konusu başta olmak üzere).

 ACENTA YOKSA REHBER DE YOK!

7- Ufak gruplarda rehber maliyeti 2-3000 TL’yi buluyor. Bu rakam, çoğu zaman, Kira, Stopaj, Eleman vs her ay 42 kalem sabit gideri olan acentanın dosya maliyetini bile aşıyor. Kısaca acenta, turdan kazanmadığı kadar rehberlik ücreti ödüyor. Bunun kimseye bir faydası yok. Çünkü, Acenta yoksa rehber de yok.

Burada yine hatalı bir yaklaşım söz konusudur. İfadeden sanki acentanın öneminin daha fazla olduğu vurgulanmaya çalışılmış gibi anlaşılıyor. Oysa ki her iki tarafta birbirine muhtaç, biri olmazsa diğeri zaten olmuyor. O zaman maliyet kaynaklı bir sorun var ise bunun üzerinde istişare ederek düzenleme yapılabilir. Örneğin iki taraf ortak hareket ederek devlete bir karar aldırabilir ve kişiye kadar katılımcısı olan turlarda rehber sigorta primi, stopaj ve diğer vergiler alınmaz” denilirse bu gruplar sürekli olarak devlet destekli hale gelir ve hem acentanın hem rehberin hem de ülkenin lehine olur.

 Buradaki diğer yanlış anlamalardan biri de “acenta olmadan rehber tur yapabilirken acenta rehbersiz tur yapamıyor” şeklinde… Belge sahibi rehberler acentacılık faaliyetine girmemek kaydı ile rehberlik yapabilir. Bu da uygulamada bir ören yerinde, müzede veya ziyaret mahallinde kendi imkanları ile gelmiş insanların talep etmeleri halinde verilecek rehberlik hizmetine işaret eder. Bunun dışında araç, konaklama organizasyonu gibi acentacılık işini de yapan birkaç örnek tespit edildiğinde yasalar çerçevesinde gereği yapılmıştır. Rehber tarafının şikayeti de; acentaların müze, ören yeri vb noktalarda, kapıda belgeli rehber bulundurup grup sorumlusu ile gönderdikleri çok sayıda tur otobüsünün (8 büyük otobüse kadar tespitler vardı) gişelerden rehberle geçişini sağlayarak –haksız rekabeti göze alıp yasaları yandan dolanarak- yollarına devam ettiği şeklindedir ki örnekleri mevcuttur. Bu noktada, iki tarafın da iyi niyetle soruna yaklaşıp aynı iyi niyetle çözümü istemesi gerekir.

 ALAN VE ŞEHİR REHBERLİĞİNİN ÖNÜ AÇILMALI

8- Çıkması beklenen kanunda var ama örnekle gidelim; İtalya, İspanya’da tüm ülkeyi grup lideri ile gezebilirsiniz. Kokartlı Rehberi ise ancak Şehir turu veya Ören yerinde alırsınız. Kokartlı Rehberi 7 gece 8 gün şehir şehir, otel otel, otobüsle, uçakla tüm ülkeyi dolaştırmaya, masrafını tüm gruba yüklemeye gerek var mı? Bu maliyet nedeniyle belki de daha az kişi turlara katılıyor. Ayrıca, kaç tane rehber Kapadokya’yı Kapadokyalı, Truva’yı Çanakkaleli rehberden iyi anlatabilir ki?

Bence bu soruda da yanlış anlamaya müsait bir yaklaşım var. Paket turlardan bahsediliyor, 7-8 günlük ve maliyetler denmekte. Ülkemizde bu tür turların tamamına yakınında rehber hem acentasının hem de kendisinin işini yapıyor. Bahsedilen şehirlerarası yolculuklarda ülkesini, geçilen bölgeyi, farklı farklı özellikleri anlatıyor. Hatta grubu, sonrası için acentanın yeni turlarını satın almaya hazırlıyor. Öyle zaman oluyor ki başına bir iş gelen, kaza geçiren, hastalanan grup üyesine her şeyden önce acentası adına sahip çıkıyor. Sorudan anlaşılan, alan ve şehir rehberliği tanımlamalarının uygulanması ile maliyetlerin aşağıya çekileceğidir. Burada grubu şehirlerarası yolculukta şoförle göndermek düşünülmüyorsa -ki bu da tur mantığına aykırı bir durumdur- rehber daha çok yorulmasına rağmen uzun vadeli, sürdürülebilir ve her iki taraf içinde kârlı hizmet sunmaktadır. Öyle rehberler vardır ki, bir yerde yaşayan, oranın rehberinden çok daha bölgeye hakim, bilgi ve deneyim sahibidirler… Genelleme yapılarak bir yerde yaşıyor olmanın orayı en iyi anlatacak rehber olmak anlamında kullanılmasını açıkçası yanlış buluyorum.

Sonuç olarak; pandemi nedeniyle tüm dünyada en çok zarar gören turizm sektörünün ülkemizdeki iki önemli ayağı, sorunları dile getirmek, çözüm aramak, dayanışma sergilemek gibi amaçlarla bir araya gelmiş. Ancak, programın en başında yaşanan talihsizlik sonuna dek devam etmiş. Bunda rehber kanadının hafızasında yer alan olumsuz izlerin etkisi vardır diye düşünüyorum.

Nedir bu olumsuz izler?

İlk akla gelenler TUREB’in kuruluş sürecinde TÜRSAB’ın, gerek davalar yoluyla, gerek Rekabet Kurumu’na şikayeti ve gerekse Bakanlık içindeki etkinliğiyle Birliğin üzerine gelmesi, bunların sonucunda soruşturmalar açılması, meslek grubumuzu küçümsemesi, iletişime geçmekten, sorunları istişare etmekten kaçınmasıdır. Tüm bu olaylar arşivlerde, kayıtlarda ve raporlarda, bunları yapanların aleyhlerine sonuçlanmış bir biçimde yerlerini aldı. Ancak, yaşananlar camia içinde iki tarafın karşıt gruplar haline gelmesine, derin izler bırakmasına neden oldu.

En başından beri hep vurguladığım ve savunduğum gibi, karşılıklı görüşmekten, sorunları konuşmaktan kaçınmamak gerekir. Ancak bu şekilde, her iki tarafı rahatlatacak, memnun edecek çözümler bulunabilir.  Rehber ve acenta tarafı birbirine muhtaçtır. İki tarafın birbirine hasmane tutum sergilemesi son derece yanlıştır. Sorunlar ciddiyetle konuşulmalı, bilinmeyen kısımlar varsa açıklığa kavuşturularak takip edenler bilgilendirilmeli ve daha objektif, adil çözümler üretilmeye çalışılmalıdır. Meslek grubum adına sorulara muhatap olan Sayın Başkanın gayri ciddi izlenimi verebilecek tutumu da doğru olmamıştır. Gönül isterdi ki programa TÜRSAB Başkanı da dahil olsaydı. Çünkü, kurumsal temsiliyette biraz da karşılıklı olmaktan uzak bir görüntü ortaya çıkmıştır.

Rehber ve acenta kamuoyuna saygıyla,

YORUMLAR (2)

  1. Naim Onat diyorki:

    Zeki beyi, bu yazisindan dolayı tebrik ediyorum. Ben de bir rehber olarak sahada çalıştığım acentaların menfaat ve haklarını sonuna kadar korumaya calisiyorum. Lakin yüzümüze gülüp, arkamızdan sürekli hesap yapıyorlar. Aldığımız ücreti müşteriye mal edip, üzerinden kar paylarını almalarına rağmen, gözleri sürekli rehberin ücretinde. Bu tutumlarindan vazgeçerler ise daha başarılı olacakları hedeflere odanlanacaklardır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL