Geçmişte alışverişlerde  kullanılan “gazeteden kese kağıtlarını” hatırlatan yazarımız A Nejat Şardağı; günümüzün hızla gelişen teknolojisi ve Covid 19 tedbirlerine gönderme yaparak otel ve restoranlarda menü kartlarının kare kod (QR) uygulamasının başlatılmasını öneriyor ve güvenli turizm için önemine dikkat çekiyor.

Teknolojinin kullanım amaçlarına göre doğaya iyi veya kötü etkilerde bulunduğunu belirten yazarımız Şardağı; “biz kötü taraflarını göz ardı etmeksizin iyi taraflarını dikkate almalıyız diye düşünüyorum. Akıllı telefona indirilecek bir uygulama yazımda belirttiğim üzere halen gündemde olan COVİD-19’a olduğu kadar pek çok sağlık güvenliği ve tüketici haklarının korunmasına yardımcı olacaktır. Özendirilerek yaygınlaştırılması ülke tanıtımı ve prestijine önemli katkıda bulunacaktır.” dedi.

İşte yazarımız Şardağı’ndan geçmişten günümüze hatırlatmalar, çarpıcı eleştiriler ve  yetkililere sunulan önerilerle harmanlanan ufuk açıcı bir yazı:

A NEJAT ŞARDAĞI- İzmir

ENAT Türkiye Temsilcisi (Avrupa Erişilebilir Turizm Ağı (European Network for Accessible Tourism)

KESE KÂĞIDI = UN + SU + ESKİ GAZETE

Bu formülün püf noktası su ile karıştırılarak elde edilen tutkalın bolca kullanılması idi. Dolayısıyla ağırlaşan kese kağıdı, içine konan ürünün gramajına yansırdı.

İyi niyetli (!) bakkalların tarifi üzerine uygun yapılmayan kese kâğıtları alıcı bulamaz, alışveriş veresiye yapıldığı için de kimsenin sesi çıkmazdı.

Benim çocukluğumda içi boş gazetelere “ancak kese kâğıdı olur” denmesi işte bu yüzdendir.

Şimdilerde de pek çok gazetenin kâğıdı, içeriğinden daha değerli gibi…

Bu gazete e-yayın yaptığı için, kese kâğıdı yapılma olasılığı yok ama başlığı “Turizmde Güvenlik” yazsaydım okunma olasılığı sanki daha az olacaktı diye düşündüm. Çünkü güvenlik denilince daha çok biz turizmclerin kontrolü dışındaki olaylar; hırsızlık, dolandırıcılık, taciz gibi daha çok kriminal vakalar yani polisiye tedbirler öne çıkıyor.

Sağlık güvenliğinde bir adım atalım.

Gazeteyi satın aldığımız para, pek çok el değiştirdiği için daha kirli (her ikisinin de mecazi kirliliğinden bahsetmiyorum). Bugün restoran ve barların girişinde her ne kadar dezenfektan bulunsa da masalarda bulunan menü kartları kirlenmekte ve eskimektedir. Giriş ve masalara konulacak kare kod (QR) çok daha hijyenik, çağdaş ve yenilenme maliyeti olmayan bir çözüm olarak birçok restoran ve kafeteryada uygulanmaktadır. Ancak bunun özendirilerek genişletilmesi, daha çok mekanın kullanması sağlanmalıdır.

Söz restoranlardan açılmışken, gençliğimde Nuruosmaniye civarındaki bir esnaf lokantası aklıma geldi. Daha çok halıcı, kuyumcu esnaf ve çalışanlarının müdavimi olduğu lokantanın garsonu hesabı çıkartırken sıfır-sıfır-sıfır elde var (müşterisine göre) 1-3-5 der, ertesi gün aynı yemeği alsanız bile farklı bir hesap öderdiniz. Kapalıçarşı’nın Mercan çıkışındaki Arnavut kardeşlerin lokantasında ise kuru fasulyeyi mutlaka parmaksız sipariş etmeniz gerekirdi. Parmaksız kuru fasulye siparişinizdeki birinci riskiniz küfür yemek, ikincisi ise masaya sertçe konulan tabaktan üzerinize yemeğin sıçraması idi.

Avrupa’nın çizmesinde müşteri bolluğu yaşanan bazı kentlerinde işletme sahipleri yerli (vatandaş), çalışanlarının çoğunun ise Uzak Doğulu olduğu dikkatimi çekmişti. Ancak çok daha önemlisi, servis personelinin hesabı verirken masaya vurarak “bahşiş hesaba dahil değildir” diye yüksek sesle müşterileri ikaz (!) etmeleri ilginç gelmişti.

Bir tatil beldemizde ise her şey dahil sisteminden faydalanmak istemeyen bir Rus çiftin yedikleri balık ve iki şişe şarap için 7500 dolara isyan etmesinin 5000 dolara tatlıya bağlandığını gördüm.

Geceliği 15-17 bin dolara villa kiralayıp bir ay kalan bu turistler artık ülkemize gelmiyor.

Kare kod uygulamasının zorunlu tutulması ciddi bir güvenlik göstergesi olacak, menünün farklı dillere de çevrilmesine olanak sağlayacak belki daha varlıklı insanların gelmesine, otelden çıkıp bu uygulamaya sahip mekânlarda güvenli tatilin huzurunu eşsiz lezzetlerle tatlandıracak, turizmcilere de daha çok katkı sağlayacaklardır.