Güncel Yazarlarımız

Nilüfer Yücedağ: 2030’da Enerji Çağı Başlıyor

Nilüfer Yücedağ: 2030’da Enerji Çağı Başlıyor

 

2030’da Enerji Çağı Başlıyor

 

Bilim insanları doğal enerji ve doğal ışıklandırma için bir çok proje üretiyor, araştırmalar ve çalışmalar yapıyorlar.

Bir gün tüm dünya belki doğal enerjiye ve ışıklandırmaya geçebilir. Kimbilir?

Pandemide örneği var, tüm dünya hep birlikte ortak hareket etmek durumunda kaldık.

 

Global anlamda bir süreliğine aydınlatmaları veya elektriği kullanmama veya çok kısıtlı kullanma durumu ortaya çıkarsa neler yapabiliriz?

 

UNDP tarafından yayınlanan,

“The energy revolution has arrived – here’s how to be a part of it”

başlıklı bir makalede,

Enerji devriminin artık başladığı” ifade edildi.

“Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Liu Zhenmin ile BM Genel Sekreteri Damilola Ogunbiyi tarafından ortaklaşa yazılan bu makalede (2021);

Sanayi devriminin yüz yıl,

Dijital devrimin ise; yirmi yıl sürdüğü,

bir sonraki küresel devrim olan Enerji devriminin ise artık başladığı ifade edildi.

“Bine yakın kent, otuz yıl içinde şiddetli sıcak hava dalgalarıyla karşı karşıya kalacak”

Makalede artan sıcaklıklar sebebi ile bine yakın kentin, otuz yıl içinde şiddetli sıcak hava dalgalarıyla karşı karşıya kalacağından, iklime bağlı yıkıcı sel, kuraklık ve orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini artırarak nüfusu yerinden etmesine, geçim kaynaklarını kaybetmesine ve can kayıplarına yol açacağından bahsediliyor.

Küresel enerji dönüşümünün ise, yeni fırsatlar açacağı ve giderek derinleşen eşitsizliklerin sona ermesine yardımcı olacak olan enerjiye evrensel erişimi içereceği ifade ediliyor.

“Dünyada 759 milyon insan hala elektrikten ve getirdiği tüm fırsatlardan yoksun. 2,6 milyar insanın ise yemek pişirmek, aydınlatmak veya evlerini ısıtmak için temiz yakıta ve teknolojiye sahip olmaması ise; kabul edilemez.”

Enerji çağına geçiş ile yeşil enerji ve yeşil işler gündemde

Makalede, hükümetler covid krizinden çıkış yolu belirlemeye başlarken; tüm ülkelerin, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşması ve Paris Anlaşması hedeflerini karşılamak için dünyayı harekete geçiren bir enerji geçişinin parçası olma şansına sahip olmasını sağlaması gerektiği ve bunun kolay bir iş olmayacağı; adil bir geçiş sağlamak için, sosyal koruma ve yeni beceriler yoluyla toplulukların yeşil bir ekonomiye uyum sağlamasına yardımcı olunması gerektiği ve herkesin 2030 yılına kadar beklenen 30 milyon yeni yeşil işten faydalanmasının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.

UNDP İklim Sözü, 118 ülkeyi iklim taahhütlerini geliştirmeleri için desteklediği, bu desteğin büyük bir kısmının, ülkelerin ekonomilerini canlandıracak yeni işler ve geçim kaynakları yaratacak olan temiz ve yenilenebilir enerjiye adil bir geçiş uygulamasına yardımcı olacağı ifade ediliyor.

Yenilenebilir kaynakların maliyeti düşmeye devam ediyor. Dekarbonizasyonu destekleyen kamuoyu artmaya devam ediyor. Finans kurumları ve özel sektör fosil yakıtları terk etmeye başlıyor.

Bu geçiş için hızlanan ivmeyi desteklemek amacıyla; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Eylül 2021’de, 40 yıl aradan sonra Enerji konusunda ilk Üst Düzey söyleşiyi düzenledi. Dönüm noktası niteliğindeki bu etkinlik, ülkelere yeni yatırımlar çekmeleri ve yeni ortaklıklar kurmaları için küresel bir aşama sunuyor.

Birleşmiş Milletler hükümetlerden; şirketlerden ve kuruluşlardan herkese  sürdürülebilir enerjiyi ilerletmek için ölçülebilir planlar talep ediyor.

Hükümetleri, işletmeleri ve sivil toplumu bir Enerji Sözleşmesi taahhüt ederek; bu enerji devriminin ön saflarında yer almaya, kimseyi geride bırakmayan küresel bir yeşil ekonomi inşa etmeye davet ediyorlar.”

 

Doğal Işıklandırma için araştırmalar yapılıyor

Bununla birlikte bilim insanları tarafından  bitkilerin ışık yaymasını sağlayan araştırmalar yapılmaya başlandı:

“Suteresi yapraklarına özel nanoparçacıklar yerleştirilerek, bitkilerin yaklaşık dört saat boyunca loş ışık yayması sağlandı. Massachusetts Tekn. Enst. mühendisleri bitkilerin ışık vermesini sağlayabilmek için ateşböceklerine ışıltı veren enzim olan Lusiferaz’dan faydalandılar.

Ödüllü GROW projesinde ise; “Sanatçı Daan Roosegaarde, tasarımcı ve uzmanlardan oluşan araştırmacılar bitkiler için güneş ışığının süresinin uzatılmasını sağladılar ve 20.000 m2 bir tarım alanında çalıştılar. Bu proje ayrıca ışık kirliliğini de önlüyor.

İngiliz sanatçı Bruce Munro’nun “Field of Light” isimli eseri, yaklaşık 4 futbol sahası bir alanda Güneş Enerjisi ile çalışan 50.000 ışık küresi ile görkemli ve antik kayaların bulunduğu Avustralya’nın Red Center Çölünü aydınlattı.

Van Gogh-Roosegaarde bisiklet yolu Projesi Tasarımcı Daan Roosegaarde ve Heijmans Infrastructure tarafından başlatılan yarının interaktif ve sürdürülebilir yolları olan ikinci Akıllı Otoyol Projesi çalışmaları için. Amaç; trafik durumuyla etkileşime giren ışık, enerji ve yol işaretlerini kullanarak akıllı yollar yapmak. “Van Gogh-Roosegaarde bisiklet yolu”, Yıldızlı Gece’den ilham almış ve binlerce parlayan taştan yapılmıştır. Gündüz şarj oluyor, gece ışık veriyor. Yol, Van Gogh’un 1883’te yaşadığı Hollanda’nın Nuenen şehrinde kültürel mirasla inovasyonu birleştirerek sürdürülebilirliğe ve turizme de katkı sağlıyor.

Google; “Yeni nesil Jeotermal teknolojiler” geliştireceğini duyurdu. 2030 yılına kadar tüm çalışmalarını 7/24 karbonsuz enerjiyle yürütmeyi hedefliyor. Google & Fervour Enerji iş birliği ile Nevada genelinde veri merkezlerine ve altyapıya güç sağlamak için yeni nesil jeotermal enerji geliştirecek.”

Kenya’da; “Dünyanın ilk güneş enerjisiyle çalışan ve tuzlu suyu içme suyuna çeviren tesisi kuruldu.”

Çok farklı bir projede ise bakterinin yaydığı enerjiden biyo-pil üretiliyor; East Anglia Üniversitesinden bilim insanları deniz ve nehirlerde bulunan bir  bakterinin doğal olarak yaydığı enerjiden elektriği  toplayan yeni bir biyo pil tasarımı geliştirdiler.”

 

Ülkemizin bitki potansiyeline baktığımızda tüm Avrupa’da tespit edilen 12.000 civarı bitki türünden yaklaşık 11.000’i Türkiye’de yetişiyor. Neredeyse tüm Avrupa’da yetişen toplam bitki türü ülkemizde yetişebiliyor.

11.000 bitkinin üçte biri endemik bitkidir. Yani; Türkiye’den başka dünyanın hiçbir yerinde doğal olarak yetişmemektedir. 3.500 türden fazla olan endemik tür sayısı da yine Avrupa’nın toplam endemik sayısına yakın, hatta fazla (Avrupa’nın toplam üçbin). Türkiye’nin Tıbbi ve Aromatik bitki tür sayısı ise  650’dir. 

 

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Ülkemizin Güçlü Yönlerinden Biri

 

Bunun kıymetini bilmeli, daha çok önem vermeli, kullanılmayan bu tür büyüme ve gelişme fırsatlarından yararlanmalı ve 3.500 den fazlası endemik olan, 650 çeşidi Tıbbi ve Aromatik Bitki olan toplamda  11.000 bitkiden faydalanmalıyız.

Küresel Aromaterapi Pazar büyüklü değerinin 2028’de 3,7 milyar ABD dolarına ulaşması öngörülüyor 

Grand View Research tarafından yapılan araştırmaya göre; Küresel Aromaterapi Pazar büyüklüğü değerinin, 2028’de 3,7 milyar ABD doları olması öngörülüyor.

2020 yılında Aromaterapi kullanımında %40 oran ile “Evlerde Kullanım” pazarda en büyük orana sahip. İkinci sırada SPA, Wellness ve Kaplıcalar var. Üçüncü sırada Hastaneler ve Klinikler, dördüncü sırada ise; Yoga ve Meditasyon Merkezleri bulunuyor.

 

Bitki bilimi ve Eczacılığın Ana vatanı Ülkemiz

Tarihin ilk farmakopesi sayılabilen, Avrupa farmakopesi’nin temelini oluşturan, 7 dile çevrilen, binlerce yıllık, 500 tıbbi bitkinin tanıtımı ile birlikte bu bitkilerden hazırlanan ilaçların detaylı kullanımı ve bu bitkilerin resimlerinin de bulunduğu “De Materia Medica” isimli 5 ciltlik eserin yazarı ülkemizde doğmuş Hekim ve Bitki Bilimci Dioskorides‘dir.  M.Ö 40-90 Anavarza (Adana) doğumludur  ve Tarsus’ta tıp eğitimi almıştır.

Eczacılığın ana vatanı yine ülkemiz. Eczacılığın Babası (père de la pharmacie) sayılan Hekim ve Kimyacı  Galen (Claudius Galenus) ülkemiz topraklarında Bergama‘da doğmuştur. Lakabı ise “medicina”. Medicina iyileştirici anlamına geliyor.

 

Türkiye; dünya toplam kekik ticaretinde yaklaşık %40 pay sahibidir ve dünya defne yaprağı üretiminin ise; yarısından fazlasını karşılamaktadır. Ülkemiz  Tıbbi ve Aromatik  Bitkiler dünya pazarında zaten var. Ama 650  Tıbbi ve Aromatik Bitki çeşidi ile çok daha yukarı sıralarda hatta ilk sırada olmalıyız.

2028’de 3,7 milyar ABD dolarına ulaşacak olan Küresel Aromaterapi Pazarında ise -bu rakamın artacağını düşünüyorum- Türkiye üst sıralamada henüz yer almıyor. Başarılı olmamamız için hiç bir sebep yok.  Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliğine önem vermeli ve pandemi sebebi ile yeni iş alanı arayışında olan yatırımcılar da bu alana çekilmeli.

 

Kocaeli’den TABİP ve TABİM Projesi

 

Endüstri Başkenti Kocaeli “Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği” Projesini (TABİP) hayata geçirdi ve bu projeyi endüstriye çevirdi. Kocaeli’de Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Endüstrisi kuruldu.

Kentin çeşitli yerlerinde projenin 1500 dekarlık alanında tıbbi nane, biberiye ve oğul otunun hasadına başlandı. Çiftçilerle alım garantili tohum destekli proje ile sözleşme yapıyor ve çiftçilerin ürettikleri ürünleri satın alıyorlar. Kentte bu konuda  kurslar ve eğitimler düzenleniyor.

Türkiye’nin en büyük Tıbbi ve Aromatik Bitki Üretim ve İşleme Tesisinde, toplanan ürünler Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) iş birliğinde 8 milyon lira yatırımla açılan Sekapark A.Ş. Süper Kritik Akışkan Ekstraksiyon Tesisi’nde aromatik bitki yağı olarak işlenerek ihraç ediliyor. Gebze Teknik Üniversitesi’nden uzman teknik ekibin gözetiminde olan tesiste, ekstrakt ve esansiyel yağların üretimi gerçekleştiriliyor. Ayrıca yıllık yaklaşık 250 ton kuru herba işlenmesi planlanıyor. Başiskele – Kullar’da bulunan 42 dekarlık  Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Distilasyon tesisinde ise klasik yöntem ile üretim yapılacak, 1.000 metrekaresi üstü kapalı kurutma alanı olacak ve bir Ar-Ge tesisi bulunacak. Kocaeli Üniversitesi ile birlikte de Ziraat Fakültesi’nin önünde hazırlanan yaklaşık 200 dönümlük alanda tıbbi ve aromatik bitki ekimi yapılacak.

SEKAPARK A.Ş. ve TÜBİTAK arasında imzalanan protokol kapsamında ise “Tıbbi ve Aromatik İşletme Merkezi”  (TABİM) kurulacak. Bu merkezde gıda katkı maddesi, kozmetik ürün ve ilaç hammaddesi üretimi yapılacak. Ayrıca Kocaeli’de “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Yağ Borsası” kurulma kararı alındı.

 

Bu müthiş projeler çevre illere de katkı sağlayacak. Çevre iller ile kalmayıp tüm iller ile işbirliğine gidilmeli. Kentler Kocaeli’nin endüstrideki uzmanlığından faydalanmalı.

Türkiye’de, inovatif ürünler elde edilebilecek 11.000 bitki türü, 3.500 endemik tür ve 650 Tıbbi ve Aromatik bitki türü yalnızca bu eşsiz coğrafyamızda mevcut.

Yukarıda örneklerini verdiğim projeler gibi yeni projeler üretilip, doğal ışıklandırma elde edilebilir, elektrik aydınlatmalarında tasarrufa gidilebilir.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL