Dünya

İnle Gölü, Myanmar

Myanmar’ın gezi listesinin ilk sıralarında yer almayı hak eden bir ülke olduğunu vurgulayan Olay Salcan; “Myanmar’ı gördükten sonra en hızlı değişime uğrayacağını ve bu günkü muhteşem görüntüsünden uzaklaşacağını düşündüğüm yerlerin..

İnle Gölü, Myanmar

Myanmar’ın gezi listesinin ilk sıralarında yer almayı hak eden bir ülke olduğunu vurgulayan Olay Salcan; “Myanmar’ı gördükten sonra en hızlı değişime uğrayacağını ve bu günkü muhteşem görüntüsünden uzaklaşacağını düşündüğüm yerlerin başında İnle gölünün geldiğini düşünüyorum. ” diyor. İşte Salcan’ın muhteşem fotoğrafları eşliğinde büyüleyici İnle Gölü ve daha fazlası…

OLAY SALCAN- turizmhaberleri.com- Ankara

İNLE GÖLÜ, MYANMAR

Myanmar’ı tanıyan ya da bu ülkeyi Türkiye’den ziyarete giden kaç kişi vardır sorusuna tam bir sayı söylemek zordur. Çünkü dünyadan ülkeyi toplam olarak senede bir ile iki milyon turistin ziyaret ettiği göz önüne alındığında ve Türk turistlerinde bu sıralamada çok altlarda olduğu gerçeğinden hareketle cevap, çok az olacaktır.

Her geçen zaman içerisinde biraz daha modernleşen ve batılı standartlarda yaşam tarzlarına ulaşan diğer Uzakdoğu ülkeleri ile mukayese edildiğinde halihazırda Uzakdoğu gelenek ve kültürlerini yaşayan, turizmin yıkıcı ve yok edici darbelerinin hissedilmediği, sakin karakterli insanı, doğası, Budist tapınakları ile Myanmar, gerçekten gezip gördükçe insana keyif veren bir ülke.

phaung daw oo pagoda

Myanmar, bu günkü haliyle hiç el değmemiş, ülkeye gelen turist sayının azlığı ile daha turisti ve turizmi anlayamamış, kendi halinde, bozulmamış doğal yapısı ile meraklıları için görülecek bir ülke. Sahip olduğu değerlerle kısa bir zamanda büyük bir değişime uğrayacağının şimdiden kuvvetli sinyallerini veriyor. Gezginler için şimdiki görüntüsünün gelecek görüntüsünden çok daha enteresan ve görülmeye değer olduğu da bir gerçek. Bu gerçek de, Myanmar’a gecikmeden gidilmesi için güçlü bir neden.

Myanmar’ı gördükten sonra en hızlı değişime uğrayacağını ve bu günkü muhteşem görüntüsünden uzaklaşacağını düşündüğüm yerlerin başında İnle gölünün geldiğini düşünüyorum. Bir göl düşünün ki; hem su kaynağı, hemen geçim kaynağı ve hem de insanların yaşam alanı. Bu nedenle de değişim üç unsuru da etki edeceğinden, burada olacak değişimin de diğer yerlerdekine göre daha fazla olacağını değerlendiriyorum.

Shan Platosu’nda konuşlanan dağlarla çevrili İnle Gölü’nün en büyük özelliği, burada yaşayan İntha kabilesinin gölün üzerine kazıklar üzerine inşa ettikleri ahşap ve bambu dokuma evlerde binlerce yıldır yaşıyor olmaları. İntha’da yerel dilde “Gölün Çocukları” anlamına gelmektedir. Bu değişik yerleşim şekli de onların farklı bir yaşam tarzı yaratmış. Bu yaşam tarzı da, beslenmeden, balıkçılığa, ulaşıma, tarıma, giyime kadar hayatın tüm gerekli alanlarını gözle rahatlıkla fark edilebilecek kadar etkilemiş.

indein pagoda

Bu gölün üzerinde 70.000 nüfuslu bir kasaba var. Öyle yoklukların yaşandığı bir yer değil. Hastanesi, okulu, pagodaları ve otelleri ile birlikte tam teşekküllü bir kasaba. Ulaşım teknelerle yapılıyor. Kasabanın ismi de, NyanungShwe. Bir zamanların kendi halinde, kimsenin ismini bilmediği ve sakin bir kasaba olan NyanungShwe, bu günlerde turizmin getirdiği hareketlilikle turistlerin cazibe merkezi haline gelmiş. Sahip oldukları ile de bunu hak ediyor.

Gölde evlerin bir kısmı, gölün adaları üzerine ya da sahillerine inşa edilmiş. Suyun üzerine inşa edilmiş evler de var. Nerede olursa olsun evler ağaç kazıklar üzerine inşa edilmişler. Bu da, göle diğer dünya göllerinden farklı bir görüntü veriyor.

Yaklaşık 22 km. uzunluğunda ve 7 km. genişliğinde olan göl, sığ bir derinliğe sahip. Teknelerle taşımacılık yapılıyor. Tekneler uzun ve ince olarak inşa edilmişler. Gölde derinlik az olduğundan uzun bir şaft ile kıçtan motorlu çalışıyorlar. Bu da, teknelere her yere girme olanağı sağlıyor. Pervane aynı zamanda dümen görevi de görüyor. Oldukça süratli olan bu tekneleri turistler için daha konforlu bir şekilde düzenlemişler.

Göl, aynı zamanda bir kuş cenneti. Gölün birçok yerinde kuşların korunması ile ilgili işaretlere rastlamak mümkün. Kuşların bir kısmı yerli, bir kısmı da göçmen. Turizmin getirdiği hareketliliğin, kuşlar açısından olumsuz bir ortam yarattığı açıkça görülüyor.

Gölün üzerinde kökleri suda olan domates, salatalık ve biber gibi sebzelerin yetiştirildiği yüzen sebze bahçelerinin sayısı az değil. Bu yüzen sebze bahçeleri, evlenme çağına gelmiş İntha kızlarının çeyizlerinin vazgeçilmezlerinden birisi. Bunlar arasında dolaşmak, gölün gezginlere sunacağı sürprizlerden sadece birisi.

Gölde yaşayanların önemli gelir ve besin kaynağı, balıkçılık. Bu gölün balıkçıları da, dünyanın diğer balıkçılarına benzemiyorlar. Geniş pantolonları ve kafalarındaki geniş kenarlı şapkaları ile sevimli ve özel bir görüntü verirken; tek ayakları ile kullandıkları küreklerindeki kendilerine has stilleri ve yetenekleri onları dünyada hem özel hem de tek yapıyor.

Uzun, çok dar ve motorsuz olan balıkçı teknelerinin ön tarafında yalnızca balıkçının durabileceği kadar düz bir alan var. Balıkçı tek küreği ile tekneyi hareket ettiriyor ve aynı zamanda yön veriyor. Bunu elleri ile yapamaz, çünkü elleri ağlar ile dolu. Bir ayağı üzerinde dururken ve diğer ayağı ile küreği kullanıp tekneye yön ve hareket verirken aynı zamanda ağları göle serpmelerindeki sergiledikleri ritmik hareketlerin ahengi ve ustalığını seyretmek son derece güzel ve keyif verici. Buna bir de güneşin batışı esnasındaki renklerin dansı eklendiğinde, ortaya çıkan görüntü kışkırtıcı, şaşırtıcı ve baştan çıkarıcı. Doğanın ve insanoğlunun ortaya koyduğu bu manzarayı dünyada yalnızca Inle gölü, Myanmar’da görebilirsiniz.

Bu, tek bir kişinin oynadığı muhteşem oyunun yalnızca birinci perdesi.

İkinci perde açıldığında balıkçı elinde serpme ağ yerine huni biçiminde bir ağla birlikte karşımızda duruyor. Yine tek ayağı ile küreği kullanarak tekneyi yönlendirip hareket ettirirken elleriyle bu huni şeklinde ağı suya daldırıp balık topluyor. Bu muhteşem manzarayı mı seyredeceksin yoksa fotoğraf mı çekeceksin? Bu ikilem arasında sıkışıp kalmakta, başa gelen bir çaresizlik. Ne olursa olsun bu anı yaşamak ve orada olmak da, gezenin ayrıcalığı.

Gerek birinci ve gerekse ikinci perdede balıkçının yaptığı hareketlerdeki uyum ve mükemmeliyet üst seviyede olup her türlü takdirin üzerinde. Ancak daha da önemlisi bu hareketleri yaparken sağladığı denge inanılmaz ve muhteşem.

Denge hareketlerini jimnastik yarışmalarında ya da sirklerde görmüş olabilirsiniz. Bunlar sonunda bir yarışma ya da gösteridir. Bu ise yaşamın içerisinden gerçek bir kesit. Balıkçı hayatını kazanmak ve ailesine bakmak için bunları yapmak zorunda. Bunu bir hobi olarak değil, yaşamının bir gereği olarak yapıyor. Güzel olan bu değil de nedir? Ancak bunu bir gereklilik olarak bu günün balıkçıları yapıyor. Ben eminim ki Myanmar’da turizm geliştiğinde balıkçıların bu muhteşem görüntüsü çok yakın bir zamanda yalnızca gösteri olarak yapılacak ve bu günkü doğallığı da yok olacaktır. Myanmar’a şu senelerde gitmenin önemli nedenlerinden bir başkası.

Güneş batarken ve doğarken mutlaka gölün üzerinde olun ki bu muhteşem manzarayı kaçırmayın. Hele fotoğrafçılar için mutlaka, ama mutlaka kaçırılmaması gereken bir fırsat. Bu özel görüntüleri çektiğinizde kendinizi de özel hissedeceğinizi umuyorum.

Uzun yıllar boyu dış dünya ile ilişkisi kesilen Myanmar’da sanayi yok. İnsanlar ihtiyaçlarını tamamen elle ve büyük bir ustalıkla yapıyorlar. Gölde bulunan elle işletilen tezgahlarda kendi ihtiyaçlarının yanında turistler için de hediyelik eşyalar üretiyorlar. Lotus yani Nilüfer çiçeğinin lifleri ile yapılan keten benzeri kumaşlar, bunların içerisinde en ilgi çekenleri. Bunların yanında elle yapılan geleneksel teknelere, eski usulle döverek bıçak üreten demircilere ve yalnız elle yapılan yerel puroların sarıldığı yerlere kadar İnle, size unutulmaz anlar yaşatacaktır. Hayatınızda hiç sigara içmemiş olsanız dahi aklınızdan burada yalnızca şöyle bir tüttürmek geçecektir. Bu katiyetle bir tütün içmek arzusu değil, sadece insan emeğine ve onu saranın katkısına olan hürmettir. Çünkü artık bunların dünyada Küba gibi çok az örnekleri kaldı. Yarın bu ülkeye makineler geldiğinde bunlar da gösteriden ileri gidemeyecektir.

(El tezgahları)

Göl üzerinde yaşayan bu kadar kişinin olduğu yerde pagodanın olmaması da imkansız. Çok sayıda bulunan pagolardan PhaungDawooPagoda’daki Buda heykeli diğer pagodalardakinden farklı. Pagoda’nın ortasında yuvarlak kaya şeklinde beş adet taş duruyor.Bunlara Buda diyorlar ve bunların üzerine ziyaretçiler, altın yapraklar yapıştırıyorlar. Bu yapıştırma işini sadece erkekler yapabiliyor, kadınlara bunu yapmak yasaklanmış.

nga phe chaung manastırı

Bir zamanlar NgaPheKyaung adlı manastırda yaşayan bir rahip, burada beslenen kedilere çemberin içinden atlamayı öğretmiş. Zamanla kedileri ile ünlenen manastıra, Zıplayan Kediler Manastırı denmeye başlanmış. Turistlerde, manastırı görmek için değil, kedileri görmek için gelmeye başlamışlar. Cambaz kediler yüzünden gerçek isminin unutulduğunu, güzelliğinin ve öneminin gölgede kalmaya başladığını anlayan rahipler bu uygulamaya son vermişler. Son zamanlarda kendi adıyla anılıyor ve kediler de çemberin içinden atlamıyor, sakin sakin oturuyorlar.

indein pagoda

İnle gölünün batısında bulunan ve teknelerle kanallar arasından kıvrıla kıvrıla güzel bir manzaranın eşliğinde gidilen İntha Bölgesi’ndeki yüzlerce pagodanın yer aldığı Indein Pagodaları görülecek en güzel ve önemli yerlerden birisi. M.Ö.3. yüzyılda ünlü Budist Kral Ashoka tarafından yapımına başlatılmış olmaları, pagodaların tarihini değerini attırıyor.

phaung daw oo pagoda

 

Günümüzde tarihin derinliklerinden gelen geleneksel hayat tarzlarını ve kültürlerini yaşayan Myanmar’a artık her sene artan sayıda turist ve dolayısı ile para da gelmeye başlamıştır. Buna paralel olarak yabancı yatırımlarında beraberinde geleceği bir gerçektir de. Bunu bu günde görmek mümkündür. Onlar da, zamanla modern dünyanın olanaklarına kavuşacaklar ve hayat standartları da gelişecektir. Uzak olmayan bir zaman dilimi sonunda bu günkü yaşam tarzlarını terk ederek modern hayata döneceklerdir. Bu onların doğal hakkıdır. Yaşadıkları bu günkü geleneksel hayat ve kültürleri müzelere kaldırılacak ve resimlerde birer anı olarak kalacaktır.

nga phe chaung manastırı

Bu gelişmeler göz önüne alındığında Myanmarlıların kültürleri ve geleneksel yaşam tarzları müzelere kaldırılmadan ve tozlu raflarda yerini almadan Myanmar’ı ziyaret etmek ve onlarla beraber bu tarihi yaşamak kaçırılmayacak şanstır.

Myanmar, gezmeyi sevenler için gezi listesinin ilk sıralarında yer almayı hak eden bir ülkedir.

Hoşçakalın.

olay.salcan@gmail.com

olaysalcan.blogspot.com

 

indein pagoda
phaung daw oo pagoda

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL